Bugun...
Başkanlık Sistemi ve MHP Açmazı


Murat TAŞDAN
atsiz_turk66@windowslive.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-01-2016 13:51
     

Bizim keçi ölür de kuyruğunu indirmez hesabı bir arızamız var. Herkes “çaldığım düdük, eylediğim göynük” diyor da Nuh’a peygamber demiyor. Alın size bir fırsat: Geleceği tasarlamak, rüştünüzü ispatlamak ve toplumu yüksek ideallerle donatmak adına; BAŞKANLIK güreşinde kendi hamle ve oyunlarınızla meydana çıkınız. Rakip güreşçi size hamle yaptığında zınk diye yerinde sayıp; ancak sırtına ellerinizi dolamayı güreşmek mi bellersiniz? Bu atalet ve resesif tepkimeniz sebebiyle ki Recep Tayyip Erdoğan, sayenizde Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.

      Üst yapı meselelerinde akıl, müşahede ve tecrübe keyfiyetinde bakmayı bilmiyoruz, beceremiyoruz. Kişiye endeksli 3. Sınıf akıl yürütme ve goy goy ile vakitler geçmekte, enerji heba olmaktadır. Bir üst yapı konusu olan siyasetin hangi rejimle artı değerini pekiştireceği tartışmasının merkezine BAŞKANLIK dalaşması oturdu. Dalaşma diyorum; çünkü dünya ve tarih derinliğimizde yığınla tecrübemiz olmasına rağmen aklımız geçmiş, idrakimiz pörsümüş. Akıl ve faydadan taraf olmak yerine, bilakis tarafgir durmak histerisi bütün hücrelerimizi sarıyor; bizim afyonumuz da TUTUCULUK damarlarımızı saran münevvim. Muhafazakârlık değil kastım; sorun tuttuğunu bırakmama hassamız…

      Mevcut üst yapının devamı ve ihtimal değişikliğinde konumuz; rejim, siyaset yani kümülatif devlet idaresinin nasıl şekilleneceğine aranan cevaplardır. Bizim, parlamenter düzene dayalı çift başlı idare maslahatımız istenilen gelişme hamlesini sağlıyor mu? 1946’dan mütevellit çok partili demokrasi hayatımızda malum sistem evrile çevrile bir noktaya gelmiş bulunuyor. Türkiye gündemine evvela Özal, şimdi RTE’nin taşıdığı BAŞKANLIK sistemi öyle böyle tartışma sahasından hemen rücu edecek gibi görünmemekte...

      Tabi.. içeriğine hakim bulunmadığımız bir BAŞKANLIK tartışması alıp yürümüş durumdadır. İktidarın öncelediği BAŞKANLIK SİSTEMİ nedir sorusu daha cevabını bulmadı. Yorum ve kurgularla dolu tevatür gayyasında şaşa kalınmış. Elbette bir menzile yol alacak bu hikâyenin tasvirini kim evvel emirde ortaya koyarsa, algı gücünü kendi hesabına artı yazabilir. Siyasi literatürde başkanlığa vurgu yapan ve fakat içeriği müphem bırakılmış MHP’nin 9 Işık düzeni haricinde, hiçbir partinin programında ne çeşit bir başkanlık cevabının bulunmuşluğu da yoktur! İş bu MHP’de, Recep Tayyip umacısından ötürü başkanlık sistemine “HAYIR” deyip, titrek atılgan gibi ortalık yerde durmaktadır(!)

      70 yılı deviren parlamenter demokrasi(!) deneyiminin paradigma ve algı dünyamızda demokrasi kültürümüzü havalara zıplattığını zannetmiyorum. O kültür gelişe 10 yılda bir generallere “elinize sağlık paşam!” selamlığına durulmazdı. Hukuk bilgisi kıt, fakat Kamu Yönetimi disiplinini az çok okumuşluğu olan bir fani olarak bilmekteyiz ki zati 82 Anayasamız çift başlı bir yürütme sistematiği husule getirmiş. Hiç kimse bu anayasada sembolik Cumhurbaşkanı ricaline inanmaz. Ez cümle ister mevcut düzenin devamına taraf olunuz, ister BAŞKANLIK işine mesai hasredin; elinizdeki yolunmuş kaz kanadı anayasayı adam akıllı yeniden tanzim etmek mecburiyeti karşıda bekler.

      Anayasa dil, açıklık ve kısalık özelinde kendini bulduktan sonra… Ben BAŞKANLIK nizamının zuhur etmesi gerektiğine inananlardanım. Sebepçe malum; Türk Budununun tarihi ve karakteristik hassası güçlü LİDER hakikatine pek meyillidir. Başkanlık sitemi; şarki coğrafyalı yanlarımız, devlet/imparatorluk tecrübemiz ve dünya görüşümüze aykırılık teşkil etmez. Kamu idare ve çağdaş yaklaşım ölçeğinde hizmet alışımızda halen topal ördek misali sendeleme pozisyonumuza icra da hızı artıran başkanlık modeli bir cevap olacaktır.

      İktidarın ne tür BAŞKANLIK modeli istediği tam manasıyla belli değil; o sebep işin münakaşası bulanık hal arz ediyor. Amerikan tarzı mı? Fransa modeli mi? Meksika tipi mi? Vs… Merak ederek biraz inceleyip anlamaya çalıştığımız diğer modellerle örtüşen hususlar olabilir yahut yek bir model ihdas edebiliriz. Amerikan tarzı eyalet ve çift meclisli model emsal alınmasa da tartışma zemininde simetrik bir ölçek yahut karşıt tez konumunda bilimsel ölçekli dahi tartışılabilir. Fransa’nın yarı başkanlık ve senato yapısı hariç çok partili laik-sekiler modeli bir yerde duruyor. İsterseniz Rusya’ya da bakınız; o Rusya ve RTE duygusallığı pek örtüşür. Ancak net bir durum tespiti yapabiliriz. Türkiye’nin an içinde bulunduğu atmosfer iktidara olan desteği daha da pekiştirmekte. MHP perişan olmuş; oylar halen erimekte; CHP dün kongre yaptı, gidişatı ve zavallılığı meşhur. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı RTE’nin elinin kademe kademe güçlenmeye devam ettiğini rahatlıkla söyleye bilirim. Parlamenter Demokrasiyi ti’ye almayan siyasi partilerimiz, gözümüze bakarak bize nanik yapıyor. Mevzilerini sadece RTE karşıtlığında sütre ederek, olası BAŞKANLIK modeline HAYIR demeyi bu kafayla sürdürmeye devam etsinler bakalım; yandı gülüm keten helva!

      Muhalif siyasi partilerin “HAYIR” nidalı çıkışının esbabı mucibi bellidir; tercüman olayım: Peşinen; muhalefet başarısızdır. Minderde künde üstüne künde yediler. Bu başarısızlıktan ötürü, her seçimden zaferle çıkan RTE’nin, üstüne üstlük bir de rejimi değişmiş Türkiye’de ilk BAŞKAN olmasını engellemenin zorluğu hepsinin idrakinde… Sistem değişikli ihtimali demokrasiye zarar verir diskuru tam bir zırvadır; çünkü zati partilerimizin demokrasi özürlü olduğu pek bilinen bir gerçek.

      İktidarın bir vadede BAŞKANLIK prensibini kamu efkârı gündemine vitesi artırarak getireceği ön görülür. Gittikçe güçlenen Ak Partinin bu hamleye savlet etmesi eşyanın tabiatı gereği. Terörle mücadele vasatında MHP’nin pek meşhur lügati halini alan “bu iş federasyona götürür” çıkışı iktidar mevziisinde handikap açmayacağı gibi.. çünkü AÇILIM “KAPANMIŞTIR” , HAYIR meftunu Bahçeli/MHP hisselerinin dramatik değer kaybını hatırlatayım.

      Madem BAŞKANLIK sistemi tartışmaya açılmıştır, o halde MHP neden bu işte ön ayak olmayı denemez. Anayasanın ilk dört maddesine sadakat esprisinde, değişilmesine rıza gösterilmiş bu anayasanın içine doktrininde vaaz ettiği sistemi koyma siyaseti MHP’ye fayda sağlayacaktır. Kamuoyu önüne çıkarak nasıl bir meclis yapısı istediğini, yürütme erkinin icracı yönünü kuvvetlendirir ve Türk Sosyolojisine uygun murad edilen başkanlık sistemini anlatabilmelidir. İfadeye çalıştığımız hamle hem Ak Parti’nin BAŞKANLIK inisiyatifini elinden almak ve MHP’nin kamuoyu önünde aktif hale gelişini pekiştirmek adına faydalı bir aksiyon olacaktır.

      RTE’ yi başkan yaptırmayacağız zokasını umarım MHP lideri yutmaz. HDP’liler de o işi kampanya ettiler. Türkiye siyaseti pratiği şu minvalde RTE’yi, ( Friedrich Nietzsche ) Niçhe’vari “beni öldürmeyen düşman, kuvvetlendirir” ahvaline sokmuştur. 1 Kasım sonrası hatalardan ders almak isteyen MHP yönetimi aklını bu evreye versin. Pek tabi ihtimal bir rejim değişikliğinde siyasi partiler kanunundan, seçim barajı oranına ve M.V dokunulmazlığına kadar tek tek gündem bombardımanı başlatmalılar. Elinde kalan tek şans, eğer parlamenter sistem değişecekse dahi iş bu değişimi yönlendirme kapasitesini derhal artırmaktan geçer. Elbette öncelikle MHP içinde huzuru ve birliği tesis etmek zorundadır. Yıpranmışlığının hesabı yapılamayan bu parti, zati demokrasi sınavında hayal kırıklığı yaşatmaya devam ediyor. Değişim parolalı yola çıkan Ülkücüler ayrı bir bahis. Kendini durulayamayan MHP’nin siyasette öncelik alması zor görünür. .

      CHP’nin BAŞKANLIK sisteminin n’olacağı konusu netleştikten sonra takınacağı tutum, Ak Parti gücünü sarsacak derekede olmaz. Hatta bu partinin mahalli idareler hakkında ortaya attığı görüşler hızlanır ve HDP oylarına heveslenme kabilinde yerel meclislere de yeşil ışık yakma ihtimalini yanımızda kırıtır görmeyi göz ardı etmeyelim. Son AKADEMİSYENLER BİLDİRİSİ fecaatine takındıkları arızi durum cabası… Atatürk CHP’sini solun ve kozmopolit gevşekliğin emrine amade eden CHP’nin seçmeni karamsardır. Kimliksiz siyaset sarmalında DEVEKUŞU bahtını pek seven CHP’nin seçmenine sağlam mesaj-iletişim dili geliştirme fırsatı MHP’nin ellerinde durmaktadır. Yani olgunlaştıracağı model, Başkanlık esprisinden başlayarak mesaj ve etkileşim kitlesinin oransal büyüklüğünü geliştirebilir.

      Potansiyel %65 sağ/milliyetçi-muhafazakâr kitleyi yönlendirme gücü MHP’de varsa… Laik, Atatürkçü, Sekiler toplum kesitiyle Cumhuriyet prensiplerini temel alan hassasiyette birleşiyorsanız; becerikli ve karakter lider kimliğinde kendini bulan MHP, başkanlık sisteminde de pek tabi MİLLİ DEVLET ÜLKÜSÜNÜ gerçekleştirebilir.

      Olumsuzlamanın olumsuzlanması adına ortaya bir tezle çıkmak mecburiyeti siyasetin Tin’inde bulunuyor. Elbette Makyavelli esasında siyasal aklı, güç ve tatmin duygusunun kendi doğasında bıraktığınızda Ak Parti ve RTE ne isterse irade o renge bürünüyor. Gücü onlardan almak zorundasınız. İradeye en azından ortak olarak, iktidar önermelerine kuru bir HAYIR’dan öte kendi paradigmanızla karşı koymak mecburiyetiniz var. Mevcut halde gidişatın MHP’ye hiçbir ecri yoktur. Sırf Recep Tayyip Erdoğan başkan olmasın korkusuyla tepkimeye girmiş madde gibi refleks göstermenin sonucu korktuğunuzun başınıza gelmesiyle hikâyelenir. 

      Hukuka özgür alan sağlayacak güçlü temel; Montesküyö’den beri cari kılınmış kuvvetler ayrılığı prensibine sadakat. Merkezi otoritenin milli meclis hükmünde tecellisi, sorgulanabilirlik, saydam ve hesap verilir kamu idare düzeni ve Anayasanın ilk dört maddesinde kendini bulan Cumhuriyet ruhu temel alındığında bırakın RTE’yi, HİTLER dahi o koltuğun üstünde rahat oturamaz. Recep Tayyip Erdoğan’ın yargılanmaktan korktuğu için sistem değişikliği istediği iddiadır. Bu iddia kabul edildiğinde dahi suçun cezası ve adaletin tecellisi ilkesini güçlendirmediğiniz sürece ha cari düzen ha başkanlık uygulaması pek bir şey ifade etmez. Topluma nüfuz eden Ak Parti ve RTE fenomeni yanlışlanamadığı sürece makus talihiniz sürgit pozisyondadır. Her ne olursa olsun sistemleri ayakta tutan yasa ve yönergeler değil; toplumun adalet, etik ve bilgi gücüdür.

      Yıllardır devam etmekte olan çift başlı yönetim anlayışını akıl ve bilgi haznesinde adilce muhakeme etmeliyiz. Beğenmeyebilirsiniz; fakat Türkiye, güçlü yönetim kavramını bir şekilde hayata geçirmeye mecbur. Geleceğimizi sırf RTE histerisine kurban veremeyiz. 

      Genç Türkiye milli mücadele dönemini bir meclis hükümeti ve Atatürk gibi deha liderle başarıyla perçinlemişti. Şimdi RTE işin başında diye ufkumuzu köreltmenin anlamı yok. Toplum siyasi partileri, siyasi partiler sistemi, sistem de devleti olması gerektiği hız ve sıhhatte hedefine ulaştıramıyor. Bizim toplumumuz tabiatı gereği üstten alta doğru yaptırım ve iradeye açık durumdadır. Batı beşeri tarihinin gelişimi ile Anadolu ahalisinin durumu paralel değil. Sivilleşme, kanaat oluşturma, bireyin hakkı ve toplumun huzuru gibi hususlara cari sistemin zaten hayrı bulunmuyor. O halde üst mekanizmanın değişerek daha sağlam ve güçlü Türkiye Ülküsüne nasıl ulaşacağını sorgulamak durumundayız. Bu gerçeklik RTE’nin n’olacağından çok daha önemlidir.

      Aklıma geliyor.. Türkeş altı sosyal dilimin temsil edildiği bir meclisten bahseder. MHP vekil oranında bu temsili temel aldı mı? Yahut Türkeş’in bahsettiği TEK BAŞKANLIK modelini gündeme getirerek, tartışıp bir ölçü ve kamuoyu algısı oluşturmada neden etkisizdir? Yönetim, kabiliyet ve ufuktan yoksun olup bir de BİLGE vehmiyle kendi zevahirini kurtarma derdine düşerse, bırakın RTE’yi başkan yapmayı, bu ülkede peygamber bile ilan ederler.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI