Bugun...
CHP’yi MHP Kurtarır


Murat TAŞDAN
atsiz_turk66@windowslive.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 17-04-2016 00:00
     

“Akıllı bir devlet, farklılıklar yaratmak suretiyle birliği ve uyumu bozmaz.”

Brzenzinski’nin bu sözünü önemsemek lazım. Şerh düşülecek husus, biz toplum indinde kendini farklı görenleri (kültür, etnik) vs sahada kabul ediyor ve onların hukukunu tanıyoruz.

Ancak; mesele rical-i devlete geldiğinde hassamız şunu emreder ki; işte Brzezinski’nin dediği nokta-i nazarda farklılık yaratma yanılgısıdır. Siz 36 ayrı etnik iddiasında bulunabilirsiniz, dünya görüşünüz buna müsaitse ne ala. Fakat devleti yönetme ve birliği amir kılma görevinizi ihmal ediyorsanız yön değişir. Hele ki Türk Devlet Felsefesi, Cumhuriyetin Kuruluş İradesi.. üstüne üstlük o çok dem vurdukları İslam Devlet Telakkisinin hangi cüz’ünde ayrılığı kaşımak erdem bahsi olmuş?!.

Cumhurbaşkanı ve onun partisi mevcut iktidarın bir sorunu var. Millet (Türklük) ve Cumhuriyet rejimiyle açıkça giriştikleri husumet!.. Kökenlerine indiğimizde görüyoruz; sakat İslam ve Ümmet öğretisi baş amil durumundadır. Tarihin bize sunduğu tabloya bir bakınız: Selçuki’de Fars, Osmanlı’da Arap etkisi Devletlü’da sirayet ederken unutulan asabiye sadece Türklük indinde kendini gösterir.

Claude Cahen: “Türkler arasında, Araplar ’da olduğu gibi kavim bilinci kuvvetli değildir.”

Farisi etkinin neden-sebep ilişkisi ayrıca; ama Arap etkisinin din sahibi Kavm-i Necip ırk addedilmesinden ötürü yükseldiği aşikâr. Osmanlı inkırazına kadar bu arıza hüküm sürmüş, son umut Ümmetçilik hayaline kapılan Devlet-i Ali (başta Araplardan) umduğu desteği görememiştir.

Filistin, Yemen, Hicaz-Mısır cephelerinde oluk oluk kanı akan Türklüğün dramına şahit olanlar Cumhuriyeti kuranlardır. Onların yegâne kurtuluşu Türklükte görmeleri havai değildir. Elbette 1930’lardan sonra uygulanan politikalar tenkide tabi ve irdelenmesi mucip hadiseleri barındırıyor. Kilisesi olmayan Türk Köylüsüne piyano ve Mozart dinletmenin mantıksızlığı kadar; bugün Türk’e sövmenin daha az vahim bir mesele olduğunu söylemek mümkün mü? 

Türkiye’yi yöneten cari kafanın aklında, zikrinde açıkça görünen sakat din anlayışının doğurduğu ütopik Ümmetçilik aşkıdır. Genç Cumhuriyet dönemi ricalin Din gerçeğini bastırması ve yok sayması bu sağlıksız ve tutkulu görüşün sarmalını hızlandırmıştır. Toplum indinde destek gören muhafazakâr-sağ görüşlerin iktidarla taçlanması buna işaret eder. Yalnız AK Parti kimliğiyle aleni dillenen Türk Milliyetçiliği düşmanlığı Türk Devlet Sisteminin kuruluş değerlerini açıkça tehdit eder boyuttadır. Ondan öncesi Turgut Özal’ın kaleme aldığı (Avrupa’da Türkler) kitabında dahi bu sağ-muhafazakâr lider Türklüğü tarihi ve medeni süreciyle açıklamış ve hakkını teslim etmiştir.

İktidarı ele geçiren muhafazakar-ümmetçi görüşün pragmatik bir yol izlediği görülse de icraatlarında Türklüğe olan düşmanlıkları sübuta erer. Mesela AÇILIM siyasetinin ardına yaslanan fikri tandans Ümmet ruhudur; fakat arzu edilen ise Türklük kimliğinin sözde Ümmet havuzunda erimesi için Kürt Meselesinin kullanılmış olmasıdır. Bu durum öyle isterikli haldir ki ülkede aydınlar Türklük özneli imza kampanyası tertiplemek durumunda kalmışlar; ipti Kürtlük olmak üzre her çeşit etnik aidiyet mazur görülmüş, sadece “TÜRK” ismi cadı avına çıkarılmıştır.

Tecrübe o ki AÇILIM sonrası Kürt Hareketi’nin ortaya koyduğu hamle, iş bu Ümmetçi iktidarın ne menem bir aymazlığın içine düştüğünü gösterdi. Aktüel sahada açıkça MİLLİYETÇİ popülizme yaslanan bir iktidar politikasına şahit olmaktayız. Elbette genleri işlenmiş sakat Ümmetçilik anlayışı hal-i hazır iktidarın sürgitliği içinde imkan bulursa tekrar kendini göstermeye yeltenecektir.

Kürt Açılımının gerçekleşmemesi ile yarım kalan Milliyetçi-Milli Devlet Nizamını SÖKME girişimini nasıl durdurmalıyız?

Öncelikle milliyetçi-muhafazakâr kimliğin tekrar değerlendirmeye alınması icap ediyor. Fırkalarmış, her türlü tefrike açık halde manipüle edilen İSLAM algısını sağlam temellere koymak icap eder. Yol ise bu istismar sahasını iktidar elinden kurtarıp DEVLET mantığının metodolojisine kazandırmakladır. Bahsettiğim vasatı sağlamanın 1. Tercihi müesses nizam içinde siyasi-demokratik mücadeleyle iktidarın değişmesidir. Pek tabi CHP kendini derin bir sosyolojik analize tutmalı, MHP’de şu girdiği fasit çemberden kendini kurtarmalıdır. Yarım kalmış Cumhuriyet İnkılabının tamamlanması elzem. Yoksa malum anlayış sahiplerinin Türkiye’yi ne gibi bir felakete götüreceklerinin misalleri karşımızda mevcuttur.

CHP’nin ATATÜRKÇÜ ve fakat toplum değerleriyle uzlaşı haline gelmesi (şu vasatta) ona bağlı değildir. CHP’yi Türk Milleti ve onun değerleriyle sağlıklı iletişime geçirecek yegane siyasi olgu MHP’dir. MHP’nin temsil ettiği misyon, Türk Milletini her türlü maddi ve manevi değerlerinin hülasasıdır. İslam, Millet ve beşeri başlıklı konularda kaynağında bulacağı çareler sadece MHP’nin gelişimi anlamına gelmez. Bütün muhafazakâr ve seküler kimlik taşıyan vatandaşlarımızın değer paydaşlığının artması anlamına da gelir.

Türk siyasetinin derin bir değişim arifesinde olduğu görülüyor. 90 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti yönünü ve yönelimini revize etmek mecburiyetindedir. Ama kaynak değişmemiştir. Referanslar ortadadır. Sadece yarım kalmış hamlelerin yerine getirilmesi ve Cumhuriyeti sabote eden akımların saf dışı bırakılması gereklidir. Zaman ne olacağını gösterecektir.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI