Bugun...
Sanki bir savaş alanının görüntüleri..!


HARUN KILIÇ
babaharun@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 17-02-2016 18:48
     

Değerli okurlar, kıymetli dostlar,

Her zaman olduğu üzere yine haber kanallarını dolaşıyorum. Bir baktım ki, Hükümetin yandaşı veya yallaması televizyonların dışında biri Cizre'nin son halini gösterdi..

O sokaklar, o mahalleler, tıpkı bana Suriye'nin savaş görmüş şehirlerini hatırlattı. Hendekler, çukurlar ile teröristlerin kurşunlarıyla delik deşik edilmiş duvarların yanı sıra; bomba, mayın ve benzeri başka silahlarla harabeye döndürülmüş evler, yollar...

Tam bir isyan yada silahlı kalkışma hali yani!

Sırf Cizre mi?

Henüz el atmadıkları il ve ilçeler ne durumda onu ancak Allah bilir..!

Fakat tahmin ediyorum ara sıra gösterdikleri Diyarbakır'ın merkezi ve diğer ilçeleri de bundan farksız değildir...

Gerekli miydi?

Bu hale geldikten sonra elbette gerekliydi!

Ve… Devlet, devletliğini göstermeliydi.

Tıpkı “Dersim isyanının” bastırıldığı gibi. Yine aniden başlayan ve pıtrak gibi yaygınlaşma eğilimi gösteren kalkışma/isyan veya adına ne derseniz deyin yurdumuzun bir köşesinde çıkartılan yangın ne pahasına olursa olsun söndürülmeliydi.

Çünkü bölücü terör örgütü gemi azıya almış, adeta devlet içinde devletinin küçük bir numunesini bölgede kurmuştu. Elemanlarının tamamı silahlanmış, şehirler her türlü silah ve mühimmatın depolandığı cephaneliklere döndürülmüş.. Kafasına göre mahkemeler icat edip yargılıyor veya orada esir aldığı vatandaşlarımıza vergi adında çeşitli salmalar gönderip zoraki tahsil ediyordu.

Örgütün icra sistemi de iki maddelikti, bölge insanımızın ya malı ya da canı…

Belki malı olan verip kurtuluyordu amma emtiası yada gayrimenkulü olmayanı bekleyen tek icra veya ödeme şekli ise kendisini bekleyen ölümdü!

Şimdi bana söyleyin bakalım bu yapılanma modelinin, AKP hükümetinin 50 yıllık antlaşmalar yapması neticesinde iş birliği ve mal ticarinin yapıldığı, hatta Barzani adlı peşmerge başının AKP hükümetince kırmızı halılarda ağırlandığı ve sadece ismi konmamış olan Kuzey Irak’taki devletten ne farkı var?

Veya hemen hemen her şeyiyle Irak’taki oluşumun benzeri olup, sık-sık Türkiye’de ağırlanan fakat buna karşın her nasılsa Erdoğan tarafından terörist sayılan Suriyeli Salim Müslim’in PYD’ sinden ne farkı var?

Değerli okur, “gömleğin ilk düğme yanlış iliklenirse sonrakiler de hep yanlış olur” diye güzel bir deyimimiz var. AKP hükümeti Türkiye’nin başına sarıldığından beri deyimimizde anlatılmaya çalışılan plan, proje veya icraatları sergilemektedir..

Mesela bunlardan “Çözüm süreci” dedikleri zaten başlı başına bir bela idi. Hatta bu konu gündeme gelip İmralı ile müzakerelere başlanılınca tarihini ve başlığını hatırlamadığım bir yazımda “Cin artık şişeden çıktı” demiştim. Yani bu melanet süreç Cin’in şişeden dışarı çıkmasını sağlayan en büyük yanlışlardan biriydi.

Bunun diğer bir örneği de AKP Hükümetinin 12.11.2012 tarih 6360 sayılı Büyükşehir Yasasıyla yerel idarelere verilen yetkilerdir. Bizlerin zamanında çok itiraz ettiği ve “terör örgütünün başı APO’nun dayatması sonucu çıkartılıyor dediğimiz” bu kanun incelendiğinde; bölücü örgütün önce federasyon daha sonra da bölünmenin önünü açabilecek taleplerini içerdiğini görecektir. Mesela anılan kanunun diğer maddelerini okumanıza gerek yok her şeyi özetleyen 4’üncü maddesinin “a” fıkrasını okumanızı ve kanun maddesinin ne anlatmak istediğini sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Kanunun o maddesi diyor ki:

“a) Büyükşehir belediyesi: Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini,”

Dikkat buyurunuz kanun Büyükşehir Belediyesinin tanımını, sınırlarını, yetkilerini ve idari yönetiminin şeklini anlatıyor..

Hal böyle olunca ve devrin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın da (önceleri vatandaştan saklanan ancak sonradan bizzat kendince açıklanan) talimatlarıyla terör örgütüne bilerek “göz yumulunca” bu kaçınılmaz son gelip çattı..

AKP Hükümetinin kanunla yetki vermesi, üstüne de hem terör örgütüne hem de terör örgütünün yereldeki uzantıları olan belediyelere de ayrıca göz yumması neticesinde; dağdaki terörist gelip şehirlere yuvalandı. Belediyelere yapılan devletin desteği de halka hizmet yerine isyanda, Mehmetçiğimize, polisimize karşı kullanılacak silaha, mayına veya bombaya dönüştü.

Peki, bütün bunlar olurken devlet uyuyor muydu?

Bence uyumuyordu, fakat eli kolu bağlanmış vaziyette uzaktan sadece seyrediyordu. Yani haberi vardı.

Öze gelecek olursak öyleyse asıl kabahat kimin?

Şehitlerimizin, gazilerimizin akan kanının ve onların geride bıraktıklarının gözyaşlarının sorumlusu kim?

Bu soruların cevaplarını yazının hemen altında linkini verdiğim “Bu zararlar kimden tazmin edilecek? “ (*) başlıklı yazımı okuyarak beraber düşünün!

Birde geçtiğimiz günlerde öğretmen atamaları töreninde konuşma yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın aslında açıkça suçlarını ifşa ettiği şu cümleyi de dikkate alarak düşünün.

Erdoğan diyor ki: “780 bin kilometre kare ile bu topraklar bizim vatanımızdır. Sıkıntılı yerler var doğru. İşte bak o sıkıntılı yerlerde şu anda bu kadar şehit veriyoruz değil mi? Niye veriyoruz? Bu toprakları yeniden vatan yapmak için?”

Yeni bir yazımızda buluşmak üzere esen kalınız…

(*)“ Bu zararlar kimden tazmin edilecek? “

http://www.ikincibolge.net/yazarlar/harun-kilic/bu-zararlar-kimden-tazmin-edilecek/5670/



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI