Bugun...
Rusya neden böyle yapıyor?


Doç.Dr. Kürşad Zorlu
kzorlu77@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 21-02-2018 10:13
     

Suriye’deki denklem ve gelecek beklentisi çok hızlı değişiyor. Bölgenin kaygan zemini ve vekaletler savaşında kullanılan araçların yeni kullanım alanlarına açık olması bir tarafa, siyasi ve hukuki sürece adım adım yaklaşırken herkes oturduğu yeri sağlama almaya çalışıyor. Özellikle ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un ziyaretinden önce Rusya Dışişleri Bakanlığının “onlara güvenmeyin” şeklindeki yaklaşımı bir tavsiyeden ziyade uyarı niteliği taşıyordu. Çünkü Astana süreci, S-400 savunma sistemleri, İdlib’de askeri işbirliği ve Afrin’de hava sahasının  Türkiye’ye açılmasının ardından  Türkiye-ABD ilişkilerini uçurumun kenarından alma girişimi Rusya’yı yeni hamlelere sevk etmiş görünüyor.

 

Rusya temel olarak Türkiye’den iki beklenti içerisinde: Birincisi Türkiye’yi NATO-Rusya dengesinde kendi lehine değişebilecek bir pozisyona teşvik ediyor. Hem de Türkiye’nin PKK-YPG çekincesi üzerinden PYD üzerindeki ABD etkisini kırmaya çalışıyor. İkincisi İdlib’de Heyet Tahrir Şam’a karşı daha etkin bir rol üstlenmesini istiyor. Bu çerçevede Türkiye’nin Afrin merkezine kadar ilerleyerek hedefine ulaşması Azez-Afrin-İdlib hattında kendi dengesini öne çıkarabilecek bir Türkiye’yi ve üstelik ABD ile çatışmaya varabilecek ihtimalleri ötelemiş bir Türkiye’yi öne çıkarıyor.

ABD’ye gelince…

ABD’nin Suriye’de yeni dönem stratejisinde önemli bir değişme dikkat çekiyor. Kontrol ettiği alanlarda kalma iradesini ve süresini artırarak gerekli tahkimatı gerçekleştirmek. Bu noktada Fırat’ın doğusu hayati bir önem taşıyor. Başbakan Binali Yıldırım haklı olarak “Fırat’ın doğusu, batısı diye pazarlık olmaz” şeklinde açıklamada bulunsa da ABD’nin doğu-batı ayrımıyla değer atfettiği çıkarlarını Zeytin Dalı Harekatında test ettiği anlaşılıyor. Yani buradaki yığınağa ve Suriye-Irak sınırının kontrolüne devam edilirken Afrin’deki süreç de bunun zorunlu bir koşulu olarak görülüyor. Her ne kadar bu faydacı-çıkarcı anlayış YPG’nin “terkedilme” korkusunu ayakta tutsa da ABD’nin uzun süredir vaat ettiği haritada kendilerine ayrılan alan iştahlarını hala diri tutuyor.

İşte bu sebepledir ki Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ilk kez bu kadar güçlü biçimde “Türkiye’nin güvenlik çıkarları, Şam’la doğrudan diyalog yoluyla tamamen korunabilir” açıklamasında bulundu. Tam da Esat’a bağlı güçlerin kontrolü YPG’den almak için Afrin’e gireceği haberlerinin hemen ardından…

Çok açık ki Rusya kendi denkleminin ve Türkiye’den temel beklentilerinin tehlikeye girmesini arzu etmiyor. Esat ise yakın geçmişte ki başka örneklerde olduğu gibi bu durumdan kazançlı çıkmaya çalışıyor. “Artık gitmesine günler kaldı” denilirken bugün ülkenin %60’nı denetim altına almış olması buna işaret ediyor.

Putin ve sıfır toplamlı oyun

Brooking Enstitüsü araştırmacılarının geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir raporda ABD-Rusya dengesinin sağlanması konusunda önemli tespitler yer alıyor. Raporda Putin Rusya’nın uluslararası stratejisi kendisine yönelen tehditleri bertaraf edebilmek için sürdürülen bir tür “sıfır toplamlı oyuna” benzetiliyor. Yani bir tarafın kayıplarının diğer tarafın kazancına denk geldiği bir konumlanma. Bu sebeple NATO gibi konularda Rusya ile anlaşabilmek mümkün değil. Özellikle bu doğrultuda Trump’un partnerlerine olabildiğince ABD üzerinden silahlanmayı teşvik etmesi “düşman ülke” algısını pekiştiriyor. Ancak  Rusya ve Çin’in küresel güçlerini artırmaya çalışırken “NATO Tehlikesini” bu işin gerekçesi olarak kullandığı da ileri sürülüyor.   



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI