Bugun...
Sermayedarın sömürüsüyle (kanserle) savaş


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-02-2016 18:25
     

Ülkemizde, 1 yılda yaklaşık 200 bin kişi kansere yakalanıyor ve bunların %34’ü ölümle sonuçlanıyor. Bu verilerden hareketle, kanser vakalarının arttığı iddia edilir mi bilemiyoruz. Çünkü konuyu istatistiki açıdan genel değerlendirmek için karşılaştırma yapabilecek uzman değiliz. Ancak şurası kesin ki, toprak, su, hava; kimyasal atıklarla kirlendi. Bunun yanında, tohumların DNA'sı değiştiriliyor; bu tohumlara müdahale edilmesi nedeniyle, sadece kendileri değil, ekildiği toprağı ve çıkan ürünü yiyenleri de kısırlaştırdığı uzmanlarca söyleniyor. Örneğin şu an her 100 çiftten 10’u tüp bebek tedavisi görürken; bir nesil sonrakilerde bu oranın daha da yükseleceği belirtiliyor. Ayrıca, sebze ve meyvelerin hormonlarla büyütülüyor olması hem onları zehirliyor, hem de toprak uzun vadede verimsizleşerek ölüyor. Yani günün birinde, o toprağa ne ekilirse ekilsin, hangi gübre verilirse verilsin; artık o toprakta hiçbir ürün yetişmeyecek…

 

Marketlerde satılan hazır besinlere gelirsek; bunlar, zamana karşı dayanıklı olsun diye katkı maddeleriyle ömürleri uzatılıyor. Tabii; içlerindeki yapay tatlandırıcılar ve renklendiriciler de cabası. Yine dev çiftliklerde, sabit tutularak uyarılı yemlerle şişirilen ineklerin, tavukların bu marketlerde tüketicilere ulaştırılmasını eklersek, neredeyse doğal beslenmenin tümden ortadan kalktığını söylemek hiç de zor olmayacaktır…

 

Yanlış beslenme sonucu ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle, tedavi için gidilen özelleştirilmiş hastaneleri döngüde yerine koyduğumuzda; sermayedar sömürüsünün bir taşla çok kuş vurduğunu görürüz. Özel hastanelerde ne tam öldürüp ne de tam iyileştirmeyerek, hastayı devamlı müşteri konumunda tutarlar. Ayrıca, kilolu olup henüz hastalanmamış olanlar için de zayıflama kliniği veya spor salonları açılır ve zayıflama umuduyla insanların paraları sağılır…

 

İnsanlığı bir kanser gibi saran sömürgecilik bunlarla yetinmez; insanlara belli bir tip ölçüde güzelliği veya ihtiyacı olmadığı şeyi; sanki hayati önemdeymiş gibi gösterip sahip olma ve tüketme isteğini içlerinde uyandırır. Yani; duygusal abartılı tanıtım resimleri ve filmlerle insanlar istenileni gerçekleştirmeye odaklandırılır. Tabii kişi, bunlara bedelsiz kavuşamaz. Hızlandırılan hayatta kişi, sorgulamadan ve hiçbir ahlaki kuralı tanımadan, içinde uyandırılan doğruluğu tartışmalı bu istekleri doyurabilmek için; emeğini ucuza satar veya borçlanarak geleceğini şimdiden tüketir ve geleceksiz kalır…

 

Aslında bu sömürüyü B sınıfı sermaye gerçekleştirir; bir de bunların üzerinde A sınıfı sermaye var ki, bu kadar dolambaçlı ve somut yollar kullanmaz. Deyim yerindeyse, A sınıfı sermaye, devletlere ve bankalar aracılığıyla bireylere faizle borç verirler. Örneğin ülkemizin milyarlarca dolarlık dış borcu olduğu gibi; ülkemizde 14 milyon insanın da bankalara kredi borcu var.  Yani hem devlet borçlu, hem de vatandaş. Sıkıntılı bir anda, biri diğerini finanse edemeyecek. İşte buna sermayenin devleti öldürücü darbesi deniyor. AKP’nin, satılan ev ve araba sayılarını; ekonominin iyi olduğuna dair kanıt olarak göstermesi ise tam bir komedidir. O ev ve arabalar, nasıl alınıyor? İşte böyle geleceğini bağlayan borçlarla satın alınıyor ancak bu bilgilerin bilinmemesiyle AKP’nin yalanları bazı kesimin üzerinde işe yarıyor…

 

Dünyayı sömüren A sınıfı sermayedarlar, sahip olmak istedikleri şirketlerin söylentilerle değerlerini düşürür; yine ellerindeki şirketlerin söylentilerle değerini yükseltip borsada değerler üzerinden parayla kumar oynarlar…

 

Sonuç olarak şu görsel benzetmeyi yaparak durumu daha iyi anlayabiliriz. Birey bir ağaçtaysa; yönünü nereye dönerse dönsün ve hangi dala tutunursa tutunsun mutlaka sömürgeciliğe dokunacak ve sömürüye maruz kalacak. İşte günümüz insanının içinde bulunduğu tezgâh o kadar çetrefil hazırlandı ve kurtulması oldukça zordur. İnsanlığa karşı kurulan bu acımasız tuzağın nedeni ise sömürgeci sermayenin, sahip olma, biriktirme, depolamacı, doymak bilmeyen kâr güdüsüdür. Bu tek-elleş-me-ye karşı, bakkal, küçük besici, manav, küçük çiftçi ve tüketici aralarında uyumlu hareket ederek birbirlerini korumalıdır. İhtiyaç dışı tüketimden kaçınılmalıdır. Bu anlamda, işbirliği (kooperatifçilik) yeniden canlandırılmalı, şehirlere yakın yerleşim birimlerine mandıra kurulmalıdır. Yani ağaçtan, topraktan ve diğer canlılardan, doğrudan ve müdahalesiz beslenmeliyiz. Evde hanımlarımız, reçel, tarhana gibi doğal, saklanabilir besinler hazırlamalıdır…

 

Doğayı ve suyu kirletmemek için; uzun kullanımlı ve geri dönüşümlü ya da atıldığında doğaya çabuk karışabilen eşyalar kullanmalıyız. Temizlik ve bakım ürünlerimiz doğal olmalı; havayı ve suyu kirletmemeli…

 

Şu da unutulmamalıdır ki, hiçbir şey siyasi ve yönetsel irade olmadan kalıcı olup yaşayamaz. Ülkemizi bu duruma düşürenlerden, İsrail’den yılda 45 bin ton (172 milyon dolar tutarında) tohum ithal edenlerden hesap sormalıyız ve bu durumu değiştirecek siyasi yönetsel irade aramalıyız…

 

Sömürgeciler kimlerdir; başka ne yaparlar; bunları insanımıza kısaca tanıtalım. Sömürgeciler, açları ve bilgisizleri birbirine kırdıranlardır. Sömürgeciler; bilgi, sanayi ve teknolojiyi tekeline alıp insanların tüketim alışkanlıklarını belirlerler. Sömürgecilik, eğitimi özelleştirip insanları devamlı alt seviyede tutmak için, birbirleriyle ilişkisiz ve gerçek olmayan şeyleri, insanlara bilgi diye sunarak insanları cahilleştiren ve insanları hayat boyu eğitime (dersane müşterisi) mahkûm eder. Sömürgecilik, medya aracılığıyla parlattığı çıkarcı, hain politikacıları; bilgisiz; duygusal insanlara seçtirir. Sömürgecilik, bu insanlık sömürü tezgahını ebedi yaşatmak için; akademisyenleri, istihbaratçıları eskort olarak kullanır…

 

Ben-Deniz bir Türk ve insanlık eri olarak ahdım odur ki, insanlık için bu kudurmuş sömürgeciliğe karşı amansız mücadele başlattım. İnanıyorum ki, bu kutsal mücadelede benimle birlikte bulunacaklar gibi; bizden sonra da bu kutsal mücadeleyi devam ettirenler olacak. İnsanlığın içinden, bu sömürgeci patolojik kanser urlarını temizleyeceğiz ve hepsinin işini bitireceğiz!

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Not: Sağlıkla ilgili gerekli uzman bilgileri öğrenmek için Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL’un yazıları okunmalıdır…



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI