Bugun...
KCK İÇİN SONUN BAŞLANGICI


İbrahim ÇEVİK
cevikibr@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-06-2015 00:00
     

Mart 2011 ayına kadar dünyadaki varlıklarına ait hiç bir kayıt bulunmayan Suriyeli Kürtler, bugün adı şimdilik kanton olan bir devletin sahibi oldular. Dün kendileri dışındakilerle ilişkilerinde aralarındaki Barzaniciliği, PKK'lılığı unutmuş olanlar şimdi Suriye'nin kuzeyinde yarattıkları yönetimi paylaşamıyorlar. Ancak silahlı gücü, örgütlülüğü ve Şam'dan aldığı destek sayesinde PKK/PYD'nin baskın bir sahiplenmesi bulunuyor.

Kobani ile Cizire kantonları arasında coğrafi bağlantıya engel olan Tel Abyad'ın ele geçirilmesi KCK'dan sokaktaki PKK yandaşına kadar tüm örgütte özgüven yarattı. Çünkü artık kendilerine ait toprakları ve bu toprakların üzerinde yönetimleri var. Yönetim politikalarına, uluslararası bağlantılarına ilave olarak kendi ekonomilerini yaratabilecekler, kendilerine ait hudutlardan dış dünya ile ilişkiler yürütebilecekler. Bunlar devletleşmeye giden yolun taşları. Öcalan yıllar önce,  "Kürdistan'a geldik halklaştık, Ortadoğu'ya çıktık ordulaştık, Avrupa'ya çıktık devletleşeceğiz" demişti.

Yakın geçmişin terörist örgütü yarının devleti olmaya hazır hale geldi. Olayların var olan gelişimine bakıldığında görünen budur. Ancak bugünden geleceğe uzanan zaman köprüsünde yarının olası gelişmeleri farklı bir duruma da yol açabilir. Bu kaydımızı da koyalım.

PKK'nın neyin peşinde olduğu konusunda karanlık bir nokta bulunmuyor. Projesi hep elinde oldu. Ancak bölgede PKK'nın projesinin çok üzerinde bir ABD projesi var. Bu projeyle Türkiye de dahil bölgede ne kadar güç varsa hepsi ABD'nin verdiği rolü oynuyorlar. Şimdiye kadar öncelikli konu senaryoyu bozanların bertaraf edilmeleriydi. Bu aşama artık geçildi. Bundan sonra Öcalan ve KCK, ya ABD'nin vereceği rolü kusursuz oynarlar ya da yerlerini ikinci nesil üst düzey örgüt yöneticileri alır.

Önce Türkiye'den bakalım... ABD ve AB ülkelerinin büyükelçileri yıllardır politik PKK'lılara örgütün silahlı birimiyle ilişkilerini kesmeleri tavsiye ediyordu. İstekleri ve bir anlamda da talimatları yerini buldu. Siyasetin, silahın önüne konulması başarıldı.

7 Haziran'a giden süreçte batıda bir bilim haline gelen image maker'ların başarısını görüyoruz. Sokak çatışmalarını yaratan o değilmiş gibi Selahattin Demirtaş'tan olağanüstü sempatik bir politikacı çıkardılar. Örgüt vasatı içerisinde ve ülke çapında yıllarını PKK'ya vermiş artık yaşlılar grubuna giren Kandil ekibinin önüne geçti. KCK adına konuşan Duran Kalkan, HDP'yi başarısız bulduklarını söyleyerek hoşnutsuzluklarını ortaya koydu.

PKK'nın Türkiye'deki siyasi partisi olan HDP, örgütün diğer üç parçadaki (İran, Irak, Suriye) siyasi partilerinin üzerinde bir noktaya yerleşti. Terör örgütünü ilgilendiren tüm iç ve dış ilişkiler HDP üzerinden yürür hale geldi. K. Suriye'de (Rojava) ABD güdümlü PYD çıkışı bu güce yeni bir enerji verdi. Artık tüm batı dünyası ilişkilerini PKK'nın bu iki partisi üzerinden yürütecektir. Batının bugüne kadar elinde tuttuğu "Kürdistan" haritası etnik karakterliydi. Bugünden sonra özellikle Türkiye ve Suriye üzerindeki sınırlar siyasi bir özellik kazandı. Bu sınırlar içerisinde muhatap, KCK değil, sözünü ettiğimiz bu iki partidir.

KCK, Kandil'deki karargâhından bundan sonraki gelişmelerin önünde gitme, yönlendirme gibi üst kademe yetkilerini kullanmakta engellerle karşılaşacaktır. KCK, gücünü silahtan almaktadır. Kandil güvenlidir ancak kapalı bir coğrafi konumdadır. İrtibat ve haberleşme kanallarının bir anda kapatılması gayet kolaydır. İran gibi bölgesel veya ABD gibi uluslararası bir gücün isteklerine karşı çıkma iradesi yoktur. Mevcut şartlarda Türkiye veya Suriye'de ele geçirdiği bölgelere taşınması da mümkün değildir.

Suriye'deki durum ise tamamıyla Türkiye'dekine, onun üzerinde de uluslararası duruma bağlı olarak gelişmektedir. PYD, atacağı her adımda ABD ve AB'nin olurunu almak zorundadır. Kandil'den gelecek talimatları batının oluruna göre yorumlamak zorundadır. Ya da Kandil talimat verirken batının kabulünü dikkate alacaktır. Her iki durumda da bunun anlamı bağımsız hareket edememektir.

En güçlü olduğu K.Irak'ta da KCK'nın önünde engeller bulunuyor. Her ne kadar Goran Hareketi ve Talabani'nin KYB'si ile güç birliği yaparak Barzani'yi sıkıştırıyor gibi görünse de, K. Irak Bölgesel Yönetimi'nin başı olmasının verdiği üstünlükle Barzani, muhaliflerinin saldırılarını kolaylıkla savuşturmayı başarıyor. Son örneğini seçimleri şimdilik Ağustos ayına ertelemesinde gördük. PKK'nın yıllardır yapılması için bastırdığı "Kürdistan Ulusal Kongresi"ni sürekli olarak geciktirmesi de KCK'nın etkisizliğinin kanıtıdır.Yine KCK'nın Yezidi bölgesi Sincar'ı vesayeti altına alma girişimleri de olumlu sonuç vermemektedir.

K. Irak'ta Barzani aleyhine denge bozma girişimi önce ABD'nin sonra da AB şiddetli tepkisini çekecektir. Yapılan yatırımlar, petrol anlaşmaları ne KCK'nın ne de Goran'ın iktidar macerasına terk edilmeyecektir. KYB ile Talabani böyle bir noktada o her zamanki oynaklığıyla güçlünün yanında yerini alacaktır. Demek ki KCK, Barzani ile kavgayı göze alsa bile meydan boş değil.

Cemil Bayık'ın eşbaşkanlığa getirilmesiyle İran'a sevimli görünme manevrası yapılmıştı. Bağdat ile ABD'yi rahatsız etmeyecek bir dikkatle küçük ilişkiler geliştirilmeye çalışıldı. Ancak Tahran da, Bağdat da KCK'dan yapacakları yardımların Esad'a ulaştırmasını istediler. KCK, taşeronluktaki ustalığıyla bunu başarabilirdi ama batı ne derdi? Top şu anda PYD'de. Irak Başbakanı Haydar El Abadi'nin bizzat talimatıyla Kahire Büyükelçiliği'nden verilen vizeyle Salih Müslim acilen Bağdat'a gitti. Görüşmenin sonucu açıklanmamakla beraber içinde İran'ın bulunduğu tek bir girişimin bile ABD engeline takılacağı hükmü nedeniyle sonuçsuz kalması çok mümkün.
KCK, örgüt üzerindeki ve gelişmeleri yönlendirmedeki rolünü giderek kaybediyor. Düzeni eski haline getirmek için o geleneksel örgütiçi infazları da artık yapamaz. Geriye inisiyatif kullandığı tek çıkar yol olarak Türkiye'deki "Barış süreci" kalıyor. KCK'nın ve İmralı'daki ruh hastasının varlıklarını devam ettirmeleri buna bağlı. Çünkü bütün çabalarına rağmen PKK, batının terör örgütleri listesinden çıkmayı başaramadı. Batı, politikalarını HDP ve PYD üzerinden hayata zaten geçiriyor. PKK'yı neden listeden çıkarsın?

Gün gelecek, KCK'nın sahiplenilmesi söz konusu her iki siyasi partiye de ağır gelecektir. KCK, panikle bastıracak, HDP ve PYD ağırdan alacaktır. Kim bilir? Türkiye'nin kronik hastalığı olan yolsuzlukların örtülmesi için mutlak iktidar olma saplantısı, KCK ile ortak bir çıkışta birleşebilir. Yoksa KCK için artık yolun sonu görünüyor.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI