Reklam
Bugun...
SELÂM’IN TANIMI VE ÖNEMİ


MUHARREM GÜNAY (SIDDIKOĞLU)
m.g.siddikoglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-01-2018 10:32
     

“Selam” Allah’ın en güzel isimlerinden birisi olup, barış, esenlik, rahatlık, ferahlık, güvenlik, rahmet ve bereket gibi manalara gelip; insana mutluluk ve rahatlık veren bütün iyiliklerin ve güzelliklerin bir insan üzerinde olması demektir.

Selam ile İslam, Müslüman ve müsâleme kelimeleri de aynı kökten gelip, barış, huzur ve esenlik anmalarına gelir.

Yüce Allâh'ın güzel isimlerinden biri, barış anlamına gelen "selâm"dır. Kur'ân-ı Kerîm'de barış anlamına gelen “silm” ve “selâm” kelimelerine birçok ayette yer verilmiş, barış İslam’ın temel esaslarından biri; İslâm dini de barış dini olarak sayılmıştır. Hal böyle olunca Müslüman barışa giren insan demektir. Kur’an-ı Kerim’e göre Yüce Allah barış ve güven verendir. “O, öyle bir Allah’tır ki, ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten çok uzaktır, barış ve güven verendir.” (Haşr, 56/23)  

İslâm, “teslim olma, kurtuluşa erme ve müsâleme” anlamlarına gelir ve bu üç mânası ile ifade ettiği dinin üç temel özelliğini anlatır. Bunlar içinde doğrudan ahlâkı ilgilendireni ise “müsâleme” anlamıdır.  İslâm ile aynı kökten olan müsâleme, “çatışma ve zıtlaşmayı ortadan kaldırarak uyuşmak, barışmak, anlaşmak, birbirinden emin olmak, dostça münasebetler kurmak” demektir. Müsamele bu anlamıyla hilim kavramıyla aynı mânayı ifade eder. Buna göre Müslüman, cemiyetin diğer fertleri ile anlaşıp uyuşan, onlarla barış içinde yaşayan insandır. Nitekim İslâm ile aynı kökten olan selâm kelimesi, Furkan sûresinin 63. âyetinde, İslâm'ın bir müsâleme (barış ve dostluk) dini olduğunu ifade edecek tarzda kullanılmıştır.  (Muharrem Günasy, Mü’min Nasıl Olmalı/4)

Esselâmü aleyküm veya selamun aleyküm diye karşısındaki Müslüman kardeşine veya bir topluluğa selam veren kimse “Siz benden selamettesin, benden korkmayın, benden size zarar gelmez” demiş sevgi ve barış mesajı vermiş olur.

Selam aynı zamanda Müslümanlığın şiarlarından/işaretlerindendir. Bir insanın “selamun aleyküm” diye selam verdiğini” görüp duyduğumuzda o insanın Müslüman olduğunu da anlamış, bilmiş oluruz.

 

Selam bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi üzerindeki haklarından biridir. Karşılaştığında din kardeşine selam vermeyen kişi bu hakka riayet etmemiş ve haksızlık etmiş olur.

Selam, sadece birbirlerini tanıyanların verip alacakları bir şey olmayıp, tanışık olsunlar veya olmasınlar bütün Müslümanların yerine getirmeleri gereken dini bir yükümlülüktür. Sevgili Peygamberimiz ve O’nun yolundan giden sahabe ve tabiin döneminde çok yaygın olan bu sünnetin ilerleyen zamanlarda toplum hayatındaki önemi azalmış, sadece birbirini tanıyanların verip aldığı bir konuma düşürülmüştür.

Selam Daha Güzeliyle Karşılık Vermek

Müslümanlıkta, kardeşlik, İnsanî bağlar ve iletişimin anahtarı olan selâmlaşma, Allah Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de emrettiği bir davranıştır. Cenâb-ı Hakk, Yüce Kitabımızda:

(Bir Mü’min tarafından İslâmî) bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selama karşılık verin veya en azından verilen selamın aynısı ile mukâbele edin. Allah her şeyin hesabını yapandır.” (Nisa suresi, 4/86) “Ey iman edenler, kendi evlerinizden başka evlere izin istemeden ve (ev) sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Nur suresi, 24/27) buyurmaktadır.

Müslüman kişinin önemli dîni, ahlâkî ve toplumsal görevlerinden birisi de gerek akraba, dost ve tanıdıkları ve gerekse tanımadığı diğer Müslüman kardeşleriyle karşılaştığı veya bir topluluğun yanına girdiği zaman, “Allah (c.)’ın selâmı, yardımı, bereketi, ihsanı ve esenliği sizin üzerinize olsun, selamette olun”, anlamına gelen ‘Selâmün Aleyküm veya Esselâmü Aleyküm’ diyerek selâm vermek; kendisine selâm verilen kimselerin de ‘Ve Aleykümü’s-Selâm’ veya ‘Ve Aleykümü’s-Selâm ve Rahmetullah’ veya ‘Ve Aleykümü’s-Selâm ve Rahmetullahi ve Berekâtuhu’ diyerek, daha güzeliyle selâmlarını almaktır. Selâm verenin de “Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekâtühü” şeklinde selâm vermesi daha faziletlidir.

Ne gariptir ki selamlaşma, bizlere nazaran Gayr-ı Müslimler arasında daha yaygındır. Avrupa’da kaldığım sürede Avrupalıların bize veya tanısın tanımasın birbirlerine kendi lisanlarınca “Guten Morgen, bonjur gibi günaydın, iyi akşamlar, iyi geceler” diyerek selamlaştıklarını gördüm ve biz Müslümanlar adına çok üzüldüm. İşin en garip tarafı ise bir Müslümanın tanımadığı bir Müslümana selam vermesi durumunda karşısındaki Müslümanın “Bu adam da kim, acaba tanıdık mı, niye bana selam verdi” diye insanın yüzüne garip garip bakmasıdır.

Selam, aynı zamanda bir Müminin bir başka Mümin kardeşi için yaptığı duadır. Esselâmü aleyküm verahmetullahi ve berakâtühü diyerek selam veren kimse sadece selam vermekle kalmamış olup, “Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun.” diye Müslüman kardeşine dua etmiş olur, kendisine verilen selama daha güzeliyle mukabelede bulunan kimse de “Seninde üzerine olsun.” demekle karşısındakine duada bulunmuş olur.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI