Bugun...


Eylül Ayı Tiroit Kanseri Farkındalık Geliştirme Ayıdır

facebook-paylas
Tarih: 28-09-2018 15:53
         
Eylül Ayı Tiroit Kanseri Farkındalık Geliştirme Ayıdır

Tiroit Bezi Nedir?

Tiroit bezi, boyunda orta hatta yer alan, 8-10 gram ağırlığında ve iç salgı fonksiyonu olan bir organdır. Tiroit bezinin iyot kullanarak yaptığı hormon bütün vücut metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynar. Tiroit bezi hastalıkları toplumda çok sık (yaklaşık her 10 kişiden 3'ü) rastlanmaktadır ve genellikle belirti vermezler. Ancak tiroit bezi nodüllerinin bir kısmı kanser olarak ortaya çıkmakta veya sonradan kansere dönüşebilmektedir.

Tiroit Kanseri Nedir?

Tüm kanser türleri arasında en az görülenlerinden biri olan tiroit kanserleri aynı zamanda tedaviye en olumlu cevabı gösteren kanser türüdür. Tiroit kanseri, en sık görülen endokrin kanseridir. Tiroit kanserleri tüm kanser vakalarının yüzde 1'den azını oluşturmaktadır. Çocuklarda nadir görülmekle birlikte, yirmili yaşlardan sonra görülen kanserler içinde ilk 5 sırada yer almaktadır. Her yıl 1000 kişiden birinde tiroit nodülü oluşmaktayken, 50.000 kişiden birinde tiroit kanseri oluşmaktadır. Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklerden daha sıktır, ancak erkeklerde görülen nodüllerde kanser görülme sıklığı kadınlardan daha fazladır. Toplumda görülme sıklığı yüzde 4,2 olan tiroit kanserlerinin oluşma riski hayat boyunca kadınlarda yaklaşık yüzde 0,7, erkeklerde ise yüzde 0.25'tir.

Tiroit Kanseri Nasıl Belirlenir?

Ultrasonografinin rutin uygulamaya girmesi ile artan tiroit nodülü tespit etme oranına paralel olarak bu nodüllere tanısal yaklaşım oranı da artmıştır. İnce iğne aspirasyon biopsisi ile daha çok tiroit kanseri teşhis edilebilir hale gelmiştir. Yapılan çalışmalarda, yetişkinlerde bu şekilde tesadüfen tespit edilebilecek tiroit kanser sıklığı yüzde 6 gibi yüksek oranlara çıkmaktadır. Tiroit kanserlerinin sıklığının artmış gibi görülmesinin önemli bir başka sebebi ise, iyi huylu tiroit hastalıkları nedeni ile ameliyat edilen vakaların patolojik incelemelerinde ayrıntılı ince kesitli inceleme yapılmasıdır. Bu şekilde tiroit kanseri yakalama olasılığı yüzde 5'ten yüzde 13'e çıkmaktadır.

Tiroit Kanserine Neden Olan Etmenler Nelerdir?

Tiroit kanserlerinde bazı genetik bozuklukların önemli rol oynadığı  gösterilmiştir. Medüller kanserlerin yüzde 25’i ailesel geçişli olup, ailesel papiller tiroit kanserleri de tanımlanmıştır. Baş ve boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması tiroit kanseri sıklığını artırır. Çocukluğunda 200–700 rad civarında radyasyon almış kişilerde 20–25 yıl sonra tiroit kanser sıklığının arttığı saptanmıştır. Bir araştırmada 500 rad civarında radyasyon alan şahıslarda tiroit kanser sıklığının yüzde 2 civarında olduğu ortaya konmuştur. 1986’da Rusya'daki Çernobil nükleer santrali kazasından sonra o bölgede yaşayan kişilerde tiroit kanserinde büyük artış olmuştur. Ek olarak baş ve boyun bölgesinde kanser saptanıp bu alana radyasyon uygulanan hastalarda tiroit nodülü ve kanseri görülme olasılığı da artmaktadır. Eğer geçmişte bu tip bir tedavi size uygulanmış ise bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmalı ve tiroit bezinin incelenmesini istemelisiniz.

Tiroit Kanseri Belirtileri ve Tanısı

Tiroit bezi kanseri genellikle belirti vermez. Guatr nedeniyle takip edilen hastalarda veya tesadüfen başka bir hastalık için yapılan tetkiklerde ortaya çıkabilir. Nadiren boyunda kitle, ses kısıklığı, yutkunma güçlüğü; çok nadiren de kemik kırıkları veya hipertiroiti (zehirli guatr) ile ortaya çıkabilir. Medüller kanserli hastaların yüzde 30'unda yüzde kızarma, ishal ve yorgunluk olabilir. Kişide tiroit nodülü olup olmadığını saptamak için günümüzde kullanılan en etkili yöntem tiroit ultrasonografisidir. Daha eskiden kullanılan tiroit sintigrafisi yöntemi, günümüzde nodül tespitinde değil, daha çok aktivitenin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Son yıllarda tiroit hastalıklarında tanısal yöntemlerin ilerlemesi, teknik imkanların gelişmesi nedeni ile bir çok vakada tiroit ultrasonografi ve tiroit ince iğne aspirasyon biopsi yapılabilmektedir. Bu nedenle başlangıç halindeki tiroit kanserlerinin dahi teşhis edilme olanağı günümüzde çok yüksektir.

Tiroit bezinde nodül saptandıktan sonra eğer kuşku varsa, nodülden yapılan tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB) ile tiroit nodüllerinin kötü huylu olup olmadığı ortaya konur. TİİAB, tanıda altın standart olup, deneyimli ellerde duyarlılık % 98, pozitif öngörü değeri ise % 99 oranlarındadır. TİİAB; iyi ellerde düşük riskli, hızlı sonuç veren ve kolay uygulanan bir yöntemdir. TİİAB’nin ultrason eşliğinde yapılması tanı değerini arttırmaktadır. Biyopsi sonucu iyi huylu gelirse ve hastanın başka bir yakınması yok ise tiroit nodülleri takip edilebilir. Biyopsi sonucu kuşkulu veya kötü huylu gelirse, cerrahi tedavi aşamasına geçilir. Alınan materyalin yetersiz gelmesi durumunda biyopsi yinelenmeli, yine yetersiz materyal gelmesi halinde ise hastanın klinik ve mevcut risk durumu değerlendirilerek cerrahi girişim düşünülmelidir.

Tiroit Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tiroit kanseri tedavisinin en etkili yöntemi cerrahidir. En güvenilir yöntem total tiroidektomidir (tiroit bezinin tamamen çıkartılması). Bu yöntem nüks -tekrarlama- olasılığını azaltmakta ve ameliyattan sonra yapılacak radyoaktif iyot tedavisi gibi cerrahi olmayan tedavi yöntemlerinin etkinliğini de en üst düzeye çıkartmaktadır. Operasyon öncesi ya da cerrahi sırasında boynun ön ya da yan bölümlerindeki lenf bezlerinde kanıtlanmış metastaz -yayılım- söz konusu ise, bu alanlara yönelik tedavi edici boyun diseksiyonu (o bölge lenf bezlerinin tamamen çıkarılması) ameliyatı yapılmalıdır. Kanıtlanabilir lenf bezi metastazı olmasa da; tümör çapının 4 cm üzerinde olması halinde koruyucu olarak tek ya da iki taraflı ön bölge boyun diseksiyonu önerilmektedir. Tiroidektomi ve boyun diseksiyonu, tiroit konusunda deneyimli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Cerrahi esnasındaki bulgulara, kanserin patolojik verilerine ve total tiroidektomi sonrası yapılan tüm vücut taramaları sonucuna dayanılarak ameliyattan sonra hastalara radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Tiroit cerrahisinde görülebilen ses kısıklığı, kalsiyum düşüklüğü gibi komplikasyonlar, ameliyat deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirildiğinde en aza inmektedir.

Op. Dr. Kayıhan ÇAĞLAR

  Genel Cerrahi Uzmanı 

 

İLGİLİ MAKALEMİZ




Kaynak: İkinci Bölge Haber



loading...

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI