Bugun...
İşte "Müslüman Kardeşler"


Kenan AKIN
kenan@akyayincilik.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-06-2017 00:00
     

Yaklaşık, bir asırlık tarihe sahip olan "Müslüman Kardeşler" örgütü daha doğrusu akımının Orta Doğu ülkeleri üzerindeki, "derin" ve "güçlü" konumunu tartışmamak bile gerekiyor.

Gerçekten de, "Müslüman Kardeşler" denince, neredeyse bütün Arap ülkelerinde, ya yasa dışı, ya da açık açık, dini temel alan görüşlerini yayan, bazen güç kullanarak ülkenin yönetiminde söz sahibi olan "kudretli" ve "gizemli" bir teşkilat, her ülkede değişik şekilde kendini hissettiren bir örgüt akla geliyor.

"Müslüman Kardeşler" ile ilgili bilgiler verilirken, gerçeklere sadakat önemli yer alıyor.

Her ne kadar, çeşitli yorumlara da yer vermek gerekiyorsa, mutlaka kaynağın açıkça belirtilmesi de bir "gazetecilik" görevi oluyor.

Önce, Google'de yer alan bilgilerden bir derlemeden sonra, çeşitli yorumlarla, çok aktüel hale gelen "İhvan il Müslümin" teşkilatının "iç yüzünü" sergilemek de bize düşüyor.

***

Mısır'da 1938'den sonra siyasi nitelik kazanmaya başlıyor.

1940'ların sonunda Mısır'daki monarşi ve iktidardaki Vafd Partisi'ne karşı tehdit oluşturuyordu.

1952'deki Hür Subaylar Darbesi'nden sonra tüm partiler ile beraber kapatılıyor (Ocak 1954).

Bu sefer yeraltına çekilen Müslüman Kardeşler, öğrenciler arasında huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle tekrar faaliyetine son veriliyor.

1954'te Cemal Abdülnasır'a yönelik suikast girişiminden sonra, altı lideri vatana ihanet suçundan idam edildi ve hareket şiddet yoluyla bastırılıyorı.

El-Ezher Üniversitesi, özel camiler, hayır kuruluşları ve vakıfların devlet tarafından kontrol altına alınmasıyla Müslüman Kardeşler çözülmeye başlıyor.

1980'lerden itibaren tekrar canlanma dönemine giren Müslüman Kardeşler Örgütü'nün şiddet yanlısı uzantıları Muhammed Hüsnü Mübarek yönetimince sert önlemlerle bastırıldıysa da, sivil kurumları giderek daha etkin oluyor.

En son siyasi olarak yasaklanmış olmasına rağmen bağımsız adaylarla katıldığı 2005 parlamento seçimlerinde 88 sandalye kazanıyor.

Zamanla Orta Doğu'nun diğer ülkelerinde değişik adlarla etkinliğini gösteriyor.

Müslüman Kardeşler'in Suriye'nin Hama kentinde Şubat 1982'de giriştiği ayaklanmanın Hafız Esad yönetimince bastırılması sırasında binlerce kişi öldürülüyor.

Günümüzde aynı adla Ürdün'de yasal görünüyor.

Onun dışında Cezayir'de ve bazı ülkelerdeki farklı isimlerdeki kolları iktidara kadar yükseliyor.

2010 yılında Tunus, 2011 yılında da Mısır ve Ürdün'de düzenlenen protesto gösterilerinde önemli rol oynuyor.

 

Mısırlı eski bakan Tellawy'den "Müslüman Kardeşler" için sert mesaj!     

 "Müslüman Kardeşler"in en büyük başarısı Mısır'da seçimle iktidara gelmeleri gösteriliyor.

Her ne kadar, seçime seçmenlerin yarısı katılmadığı ve Mursi'nin sadece 5 milyon oyla iktidarı ele geçirdiği öne sürülüyorsa da, "Müslüman Kardeşler"in başarı kazandığı görüşleri de bulunuyor.

Bu arada, özelikle Arap dünyasının suskunluğuna ve çoğunun darbeyi desteklemesine rağmen, "Müslüman Kardeşler"in Türkiye'de ilgi uyandırdığı, iktidarın sevgisine mazhar olduğu biliniyor.

Hatta, darbeden sonra Mursi'ye büyük ve samimi destek verilmesi ve bunun ısrarla devam ettirilmesini dünya hayretle izliyor.

Aslında, "Müslüman Kardeşler"in sorgulanmasını tarihe bırakmak icap ediyor.

Ne var ki, ülkesindeki olaylar nedeniyle, İstanbul'da yapılan 31'inci Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu (IFUW) Konferansı'na katılamayan Mısırlı Eski Bakan, Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Mervat El Tellawy'nin devrik Müslüman Kardeşler yönetimine çok sert eleştiriler içeren mesajı, konferans sırasında okunurken bazı "ilginç" ve "tehlikeli" iddialar ortaya atılıyor.

Mısır'ın ilk kadın Büyükelçisi, Sosyal Politikalardan Sorumlu eski Bakanı, halen Ulusal Kadın Konseyi Başkanı olan Mervat El Tellawy, Müslüman Kardeşler yönetimini kadın haklarını geri adım atmakla suçluyor.

Tellawy mesajında "Müslüman Kardeşler" yönetimi sırasında kadınların iktidardan uzaklaştırıldığını belirterek şu örnekleri veriyor:

"Anayasa taslağını hazırlamakta sadece erkekler görevlendirildi, Anayasa taslağı kurucu komitesinde kadınlar yeterince temsil edilmedi.

Parlamentodaki 64 koltukluk kadın kotası kaldırıldı.

508 üyeli ilk halk meclisinde kadın sayısı 9'du.

Parlamentonun İslamcı üyeleri kadın haklarıyla ilgili mevcut yasal düzenlemeleri kaldırmaya çalıştılar.

Yeni Anayasa siyasi sosyal ve ekonomik temel kadın haklarını görmezden geldi.

Yüksek Anayasa Mahkemesi'nin tek kadın üyesi görevden alındı.

Kadınların siyası parti aday listelerinde yer almasını reddettiler."

Tellawy ayrıca "din temelli grupların kadınların örtünmesini, kızların erken yaşta evlendirilmesini, İslami boşanma hukukunu, kadınların sünnet edilmesini, çocukların velayetinin 15'ten 7'ye düşürülmesini savunduklarını" kaydediyor.

Tellawy ayrıca, şu görüşleri savunuyor:

"Devrimden sonra ortaya çıkan güvensizlik ortamı kadınlara karşı şiddetin artmasına neden olmuştur. Mısırlı kadın göstericilere karşı korkutma ve sindirme politikaları uygulanmıştır. 30 Haziran günü milyonlarca Mısırlı kadın ve erkek bu baskılar yüzünden sokağa dökülmüştür.

Halkın başkaldırısı rejimi iktidardan düşürmüş ve bu değişikliği yapmak için halk uzlaşma içinde olmuştur.

Maalesef bir kısım Batı medyası 30 Haziran devrimini darbe olarak nitelemiştir. Halkın orduyu destek vermeye çağırmasına rağmen, devrimin darbe olarak nitelenmesini reddediyoruz.

Müslüman Kardeşler masum insanlara işkence edip öldürmüş, kadınları ve çocukları kalkan olarak kullanmış, kiliseleri, okulları, devlet binalarını, evleri ve polis karakollarını yakmış, 43'den fazla Mısırlı polisi öldürmüştür. Bütün bunlar barışçıl değil, şiddet içeren gösterilerin kanıtıdır."

Mısırlı eski kadın Bakan'ın iddiaları ürküntü verirken düşündürüyor.

Demek ki, "Müslüman Kardeşler" yönetiminin, dini öne sürerek özellikle kadınlara büyük baskı uyguladığı ortaya çıkıyor.

Oysa, tedirgin olan geniş halk tabakalarının arasında kadınların yeri ve mücadelesi büyük bir yer alıyor.

Kadınların organize ettiği mitingler, yürüyüşler ve eylemlerden daima sonuçlar alınıyor.

Hele, Mısır'lı eski kadın bakanın iddiaları, kadınları isyan ettirecek boyutlar taşıyor.

***********

Ahven'in Mısır kuruluşu

Hasan el-Benna 1928 yılı Mart ayında Süveyş Kanalı'nda çalışan 6 arkadaşı ile birlikte Mısır'ın İsmailiye kentinde İhvanı Müslimin'i bir sosyal toplum hareketi, siyasi hareket ve dinsel hareket adı altında kuruyor.

Hasan el-Benna'ya göre, "İslam Dünyası Batı etkisinden dolayı sosyal hükmünü kaybetmiştir. Şeriat kanunları, geçmişte olduğu gibi Kur'an ve Sünnet üzere olmalı ve toplumun her kesimini; devlet işlerinden günlük problemlere değin her şeyi kapsamalıdır."

 Hasan el-Benna işçilerin haklarını, zalim sömürgeci yabancı şirketlere karşı savunduğu için etrafına ün salıyor.

Birçok hastane, eczane okul gibi hizmet kurumunun kurulmasına vesile oluyor.

El-Benna, kadın hakları, kadın eşitliği gibi konularda kadına karşı adil olunması yönünde son derece muhafazakâr bir tutum içerisindeydi.

Müslüman Kardeşler'in üye sayısı; 1936 yılında 800, 1938 yılında 200 bin, 1948 yılında 500 bin kişiye ulaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra

Kasım 1948 yılında, birçok bombalama olaylarından ve suikast girişimden sonra, Mısır Hükümeti "Gerekçesi Gizli" adı altında Müslüman Kardeşlerin 32 yöneticisi gözaltına alındı ve Müslüman Kardeşler yasaklanıyor.

Bu arada Müslüman Kardeşler'in üye sayısı 500,000'i aştığı ve 2000 şubesi olduğu tahmin ediliyor.  

Sonraki aylarda Mısır'ın Başbakanı bir Müslüman Kardeşler üyesi tarafından suikasta uğradı bunun akabinde de Hasan El-Benna misilleme amaçlı suikasta uğruyor.

1952 yılında, Müslüman Kardeşler, restoran, gece kulübü, tiyatro ve otelin bulunduğu uğrak bir mekânda da çıkan yangın sonucu biri İngiliz olmak üzere bir kaç yabancının öldüğü ve 750 binanın hasar gördüğü Kahire yangınında yer almak ile suçlanıyor.

1952 yılında, Mısır monarşisi ulusalcı askerler (Özgür Subaylar) ile alaşağı ediliyor.

Ancak İhvanı Müslimin yeni yapılan laik anayasaya karşı çıktı ve 1954 yılında, bazı siyasetçiler Eski Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır'a suikast yapmakla suçlamak istediler. (Bu girişimleri başarısız olmuştur) Yine de bu süre zarfında İhvanı Müslimin tekrar yasaklandı, binlerce üyesi tutuklandı ve toplama kamplarında ve hapishanelerde yıllarca işkenceye maruz kaldılar.

1970'lerden itibaren Mısırlı Müslüman Kardeşler Mısır siyasetinden dışlanmaya ve siyasete olan müdahalesi engellenmeye başlıyor. 

2001 Arap Baharı'nda tutuklu bulunan İhvanı Müslimin üyeleri serbest bırakıldı ve çeşitli düzeylerde yapılan tutuklamalar ve baskınlar iptal ediliyor.

Hüsnü Mübarek dönemi

2005 yılı parlamenter seçimlerinde, Müslüman Kardeşlerin yasaklı olması nedeniyle bağımsız aday olan Müslüman Kardeşler adayları mecliste 88 sandalye kazanıyor. (oyların %20'sine tekabül etmektedir.) Diğer muhalefet ise yalnızca 14 sandalye kazanabildi.

Bu başarı Müslüman Kardeşlerin yüzlerce üyesinin tutuklanmasına rağmen gerçekleşiyor. Müslüman Kardeşler, "yürürlükte olan, İlk Modern Mısır muhalefeti" oluyor.

2005 yılından itibaren Mısır'da, Müslüman Kardeşler'e bazı siber aktivistlerin katılması ile önemli bir noktaya geliyor.

Müslüman Kardeşler koşullu ya da koşulsuz olsun 32 yıllık Mısır-İsrail barış anlaşmasını sonlandırmak istiyorlardı.

Bu esnada Müslüman Kardeşler delegeleri: "Müslüman Kardeşler İsrail ile olan 32 yıllık barış anlaşmasını fes etmek istemektedir" demekteydi.

Bir Müslüman Kardeşler sözcüsü, Müslüman Kardeşler'in, İsrail'in Filistinlilere gelişmesi için fırsat tanıdığı müddetçe biz bu barış anlaşmasına sadık kalacağız açıklamasını yapıyor.

Müslüman Kardeşler; İslami reform, demokratik sistem ve hayır adına çalışan gurupları savunan Mısır'daki en güçlü muhalefet durumundaydı.

 2011 Devrimi ve sonrası

2011 Mısır devrimi ve Hüsnü Mübarek'in devrilmesinin ardından, örgüt yasal hale geldi. Müslüman Kardeşler, 2011 yılındaki Mısırlı liberallerin karşı çıktığı ancak Mısır ordusu tarafından da desteklenen anayasal referandumu desteklediler.

30 Nisan 2011 tarihinde, Müslüman Kardeşler, 2011 Eylül seçimlerinde parlamentodaki sandalyelerin yarısını almaya programlı bir şekilde yeni bir parti kurdu ve adını da Özgürlük ve Adalet Partisi koydu.

Parti, 2011 Eylül seçimleri için Kıpti aday ya da bayan aday göstermedi.

Devrimin ardından bazı yeni gruplarda bu arada ortaya çıkmaya başlamıştı.

30 milyondan fazla insan seçimlerde Özgürlük ve Adalet Partisi'ne oy verdi.

Bunların üç milyonundan fazlası Özgürlük ve Adalet Partisi'nden daha çok Müslüman Kardeşler'in iş başına gelmesini isteyenlerdi. 

Parti; 127 sandalye ve 108 bağımsız aday ile toplamda mecliste 235 sandalye kazandı. Parlamentoda 498 seçilmiş üye, 10 görevli toplam 508 sandalye vardı.

Müslüman Kardeşler'in delegeleri 2012 yılında Cumhurbaşkanı olarak Muhammed Mursi'yi seçti.

Mısırlı rahip Safvet Higazi, Müslüman Kardeşler'i bu seçiminden dolayı tebrik etmiş ve Gazze'nin yasal devlet olabilmesi için Muhammed Mursi'ye güvendiğini söylemiştir.

Buna ek olarak Birleşik Arap Devleti olmayı ve başkentin de Kudüs olmasını istemiştir.

Mübarek döneminden sonra ilk Mısır seçimlerinde, Müslüman Kardeşler'in üyeleri, Muhammed Mursi'yi yüzde %51.73 oy ile seçmişlerdi.

Rakibi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Şefik ise %48.27 oy almıştı.

Devrik lider Hüsnü Mübarek hakkındaki karar 2 Haziran 2012 tarihinde, protestocuları öldürmekten dolayı ömür boyu hapis olarak açıklandı.

Müslüman Kardeşler; aktif eylem olarak gösteri yapan insanların haksız yere öldürüldükleri söyledi.

Hüsnü Mübarek dönemi iç işleri bakanı da benzer konudan hüküm giydi.

Ancak, başka bir yolsuzluk davasında Hüsnü Mübarek, iki oğlu ve zengin iş adamı Hüseyin Selam suçsuz bulundu ve kefalet ile serbest bırakıldı.

Kararın yayınlanması ile birlikte, Kahire'nin Tahrir Meydanı, Hakim Ahmed Rıfat'ın almış olduğu bu kararı sorgulamak için bir dizi gösteriye sahne oldu.

Göstericiler aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun da adil yapılmadığı yönünde slogan attı.

Ahmet Şefik, Hüsnü Mübarek döneminde yüksek dereceli hükümet adamlarından bir tanesi ve mevcud Mısır toplumunda devrim karşıtı bir noktada kendini konumlandıran birisiydi. Halk arasından mahkeme kararına karşı ayaklananlar, aynı şekilde bunun mes'uliyetini Müslüman Kardeşler'e yükledi.

Müslüman Kardeşler'in son Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Cumhurbaşkanı resmi delegesi Hamid Sabbahi, Abdul Münim, Abdu el-Futuh ve Halit Ali ile son gelişmeler ve seçim hakkında görüşmek üzere bir araya geldi. 

Müslüman Kardeşler'in temsilcisi, Muhammed Mursi adına bir sözcü endişesini dile getirerek şu açıklamayı yaptı: "Ceza 30 yıldan fazla bir süre önce ülkesine karşı işlemiş olduğundan hafifletilmiştir." Bu şekilde bir açıklama da seçimlerdeki tutumu dolayısıyla yaptı ve şöyle dedi: "Mısırlılar cumhurbaşkanlığı seçiminde bulunacaklar ve şehitlerinin kanının intikamını alacaklardır." Bu kararın akabinde Mısır'da yeni bir devrimin gerçekleşme olasılığı konusunda da uyarıda bulundu.

2012 Kasım ayının sonlarına doğru Müslüman Kardeşler'in şubeleri Muhammed Mursi'nin otoritesini kullanarak kanun dışı davrandığı suçlaması ile ateşe verildi.

3 Temmuz 2013 tarihinde Muhammed Mursi tutuklandı ve asker tarafından gözaltına alındı. Milyonlarca Mısırlı, Mısır'ın bütünlüğünü tehlikeye soktuğu gerekçesi ile Muhammed Mursi'nin istifasını istedi.

Bir yandan da binlerce gösterici Muhammed Mursi'nin Mısır Cumhurbaşkanı olarak kalması için protestolar düzenledi.

Protestocular arasında yaşanan çatışmalar dolayısıyla en az 500 kişi hayatını kaybetti.

Bahreyn

Bahreyn'de, Müslüman Kardeşler Islah Hareketi ve onun siyasi kanadı olan el-Menber İslam Topluluğu tarafından başlatıldı. 2002 parlamenter seçimleri sonrası, el-Menber, temsilciler meclisinde 40 sandalyeden 8 tanesini alarak en büyük parti haline geldi.

Önemli üyeleri; Dr. Salih Abdurrahman, Dr. Salih Covder ve hareketin sözcüsü Muhammed Halit.

Parti ekonomik problemlerde hükümeti destekledi.

Ancak parti, Hükümetin Müslümanlara diğer dinden olan insanları "öldürebilme" hakkı verdiğinde buna şiddetli bir şekilde karşı çıkmıştır.

Mart 2009 yılında, Şii grup İslami Aydınlanma Hareketi "Müslüman kesimler arasında farklılığı ortadan kaldırmaya yardımcı olma" adlı yıllık konferansını düzenlemiştir.

Hareket Sünni ve Şii bilim adamlarını ortak noktada buluşmaya davet etmiştir.

Bahreynli bağımsız Selefi bilim adamları; Şeyh Salih el-Covder, Şeyh Raşid el- Muraiki ve Şia din adamı İsa Kasım, Abdullah el-Ğarafi mezhep iş birliği adına önemli konuşmalar yapmıştır. Buna benzer seminerler de ertesi yıllar devam etmiştir.

2010 yılında ABD el-Covder'in Şii din adamlarını ziyaretine destek olmuştur.

Suriye

Müslüman Kardeşler, Suriye'de 1930'lu yıllarda kuruldu (www.lexicorient.com'a göre) ya da Fransa'dan bağımsızlığını kazanmadan bir sene önce 1945 yılında kurulmuştur. (Gazeteci Robin Wright'e göre). Suriye'nin bağımsızlığının ilk on yılında legal muhalefetin bir parçası idi. 1961 parlamenter seçimlerinde 10 sandalye kazandı bu da oyların yaklaşık %5.8'ine tekabül ediyordu. Ancak 1963 darbesinden sonra Baas Partisi iktidara geldi ve Müslüman Kardeşler'in partisini yasakladı.

Bu olay sekülerist, Pan-Arap Baas Partisi ile Sünni cenahın arasındaki çatışmalarda büyük rol oynadı. Bu çatışma 1982 yılında asker tarafından Hama Katliamı'nın gerçekleşmesi ile daha da alevlendi.

Suriye Müslüman Kardeşler'ine üyelik, 1980 yılında yayınlanan kanun ile cezaya tabi tutuldu (2011 yılında iptal edildi).

Ancak Filistinli grup Hamas ile bağlantılı Müslüman Kardeşler liderleri başkente yerleştirildi.

The Washington Post gazetesi, Esad rejimine karşı olan Müslüman Kardeşler, Suriye sivil savaşı esnasında kendini yeniden canlandırdığı ve sistemini tekrar kurmaya çalıştığını söyledi.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad Mısır'da Müslüman Kardeşler'in düşüşünü memnuniyet ile karşıladı ve şöyle dedi "Araplar, dini kendi siyasi politikalarına alet eden Müslüman Kardeşler'in Mısır'da düşüşünden sonra tekrar kendi özüne geri dönmüştür.

Müslüman Kardeşler ve onun gibi olanlar dini bir maske olarak kullanıp avantaj elde etmek istemişlerdir. Onlar, eğer onları desteklemiyorsanız Allah'ın sizinle olmayacağını iddia ediyorlardı."

 Ürdün

Ürdün'de Müslüman Kardeşler 1942 yılında kuruldu ve Ürdün siyasetinde güçlü bir aktör haline geldi. Hizbil-Tahrir gibi birçok siyasi parti ve hareket uzun zaman yasaklanırken Müslüman Kardeşler, Ürdün Monarşisi tarafından işlemsel faaliyetlerini yapmaktan alıkoyulmamış ve izin verilmiştir. Ürdün Müslüman Kardeşleri, İslami Çalışma Cephesi adı altında, Ürdün Parlamentosunda en çok sandalye sahibi olan partiyi kurmuştur.

İran

İran, ağırlıklı olarak bir Şia Müslümanlarından oluşmasına ve Müslüman Kardeşler'in Sünni olmasına rağmen, Olga Davidson ve Muhammed Mahallati Müslüman Kardeşler'in İran'daki Şialıktan etkilendiğini söylemektedirler. İslam Fedaileri Örgütü kurucusu Navab Safavi, Müslüman Kardeşler'den yüksek oranda etkilenmiştir.

1945 yılından 1951 yılına kadar Fedailer, bir üst düzey İranlı yöneticiye ve İslamsız düzen kurmaya inanan birçok personele suikast düzenlemiştir.

Bunların arasında kilise karşıtı yazar Ahmet Kasravi, Başbakan Hacı Ali Razmaza, Başbakan yardımcısı Abdulhüseyin Hazhir ve Eğitim ve Kültür Bakanı Ahmet Zangeneh de bulunmaktaydı.

Aynı dönemde Navab Safavi, 1979 İran Devrimi'nde baş aktör olan Ali Hamaney'nin düşmanlarına ve ona saldırı düzenleyenlere İngiltere de suikast düzenlemiştir.

Irak

Irak İslam Partisi Müslüman Kardeşler tarafından 1960 yılında kurulmuştur. 

Ancak Abul Kerim Kasım döneminde 1961 yılında yasaklanmıştır.

Şubat 1963 tarihinde Baas rejimi sırasında hükümet baskıları artmış ve örgüt yer altından faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalmıştır.

2003 yılında Saddam Hüseyin'in düşüşünden sonra İslami Parti, Sünni kesimin temel savunucularından biri olarak tekrar ortaya çıkmıştır.

İslami Parti, sert bir şekilde ABD yönetimini Irak'ta izledikleri yol nedeni ile eleştirmiş ancak siyasi yol haritasını uygun bulmuştur.

Partinin lideri, eski başbakan yardımcısı Tahir el-Haşimi'dir.

Aynı şekilde, Kuzey Irak'ta Müslüman Kardeşler'in kurduğu birçok İslami hareket bulunmaktadır.

Kürt İslami Birliği, Kürdistan Parlamentosunda sandalye kazanmış ve Kürdistan Yurtseverler Birliği ve Kürdistan Demokrat Partisi gibi, sekülerist partileri gibi mevcut rejimde güçlü bir noktadadır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI