Bugun...
Kuşkulu durumları ortadan kaldırmanın yöntemi


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-06-2016 23:12
     

Kurucusu olmadığınız ve fakat içine girip mücadele etmek istediğiniz; ancak doğru oluşum olup olmadığından emin değilsiniz veya kuşkularınızı gideremediğiniz yapılar mı var? İşte tüm bu soru işaretlerini ortadan kaldıracak yöntemi veriyorum: Bu yapılardaki kişiler, konuşurken veya yazarken olumlu veya olumsuz anlamda etnisite, mozaik, kürt, 72 millet ifadeleri kullanıyorlarsa düşmanın elemanlarıdırlar! Bunlar, sömürgeciliğin “özel etki görevlileri” olarak veya kültürel sömürgeciliğin etkisinde kalarak ortakçı (federasyon) anayasası öncesi kültürel alt yapı oluşturmak ve sizi şimdiden hazırlayıp bölücü anayasaya vereceğiniz olası büyük tepkilerinizi törpülerler. Tabii diğer yandan sömürgecilik, size bu çarpık kültürü benimsetmek için toplumsal şiddet olaylarıyla sizi yorup pes ettirmeyi de ihmal etmez. Siz, bu sonsuz şiddet olayları içinde çırpınırken; sizden hep sabır ve tahammül göstermeniz, hep barış yanlısı olmanız istenecektir...

 

Tarih, uluslararası kurumlar ve anayasa konuları hayati önemdedir ve birbirleriyle ilişkilidir. Bunların herhangi birinde yapılan değişiklik, diğerlerini de etkiler. Bu nedenle hangisine öncelik verilirse diğerleri de ona uyarlanır. Sömürgeci amaçlara göre oluşturulan, sömürgecilerin resmi Hint-Avrupa tarih görüşü yalan olmasına rağmen dünyada ve ülkemizde gündem yapılmazken; dünyada en sağlam, maddi kanıtlı bilimsel temellere dayanan ve ATATÜRK’ün bizzat çalışmalarına katıldığı “Türk Tarih Tezi” özellikle son 10 yılda ülkemizde sömürgeciliğin özel etki görevlilerince “resmi tarih” denilerek aşağılanmaya çalışılıyor. Diğer yandan da, sözde derin tarihçilerle bu yapılacak bölücü anayasaya uygun yapay tarih şişirmeleri yayılıyor. Oysa resmi tarih, gayr-i resmi tarih olmaz. Tarih, bilim alanlarından sadece biridir ve onun da kendine özgü maddi kanıtlayıcı (antropoloji, arkeoloji) destek sağlayan belgeleri vardır. Burada şunu da belirtmekte yarar var; batıda (AB-D) gerçek anlamda sadece matematik, fizik, kimya, yazılım, biyoloji bilimleri doğrudur; bunların dışındaki, tarih, sosyoloji, uluslararası hukuk gibi bilimler bilimsel özen gösterilerek değil; tamamen sömürgeci amaçlara hizmet edecek şekilde keyfi olarak üretildiğinden hapsi yanlıştır…

 

Ayrıca, ülkemizde hurafecilerin iddia ettiği gibi, Birlikçi (üniter) yapıdaki Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş anlayışını batılılaşmacılıktan değil; özgün, akılcı Türk tarihi kültüründen aldı. ATATÜRK’ün hiçbir yerde batılılaşmacı tarzında ifadesi yoktur; aksine şu ifadeleri batıya özen ve batı telkinleriyle asla hareket edilmeyeceğini kanıtlıyor: “Artık durumu düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Hâlbuki, hangi bağımsızlık vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olayı kaydetmemiştir!” Okuduğunuz gibi, ATATÜRK batılılaşmacılıktan değil ancak muasır uygarlığın üstüne çıkmaktan söz etti; yani zamanın en iyisi kim ve nerdeyse, onun üzerinde olmak, ilerisine geçmek için çalışılacak…

 

Şu tarihi gerçek bilinmelidir ki, Birlikçi (üniter) yapıdaki Türkiye Cumhuriyeti, Türk varlığına dayanarak Misak-ı Milli sınırları içinde kuruldu. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Türk Tarih Tezi; Türk merkezli bu kuruluş anlayışının kurumları ve çok yüksek bilimsel amaçlı görüşüdür. 1930’larda Türk Tarih Tezi’nin maddi kanıtlarıyla gerçeğini ortaya koymak için düzenlenen kongrelere katılan bazı bilim insanları şunlardır:

Benno LANDSBERGE: Asurolog, Sümerolog, Tarihçi

Gustov GÜTERBOCK: Hititoloji Profesörü

Wolfram EBERHARD: Sinolog

Annemarie GABAİN: Sinolog

Walter RUBEN: Arkeolog - Tarihçi

Kurt BİTTEL: Arkeolog

Hans GÜSTAV: Arkeolog

Georg ROHDE: Filoloji Profesörü

Erich AUERBACH: Filolog

Traugott FUCHS: Filolog

Karl STEUERWALD: Filolog

Karl MENGES: Filolog

Clemens MÖLLER: Filolog

Hubert MELZİG: Filolog

Herbert LOİS: Coğrafya Profesörü

Leo SPİTZER: Edebiyat Profesörü

Andreas SCHWARZ: Hukuk Profesörü

Karl STRUPP: Hukuk Profesörü

Wilhelm RÖPKE: Ekonomist

Dankwart RÜSTOW: İktisat Profesörü

Gerhard KESSLER: Ekonomist

Umberto RİCCİ: İktisatçı

Fritz NEUMARK: Hesap, Vergi Uzmanı

Fritz ARNDT: Kimya Profesörü

Erich FRANK: İnsülini Bulan Profesör

Hans REİCHENBACH: Mantık-Felsefe Profesörü

Curt KOSSWİG: Zoolog

Wilhelm LİEPMAN: Dünyaca Ünlü Jinekolog

Alfred HEİLBRONN: Botanikçi

Richard Von MİSES: Matematik Profesörü

Clemens HOLZMEİSTER: Mimar (TBMM Binası)

Bruno TAUT: Mimar

Ernst E. HİRSCH: Hukuk Profesörü

Rudolf BELLİNG: Heykeltıraş

Alfred İSAAC: İktisat Profesörü

Felix HAUROWİTZ: Kimya Profesörü

Philip SCHWARTZ: Tıp Profesörü

Rudolf NİSSEN: Tıp Profesörü

Wilhelm Salomon-calvi: Jeolog

Harry DEMBER: Fizik Profesörü

Paul HİNDEMİTH: Besteci Müzisyen

Eduard ZUCKMAYER: Müzisyen

Gustov OELSNER: Şehir Plancısı, Mimar

Alfred MARCHİONİN: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kurucusu

Joseph IGERSHEİMER: Profesör, Göz Uzmanı

Carl EBERT: Opera Sanatçısı Profesör

Alfred KANTOROWİCZ: İstanbul Dişçilik Fakültesi’nin Kurucusu Profesör

Erwin FREUNDLİCH: Astronomi Profesörü

Ernst Von ASTER: Felsefe Tarihçisi Profesör

Wilhelm PETERS: Psikolog Profesör

Ernst Rudolf REUTER: Şehir Plancısı - Mimar. (Daha Sonra Batı Berlin’in İlk Belediye Başkanı)

 

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK, yaşamında en çok tarih kitapları okudu ve Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bir bilim insanı gibi tarih kongreleri düzenledi. Büyük deha ATATÜRK, devlet kurucusu ve yöneticisi olarak düzenlediği bu bilimsel kongrelerle; eşsiz bir örnektir. Yukarıda bazılarını verdiğimiz bu kongrelere katılan bilim insanlarına baktığımızda; hiç kimse, Türk Tarih Tezi’nin duygusal veya romantik olduğu iddiasında bulunamaz. Çünkü keyfi sömürgeci tarih dayatmalarına karşı çıkan ve bilim haysiyeti taşıyan bu kişiler; Türk Tarih Tezi kongrelerine sırf duygusal veya romantik nedenlerle katılmadılar…

 

Türk Tarih Tezi’ni anlayamayan hiç kimse, milliyetçi ve Atatürkçü asla olamaz! Kendini Atatürkçü veya milliyetçi olarak satmaya kalkanların neredeyse tamamı Güneş Dil Teorisi’ni de okumamışlardır. Fulbright anlaşması sonrası kültürel sömürgeciliğinin yetiştirdiği bu kişiler, cehaletleriyle ancak Atatürkçülük veya milliyetçilik rolü oynarlar…

 

Tüm bu yazdıklarımızdan sonra; aklı, vicdanı ve samimiyeti olanlar; olası girmeyi düşündükleri yapılarla ilgili yukarıda ilk paragrafta verdiğimiz yöntemi kullanır. Kendini korumada devletin zaafa düşürüldüğü günümüz şartlarından cesaretlenen ve kendini deşifre eden hainlerin sayısı artık o kadar çok ki, adlarını tek tek yazmak neredeyse imkânsızlaştı…

 

Deniz KAÇAĞAN



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI