Bugun...
Usulsüzlük tutkunlarına


Deniz KAÇAĞAN
a.kararli@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-11-2015 19:04
     

Hukuk; soyut düşünebilen, gelişmiş insanların anlayıp uygula(n)masına özen gösterdiği yazılı kurallardır. Anayasa'nın var olduğu toplumlarda, her organın kendi içinde uygulayacağı mevzuatı olduğu gibi; kendi dışındaki genel durumlarda da idare hukukunun, normlar hiyerarşisinin kurallarına göre, nasıl hareket edeceği açık olarak bellidir. Elbette hukuk ilkelerinde yanlışlar bulunabilir ve bu yanlışlar fark edildiği anda uzlaşılarak değiştirilir. Bu yanlışların ne olduğu ve nasıl değiştirilmesi gerektiğine karar vermek için tartışarak, her an eleştiriye tabii tutulur. Ancak; hukuk ilkelerinin olası yanlışlığı; onların uygulanmasının ihlalini gerektirmez; zorunlu olan, o anda yazılı ve geçerli olan ilkenin uygulanmasıdır...

 

Toplumlar, durup dururken gelişmiş olmaz; gelişmiş bireyler çoğaldıkça toplum gelişir. Gelişmiş bireylerin varlığını ise, ayrım yapılmadan; o anda yazılı ve geçerli hukuk ilkelerinin herkese eşit şekilde uygulanıp uygulanmadığına bakarak ve ihlal olduğu anda yüksek sesle ve hatta eylemle karşısında duran kişiler kanıtlar. Hukuk ilkelerinin, bazı durumlarda farklı kişilere farklı uygulandığını gören birey; yarın kendisinin de olası bir olayla karşılaştığında; aynen anayasanın çiğnendiği gibi kendi haklarının da çiğneneceğinden; çiğnenmiş gibi emin olur ve herhangi bir hukuk ilkesinin çiğnenmesi durumunda ayağa kalkar! Tabii, anayasanın çiğnenip çiğnenmediğini anlamak için; azıcık da olsa hukuk nosyonuna ve olayları denetleme kültürüne sahip olmak gerekiyor. Anayasanın çiğnenmesine ve ortadan kaldırılmasına itiraz etmeyen birey, insan değil; herhangi bir ölü ve çürümüş, bozulmuş ceset yığınıdır...

 

Kamu kurumlarının denetimden uzak olmaları, yetkilendirilenlerin sınırsız yetki kullanmak istemeleri, hukukun çiğnenmesine yol açar. Bu durumdaki yönetim şeklinin adı ’hukuk devleti’ olamaz. Kamu idarelerinde, yürütme görevini yerine getirenlerin denetimi sevmeleri, denetleyici kuralları koymaları, onların demokratik gelişmişliğini gösterir. Hukuk devletinde, her kim veya kurum olursa olsun; denetimsiz bir yetki kullanımından söz edilemez. Uygulamada aksayan ve eleştirilen yönleri olsa da ülkemizde de hukuk devletini sağlamak üzere kurallar kabul edildi. Anayasamızın 125. ve 138. maddelerinde; yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları yer almaktadır...

 

Medyaya yansıdığı şekliyle; 25 Aralık 2013 günü İstanbul Emniyeti’ne bağlı görevli polisler, gözaltına almak için Bilal ERDOĞAN’ın Kısıklı’daki evine geliyorlar. Ancak Bilal ERDOĞAN’ın Kısıklı’daki evinin önünde görevli bulunan Başbakanlığa ait korumalarla Özel Harekâtçılar, gelen polislere silah çekiyorlar. Polisin bilgilendirmesi üzerine Savcı Muammer AKKAŞ, Jandarma Kuvvetlerinden gözaltına alabilmek için kolluk istiyor. Kendisinden Bilal ERDOĞAN’ı gözaltına almak üzere kolluk kuvveti istenen Jandarma, durumu Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’e bildiriyor. ÖZEL Pasha, Jandarma’ya “operasyon yapmayın“ emrini veriyor. Jandarma bunun üzerine Turan ÇOLAKKADI'yı arıyor. ÇOLAKKADI da "Operasyon yapmayın" diyor. İşte bunun sonrasında ÇOLAKKADI çıkıp; medyaya usule dair o bilinen basın açıklamasını yapıyor...

 

5 kere milletvekilliği; 46. 47. ve 53. Hükumetlerde Devlet Bakanlığı; 58. ve 59. Hükumetlerde Adalet Bakanlığı yapan Cemil ÇİÇEK; 60. Hükumette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 24. Dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi. İşte bu AKP’li Cemil ÇİÇEK: “Anayasanın 138. maddesi; mahkemelerin bağımsızlığı, bu memlekette ölmüştür” İtirafında bulunarak, anayasanın bilmem kaçıncı kere çiğnendiğini ve ortadan kaldırıldığını gösterdi...

 

Anayasanın 138. maddesi: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

 

Güçler ayrılığı ilkesine göre, devlet düzenlemesinde yetkiler, tek bir kurumda değil üçe serpiştirilerek her birimin diğerini denetlemesi ve böylece gücü bir yetkiliye yığarak yetkilerin istismar edilmemesi amaçlanır. Bu güçlerden biri yasama, biri yargı, diğeri de yürütmedir. Savcılar, yargının önemli unsurlarından biridir. Anayasa gereğince yürütme, yargının aldığı tüm kararları yerine getirmek ve uymak zorundadır. Eğer yürütme, yargının verdiği bir kararı uygulamıyorsa bu silahsız bir darbe yapılarak anayasanın, ortadan kaldırıldığını, var olan hukuk düzeninin yıkıldığı anlamına gelir...

 

Akılcı, bilgi birikimi olmayan hurafeci AKP'liler elbette usulün ne olduğunu anlayamazlar. Yaşamları boyunca, şans eseri de olsa; ellerine kitap değmeyen, okumayan, araştırmayan, düşünmeyen; sorgulamayan; eleştirmeyen; kuşkulanmayan ve tutarlılık aramayan, ceset yığınları; gelişmiş insana özgü olan "nasıl" sorusunu elbette soramaz. Ve olması gerekeni, incelikle ortaya koyamaz...

 

Balyoz, Ergenekon gibi kodladıkları dava adlarıyla; masum insanları, fanteziye dayalı ürettikleri çelişkili kâğıt parçalarıyla suçlayanlara karşı biz: "Dış destekli cemaatin, askere karşı bu operasyonunun, AKP'nin istek ve onayıyla yapıldığını; bu iddiaların çürük olduğunu; üstelik şu şu usulsüzlükler vardır, işte bunların 2500'den (iki bin beş yüz) fazla maddi kanıtları"nı gösterdiğimizde; hırsız bölücü AKP'liler: "Canım ne olacak; usulsüzlükleri önemsemeyin; hele şu iddialar iyice bir araştırılsın." diyorlardı. Bu arada, kaçma şüphesi bile olmayan masum insanları; kodese tıkıp soruşturmayı uzatarak içerde tutuyorlardı. Bugünlerde ise, kendilerinin hırsızlık soruşturmaları sonuna kadar araştırılsın demek yerine, savcıların ve polislerin görev yerlerini değiştirerek bu kez usulsüzlüğü kendi hırsızlıklarını gizleme yönünde gerçekleştiriyorlar. AKP’nin Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan KUZU’nun, 2014 yılına girdiğimiz günlerde itiraf ettiği gibi: “700’e yakın emniyet mensubunun yerinin değiştirilmesi durup dururken olmamıştır.” [1] diyerek, soruşturulmayla ilişkili kişilerin, yürütme aracılığıyla usulsüzlüğe tam gaz devam ettiklerini kanıtlıyor. Hurafeci AKP'lilerin, bu suçüstü yakalanma telaşı değil de nedir. Bununla yetinmeyen ve insan dışında her şeye benzeyen azılı suç işleme eğilimindeki AKP'liler; görevden uzaklaştırılan mali şubelilerin, savcıların bürolarına girip kendileriyle ilgili hırsızlık dosyalarını kaçırıp yok etme saldırganlıklarını çekinmeden gerçekleştiriyorlar…

 

Dünyada öğrenilen gizli bilgilere karşılık; değişik alanlardan en yetkin ve güvenilir kişilerle, 80 yılda biriktirilen bilgilerle geliştirilen savaş planlarını; ülkemiz siyasi yaşamında yıllarca bulunan ancak ülkemize hiçbir somut katkısı olmayan birine uyduruk bir suikasti bahane göstererek ortalığa boca edenler; kendi hırsızlıkları, bölücülükleri soruşturulunca, hukuku çiğneyip utanmadan devlet sırrından söz ediyorlar. Gerçek bir devlet sırrı olunca; hâkim kılıklı düşman casusunu kozmik odalara sok; kendi hırsızlıkları, bölücülükleri söz konusu olunca; devlet sırrına sığın. Her hareketleri devlete karşı; düşmandan daha büyük düşman ve tehlike bu kişilerdir…

 

Asker gibi AKP'ye de kumpas kuruldu cümlesi yanlıştır. Kumpas, masum insana kurulur; suçlulara kumpas kurulmaz. AKP'ye yapılanlar; kullanılmak üzere, elde biriktirilen suç kanıtlarıdır. AKP, öncelikle askere kurulan kumpası zamanında neden sahiplendiğini açıklayıp o suçtan da yargılanması gerektiği gibi; kendi hırsızlıklarını, bölücülüğünü halı altına süpürmeden yargılanmaya tamamen kendini açmalıdır...

 

Tayyip, meydanlarda yaptığı konuşmalarında; cahil tabanının kafasını biraz daha karıştırıyor. Suçları itiraf eden eski bakanlarını karalıyor ve sanki onlar tek suçluymuş gibi konuşarak kaytarmaya çalışıyor. Tayyip şunu bilsin ki, kimse onun tabanı gibi şakşakçı değil; bu yalanlarla, meydana taşınarak doldurulan tabanının dışındakilerden başkasını kandıramaz. O eski bakanlar, o yüz kızartıcı işleri yaparken; başlarında kim vardı. Kim, başbakanlık sıfatını kullanarak; ihalelerde baskı yaptı. Göt kılı [2] olmaktan vazgeçip düşünmeye çalışan AKP tabanı varsa, bu soruları sormalıdır. Yoksa: "Bu hırsızlıkları, başbakandan habersiz yaptılar" mı diyecekler! Başbakandan habersiz hırsızlık yapılabiliyorsa; şimdikilerin aynı hırsızlıkları yapmayacağını kim garanti edebilir? Ey bilgisiz AKP'liler [3]; ne zaman, düşünmeye; aklını kullanmaya; eleştirmeye, kuşkulanıp tutarlılık aramaya başlayacaksınız…

 

Tam bu suç fırtınası içinde; çakma muhalif hukukçular çıkıp yeniden yargılamadan, hukuk değişikliğinden söz ediyorlar. İyi de; o kanun değişikliğini kim yapacak? Şaibeli yasama organı yani meclis mi? Yukarıda ancak bir kısmını yazabildiğimiz anayasa ihlallerini, hukuk aykırılıklarını gerçekleştiren ve içinde soruşturulan kişilerin bulunduğu meclise; hâlâ yasa yapma yetkisi vermek ve hukuka uygun değişiklik yapacağını beklemek; insanların aklıyla dalga geçmektir...

 

Daha önce sayısız hukuksuz uygulama örneğini bildiğimiz ve en son HSYK kanununda değişiklik yapmak isteyen ve yargıyı mutlak kendine bağlayarak, güçler ayrılığını tanımadığını, neredeyse diktatörlüğünü kurumlaştırmaya ramak kalan gözü dönmüş birinden; yargıyı bağımsızlaştıracak, adaleti gerçekleştirecek değişiklik beklemek akılsızlıktır…

 

Hurafecilerin bilmediği, evrensel insan özelliği şudur: “Akıl, mutlak tutarlılığı arar ve neyin ne olduğunu, maddî, fizikî, somut kanıtlamalarla bulur. Akıl; bir şeyin yanlışlığını gördü mü; orayı ebedi siler ve o ortama ve kişilere bir daha güvenmez. Değil mi ki, bunun böyle olmadığı, maddî kanıtlarıyla ortaya çıkana kadar.”

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak:

[1] http://www.facebook.com/photo.php?v=630279607019137

[2] http://www.facebook.com/photo.php?v=618272884886476

[3] http://www.facebook.com/photo.php?v=618809681499463



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI