Bugun...
Bize Ne Oldu Böyle?


Fatma Taşcan Dost Mekanı
fatmatascan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 28-02-2016 22:08
     

[ Bize ne oldu böyle? Ne kadar değiştik, ne kadar umarsız, dilim varmıyor, terbiye yoksunu olduk. Yoksa hep böyleydik de şu sosyal medya denilen dert başımıza gelince mi, içimizdeki kini, sapkın fikirleri ortaya çıkarır olduk. Ezan sesleriyle büyüyen bizler eskiden ölenin arkasından konuşmazdık, sevmesek bile susardık.

“Merhumu nasıl bilirdiniz” diye soran hocaya “O artık hesabını Allah’a verecek” diye düşünüp, “iyi bilirdik” derdik.


Ne oldu bize, kendini inançlı diye tanıtan, inançlı olarak bildiğimiz insanlar bile ölülerin arkasından konuşur oldular. Çirkin sözler söyler oldular. Kendileri dünyaya kazık çakacakmış gibi “Ohh” der oldular.

Hele söz konusu ecdadımıza gelince, işler daha da çirkinleşti. Kabristanların yanından geçerken tanımadığımız “suskunlar” için dua mırıldanan, arabadaki müziği kapatan bizler, her birimiz bir tarihçi olup, geçmişimizi kuran insanlara ağza alınmayacak sözler sarf etmeye başladık. Takım tutar gibi kimimiz Abdülhamitçi, kimimiz Atatürkçü olduk. Hepimiz ekonomi, felsefe, tarih, sanat uzmanı kesilip, geçmişimizi kuran insanlara futbol takımı tutar gibi acımasızca yüklenmeye, hakaretler yağdırmaya başladık. Dönemin koşullarını bilmeden “Ama o kardeşlerini boğdurdu” derken, aynı yüzyılda İngiltere’de mahkûmları kızgın yağa atarak cezalandıran kralları görmek, bilmek istemedik. Yavuz Sultan Selim’in adı bir köprüye verilince öfkelendik. Atatürkçü geçinip, Atatürk adına yazdıklarımızda bilerek veya bilmeyerek onu küçülten, “Mustafa” gibi ifadeler kullandık. Günahıyla sevabıyla bu ülkenin önemli isimlerinden birinin adının yanındaki “Paşa” yı kaldırıp, apoletlerini söküp, kendimizce rütbesini geri aldık. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı’nda adı geçmeyecek kadar önemsizdir demekten çekinmedik, utanmadık. Abdülhamid döneminde tek bir idam olmadığı halde, Ermeni faşistlerin kampanyasına uyup adını “Kızıl Sultan” koyduk.

Sonuçta hepimiz ocu ya da bucu olduk. “Buna fikirlerini özgürce söyleyebilme, demokrasi, uygar olma” gibi kılıflar uydurduk. Tarihi, televizyon programlarından öğrenen bir toplum haline geldik.

Geçtiğimiz aylarda Beyoğlu’nda St. Antuan Kilisesi’nde verdiğim konser öncesinde bana verilen konuk odasında yan yana duran iki resim dikkatimi çekti. Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk… Vatikan’ı temsil eden İstanbul’un bu en büyük Katolik kilisesini yönetenler, İstanbul’un fethinin ardından kendilerine inançlarını diledikleri gibi yaşama özgürlüğü veren Fatih’i unutmamışlardı. Ve yıkılan Osmanlı’nın ardından bu hoşgörünün artarak sürmesini sağlayan Gazi Mustafa Kemal’e de vefalarını çekinmeden belirtiyorlardı.

Türkiye; kendini yeniyeni keşfeden, potansiyeli yüksek, yerinde duramayan bir ülke.

Ama yazık ki, hala objektif olmayı, araştırmayı bilemiyoruz. En önemlisi bir zamanlar genetiğimizde olan hoşgörüyü de kaybetmişiz, ya da kaybetmek üzereyiz. Coğrafyamız berbat durumda, dünya zaten baş aşağı gidiyor.
Haydi gelin, bu ülkenin altın çağını yaşamak ve yaşatmak için biraz düşünelim, kendimizi tanıyalım, karşımızdaki insana, hatta tarihimize empati içinde, o günün değerlerini bilerek bakalım.]

 

“Türk Senfoni” olarak da tanıdığımız, müzik savaşçısı Besteci- Piyanist Sayın, Tuluyhan UĞURLU’ ya ait bu güzel makaledeki sözleri ile ne kadar da haklı. Gerçektende “ Sanatçı Tek Başına Devlettir.” Sanatçımızı duyarlılığından dolayı tebrik ve teşekkür ederim.

Şehit cenazesinin toprağa verilişini bile fotoğrafları, videoları çekiliyor, sosyal medyada yayınlanıyor. Bunu ailesi görür, üzülür diye düşünmeden…

Trafik kazasında ya da başka olaylarda yardım etme yerine hemen eller cep telefonunda görüntü kaydetmek tercih ediliyor. Hakikaten ne oldu bize?

Türk Milleti, milli gözle milli bakışını kaybetmemeli! Tarihimize, kültürümüze sahip çıkabilmemiz ancak milli şuuru kaybetmemekle olacaktır. En önemlisi MİLLET olma özelliğimizi kaybetmeyelim.

O, bu, oncu, buncu, bizimkiler, ötekiler, bi taraf, bertaraf… değil!

Birlik olma vakti geldi de geçiyor.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün dediği gibi.. vakit MİLLET olma vakti!

 

“Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat' i olarak söyleyeyim ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için her şeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olmaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz. “

Türk Tarihini Vatan Toprağına şanla, şerefle yazan tüm Ecdadımızı ve İstiklâl Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngörü vefatının 58. yılında rahmetle, minnetle, saygıyla anıyorum.

Esen kalın,



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI