Bugun...
PKK’YA MAHKÛM TÜRKİYE


İbrahim ÇEVİK
cevikibr@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 05-06-2014 07:01
     

PKK, bugün elde ettiklerine bakarak bu noktaya böylesine kolay geldiğine şaşıyor olmalı. Daha üç yıl önce ancak hayal edebildiği eylemleri bugün gerçekleştirebildiği için bu şaşkınlığı normal karşılanmalı. Çünkü çatışmadan, kayıp vermeden, masrafsız, risksiz bir şekilde bölgenin önemli bir ulaşım kanalı olan Diyarbakır-Bingöl karayolunu kapatabiliyor. Üstelik dağlık alanda değil ovada ve günlerce. Oysa çok kısa bir süre önce yol kesme eylemini kendisi için en az riskli bir yerde ve çok kısa süreyle yapabiliyordu. Kaydettiği aşama budur.

 

“Kürt tarafının istediği müzakereyi yapmayacak olan AKP’nin geleceği de olmaz” diyen PKK’lı Sabri OK, yaşadıklarımızın ve bundan sonra yaşayacağımız daha kötülerin özetini yapmış. Türkiye’de milli bir uyku hali var. Teröriste bunları söyleten bu uykudur, bu gaflettir. Rahmetli Celal BAYAR anılarında, işgalci Yunanlıya karşı Batı Cephesini kurmak için ordudan kaçan askerleri yollarından çevirip tekrar cepheye göndermeye çalıştıklarını anlatır. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cepheye göndermeye kalktıkları askerlerin kaçmayı başardıklarını,   bunun üzerine askerleri alıkoymaktan vazgeçip silahlarını aldıktan sonra gitmelerine izin verdiklerini aktarır. Askerin yorgun aklının, vicdanının Yunanlının Türkün namusuna saldırdığını kavramasına engel olduğunu üzüntüyle anlatır. İşgali sadece o bölgenin derdiymiş gibi gördüklerinin, daha sonra olacakları düşünmek bile istemediklerinin üzerine basar.

 

Bugünkü durumu buna benzetiyoruz. Millet olarak PKK ile mücadele etmek yerine olanlara ve olacaklara arkamızı dönüyoruz. Biz görmeyince olaylar bitecek sanıyoruz. Milli uykudaki Türkiye’nin aksine PKK, egemenliğini düğüm düğüm dokuyor. Gücünü küresel politika yapıcılardan alıyor. Aksi takdirde dün tek bir askeri gördüğünde çalının, kayanın dibine yatan teröristin bugün koca bir devlete kafa tutması mümkün müdür?

 

Türkiye içeriden ve dışarıdan büyük bir baskının altına alınmış durumda. İçeride milli gücü tüketilirken dışarıdan kuşatma altına alınıyor. İçeride iktidarı elinde tutan oluşum, dışarıda yavaş yavaş Türkiye’yi istediği yönde harekete zorlayan ekonomik-politik merkezler bizi PKK’ya mahkûm olmaya sürüklüyor.

 

İlk bilgileri duyurulmaya başlayan “yeni yol haritası”nın batının çizdiği güzergâhta ilerlemeye devam edeceği anlaşılıyor. Pek çok kimse farkında değil ama PKK artık sadece bir terör örgütü değil. Ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimini bile etkileyecek güçlü bir siyaset odağı. Henüz ülke genelini kapsamamakla beraber belirli bir bölgenin ekonomisine yön veren bir örgütlülük içerisinde. Sanat çevrelerinde kendi çekim merkezini yaratmış durumda. Uluslararası ilişkilerde zaman zaman başvurulan bir diplomasi kurumu. Bu zeminde oluşturulacak bir mücadele biçiminden hiç umudumuz yok. Bırakalım bunu artık eskilerde kalan o cesur terörle mücadeleden bile söz etmek mümkün değil!

 

Dışarıdaki gelişmeler bakıldığında aynı yönde bir sürüklenişin olduğu görülmekte. Rusya, Gürcistan üzerinden Kafkaslarda, Ukrayna üzerinden Doğu Avrupa’da, Suriye ve Kıbrıs Rum yönetimi üzerinden Doğu Akdeniz’de büyük oynuyor. Kırım’ı ilhak ederek Karadeniz’de ve ona bağlı olarak Akdeniz’deki dengeleri değiştirmeye yetecek kadar önemli bir deniz üssünün tek egemeni oldu. Montroeux Sözleşmesi Rusya’nın deniz gücünü Suriye Tartus’daki üssüyle birleştirmesinin önündeki başlıca engel haline geldi. Dışişleri Bakanı Sergei LAVROV’un bu anlamdaki açıklamaları gözden kaçırılmamalıdır. Terazinin iki kefesinde biri yükselirken diğerinin alçalması şeklinde yürüyen tarihteki Türk-Rus ilişkilerinin bugünkü durumunu iyi kavramak gerekli. Sonuçta alçalan kefede olan Türkiye Avrasya’dan giderek daha çok dışlanıp, batıya mecbur hale geliyor. Buna karşılık batı ne yapıyor? Askeri harcamalarını kısarak ekonomilerindeki yükü hafifletirken, çevremizdeki ekonomik bölgelerinin güvenliğini bize yıkmanın rahatlığı içerisinde bizi daha çok sıkıştırıyor.

 

Kendisini çevreleyen kuşakta giderek büyüyen Rusya etkisi karşısında Türkiye, batıyla olabildiğince çatışmadan uzak durmak zorunda kalacak. Öyle ki Türkiye’nin iç güvenliğini bölgesel çıkarlarına bağlayan ABD ve AB’nin dayatmalarına güçlü bir karşı çıkış yapması oldukça zor görünüyor. AİHM’in ÖCALAN hakkındaki son kararı, Kıbrıslı Rumlara 90 milyon euro tazminat kararıyla ileride önümüze sürülecek siyasi ve diplomatik dayatmaların ilk uyarıları geliyor. Bu duruma ilaveten İsrail, Kıbrıs Rum Yönetimiyle birlikte Türkiye’yi ekonomik ablukaya almanın ve karasuları içerisine hapsetmenin adımlarını atıyor.

 

Ankara’da 24.05.2014 tarihinde EkoAvrasya’nın öncülüğünde yapılan “Kıbrıs’ta Çözüm Sonrası Beklentilerin Karşılanması”  Çalıştayı’nda, K. Kıbrıs ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih SANER, üzerinde dikkatle durulması gerekli bilgiler ortaya koydu. D. Akdeniz’deki havzalardan İsrail’in doğal gaz çıkarmaya başladığını, enerji üretiminde kömürün yerine doğal gazı geçirdiğini ve üretiminin yüzde 40’ını dışarıya satmayı planladığını belirtti. Kıbrıs Rum Yönetiminin (KRY) ise sondaj çalışmalarına devam ettiğini ve çıkaracağı doğal gazın yüzde 90’ını dışarıya satacağını söyledi. Prof. Dr. S. SANER, BM gözetiminde devam eden görüşmeleri bu çerçevede değerlendirerek, adadaki çözümü sanılanın aksine ABD değil İsrail’in istediğini, KKTC’nin yokluğunun Türkiye’nin büyük kaybına yol açacağını ısrarla vurgulamaktadır.

 

Ekonomik açıdan getirisinin yüksek oluşuna ilaveten ülkeler coğrafyasında son derece önemli bir konumu bulunan D. Akdeniz havzaları ABD desteği altında İsrail ve KRY’nin kontrolüne geçmek üzere. Türkiye’nin kaybına olan bu durum aynı zamanda güvenliği için de tehdit yaratmakta. Ege’de kıta sahanlığı hak iddialarıyla dar bir alana hapsedilemeye çalışılmasına ilaveten Akdeniz’de de kıyı bölgelerinin dışına çıkışına da engel olunacaktır.

 

Mayıs ayında adada yaptığı resmi görüşmelerde ABD Bşk. Yrdc. Joe BIDEN, KRY’ni stratejik ortak ilan etti. Bu ülkenin İsrail ile birlikte doğal gaz çıkarmalarını onaylayarak nakil hattının Türkiye’den geçirilebileceğini belirtti. Kısaca Türkiye’ye KRY ve İsrail ile dalaşmaması, görüşmelerde uzlaşan taraf olmasını ihtar etmiş oldu. Uyarıcı işaretlerin bulunduğu bir diğer taraf sermaye piyasasıdır. Batılı yatırımcıların Borsa İstanbul’daki (İMKB) payının yarıyı geçtiği belirtiliyor. Batılı finans devlerinin, tekelci dev şirketlerinin küresel politikaların üretilmesinde etki sahibi olduğunu artık sokaktaki biri dahi bilmektedir. Öyle ki 2012 verileriyle İMKB’nin (Borsa İstanbul) beşte birini ABD’li yatırımcıların kontrol ettikleri, sayıları 2 bin civarında olan İngiliz, Amerikalı ve Lüksemburglu yatırımcının ise borsanın neredeyse yarısının kontrolünü ellerinde bulundurdukları bildirilmektedir. (1) Yine 2012 verileriyle 2012 yılında vergi rekortmeni 10 şirketin 8’inin banka olduğu ve her saat başı birkaç milyon lira kazandıkları belirtiliyor.

 

Küresel şirketlerin büyüklüklerine gelince rakamlar dudak uçuklatan türdendir. Sadece birkaç örnek: sermaye borsası değeri bakımından (Stock MarketCapitalisation) Türkiye 55 milyar dolar ile bir Starbucks, Rusya 223 milyar dolar ile bir Protecter&Gamble, Hindistan 236 milyar dolar ile bir Nestle ediyor. Karşılaştırmanın en garibanı olan Mısır ise 8 milyar dolarlık borsa sermayesiyle sadece Burger King kadar değerli. (2)

 

Yurt dışına böylesine bağımlı, böylesine etki altında olan Türkiye’de ister iç güvenlik ister dış politika konusunda olsun sadece ve ancak ülke çıkarları doğrultusunda karar vermenin imkanı yoktur. PKK artık bizim iç güvenlik sorunumuz olmaktan çıkmıştır. Bölge üzerinde hesapları olan küresel güçlerin sevk ve idaresi altında olan bir örgüttür. Ne yazıktır ki iktidarı muhafaza etmenin tek yolu ülke çıkarlarını kollamaktan değil bu güçleri dolayısıyla da PKK’yı memnun etmekten geçtiği bir süreç yaşıyoruz.

 

İbrahim Çevik
"Emekli kamu güvenliği görevlisi"

 

 

(1) http://www.odatv.com/n.php?n=iste-satir-satir-borsa-gercegi-0601131200

(2) http://www.economist.com/blogs/graphicdetail/2014/01/daily-chart-10



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI