Bugun...
Irak, Suriye ve Türkiye’deki olayları birbiriyle ilişkili değerlendirmek gerekiyor


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-04-2016 23:31
     

Biz; zamanında Amerika’yı Irak’a sokarsanız coğrafya, tarih, dilin statiği bozulur; oluşacak karmaşa tüm bölgeye yayılır dediğimizde; pek bölücüseverler: “Canım Amerika buraya demokrasi getirecek; kiralık tetikçi çete devleti kurulmayacak, bunun için Türkiye’ye garanti verdi; hem Amerika petrol güvenliğiyle ilgileniyor” gibi şeyler geveliyorlardı. Üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra, Türkiye’ye verildiği söylenen kiralık tetikçi çete devleti kurulmayacak garantisi unutulduğu gibi; bu kiralık tetikçi çete devleti, Suriye ve Türkiye’ye yayılan karmaşayla genişliyor…

 

Kuman Türklerinin kurduğu ve tarihsel adı olan Kumani; günümüzde Suriye toprağıdır ve resmi adı Arap Pınarı anlamına gelen Ayn El Arap’tır. Ancak büyük İsrail’i kurmak için, 2011 Mart ayından sonra, Suriye’yi demokrasi bahanesiyle karıştıran sömürgeciler bölücüleri buraya topladı. Sömürgeciler, terör örgütleri IŞİD ve PYD’ye, iyi polis-kötü polis oyunu oynatırken; hayli zaman önce sömürgeciliğe iliştirilen ülkemizdeki bölücü tutkunu medyada da, bölücülerin olmayan ağızlarını oluşturmak için Ayn El Arap’a “kobani” diyerek gündemdeki olayları konuşturuyorlar…

 

Irak işgali sonrasında Suriye de karıştırılırken öldürülen insanlar için pek bölücüsever olan medyanın sesi çıkmadı. Sömürgecilerin terör örgütlerinden kötü polis IŞİD, Ayn El Arap’ta yine sömürgecilerin terör örgütü iyi polis PYD militanlarını sözde öldürmesi nedeniyle uluslararası yardım ve müdahale bu kez medya aracılığıyla gündeme getirildi. Aslında burada, sömürgeciler kötü polis olarak kullandıkları IŞİD’in kafa kesme görüntülerinin dünyaya yayılmasıyla hem kendi iç kamuoylarına yönelik psikolojik harekât yapıyorlar; hem de uyuşturucu ticareti yapan, kamplarında muhalif militanlarını infaz eden, düzenledikleri gay ve seks partilerinde hamile kalan kadın militanların ceninlerini rahimlerinden çengellerle çıkaran bölücü PKK terör örgütünü cici, sevimli gösteriyorlar. Sömürgeciler, bu psikolojik harekâtla dünyaya şu mesajı veriyor: “Evet biz işgal edip sömürüyoruz ama bakın IŞİD mensupları insan bile değil, bu yaptıklarımızı bile hak etmiyorlar. Bunlar hukuktan da anlamazlar. Silah tek çaredir.”

 

Aslında sömürgeciler, bölgemizdeki tüm insanlara IŞİD mensubu gibi bakıyor. Siz, IŞİD elemanlarını nasıl görüyorsanız; bir AB-D’li de sizi aynısı görüyor. Ne yaparsanız yapın bunu değiştiremezsiniz. Sömürgecilere göre kendileri dışındaki herkes uygarlık dışı, hukuktan değil sadece silahtan anlayan mahlûklardır. Bu kadar hurafecinin ve satın alınabilen insanların bulunduğu toplumlara sömürgeciler saygı duymamakta haksız da sayılmazlar. Siz, kendinize saygı gösterilmesini arzuluyorsanız; ilkeli, idealist olacaksınız ve sömürgecilerin bileğini bükeceksiniz ki saygı görebilesiniz...

 

Psikolojik harekât çalışması olduğu apaçık belli olan Ayn El Arap olaylarından sonra sömürgeciler, sözde IŞİD’e karşı ne olduğu belli olmayan bir başka terör örgütü "ılımlı muhaliflerle" silahlı mücadeleye devam etme kararı aldılar. İnsan hakları adı altında silahlı bölücü terör örgütü PKK’ya karşı demokratik davranılmasını ve hukuki tavizler verilmesini yıllardır Türkiye’ye öneren sömürgecilerin kendileri, doymak bilmeyen çıkarları için başka ülkeleri demokrasi adı altında işgal edip karıştırıyor. Çekilirken de karmaşa uzayıp gitsin diye silahları kaybettik deyip yereldeki ucuz ölü cesetlere silahları devrediyor. Sömürgecilerin dünya çapındaki tüm bu kanlı oyunları ortadayken Türkiye'nin varlığına karşı kurulan ve silahlı eylemlerle binlerce kişiyi öldürüp uyuşturucu ticareti yapan [1] bölücü terör örgütü PKK'ya, Türkiye neden demokratik davransın ve hukuki taviz versin?

 

Suriye toprağı olan Ayn El Arap’a Türkiye’yi çekmek için ülkemiz içinde bölücüler aracılığıyla düşük yoğunluklu iç karışıklıklar çıkartıldı ve kamuoyu ikna edilmeye çalışıldı. Tüm bu olumsuz gelişmelerin yanında; bir de çıkarılan tezkere var ki evlere şenlik. Tezkereye göre, Türkiye hem yabancı bir ülkeye asker gönderebiliyor hem de ülkeye yabancı asker alınabilecek. Tezkere sonrasında, sözde IŞİD'e karşı mücadelede bölücü AKP, Amerika'yla eğit-donat anlaşmasına vardı. Artık bu da gösteriyor ki; Türkiye, batının doğu sınır karakolu değil; terör kamplarıyla doldurulmuş ve savaşın sıçradığı bir alandır. Bir başka deyişle, Irak ve Suriye’den sonra; Türkiye'nin de bizzat kukla yönetenleriyle bölünmesidir. Irak'ın kuzeyinde kurulan kiralık tetikçi çete devletin güneye -yani İsrail'in güneye- genişlemesidir. Sömürgeciliğe iliştirilmiş metres akademisyenler ve medya bunu yazamaz. IŞİD, PYD, YPG, PKK, El Nusra hepsi sömürgecilerin aparatları. Bunlara iyi polis-kötü polis oynatarak insanları şaşırtıyorlar...

 

Bölücü AKP, Irak’a Ameri-kanın girip bölmesine yardım ettikten sonra; ortaya çıkan yolsuzluk soruşturmalarında da Suriye’deki bölücü terör örgütlerine 2000’den (iki bin) fazla tır dolusu silah göndererek karmaşanın artmasını ve İsrail’in genişlemesini destekledi…

 

Büyük İsrail için Irak’tan sonra Suriye’yi bölme girişimde bulunan Amerika; Çin, İran, Rusya ittifakıyla karşılaşınca, Suudi Arabistan, Katar ve bölücü AKP’yle beraber, terör örgütlerini silahlandırarak Suriye’de dolaylı ve uzun vadeli savaş başlattı. Şimdi ise birileri tarafından tampon bölge lakırdısı ediliyor. Suriye toprağı olan Ayn El Arap çevresinde tampon bölge oluşturulsa bunlara ilerde bölücülük yaptırıp Irak’ın kuzeyiyle birleştirilecekler. Böylece kiralık tetikçi çete devlet, Suriye'ye doğru genişleyecek. Tampon bölge oluşturmadan Türkiye'ye alınsalar ilerde Türkiye'deki bölücülerle birleştirilip Türkiye’de daha şiddetli iç karışıklıklar çıkaracaklar. Anlayacağımız hiçbir durumda ülkemiz için olumlu, yararlı iyi bir seçenek yok. Yapılması gereken, en başta Irak ve Suriye’yle anlaşıp coğrafya statiğini bozmamaktı. Ancak hiçbir birikimi olmayan, hırsız, hurafeci, bölücü birinin, Amerika'yla anlaşması sonrasında BOP eşbaş-kanlığını kabul edip 2003 yılında sömürgeci işgalcileri Irak’a sokmasıyla bu durum ortadan kalktı. Bundan sonra Türk milleti için tek kesin sonuç; Amerika kuklası tüm hükumetleri ve Yahudi BARZANİ benzeri tüm bölücü terör örgütü artıklarını hiçbir zaman tanımadan; Amerika'yı ve aparatlarını bölgeden söküp atmak ve bölgeyi tamamen temizlemektir...

 

Geçmişte yazdıklarımız, son 10 yıldan fazla geçen zamanla haklılığımız kanıtlandı. Condoleezza RICE, 7 Ağustos 2003 tarihinde Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanıyken Washington Post gazetesinde yayınlanan makalesinde; BOP'un kapsadığı 23 ülkenin rejimleri ve sınırları değişeceğini yazdıydı. Bu ülkeler içinde Türkiye de bulunduğundan; Irak, Suriye ve Türkiye'deki olayları doğal olarak ilişkili değerlendirmemizi gerekli hale getiriyor. Bölücü Yahudi BARZANİ [2], PKK, PYD, El-Nusra, El-Kaide, IŞİD, her biri gerek birbirine gerek bölge ülkelerine karşı sömürgecilerin BOP içinde değişimli kullandığı terör örgütleridir ve aralarında bir tercih yapılamaz. Sadece enerji değil; aynı zamanda İsrail'in güvenliği için, bu gruplar uzun vadede bölgeyi "çürütücü" ve istikrarsızlığı "ebedi" hâle getirmek için oluşturulduklarından, bizim için bunlardan herhangi biri ehven-i şer bile olamaz. Biz; kendi işimizi kendimiz yapıp bunlardan da (başta ülkemizdeki partiler, dernekler, STK’lar) bölgeyi temizlemeliyiz…

 

Eğit-donat anlaşmasıyla, ılımlı muhaliflerin destekleneceği söyleniyor. Kim bu ılımlı muhalifler? Sakın Türk kamuoyunu yanıltmak için, bölücüler, ılımlı muhalif adı altında Türkiye’de eğitilip silahlandırılıyor olmasın? Bu muhalifler Suriye’ye karşı mı kullanılacak yoksa IŞİD’e karşı mı? IŞİD’e karşı kullanılacaksa IŞİD nasıl oluştu? IŞİD Yerden mi bitti? Yoksa ılımlı denilen (silahla nasıl ılımlı olunuyorsa, herhalde kafa kesmeden öldürecekler) muhalefet Suriye’ye karşı mı kullanılacak? Bu durumda Amerika’yla eğit-donat anlaşması yapan bölücü AKP; komşu ülkeye terör ihraç eden bir hükumet olur. Bu ne kadar insani veya onların deyimiyle İslamidir?

 

Sünnetsiz BUSH ve OBAMA’ya kimse bir şey demezken; Saddam ve ESAD’ın diktatör olduğu söylentisi aldı başını gidiyor. Suriye’ye de Irak’taki gibi demokrasi getireceklermişmiş. Günümüzde teknolojide ulaştığımız uygarlık seviyesi sanki sosyal bilimlerde tersine işliyor. Terör gruplarını silahlandırarak insanları öldürüp veya sakat bırakarak demokrasi mi gelir? Demokrasi, her toplumun kendine özgü iç düzeneklerinin kurumlaşmasıyla ve hukukla gelir. Sömürgecilerin, insanlığa karşı işlediği en ağır suçlar demokrasi başlığı altında anılamaz. Sömürgecilerin gerçekleştirdiği insanlık dışı suçların bir özetini vermemiz gerekirse:

1-Türk soykırımı

2-Arapları Sünni-Şii diye bölmek ve aralarında hurafelere dayalı kanlı olaylar çıkartmak

 

Tabii sömürgeciler, Yahudi bölücü BARZANİ'yi korumak için bu insanlık dışı suçlarda El-nusra, El-kaide, IŞİD terör örgütlerini alana sürdü. Ayrıca IŞİD’in bazen Bağdat’a sürülmesiyle Irak desteklenecek mi diye Suriye ve İran'ı da deniyor olabilirler veya en hafifinden Irak merkezi hükumetinin Yahudi bölücü BARZANİ’ye baskısını azaltıyorlar...

 

Ameri-kanın Irak’a ilk girdikten sonraki 1992 yılından beri, Yahudi bölücü BARZANİ gibi terörist gruplara ağır silahlar akıyor. Uyuşturucu parası da cabası. Neredeyse; Irak'la savaşabilecek durumdalar. Bu gruplarının akla-hayale gelmeyecek insanlık dışı şiddet uygulamalarına maruz kalan Irak’taki Türklerin ise füze, tank, topları olmadığından ancak karadan mahalli çatışmalarda kurmay zekâyla üstünlük sağlayabilirler. Ayrıca bölücü terör gruplarına göre Türklerin silahları hem kısa menzilli hem de yeteri kadar atış yapacak mermileri yok. Bölgesel ittifaklar ciddi ve çok sıkı yapılıp Irak’taki Türkler silahlandırılsa, çok büyük işler başarırlar; denebilir ki, Irak'ın toprak bütünlüğünü bile korur Amerika’yı da Irak’tan çıkarırlar. Ancak bunun için Türkler derhal silahlandırılmalı. Ama Ameri-kan yönetimindeki bölücü AKP bunu yapmaz. Bunun dışında, Irak ordusu, İran-Suriye etkisinde olabilir. Orada AB-D'ye karşı İran-Suriye ittifakı dolaylı savaşıyor…

 

Hurafeci, hırsız, bölücü AKP de, Suudi Arabistan ve Katarla birlikte AB-D'nin BOP'unda alt yüklenici taşeron olduğu için [3] Irak’taki Türkler ortada kaldı. Tabii Irak, Suriye, İran da oradaki Türklere güvenemiyor. Ama bence oradaki Türkler, AB-D yönetiminden çıkana kadar Türkiye'deki hükumetleri dikkate almadan bölge ülkeleriyle geçici bir süre yakınlaşmalılar. Milliyetçiliği ayaklar altına alan, ne mutlu Türk’üm diyene özdeyişini silen bölücü AKP’nin yaptıklarından biliyoruz ki, Irak'taki Türkler için yaprak bile kıpırdatmayacak. Dolayısıyla, bölücü AKP’nin emrindeki bir orduyla ve başında, kuzenlerinin bölücü BDP’li[4] olduğu bilinen bir istihbarat kurumunun sağladığı haberlerle bizim yararımıza, milli bir "iş" gerçekleşmeyeceğinden eminiz...

 

Geçmiş, geleceğin kanıtıdır; o nedenle gelecekte gerçekleşmesi istenen olayların, önceden planlananları öngörebilmek için; geçmişteki olanlardan yararlanmalıyız. Şu mutlak kesinlikten emin olalım ki, işi planlayan ve yürüten öznenin amaçlarına uygun olarak geçmiş ve gelecek bir tutarlı bütün oluşturur. İşte biz, gelecekte olması istenilenleri, tam bu uyumlu tutarlı bütünden yararlanarak öngörebiliriz...

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak:

[1] Emniyet Genel Müdürlüğü Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM), 2013 Türkiye Uyuşturucu Raporu

[2] Tarih ve Düşünce dergisi; Şubat 2003; Sayı 36; Sayfa 31

[3] http://www.facebook.com/photo.php?v=635260493187715

[4] http://www.habervaktim.com/haber/364364/hakan-fidanin-kuzeninden-ilginc-sozler.html



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI