Bugun...
Uçuruma düşmeden!


Agah Oktay GÜNER
agahoktayguner@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 01-12-2016 00:00
     

Dünya her gün ağırlaşan devletlerarası kavgalar içindeyken. Orta Doğu bizi 1. derecede ilgilendiren bölge olarak en çetin çekişme ve çatışmalara sahne olmakta. Türkiye her zamankinden çok birliğe, beraberliğe soğukkanlı olmaya itidal ile hareket etmeye mecbur. II. Cihan Harbi felaketi öncesinde Alman milletinin bin yıllık geleceğini güven altına almak için yola çıktık diye bağıran hasımlarına her türlü hakareti reva gören Hitler vardı. İngiltere Başbakanı Churchill ülkesi Alman uçakları tarafından bombalanırken sükunetini koruyor, İngiliz halkından "birlik, sabır, gayret" istiyordu. İngiliz Parlamentosu açıktı. Churchill, Parlamentoda yaptığı konuşmalarda Hitler'e hakaret etmiyor kendi milletine seslenerek: "Size kan ve gözyaşı vaat ediyorum. Daha çok çalışacağız, birliğimizi, bütünlüğümüzü koruyacağız" diyordu.  Kaçınılmaz olan savaş günleri geldi. İngiltere sessiz bir kararlılıkla her türlü savaş tedbirini almıştı. Kendisinden gayrı kimseyi dinlemeyen "ben her şeyi bilirim" diyen Hitler, duracağı yeri bilemedi. Rusya'ya hücum eden Alman birliklerini Slav bozkırlarının dondurucu soğuğu bitirdi. Stalin kiliseyi de yanına alarak Alman ordularını hezimete uğrattı.

İnönü çok iyi bildiği savaşı, usta bir satranç oyuncusunun sabrıyla Türk sınırlarının dışında tutmayı başardı. O millî mücadelenin eşsiz komutanı Atatürk'ün kurmay heyeti içerisindeydi. Atatürk millî mücadelede karşısındaki Yunan ordusu başkomutanı Trikupis'in zafer naraları atan nutuklarına asla cevap vermiyor, İzmir'den itibaren Türk halkına akıl almaz zulümler reva gören Yunan askerlerinin zulümlerini, işkencelerini ve her türlü şerefsizliklerini sabırla takip ediyordu. Trikupis'in sırtı kalındı. İngiltere her türlü silah, cephane desteğini sağlamış, ayrıca Yunanistan'a yüklüce maddi destek göndermiştir. Mustafa Kemal ise Trablus, Balkan, I. Dünya Savaşı'nın cephe yorgunu fedakâr bir halktan yeni bir ordu kurmaya çalışıyordu. Türk milleti O'nun yanındaki kadroda Çobanlı Paşa'nın Çanakkale deniz zaferlerini Doğu Anadolu'yu Ermeni zulmünden kurtaran K.Karabekir Paşa'nın yiğitliğini görüyordu. M. Kemal Paşa'nın şahsında Çanakkale kara savaşlarındaki kahramanlığı ümidin, zaferin ışığını yaşıyordu. Ankara Büyük Millet Meclisi açıktı. Ordunun hazırlanması, savaşın başlaması ve devamı sırasında M. Kemal Paşa, Meclise devamlı bilgi veriyordu. Millî mücadelenin asker ve sivil kadroları tam bir bütünlük içindeydi. Meclisin kabul ettiği Tekâlif-i Millîye Kanunu ile bu yiğit ve eşsiz millet bulgurdan nohuda, çoraptan iç gömleğine kadar nesi varsa ordusuyla bölüşmek üzere veriyordu.

Devletin güvenliğine dikkat!

Örnekleri çoğaltabiliriz. Bütün bunlar günümüzde takip edilmesi gereken yolu o kadar güzel çiziyor ki. Devletin temel kuruluş felsefesine mutlak saygılı ve bağlı olmak işin öz cevheridir. Böylece iç cephe sağlamdır.

Bugünün Türkiye'si millî mücadele şartlarıyla ölçülemeyecek kadar güçlüdür. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu devletin güvenliğidir. Sosyal gerçeklerimizi olduğu gibi görmek ve bunları dürüstçe ifade etmek zorundayız. Ancak ülkede siyasi sorumluluk taşıyanlar bu dürüst görüşlere değer vermelidir. I. Meclisin zabıtları okunduğunda o yiğit ve yürekli kadroların cesaretleri, onurlu davranışları görülecektir.

Şu an için en önemli mesele dış politikayı iç politikadan ayırmaktır. Türkiye-AB ilişkileri şu anda tam bir darboğazdan geçiyor. Burası olmuyor, Şanghay'a gidiyoruz demek çok kolaydır, ancak öfkeyle söylenmiş bu söz tepemize altından kalkamayacağımız ne yükler indirir? Bunu görmek lazımdır. Öncelikle Türkiye kalkınmasını, demokratik sistem içerisinde ferdi hak ve özgürlüklere hukukun içinde saygı duyarak gerçekleştirmek istiyor. 200 yıldır bunun kavgasını veriyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ise insan hakları, demokrasi, ferdi hak ve özgürlükler, basın hürriyeti gibi konulara önem vermiyor. Nitekim örgütün üyesi olan devletlerin hemen hepsi diktatörlükle idare ediliyor. Bunu çok iyi görmek zorundayız. İkincisi 2015 yılında (ŞİÖ) üyelerine 7,5 milyar dolar tutarında ihracat yaptık. Aynı yıl AB ülkelerine yapılan ihracat 61,6 milyar dolar. Aynı yıl AB'den ithalatımız 79 milyar dolar, ŞİÖ'den ithalatımız ise 47,5 milyar dolardır. AB ile dış ticaret açığı 17,4 milyar, ŞİÖ ile dış ticaret açığı ise 40 milyar dolardır. Ülkemize gelen yabancı yatırımların da %75'i Avrupa kaynaklıdır. Türkiye AB pazarını kaybederse içine gireceğimiz felaket açıkça ortadadır.

Karar almak ciddi iştir

Geçmişin tecrübeleri ışığında böylesine çok önemli kararlar tek adam tarafından değil, bütün demokratik kitle örgütlerimizin ve sonunda TBMM'nin yapacağı ciddi araştırmalara dayanan müzakerelerin sonunda alınabilir.

Gerçeklerimizi olduğu gibi görelim. Türkiye'miz 15 Temmuz darbe girişiminin ardından girdiği OHAL sürecinde ekonomik, siyasal ve sosyal bir krize doğru sürükleniyor. Bağımlı olduğumuz yabancı sermayedeki kaçışın 2017'de de sürmesi halinde ekonomik küçülme ağır bir krize dönebilir.

Bu konuda sayfalar dolusu yazmamız ve söylememiz mümkün. Bir makalenin sınırları içinde ifade etmeye çalıştığım gerçekler gücünü vatan ve millet sevgimizden almaktadır. Tarihi tecrübelerin ışığında gerçeklerimizi görelim, dış politikada, iç politikada, ekonomide uçurumun kenarında durmasını bilelim.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI