Bugun...
Kur'an okumadan, iş (amel) yapmadan; isimle, giysiyle Müslüman olanlar


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-12-2015 18:15
     

Ülkemizde, eline kitap değmeyen allâmeler çok olduğundan; insanlar bilir-bilmez her konuda atıp tutuyorlar. Cahil cesaretiyle atıp tuttukları konulardan biri de, 1928 yılında yapılan harf devrimidir. Güya bu devrimle amaç, insanları dinden koparmakmışmış. Öncelikle şunu belirtelim ki; Osmanlı döneminde konuştuğumuz dil, Arapça, Farsça ve Türkçe kelimeler toplamından oluşan bir dildi ve bu dili Arap alfabesiyle yazıyorduk. Yani Osmanlı'da; Kur'an Arapçası filan konuşulmuyordu. Kur'an okunduğunda, doğrudan anlaşılmıyordu ve anlamak için yine çeviri gerekiyordu. Tabii Osmanlı döneminde, anlaşılması için Kur'an'ın tamamının çevirisi yapılmadı; o da ayrı bir rezalet. Hurafecilerin dinsiz dediği Cumhuriyet kurucuları; Kur'an'ı Türkçeye çevirdi ve milletimizi İslam’ın öz kaynağıyla buluşturarak; dinimizin tek kaynağı Kur’an sayesinde içine hurafeler bulaştırılmamış dine kavuşturdu. İnsanımız bu değeri bilip teşekkür edeceğine; bir kısım aymazlar inatla nankörlüğe devam ediyorlar. Savundukları cehalet örneklerinin çelişkili olduğunu kendilerine göstermek için bu yazıyı yazmak şart oldu...

 

Doğrudur veya yanlıştır önemli değil; ancak bir görüşünüz varsa, o görüş kendi içinde tutarlı olmalıdır. "Kendi içinde, kendisiyle çelişen bir örnek" ortaya konulan her görüş; görüş değil çürük artıktan ibarettir...

 

Kur'an'a inandığını iddia edenler; ilk insanlardan beri dinin var olduğunu kabul ettiklerine göre; Arapçanın da İbrahim'den önce olmadığına göre; Allah 4 bin yılın öncesindeki peygamberlere nece vahiy gönderiyordu? Olay şu ki; her şey gibi; diller de değişim ve hareket hâlindedir. Diller de, diğer “şeyler” gibi doğarlar, gelişirler ve başka dilleri doğurarak ölürler. İnsanlık tarihinde geriye doğru gittiğimizde, insanların ve dinin var olduğunu ancak Arapçanın olmadığı dönemleri görebileceğimiz gibi; ileride de Arapça yok olacağı gibi, dinler, inananları tarafından; değişen dillerde varlıklarını devam ettirecekler. Dolayısıyla Allah; zamanın belli bir kesitine hapsolmuş (tövbe haşa) Arapça dışında dil bilmeyen bir varlık değildir. Tüm bu Kur'anî gerçeğe rağmen; birileri hurafe hamallığında ısrar ediyorsa; o onların hezeyanından başka bir şey değildir...

 

ATATÜRK, her türlü yabancı etkiye ve yabancılaşmaya karşı olduğundan, her alanda, özgünlük ve özleşme taraftarıydı. Çelişkisiz kişiliği ve dâhiliğiyle; uygulamalarında da buna özen gösterdi. Bunun sonucunda, doğal olarak dilde de özleşme ve her türlü yabancı kelimelerden arındırma çalışmalarını bizzat ATATÜRK başlattı. Hatta Arapça bir ad olan ve bilgi, erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik; en yüksek değer anlamlarına gelen “Kemâl” adını değiştirerek Türkçe, Kamal (asker anlamında) adını kimliğine yazdırdı. ATATÜRK, özgün ve özleşmeci olduğundan bunu yaptı; iyi de yaptı. Arapça dilinin kutsallığını ret veya kabul ettiği için değil; "Arapça, Arap olmayanlar için yabancı bir dil" olduğu için bunu yaptı…

 

Anlamı, içeriği bilmeden; dillere ve giysilere kutsallık isnat ederek, putperest olduklarının farkına varamayan, embesil, sefil yaratıklar; ATATÜRK’ün Arapça “Kemâl” adını değiştirerek Türkçe Kamal yapmasını İslama’a muhalefet gibi gösteriyorlar. Oysa bu beyinsizlerin zırvaladığı gibi; dille ve giysiyle Müslüman olunuyorsa; Ebu Cehil ve Ebu Lehep en iyi Müslümandır. Çünkü hem adları ve dilleri Arapçadır; hem de giysileri uygundur...

 

Anladınız mı şimdi siz onu. Böylelerini karşına alıp konuşunca; kendilerini bir "şey" sanıyorlar. Anlayış kapasiteleri, kreş çocuğunun mantığını bile çözemeyecek durumda. Akıl sağlığı bozuk, tımarhanelik bunlar. Düzelmeleri, iyileşmeleri olası değil ama yine de tedavi etmeyi denemeli...

 

Hurafe hamalları, fetişleri; şimdi siz, bu yazdıklarımızı da, sözlüğe bakmadan anlayamazsınız...

 

Sonuç olarak, kutsal dinimiz İslam'ın tek kitabı Kur’an’a göre, dillerin hiç biri kutsal değildir; insan hayatı kutsaldır. Din de, insanı tüm zamanlarda mutlu etme tanrısal amacı güttüğünden ve aracı olduğundan; insan içindir. Öyleyse, herhangi bir insan, hangi dili konuşuyorsa o dil kutsaldır. Çünkü insan, yalnız konuştuğu dille anlayabilir, öğrenebilir. Yusuf suresi 2. ayet şöyle: "O kitabı konuştuğunuz dilde vahyettik ki, anlayıp düşünebilesiniz."

 

Neden bu duruma geldik

 

Toplumsal çöküşümüzün nedenlerini sorgularken, yukarıdaki soruyu sorduğumuzda; genelde verdiğimiz cevaplar: Siyasiler, dış güçler vb. oluyor. Evet; siyasiler, toplumumuzun çöküşünde en önemli etkenlerdir ancak bu siyasileri kim seçiyor? Demek ki, bilgisiz, çıkarcı, kasıtlı olan sadece siyasiler değil; aynı zamanda onları seçenler de öyle. Yani, ülkemizin düzelmesi için; insanımız, acelecilikten ve anlık çıkardan kaçınıp; avantacılığı, bedavacılığı, beleşçiliği, otlakçılığı derhal bırakmalıdır. Bu durum devam ettirilirse, tüm ahlaki iddialar çürüktür ve hiç kimsenin cennetten söz etme hakkı yoktur. Biliyoruz ki, her ceremenin bedeli vardır ve hiçbir cereme karşılıksız kalmaz…

 

Yahudiler, hem dindar geçinip hem de günah işlemekte ısrar ederken; şu bahaneyle kendilerini avutuyorlardı: “Dediler ki: Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır. Sen onlara de ki: Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Öyleyse, Allah sözünden dönmez-. Yoksa siz, Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Bakara suresi 80. Ayet

Kur’an, bu ayetiyle; Yahudilerin günah işlemeye devam ederken; Allah’ın, sonunda kendilerini affedeceğini zannederek, günah işlemede sınırsız ileri gittiklerini ve suç işlemeyi alışkanlık hâline getirdiğini belirtiyor. Sonuçta bu durum, Allah’ın öfkelenmesine ve Yahudileri lanetlemesine yol açıyor…

 

İnanırsınız veya inanmazsınız, bu insanın kişisel ve bilişsel tercihidir. Ancak, ülkemizde dindar geçinen ve eline kitap değmeyen, suç işlemede azılı hurafecilerin durumu, Yahudilerin durumuyla tıpatıp aynılık göstermiyor mu?

 

Deniz KAÇAĞAN



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI