Bugun...
Lapa beyinlilerin siyaseti


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 02-01-2017 22:28
     

Türkiye’de yapılmak istenen anayasa değişikliğiyle, cumhurbaşkanına neredeyse hem sınırsız yürütme yetkisi hem anayasa hukukunun olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı şekilde[1], [2], [3] yasama yetkisi de verilmek isteniyor…

 

Meclisin, bakanların, başbakanın yetkilerini, bir tek kişiye yığarak Türkiye’yi bir tek kişinin keyfine teslim edecek anayasa değişikliğini, hukuk yönünden hiçbir akılcı, mantıklı, matematiksel savunmasını yapamayanlar; anayasa değişikliği teklifini, bazı icraatlar üzerinden savunmaya yelteniyorlar. Güya bu sistemle Türkiye koalisyonlardan kurtulup istikrara kavuşacakmışmış. Bunların istikrar dediği son 15 yıllık hükümetlerinin nasıl bir istikrar olduğunu, hafızalarımızı yoklayıp şöyle bir görelim bakalım. Türkiye'de yılda 20'ye yakın intihar patlaması olduğunda koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. İsrail'in güvenliği için Suriye bölünsün diye karıştırılıp mülteci adı altında IŞİD'li mi, El-Nusralı mı, ÖSO’lu mu ne oldukları belli olmayanlar Türkiye'ye doldurulurken[4], [5], [6], [7], [8], [9], [10], [11], [12], [13], [14], [15], [16], [17], [18], [19], [20], [21] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Açılım, barış, çözüm süreci, kardeşlik adı altında; sömürgeciliğin kiralık tetikçisi, bölücü terör örgütü PKK'nın, güneydoğuda militan toplamasına, alan kazanmasına, tüneller kazmasına ve metropolleri bombalarla doldurmasına göz yumulurken[22], [23], [24], [25], [26], [27], [28], [29], [30], [31], [32], [33], [34], [35], [36], [37], [38], [39], [40], [41], [42], [43], [44], [45], [46], [47], [48], [49], [50], [51], [52], [53], [54], [55], [56], [57], [58], [59], [60], [61], [62], [63], [64], [65], [66], [67], [68], [69], [70], [71], [72], [73], [74], [75], [76], [77], [78], [79], [80], [81], [82], [83], [84] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. 2004 yılından sonra, Türkiye’nin 154 ada ve kara parçasını Yunanistan işgal ederken[85], [86], [87], [88], [89], [90], [91], [92], [93] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Uluslararası anlaşma olmaksızın, feragatle tek taraflı sonuç doğuracak şekilde Süleyman Şah türbesinin bulunduğu Türk toprakları bırakıldığında[94] koalisyon değil, tek parti AKP hükümeti vardı. Üstelik, Türk topraklarının terk edilmesine neden olan teröristler eğitilip donatıldığında[95], [96], [97] ve tırlar dolusu silah yardımı yapıldığında[98], [99], [100], [101], [102], [103], [104], [105], [106], [107], [108], [109] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Mülteci adı altında IŞİD'li mi, El-Nusralı mı, ÖSO’lu mu ne oldukları bilinmeyenler üniversitelere sınavsız alınırken[110] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Sınav sorularının cevapları, gizlice belli kişilere verilirken[111] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Cemaatçileri kadrolara yerleştirerek darbe yapılmasına fırsat verilirken[112], [113], [114], [115], [116], [117], [118], [119], [120], [121], [122], [123], [124], [125], [126], [127], [128], [129], [130], [131] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Bu kişiler, milli piyango çekilişlerinde bile hile yaparak yıllarca belirli kişilere ikramiyeleri çıkarırken koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Özelleştirme adı altında, SEKA, TEKEL, Türk Telekom, PETKİM gibi kuruluşlar özelleştirilip yabancılaştırılırken[132], [133], [134], [135], [136], [137], [138] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Cebir ve hileyle hukukçu adı altında düşmanın özel görevlilerini kozmik odaya sokup 120 milyon sayfa devletin hayati önemdeki gizli bilgileri düşmana teslim edildiğind[139], [140], [141], [142], [143], [144], [145] koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Devlet ve 11 milyon Türk vatandaşı milyarlarca dolar kredi borcu bataklığına saplanırken; içeride her türlü üretim bitirilip dışarıdan angus ve saman ithal edilirken koalisyon değil tek parti AKP hükümeti vardı. Yani bunlara göre, sömürgeciliğin kiralık tetikçisi bölücü terör örgütleri PKK’yla, cemaatle, bölücü İbrani BARZANİ’yle, OSÖ’yle[146], [147], [148] ve İsrail’in güvenliği için Suriye’yi karıştıran sömürgecilikle koalisyon yap[149], [150], [151], [152], [153], [154], [155] ama anayasaya uygun şekilde Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını ve birliğini korumayı amaçlayan Türklerin partileriyle koalisyon yapma. Sömürgeciliğin kiralık tetikçisi, bölücü terör örgütleriyle koalisyonlar ortaya çıkınca da aldatıldık, kandırıldık, madiklendik diyerek suçlardan sıyrılmaya çalış. Sömürgeciliğin kiralık tetikçisi, bölücü terör örgütleri sizi aldatıyor, kandırıyor, madikliyorsa; değil anayasa değiştirmek, hiçbir devlet icraatı yapma yeterliliğiniz yok demektir. Ayrıca farklı partilerin koalisyon kuramayacağını zannetmeleri, kendi uzlaşmaz, despot, zorbacı kafalarının hezeyanıdır. Herkesi, kendileri gibi çıkarları dışında asla uzlaşmaz zannediyorlar. Bir de, çıkarları zorda kaldığında devleti bahane ederek anlaşılmıyormuş gibi çıkarları etrafında birlik beraberlikten söz ediyorlar. Kendileri, çıkarları dışında hiçbir zaman uzlaşmacı olmadıklarından, ne demokrasiyi benimseyebilirler, ne de ülkemizin birlik beraberliğini sağlayabilirler. Hiçbir şey, onların hurafelerle kalıcı hasarlı kafalarının zannettiği gibi değil. Koalisyon, uzlaşı gerektirdiğinden demokrasiye en yakın hükümet şeklidir. Ayrıca koalisyonlarda, karşılıklılık olduğundan, zararlı icraatlarda uzlaşının gerçekleşmesi en düşük olasılıktır. Dolayısıyla despot, zorba bir tek kişinin keyfine göre yaptım oldu bozgunculuklarından, yıkıcılıklarından, koalisyon 1000 kat iyidir...

 

AKP'lilerin iddia ettiği tek parti hükümeti bu kadar iyiyse, dünyanın en zeki öğrencileri okumak için neden Türkiye'ye gelmiyor? Dünyanın en iyi bilim insanları, araştırma, deney ve gözlem yapmak için neden Türkiye'ye gelmiyorlar. 1930'lu yıllarda, Osmanlı'nın cehalet ve hurafe bataklığından daha kurtulalı 10 yıl bile olmamasına rağmen, sanayi ve teknolojide dünyanın üst düzey uygarlıklarından biri olan Almanya'dan üniversitelerde çalışmak için Türkiye'ye matematik ve fizik profesörleri geliyordu. Şimdilerde Türkiye'de CERN gibi bir laboratuvar neden yok. Öyle ya, Türkiye ileri gittiyse, geliştiyse, büyüdüyse, bunu kanıtlayacak akıl, bilim seviyesidir. Bu işler, sağa sola asfalt döken amele anlayışıyla olmuyor. Akıl, bilim, hukuk, sattım aldım tarzındaki esnaf kafanın, hayal ticaretiyle yapabileceği bir şey değildir. Herkes uçuk kaçık palavralar sıkmayı bıraksın, ayaklar yere sağlam bassın, gerçeklerle yüzleşilsin. Nedir bu nakil tutkusu, dedikodu hevesi, hikaye merakı? Konuştukça ağızları kuruyor, dilleri şişiyor; kudurur gibi daha çok konuşmak istiyorlar. Devamlı yalan söylediklerinden her bir yalanlarını başka yalanlarla kapatma ihtiyaçları oluyor. Bu çelişkiler içerisinde çürüyen ve lapaya dönen beyinlerle Türkiye tam bir açık tımarhaneye döndü; neredeyse cinnet geçirecek. Aklın, bilimin, hukukun dışına öyle çıktılar ki artık karşılaştıklarımıza inanamıyoruz; sanki saçma, rezil, kepaze, sefil bir karikatürü resmediyor olanlar. Evet; böyle bir yerde CERN gibi bir laboratuvar olmaz ama milyarlarca dolara mal olan 1150 odalı israf ve kaçak saray yapılabilir ancak.[156], [157] Asgari ücreti çok yükseltemeyiz diyenler; dolar yükselirken sanki vatandaşta varmış gibi gelin şu yastık altı dolarları Türk Lirasına çevirin çağrıları yaparlar. Ama kendileri her yıl milyonlarca dolarlık uçak ve lüks araç alımını nedense ihmal etmezler.[158], [159], [160], [161], [162], [163], [164] İçlerinde utanmadan bunlara çerez parası diyenler bile olur...

 

Sıkışmış birilerinin keyfi istiyor diye, Türkiye’de devamlı anayasa değişikliği konuşulurken; dolar yükseliyor; AB, Türkiye’yle müzakereleri dondurma kararı alıyor; papa heykeli önünde imza attıktan sonra, AB’ye girdik diye Aralık 2004 tarihinde sevinç balonları uçurduklarının hatırlanmasını istemeyenler, AB’ye kafa tutarmış gibi gözükmeye çalışarak “almazsanız almayın, biz de Şangaya gireriz” şeklinde, kültürsüz, cahil, taşralı raconu kesiyorlar ve sanki Rusya’yla yakınlaşıyorlar. Peki; gerçekten Rusya Türkiye yakınlaşması mı, yoksa Rusya'yla Amerika'nın, Türkiye üzerine anlaşması mı söz konusu? Burada, uluslararası ağız dalaşlarını ciddiye ve dikkate almamak gerek; çünkü bunların tamamı, iç kamuoyuna yönelik siyasi rant amaçlı psikolojik harekattır. Önemli olan, somut icraatlardır; biz, gelecekte olup olmayacağı belirsiz vaatlere ve cek cak eki alan hayal ticareti anlamındaki sözlere değil, gerçekleşenlere, yapılanlara bakarak geleceği öngörürüz…

 

Mavi Marmara gemisiyle Gazze’ye giderken, İsrail’in saldırısına uğrayan arkadaşlarını önce savunanlar; daha sonra çıkarları öyle gerektirdiğinden, “Türkiye'den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz” diyerek arkadaşlarına serzenişte bulundular ve İsrail’le ilişkilerin sıkı tutulması gerektiğine yöneldiler. Dolayısıyla, Suriye konusunu da içinde barındıran Rusya'yla olan ilişkilerde, ilgililer bir şey yaparsa, bunu ülkemiz yararına olsun diye değil; mutlaka kendi çıkarlarına olan bir şey olduğu için yaparlar. Ayrıca, hem Rusya'yla hem de İsrail'le normalleşme nasıl olacak? Akdeniz'deki enerji sahaları ve bunların ulaşım hatları nedeniyle Rusya ve İsrail, Suriye konusunda zıt ve karşı karşıya konumunda? Bu demektir ki, Türkiye'nin aynı anda hem Rusya'yla hem de İsrail'le ilişkilerini normalleştirmesi varlık yasalarına aykırıdır. Burada, her iki ülkeye de tavizler vererek içeride iktidar sürelerini uzatma arayışlarında oldukları anlaşılıyor...

 

Rus uçağı düşürüldüğü günlerde, kahramanlık pozlarıyla ortalığa fırlayıp düşürme emrini ben verdim diyenler; 15 Temmuz başkanlık darbesi sonrasında dönüş yaparak Rus uçağının düşürülmesini de cemaate yüklediler. Peki; kurulduğu tarihten AKP iktidara gelene kadarki dönemde devlete yerleştirdiği toplam elemandan daha çok elemanı, cemaat hangi hükumet döneminde devlet kadrolarına yerleştirdi? AKP. Sanki bu yıkımın sorumlusu AKP değilmiş gibi sözde birlik beraberlik adına AKP'den medet umabileceklere şunu hatırlatmak gerekir: AKP bir siyasi parti değil, çıkar amaçlı kurulmuş, Türkiye'nin en büyük, dünyanın sayılı organize suç örgütlerinden biridir.[165], [166], [167], [168]  Bu kişiliksiz, ilkesiz, kaypaklar hiçbir şeyi bireysel çıkarları olmadan yapmazlar. Ayrıca AKP, akılcı Birlikçi (laik, üniter) yapıdaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuruluşunu anlamamış, benimsememiş ve bunu yıkmayı amaçlayan kasıtlı bir ekiptir. Tanıyalım artık böylelerini; kırk yıllık kani, olmaz yani; yeni hayal kırıklıklarının ve zaman kaybının anlamı yok...

 

CIA, akılcı, birlikçi yapıdaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hurafeciler olmadan yıkamayacağını biliyor. Çünkü diğerlerinin hurafeciler kadar tabanı yok. Yapılan iş, geniş şaşkın çoğunlukla yapılmalı ki kalıcı olsun. O nedenle, hurafecilere yönelik göstermelik dış tehdit, vazgeçmek üzerine kurulu değil, daha fazla verim alma üzerine kuruludur. Sömürgeciliğin kendilerinden vazgeçemeyeceğini bilen hurafeciler, rejim değişikliğini ve bölücü anayasayı iç kamuoyunu alıştıra alıştıra yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla, sömürgeciliğin Türkiye'de kullandığı aparatlara karşı tehdit ve baskısı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yararına olacak şekilde değil, onlardan birini geri çekip diğerini öne sürme tehdidiyle yıkımı hızlandırmaya yöneliktir. Yani burada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yıkılmasına dair sadece zaman ve hız konusunda anlaşmazlık var, diğer tüm konularda anlaşmalar aynen devam ediyor...

 

Ne mutlu Türk’üm diyene ifadesini her yerden silenler, Türkiye Cumhuriyeti gösterimini kaldıranlar[169], [170], [171], [172] milli bayramları kutlamayanlar ve her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alanlar[173], şimdilerde güya milliyetçi olmuşlar da, Türkiye’nin çıkarını gözetiyormuşlar da, Rusya’dan gezgin gelmesini ve Rusya’ya sebze meyve satımını canlandırmayı amaçlıyormuşlar da; suç ortakları cemaatle, PKK’yla mücadele ediyormuşlar da, artık Amerika’yla karşı karşıya gelmişler de, falan filan. Öyleyse, Amerikalı askerlerin ve füze sistemlerinin Antep’te işi ne?[174] 15 Temmuz başkanlık darbesi bahanesiyle, Türk askeri okullarını kapatacaksınız, genelkurmayı hükumete bağlayıp askeri siyasileştirerek orduyu dağıtacaksınız; sonra da Amerika’yla karşı karşıyayız oyunuyla coniden himmet dileneceksiniz öyle mi? Başkasının, askeri ve mühimmatıyla milli bir icraat yapılabilir mi? Hayır asla! Ahmaklık konusunda, Bülent ARINÇ’la yarışırcasına, böyle hezeyanlara inanmak isteyen inanabilir. Biz, matematiksel düşünürüz!

 

Suriye’de yapılan operasyonlara gelince. Türkiye'nin toprak bütünlüğünü savunmak, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmakla başlar. Suriye'nin Cerablus şehrine harekat başladığı günlerde İbrani BARZANİ[175] Ankara'ya geldi ve PKK’nın paçavrası protokole konuldu[176]. Medyaya yansıdığı şekliyle Suriye'de yapılan operasyonlarda güya topraklar IŞİD'den alınıp OSÖ'ya veriliyor. Evet; Türkiye komşusu olması ve dolayısıyla güvenliği nedeniyle Suriye’ye belirli ölçüde girebilir; ancak bu güvenliği tehdit edecek oluşumu başlangıçta neden destekledi? Ayrıca Suriye’de daha fazla kalarak, sömürgeciliğin kiralık tetikçisi, bölücü OSÖ gibi terör örgütleriyle hareket edilmemeli ve işgalci konumuna düşmemeli. Şu jeostratejik gerçek bilinmelidir ki, sömürgeciliğin kullandığı kiralık tetikçi, bölücü terör örgütleriyle kalıcı durum sağlanamaz. Sömürgeciliğin kullandığı kiralık tetikçi, bölücü terör örgütleri, olumsuz anlamda devamlı değişim (destabilize) yani bozgunculuk, karmaşa, dengesizlik, düzensizlik ve yıkım için oluşturulur...

 

Olumlu, yararlı olacağı düşünülen ve dolayısıyla gerçekleşmesi gereken bir eylem; gerçekleşse bile, böyle bir eylemle tek başına başarılı sonuç alınamaz. Bir eylemin, gerçek anlamda başarılı sonuçlara neden olması için, öncesinde ve sonrasında başka eylemlerle devamlı desteklenmesi gerekir. Oysa burada, böyle bir durum kesinlikle söz konusu değil. Demokrasi bahanesiyle İsrail'in güvenliği için Suriye karıştırılmasaydı; şimdi Suriye'deki bölünmüş durum da oluşmayacaktı. Suriye'deki bölücü terör örgütü elebaşı Salih MÜSLİM ülkemizde kimlerin döneminde ağırlandı? Milli bayramları kutlamayanlar, 29 Ekim 2014 tarihinde bölücü terör örgütü peşmergeyi Türkiye üzerinden PYD’ye yardıma gönderdi.[177], [178], [179], [180]

 

Şimdilerde iddia edildiği gibi Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanaysalar, tüm ülkelerin Suriye'den çekilip bölücü terör örgütlerine de yaptıkları silah yardımlarını neden kesmiyorlar? Suriye'de bir harekat yapılacaksa, bunu bizzat Suriye devletinin kendisi, bölücü terör örgütlerine karşı yapmalı ve bu konuda samimi olanlar da Suriye devletini desteklemeli. Uluslararası hukuk da bunu gerektirir. Birileri; canım uluslararası hukuk mu var diyebilir. Evet; AB-D, İsrail gibi ülkelere karşı uluslararası hukuku işletmezler ama bunların dışındakilere karşı işletirler. Bu nedenle, uluslararası hukuka uyacaksınız ve hep haklı olarak hukuku savunacaksınız. Devlet yönetmek, organize suç örgütü yönetmeye benzemez; sizi kullananlar, zamanında bu yöntemi size telkin etmiş ve siz de belli bir zaman bunu uygulayarak bireysel kazançlarınızı arttırmış olabilirsiniz. Oysa; devlet yönetmek için jeopolitik, jeostratejik, ekonomik şartları bileceksiniz ve buna göre uygun yer ve zamanda ve uygun sırada gerekli adımları atacaksınız...

 

Olanlardan olacaklar öngörülürse Suriye'de bugünlerde yapılanların; aslında PYD'ye yardım ve yol temizliğinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkar. Bu gerçeğe itiraz edebileceklere şunu hatırlatmak gerekir; ülkemiz çok mu güvenli de, sıra dış harekatlara geldi? Sömürgeciliğin kiralık tetikçi terör örgütleri, sıklaşan aralıklarla ülkemizde intihar eylemleri gerçekleştirmiyor mu? Yine aynı şekilde bölücü terör örgütü PKK, sıklaşan eylemleriyle her gün onlarca askerimizi şehit etmiyor mu? Savaşta bir cephenin başarılı olması için, cephe içindeki tüm kurumların aynı amaca yönelmiş kişilerden oluşması yani cephenin içten sapasağlam olması gerekir. Oysa, 15 Temmuz 2016 akşamı darbe örneğinde görüldüğü üzere, ülkemizde hükumet, istihbarat ve diğer pek çok kurum böyle bir sağlam iç cephe oluşturamaz. Ayrıca, sömürgeciliğin özel görevlilerince, Sevr Anlaşması maddelerindeki gibi askeri okulların kapatılmak, genelkurmayın yapısının değiştirilerek askerin siyaset bataklığına batırılmak istenmesi; iç cephenin, düşman elemanlarıyla dolu olduğunun bir başka kanıtıdır…

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak:

[1] http://www.anayasa.gen.tr/elveda-anayasa-v2.htm

[2] http://www.halimiz.com/?p=2076

[3] http://www.abcgazetesi.com/anayasa-degisikliginin-amaci-erdogani-yuce-divandan-kurtarmak-32812h.htm

[4] Ahmet TAKAN - Önden buyrun!; Yeniçağ; 13 Aralık 2016

[5] http://www.abcgazetesi.com/turkiye-bu-katillere-neden-sahip-cikiyor-37125h.htm

[6] https://sarizeybekhaber.com.tr/sok-bela-turkiye-ye-geliyorum-diyor

[7] Milligazete, 15 Ekim 2014

[8] Milliyet, 13 Mart 2015

[9] Ortadoğu, 12 Ekim 2014

[10] Sözcü, 18 Aralık 2015

[11] Yeni Mesaj, 15 Mart 2015

[12] Milligazete, 21 Şubat 2015

[13] Ortadoğu, 14 Ekim 2014

[14] Sözcü, 9 Mart 2016

[15] Sözcü, 21 Mart 2016

[16] Sözcü, 9 Temmuz 2016

[17] Sözcü, 10 Temmuz 2016

[18] Yılmaz ÖZDİL – IŞİD acaba Suriye’de mi?; Sözcü, 25 Temmuz 2015

[19] Sözcü, 21 Eylül 2016

[20] Sözcü, 8 Temmuz 2016

[21] Korkusuz, 16 Şubat 2017

[22] Sabah, 9 Şubat 2013

[23] Milliyet, 9 Şubat 2013

[24] Milliyet, 28 Şubat 2013

[25] Sözcü, 21 Mart 2013

[26] Sabah, 25 Nisan 2013

[27] Sözcü, 13 Temmuz 2013

[28] Sözcü, 4 Haziran 2014

[29] Sözcü, 18 Şubat 2015

[30] Star, 1 Mart 2015

[31] Sabah, 1 Mart 2015

[32] Türkiye, 1 Mart 2015

[33] Akşam, 1 Mart 2015

[34] Posta, 1 Mart 2015

[35] Milat, 1 Mart 2015

[36] Cumhuriyet, 1 Mart 2015

[37] Güneş, 1 Mart 2015

[38] Bir Gün, 1 Mart 2015

[39] Star, 2 Mart 2015

[40] Sabah, 8 Ağustos 2015

[41] Sözcü, 5 Ekim 2015

[42] Sözcü, 4 Nisan 2016

[43] Özgür Düşünce, 3 Mayıs 2016

[44] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/951796171534144/

[45] Milliyet, 26 Kasım 2014

[46] Sözcü, 28 Haziran 2015

[47] Cumhuriyet, 14 Eylül 2011

[48] Milliyet, 14 Eylül 2011

[49] Posta, 14 Eylül 2011

[50] Sözcü, 14 Eylül 2011

[51] Vatan, 14 Eylül 2011

[52] Aydınlık, 11 Nisan 2014

[53] Posta, 24 Nisan 2013

[54] Star, 24 Nisan 2013

[55] Takvim, 24 Nisan 2013

[56] Türkiye, 24 Nisan 2013

[57] Vatan, 24 Nisan 2013

[58] Vatan, 23 Nisan 2013

[59] Sözcü, 20 Eylül 2011

[60] Haber Türk, 8 Şubat 2012

[61] Hürriyet, 8 Şubat 2012

[62] Milliyet, 8 Şubat 2012

[63] Vatan, 8 Şubat 2012

[64] Haber Türk, 16 Eylül 2011

[65] Hürriyet, 16 Eylül 2011

[66] Milliyet, 16 Eylül 2011

[67] Sabah, 16 Eylül 2011

[68] Star, 16 Eylül 2011

[69] Takvim, 16 Eylül 2011

[70] Türkiye, 16 Eylül 2011

[71] Vatan, 16 Eylül 2011

[72] Yeni Şafak, 16 Eylül 2011

[73] Sözcü, 16 Eylül 2011

[74] Sözcü, 21 Temmuz 2011

[75] Sözcü, 24 Temmuz 2011

[76] Türkiye, 8 Şubat 2012

[77] Star, 26 Kasım 2014

[78] Ortadoğu, 4 Kasım 2014

[79] Ortadoğu, 24 Temmuz 2015

[80] Ortadoğu, 17 Temmuz 2014

[81] Sözcü, 21 Mayıs 2013

[82] Ortadoğu, 11 Nisan 2013

[83] Yeniçağ, 11 Nisan 2013

[84] Sabah, 11 Nisan 2013

[85] Yeniçağ, 13 Temmuz 2012

[86] Sözcü, 9 Ağustos 2014

[87] Yeniçağ, 12 Mart 2015

[88] Sözcü, 31 Ağustos 2015

[89] Sözcü, 1 Ekim 2016

[90] Aydınlık, 1 Ekim 2016

[91] Yeniçağ, 3 Ekim 2016

[92] Sözcü, 14 Kasım 2016

[93] Sözcü, 5 Aralık 2016

[94] Sözcü, 24 Şubat 2015

[95] Milliyet, 3 Kasım 2014

[96] Takvim, 21 Ekim 2014

[97] Star, 21 Ekim 2014

[98] Abdülkadir SELVİ - Tırlar hangi tarihten bu yana gidiyordu; Yeni Şafak; 22 Ocak 2014

[99] https://www.facebook.com/photo.php?v=635260493187715

[100] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/855366937843735

[101] Aydınlık, 21 Ocak 2014

[102] Aydınlık, 30 Kasım 2015

[103] Cumhuriyet, 4 Haziran 2015

[104] Yeni Mesaj, 11 Nisan 2014

[105] Hürriyet, 28 Mart 2014

[106] Posta, 28 Mart 2014

[107] Evrensel, 28 Mart 2014

[108] Cumhuriyet, 21 Ocak 2014

[109] Bir Gün, 21 Ocak 2014

[110] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/779488825431547/

[111] Bugün, 23 Ocak 2015

[112] Yeni Akit, 30 Kasım 2013

[113] Star, 24 Kasım 2013

[114] Yeni Şafak, 24 Kasım 2013

[115] Yeni Akit, 24 Kasım 2013

[116] Milliyet, 24 Kasım 2013

[117] Yeni Şafak, 24 Mart 2015

[118] Ortadoğu, 24 Mart 2015

[119] Vahdet, 24 Mart 2015

[120] Milligazete, 24 Mart 2015

[121] Vatan, 24 Mart 2015

[122] Milliyet, 24 Mart 2015

[123] Sözcü, 3 Kasım 2016

[124] Sözcü, 15 Kasım 2016

[125] Sözcü, 22 Kasım 2016

[126] Sözcü, 24 Kasım 2016

[127] Sözcü, 10 Aralık 2016

[128] Sözcü, 26 Eylül 2016

[129] Sözcü, 1 Ocak 2017

[130] Sözcü, 28 Eylül 2016

[131] Sözcü, 7 Eylül 2016

[132] Sözcü, 29 Ekim 2013

[133] Korkusuz, 10 Kasım 2015

[134] Posta, 9 Ağustos 2016

[135] Yeni Mesaj, 15 Ağustos 2016

[136] Ortadoğu, 15 Ağustos 2016

[137] Aydınlık, 15 Ağustos 2016

[138] Sözcü, 23 Eylül 2015

[139] Sözcü, 13 Mart 2015

[140] Milliyet, 12 Mart 2015

[141] Hürriyet, 14 Mart 2015

[142] Milliyet, 15 Mart 2015

[143] Sözcü, 10 Aralık 2016

[144] Akşam, 27 Mart 2014

[145] Güneş, 27 Mart 2014

[146] Arslan BULUT - Rize'de CIA'nın ne işi var değil mi?; Yeniçağ; 24 Aralık 2016

[147] Ahmet TAKAN - Moskova mutabakatından sonra ÖSO'nun da  adı değişti mi?; Yeniçağ; 25 Aralık 2016

[148] Yurt, 28 Mart 2014

[149] Saygı ÖZTÜRK – Türkiye’nin önüne bir harita koydular; Sözcü, 28 Aralık 2016

[150] Cumhuriyet, 8 Şubat 2012

[151] Posta, 8 Şubat 2012

[152] Sabah, 8 Şubat 2012

[153] Yeniçağ, 8 Şubat 2012

[154] Milli Gazete, 23 Eylül 2015

[155] Yeni Mesaj, 28 Kasım 2011

[156] Sözcü, 21 Nisan 2015

[157] Sözcü, 4 Aralık 2014

[158] Sözcü, 17 Nisan 2015

[159] Bir Gün, 3 Mayıs 2015

[160] Sözcü, 6 Mart 2015

[161] Sözcü, 21 Aralık 2015

[162] Sözcü, 6 Temmuz 2015

[163] Sözcü, 6 Aralık 2016

[164] Karşı, 11 Nisan 2014

[165] https://rifatserdaroglu.com/2016/12/08/akpnin-ceteleri-ve-15-temmuz/

[166] https://sarizeybekhaber.com.tr/sok-rusya-039-dan-erdogan-ve-ailesine-urkutucu-suclama

[167] http://yurtgazetesi.com.tr/esad-isid-in-petrol-parasi-erdogan-a-gidiyor/15676/

[168] Tolga TANIŞ - Potus ve beyefendi

[169] Sözcü, 2 Temmuz 2014

[170] Sözcü, 26 Kasım 2014

[171] Sözcü, 11 Nisan 2013

[172] Güneş, 11 Nisan 2013

[173] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/846944905352605/

[174] Milli Gazete, 6 Eylül 2016

[175] Tarih ve Düşünce Dergisi; Şubat 2003; Sayı: Şubat 2003/2; Sayfa 30-31

[176] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/1088106447903115/

[177] Takvim, 21 Ekim 2014

[178] Star, 21 Ekim 2014

[179] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/979548892092205/

[180] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/979060655474362/



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI