Bugun...
Çok yönlü insan: ATATÜRK


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-07-2015 00:11
     

5 bin’e[1] yakın kitap okuyarak, müthiş zekâsını bilgiyle besleyen ATATÜRK; uygulamada, insanlık için mücadele eden ve başarıya ulaşan ve akla, bilgiye dayalı kurduğu devlet organizasyonuyla; son bin yılın en önemli dâhisidir. ATATÜRK, mükemmel bir asker ve devlet adamı olmasıyla beraber; edebi, felsefi estetik anlayışıyla da bir sanatçıdır. Elbette böylesine önemli bir bilgeden, dünyanın öğreneceği çok şey vardır...

 

BOP çerçevesinde sözü edilen 23 ülkenin, sadece madenleri veya coğrafi konumları dikkate alınmamalıdır. Bilmeliyiz ki, sömürgeciler buraya “her şey” için geliyor. Verimli topraklar, su, iklim, zengin yeraltı madenleri; ucuz iş gücü; ağır sanayisini geliştirmeyerek tüketime mahkûm etmek; bitki örtüsünden, kimya sanayisinde yararlanarak kendi ilaç tekellerine hammadde sağlamak; geleceğin olası büyük güçlerin (Rusya, Hindistan, Çin) ihracat-ithalat yollarını kesmek; İsrail’in güvenliği (ortak kültür tarihi olan bölge ülkelerini, birbirine yabancılaştırıp çatıştırma)… İşte bunun gibi daha belirtmediğimiz pek çok nedenle, sömürgeciler, bölgede istikrarsızlığı bölücülerle kalıcı ve ebedi hâle getirmek için uğraşacaklardır.[2], [3]

 

Bölgemizde 60 yıldır çevresindeki ülkelerle savaşan ve terörist çete olarak düşünülen İsrail, “uluslararası alanda hukuksuz, gayrı meşru devlet” izleniminden kurtulmak için, kendisine hava yastığı olacak bu yapay oluşuma, karmaşa çıkarma özelliğini devredecek. Böylece İsrail rahatlayacağı gibi; savaştırdığı komşularını da birbirleriyle oyalayıp zayıflatacak. İsrail’e hava yastığı olacak bu yapay oluşumu önlemek için, ülkemizde eğitimin, tamamen merkezi ve Türkçe olmasını sağlamak kaçınılmazdır. Bu da, şimdiki birlikçi (üniter) yapıyı koruyarak, uluslararası antlaşmalar, evrensel hukuk ölçüleri ve tarih bilimine göre var olmayan kürtlere; her ne olursa olsun asla varlık özelliği kazandırmamakla zorunludur…

 

İsrail'in güvenliğine ve bölgenin her türlü sömürülmesine, hiçbir şey bölücülük kadar hizmet edemez. O nedenle, hiçbir çirkinlik, bölücülükten daha çirkin olamaz...

 

Ülkemizde, yetkili ve etkili yerlerde, sömürgecilere gönüllü hizmet eden hamallar olması nedeniyle; içinde yaşadığımız dönemde, her geçen gün kötüye giden ve daha da kötüye gidecek olan zorlu şartlarda; halk, millet, ulus kavramlarına dair, bilge insan ATATÜRK ne dedi; şöyle kısa bir göz atalım dedik…

 

"Türk Ulusçuluğu, gelişme ve ilerleme yolunda ve uluslararası ilişkilerde bütün çağdaş uluslara paralel olarak, onlarla bir uyum içinde yürüyecektir. Ama bunu yaparken; Türk Ulusunun özelliklerini, bağımsız kişiliğini koruyacaktır." Demek ki, bağımlılık veya hegemonyaya alma olmayacak; karşılıklı çıkar etkileşimi olacak…

 

"...Türk ulusundanım diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan; Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz." İşte burada, milliyetçiliğimizin özelliklerinden biri, kültür milliyetçiliği; diyebiliriz ki, Türkçe konuşan herkes Türk’tür ve tabii Türkçe konuşmaktan kaçınan bir insan, Türk olsa bile Türk olduğunu iddia edemez…

 

"Türk demek, dil demektir. Ulusalcılığın çok bariz değerlerinden birisi dildir."

 

"Biz doğrudan doğruya ulusseveriz. Ve Türk ulusçusuyuz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar güçlü olur."

 

"Bundan yedi bin yıl önce Mezopotamya’da, insanlığın ilk uygarlığını kuran; Sümer, Elam ve Akad kavimlerinde demokrasi ilkesi uygulanmıştır. Gerçekten bu Türk kavimler, birleşik bir Cumhuriyet kurmuşlardır. Bundan sonra Atina ve Sparta gibi Yunan şehirleri, bir tür demokrasi ile yönetilmiştir. Roma’da demokrasi hayatı yaşamıştır. Türk ulusu, en eski tarihlerinde, ünlü kurultaylarıyla, bu kurultaylarda devlet başkanlarını seçmeleriyle, demokrasi düşüncesine ne denli bağlı olduklarını göstermişlerdir. Son tarih dönemlerinde Türklerin kurduğu devletlerde, başlarına geçen padişahlar bu yoldan ayrılarak baskıcı (zorba) olmuşlardır." Burası önemli; burada, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını tanıtmakla birlikte; bu kavramları ilk geliştiren ve uygulayanların da Türk olduğunu belirtiyor. Ayrıca tarih içinde kimlerin Türk olduğunu ve hangi toplulukları etkilediğini veriyor…

 

"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama biz öyle milliyetçileriz ki; bizimle işbirliği eden bütün uluslara şeref ve saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gerekliliklerini tanırız. Bizim ulusçuluğumuz herhalde bencil ve kibirli bir milliyetçilik değildir." Yani uluslararası ilişkilerde, karşılıklı çıkara dayalı iş yaparken; bağımsızlığımıza özen göstermemiz gerektiği gibi; Türkler hiçbir zaman hegemonyacı da olmadı…

 

ATATÜRK’ün milliyet tanımı:

"...Özetleme: Bütün bu söylediklerimizi kısa bir çerçeve içine sokmak istersek, şöyle diyebiliriz: Türk ulusunun ortaya çıkışında etkisi görülen doğal ve tarihsel olgular şunlardır:

a) Siyasal varlıkta birlik

b) Dil birliği

c) Yurt birliği

ç) Soy ve köken birliği (Irk ve menşei karabet)

d) Tarihsel yakınlık

e) Ahlak yakınlığı"[4]

 

"Bugünkü Türk ulusunun siyasal ve toplumsal birliği içinde kendilerine Kürtlük, Çerkezlik, Lazlık ya da Boşnaklık düşüncesi aşılanmak istenmiş yurttaş ve ulustaşlarımız vardır. Ancak geçmişin zorbalık dönemlerinin bir sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, -düşmana alet olmuş birkaç, gerici, beyinsiz dışında- ulus bireyleri üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır. Çünkü ulusun bu bireyleri de genel Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlak anlayışına ve hukuka sahip bulunuyorlar."[5]

İşte sazın bam teli; anlayamayanlar için, tekrar yazalım: Çerkezlik, Lazlık ya da Boşnaklık düşüncesi aşılanmak istenmiş yurttaş ve ulustaşlarımız vardır. Ancak geçmişin zorbalık dönemlerinin bir sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, -düşmana alet olmuş birkaç, gerici, beyinsiz dışında- ulus bireyleri üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır. Oldukça açık; cümleyi kısaltarak tekrar alıntılayalım: Ancak geçmişin zorbalık dönemlerinin bir sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, -düşmana alet olmuş birkaç, gerici, beyinsiz dışında- ulus bireyleri üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır.

 

"Bizim devlet hayatımız da bilindiği gibi; Osmanlı siyaseti, birbirinden farklı unsurlardan ve maddelerden oluşmuştu. Bunlardan bir harita yapmak olanaksız olduğu için, Osmanlı siyaseti yerine yeni bir siyaset çıktı. O siyaset; ulusal siyaset, Türkçülük siyasetidir."[6] Oldukça vurucu; ATATÜRK demek istiyor ki, Osmanlı farklı halklardan oluştuğu için mozaikti ve farklı halklar ayrılarak dağıldı. Geriye sadece Türkler kaldığından, Türk unsuruna dayanarak Misak-ı Millî sınırlarıyla çizilen Türkiye mozaik değil tektir; yani Türk varlığına dayanarak Misak-ı Milli sınırları içerisinde kurulan Türkiye’de, birbirinden farklı Osmanlı bakiyesi halklar veya etnisite kalıntıları, söz konusu bile değildir. Osmanlı, Türk tarihine devamlılık sunan bir tarih kesitine aittir o kadar. Mozaik ve Osmanlı bakiyesi gibi, ülkemizi bölmeye yönelik sömürgeci strateji merkezlerinde üretilen kavramlar tamamen bilimdışıdır. Dolayısıyla; ülkemizde alt kimlik, etnisite yoktur. Olmayan şeyi kabul etmek ve başkalarına kabul ettirmeye çalışmak; bölücülük eşiğini geçip bölücülüğe başlamaktır. Bölücülük sadece silahla olmaz; işin, kavramsal, teorik kısmı da var. Bunu, hep "bizdenmiş" gibi gözükenler yapıyor. Bunlar; ATATÜRK’ün dediği gibi: “geçmişin zorbalık dönemlerinin bir sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, -düşmana alet olmuş birkaç, gerici, beyinsiz dışında- ulus bireyleri üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır.”

 

Ülkemizde, komünist, liberal ve sosyalist geçinenler; kendilerine kürt denilen insanların, Lozan'a temsilci olarak İNÖNÜ'yle gönderdikleri belgede, kendilerinin Turan soylu Türk olduklarını bildirdiklerini[7] saklayarak sömürgecilerin ”özel etki görevlileri” olduklarını kanıtlıyorlar…

 

Şimdi birileri doğu sorunu mu diyor? Daha kendi içinde, eğitim ve iktisadi sorunlarını çözemeyen ülkemiz; sırf bölgedeki coğrafi şekillendirmelere uyumlu hale getirilmek için, sanki belli bir grubun sorunu varmış gibi, yapay bir sorunu çözmeye zorlanarak anayasa değişikliği önemseniyor. “Kürt meselesi” denilen şey; 1815 Viyana Kongresi’nde doğunun paylaşılması anlamına gelen “şark meselesi”nin, güncellenmesinden başka bir şey değildir. O nedenle, doğu sorunu demek; oryantalist bölücü bakışı içselleştirmektir. Unutmayalım ki, oryantalizm, bilgiyi sömürmek için öğrenir ancak, karışıklığı artırmak için yanlış bilgiyi yayar...

 

Irkçılık yapmıyoruz; yazdıklarımız yanlış yöne çekilmesin. Biz, tarih bilimi yapıyoruz. Bir şey adlandırılmadan önce, varlığı ispatlanmalıdır. Önce adlandırma yap, sonra dili inşa et; sonra halklaştır; sonra da devletleştir olmaz öyle şey. Eee hani bunun varlığına dair kanıt? Onu bırakın canım, kanıt isteyip ırkçılık yapmayın. Böyle saçma şey mi olur. Kanıt istemenin neresi ırkçılık; bu bilimsel yönteme aykırıdır. Biz diyoruz ki, önce varlık kanıtlansın, sonra adlandırılsın; sıralamayı tersyüz edip cahil-cühelanın kafası karıştırılmasın. Bilim diyor ki: "varlığı kanıtlanamayan şey yoktur." Bu; bizim öznel kabulümüz değil; evrensel, zaman üstü aklın apaçık gerçeğidir. Aynı ırktan geldikleri toplumlarına yabancılaşan kopuk ve savrukların; ne dilleri var ne de kalıntıları. Üstelik sömürgeciler, son iki yüz yıldır, en çok buna uğraşmasına ve pek çok "özel etki görevlisini" finanse etmesine rağmen, bilimsel, dişe dokunur "tek bir şey" bile ortaya koyamadılar…

 

Her fırsatta “kürdümüz”, “kürdümüzü Amerika’ya kaptırmayacağız”, “kürdümüzle cumhuriyetimizi yeniden kuracağız” gibi ifadelerle, sanki ikili yapıda federalizmi kulaklara üfleyen PERİNÇEK’giller ve durmadan “kürt kardeşim” diyerek olmayan şeyi adlandıran ve bölücülük yapan Tayyip’giller öğrensin; insan hayat boyu öğrencidir…

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak

[1] Sinan MEYDAN – ATATÜRK’ün Mayaca-Türkçe sözcük analiz çalışması; Bütün Dünya dergisi; Ekim 2014; Sayfa 57

[2] M. Seymour HERSH – Plan B; The Newyorker dergisi; Haziran 2004

[3] Ralph PETERS - Kanlı sınırlar; Armed Forces Journal-AFJ dergisi; 2006

[4] Nuran TEZCAN - ATATÜRK'ün yazdığı yurttaşlık bilgileri, Çağdaş Yayınları, 3. baskı

[5] a. g. e.

[6] Prof. Dr. Dursun YILDIRIM; Mustafa Kemal ATATAÜRK’ün Kültür Anlayışı ve Tam Bağımsızlık Stratejisi; Atatürk Araştırma Merkezi; sayfa: 4

[7] Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü; Osmanlı Arşivleri: HR. İM, 60/3



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI