Bugun...
BARZANİ İLE ÖCALAN ARASINDAKİ KİMİN “KÜRDİSTAN”I KAVGASI - İbrahim ÇEVİK


İbrahim ÇEVİK
cevikibr@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 09-01-2014 14:57
     

İki Kürtçü arasında sessiz ve derinden giden kimin “Kürdistan”ı kavgası, ilginç bir şekilde bir Türk tarafından alevlendirildi. Bölücülerin “sarı hocası” İsmail BEŞİKÇİ, kaleme aldığı “Roboskî-Goyîler” başlıklı yazısıyla iki tarafın arasındaki kavgayı dikkatlerden uzak noktadan alıp ortalık yere taşıdı. İki taraf da “Kuzey Kürdistan”ı (Türkiye) sahiplenme konusunda birbirlerine bugüne kadar olmadığı ölçüde ağır suçlamalar yöneltmeye başladı.

 

Irak ve Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkan Kürt bölgesinin paylaşımı bu kavganın kızışmasına neden oldu. Biri Barzani, diğeri ÖCALAN’ın yönetimi altında bulunması ve iki bölgenin birbirlerine bağımlı oluşları kavganın şiddetinin artmasının başlıca nedeni. Suriye’de ve Irak’taki Kürt yönetimlerinden birinin diğerine üstün gelmesi, Türkiye’deki üstünlüklerine bağlı hale getiriyor. BARZANİ, Şii-Arap tehdidini hep olduğu gibi ensesinde hissediyor. Suriye üzerinden savunma derinliği elde etme stratejisine PKK engel oluyor. ÖCALAN ise cezaevinden çıkmasının yalnızca Suriye’de ve Türkiye’de özerk bir bölge yaratmasına bağlı olduğunu düşünüyor. Tüm bunları gerçekleştirmesinin Kandil’de hiçbir tarafın ve gücün baskısı olmaksızın serbestçe hareket etmesine bağlı olduğunun bilincini taşıyor. Bu durumda planlarının temel noktasında önüne BARZANİ engeli çıkıyor.

 

Varlıklarını Türkiye’nin birlik beraberliğini ortadan kaldırmada elde edecekleri başarılara bağlayan söz konusu bölücülerin her ikisinin de Türk hükümetiyle bugüne kadar hiç olmadığı şekilde iyi ilişkileri bulunuyor. ÖCALAN, özerk yönetim yolunda barış sürecini (ya da adı her neyse) son derece akıllı manevralarla iyi kullanıyor. Mart 2014 yerel seçimlerinde olabilecek en başarılı sonuç için hazırlık yapıyor. 31 Mart sabahı “özerk Kürdistan” a uyanmak istiyor. Onun için “Kuzey Kürdistan”ın önemi bu.

 

Bugüne kadar baba-oğul BARZANİ’ler kuzeyin coğrafyasını sıkıştıkları her an ustaca taktiklerle iyi kullandılar. İlişkide oldukları her ülkeden varlıklarını tehdit eden saldırılar gördüler. Ama hep sığındıkları, arkalarını yasladıkları Türkiye’den daima yardım ve destek aldılar. BARZANİ, aynı anda hem en güçlü hem de zor durumunda olduğu günümüzde yine Türkiye’den destek görüyor. Şii-Arap-ÖCALAN tehdidinden kurtuluşunun Türkiye sayesinde olacağından emin görünüyor.

 

Habur’dan girdiği andan itibaren “Sayın Mesut Barzani Kuzey’deki vatanınıza hoş geldiniz” pankartlarıyla karşılanarak, Diyarbakır’da Türkiye’nin başbakanıyla yan yana bütün rakiplerine karşı poz vererek buraların sadece ÖCALAN’a ait olmadığı mesajını verdi. Onun gölgesi altında barınanların bazıları öylesine ileri gittiler ki; Öcalan gibi muhatabının basit bir devlet memuru (istihbaratçı) olmadığını TC devletinin başbakanı olduğunu söylediler.

 

BARZANİ, Suriye’de ÖCALAN’a kaptırdığının kaybını Türkiye’de yine ÖCALAN’dan alarak telafi etmek üzere sivil ve siyasi örgütlenmeyi hızlandırmış durumda. Bol olan para kaynaklarını kullanarak “Kürdistan Gençlik Hareketi Derneği” (Komeleya Tevgera Ciwanên Kurdistanê) çatı örgütünü tüm bölgede harekete geçiriyor. Siyasi parti örgütlenmesini ise Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) adıyla gerçekleştiriyor.

 

BEŞİKÇİ’nin yazısına kadar sadece dumanı görülen kavgada, PKK’lılar, hasımlarını “Rojava ve Bakur’daki” bugün kazanımların kendileri tarafından elde edildiğini görmemezlikten gelmekle, küçük görülmekle vurmaya çalışıyorlar. Üç eyalet halindeki yönetimiyle ve bakanlık düzeyinde oluşturulan hükümetiyle artık milletler ailesine katılmaya hazır hale gelen Rojava’daki PKK başarılarının, Barzaniciler tarafından kıskanıldığını öne sürüyorlar.

 

Öcalancıları, Türk Kürdü olmakla aşağılamaya çalışan Barzaniciler ise, HDP’lileri solcu Stalinist ve devşirme-göçmen olmakla, ÖCALAN ve PKK’lıları solcu ve Kemalistlikle, otoriter, tek lideri-tek partiyi “Kürdistan” a dayatmakla suçluyorlar.

 

Aslında yaşananlar 1960’lı yıllarda birlikte hareket eden Türk Kürt soluyla Kürt ulusalcılığını/milliyetçiliğini temsil eden Barzaniciler arasında geçmişten kalan bir kavganın devamıdır. 1965 yılında aynı isimle Türkiye’de faaliyete geçen partideki solcu ve ulusalcı/milliyetçi Kürtçüler arasındaki kavga kanlı bitmiş. Molla Mustafa BARZANİ, ele geçirdiği solcu Kürtçüleri öldürtmüştü. Canını kurtaranlar ise Batı Avrupa’ya kaçmaktan başka kurtuluş yolu bulamamıştı. Şimdi eskiden kalma kavga tekrar başlıyor.

 

Elbette Kürtçülerin cephesinde olanlar sadece onları ilgilendirmiyor. Türkiye’nin 1960’lardan sonra yuvarlandığı uçurumlara bakıldığında hep bu kavgaların oynadıkları kötü rol görülecektir. Akıllar başa devşirilmediğinde tarihin hep tekrar ettiğinden şüphemiz yok. Aklını ve ruhunu çöplenmesine karşılık siyasi iktidara kiraya vermiş olan Türkiye vatandaşları, ülkelerini bölüp üzerine oturmaya çalışan bölücülerin biriyle gurur duyarlarken, diğerini de “Kürt demokrasi hareketinin “ lideri olarak kabul ediyorlar. Onların girdikleri bu yoldan dönüşlerini beklemek nafiledir. Buna karşılık Kürdüyle Türküyle aklı başındakiler hiç unutmamalıdırlar ki; Sevr’in küllerinden doğan bir ülkenin bundan sonra 1960 benzeri bir süreçte ikinci kez elli-altmış yıl daha kaybetme ihtimali hiç yoktur.

 

İbrahim Çevik
"Emekli kamu güvenliği görevlisi"



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI