Bugun...
Kriz Tahlilli Bir Okuma ve MHP


Murat TAŞDAN
atsiz_turk66@windowslive.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 30-11-2015 14:39
     

Rus savaş uçağı vuruldu ve yeni bir boyutla baş başa kaldık… 1 Kasım sonrası pek çok konuda olduğu gibi SU24 meselesinde zikzak çizen; gemi azıya alarak uçuruma koşan ve ülkeyi savaşın eşiğine getiren bir iktidar partisinden bahsediyoruz. Rusya ile derinleşen krizin ne hale geleceğini, daha ziyadesiyle Rusların tavrının belirtilerini zamanla göreceğiz; hatta başladılar bile... Ak Parti her politik kararında toplumun paralize oluşundan fayda sağlıyor; (Mankurtlaşma hali) ile olayları izleyen ahali karşısında muhalif tutum takınanları baskı ve otoritesini artırarak cezalandırıyor. Görünen o ki Türkiye’yi derin bir cenderenin içine hapseden iktidarın aşması gereken sorunlar gittikçe kabarmaktadır. Hatalarını ve günahlarını örtmek için çabalayan iktidarın hedefinde cemaat gazete ve şirketlerinden sonra şimdi sıra Cumhuriyet yazarlarına geldi… Belki sonra sıra Sözcü ve diğer muhalif medya organlarındadır…

Recep Tayyip Erdoğan’ın megaloman, irrasyonel ve sekter tutumunun siyaset bilimindeki karşılığı Faşizm… İslam hoşgörüsü kılıfında geldiği son yol tiranlar platformunda ona yer açıyor. Bu faşizan uyum (kanserojen hal) hastalıklı bir dünya görüşünün eseri... %50 oy almaları doğru ve istikbali güvene alan işler yapacakları anlamını doğurmamaktadır... Sosyal kültürü ve sivilizasyonu tam sağlayamamış memleketlerde Demokrasi, zaaf oluşturan ve Oklokrasiye kadar uzanan beşeri istismar sahasıdır. Ak Parti demek: Devlet mantığını ideolojik tahakkümüne alarak; aygıtı milletinin huzuru için kullanmak yerine paralelinde yüzlerce yılda oluşmuş idare, irade ve devlet/mülk toplum/adalet devamının sağlıklı yürütülmesini çürüten bir ur’laşma marazisi... Özetle görüyoruz ki malum iktidarın mahkûm kıldığı siyaset-sizlik, Türk Devlet Felsefesine darbe indirirken milli akıl ve refleks körelmiş durumdadır. Milletin istikbalini tehlikelerle dolu bir bataklığın gri çamurlarında kaybolmak üzre…

Önemli bir husus;
Bizler, seçim öncesi Ak Parti misyonunun röntgenini çekmiş ve bu (delibozuk) gidişata müdahale nazarında, Türk Milliyetçilerinin (konu MHP’dir) muhakkak iktidar paydasında sorumluluk (koalisyon) taşımasının vurgulamıştık. Yakın çevremiz dâhil, kendini Ülkücü-MHP’li addeden pek çok kişi maalesef iç siyasetin, kişilerin ve olguların dar kesbinden çıkamadığı için MHP iktidarının şu devrede önem ve hayatiyetini kavrayamadı. İlk amil, Devlet Bahçeli’nin yanlış ve anlamsız siyasetiydi… Sn Bahçeli, Ak Partiye yol haritası çizmekle meşgul olmak yerine partisini “Türkiye’nin umudu” karinesine rumuzlasa fena mı olurdu?. HDP gibi bir terörist yapılanmayı (her ne sebeple olursa olsun) iktidar ortaklığına çağırma anlamı doğuran söylemi iki ucu keskin bıçak temsilinde MHP’yi budayan ama gürleşmesini engelleyen kör ağızdır. Önünüzde duran vahameti ve bu vahamet karşısında alınan oyun % ‘sine bakılmadan milliyetçilerin devlette iş başına gelmesine ufku yetmeyen bir genel başkan görünümü karşımızda. Bilgelik sıfatına haiz bir ismin anlaşılamayan tutumu ötürüdür ki Türkiye (ve Türk Milliyetçileri) bir fırsattan beri kalmıştır. MHP’nin son seçimlerde aldığı başarısızlık esasen Bahçeli’nin koltuğuna yapışma iştiyakından daha öte vahim anlamlar taşıyor. O anlam; siyasi ihtirasları uğruna Türkiye Cumhuriyetini tehlikeye atmaktan çekinmeyenlere oluşturulmuş iktidar sahasıdır. Bu hata ve statünün devamına zımnen imkân yaratan Bahçeli’nin MHP’de sorgulanması anlaşılır bir durumdur. 

RTE Faşizminin iç manipülasyonla hamasetini olumluma yoluna gidiş taktiği meşhur galat... İsrail’e “one munite” restini çeken; ancak Mavi Marmara’da öldürülen Türk vatandaşlarının durumu ortadayken laf ebeliğinden başka iş edemeyenler, şimdi Bayır-Bucak Türkmenlerini istismar ediyor... IŞİD’e aleni destek verdiği kuvvetli kanaat olan iktidar, şu an gerçekliğini gösteren toplu durum (konjonktür) karşısında Suriye Türkmenlerini kullanmakta beis görmemektedir. Devlet yönetmek aklıselim rical ve çelik irade ister. Bir ülke bağımsızlığını yani egemenliğini korumak adına bütün gücünü seferber edebilmelidir. Ancak o noktaya gelene kadar siyaset ve diplomasinizi ehilce idare edecek bir kadronuzu olmazsa işler çıkılmaz hale dönüşür. Musul Konsolosluk baskınını hatırlayınız. Kıbrıs’ta Annan Planına verilen destek… Ege’de elimizde bulunan adaların Yunanistan inisiyatifine bırakılması… Hele ki IŞİD gibi bir örgüte zımnen destek sağlayarak kestirilemez bir Ortadoğu denkleminin ortasında kalmak ne demektir?!. O IŞİD-severliğin mezhep bakışlı körlüğü karşınıza KOBANİ ve PYD palazlanmasını çıkarmıştır. Ülke çıkarlarından öte kendi ideolojik dünyanızla memleketi yönetmek isterseniz; bugün RUSYA, İRAN gibi ülkelerle ERKENDEN karşı karşıya gelirsiniz. Kerkük’ün, Peşmerge gücünün kontrolüne sahne olmasına neden olan gidişatta Ak Parti iktidarının IŞİD destekli siyasetinin sonucu olmadığını kim iddia edebilir? Ak Parti iktidarının vahim dış politika hataları Suriye Türkmenleri özelinde bir serpilme gösteriyor. İktidar zihniyeti esas kaidede Suriye’de Türk varlığını değil; bilakis mezhep merkezli yaklaşımla Türkmen toplumunu terörün ve bölge güçlerinin saldırı alanına hapsediyor.
Suriye Türkmenlerine elbette çok önceden (gerekli) alaka gösterilmeli ve Irak Türkmenlerine yapılan kayıtsızlık burada oluşmamalıydı. Fakat IŞİD-severlik ve beraberinde MİT TIRLARI operasyonuyla Türkmenler hedef haline getirilmiş çok önceden vahim bir hataya adım atılmıştı... MİT tırlarını Türkmenlere gönderdiğini iddia eden Ak Parti hükümeti Adana’da düzenlenen cemaat operasyonunu bahane ederek devlet yönetme sanatındaki acizliğini bir bakıma beyan ediyordu… Mit Tırları olayını manşete taşıyan Cumhuriyet’in yazarları tutuklandılar. Ne ile suçlanacaklar; casusluk mu? İfade ve basın özgürlüğü türküsü çağıran Davutoğlu iktidarının özgürlük(!) hassasiyeti bu vesileyle görülmektedir! Adana operasyonu akla bazı sorular getirmişti: MİT’in asli görevi askeri(!) mühimmat taşımak mıydı?!. TSK’nın ukdesinde ve askeri plan-program isteyen bu nevi işlerde MİT’in yetkisini aşan işlere sokulmasında gaye nedir?
Rus uçağının düşürülmesiyle öğrendik ki 2 yıl önce Hava Kuvvetleri komutasında bulunan GES komutanlığını meşhur MİT’e havale edilmiş. Pekâlâ, yine soralım: Neden? Güney sınırlarında elektronik istihbarat işlevi gören bir askeri üs MİT’e devrediliyor; kimse sorgulayamıyor! Suriye ve diğer sınırlarda pek çok hava sahası ihlali yaşanırken Rus SU24’ünü düşürenler, hassas bir dönemde istihbarat ve koordinasyon kabiliyetinin önemini görmezden gelecek kadar (TSK’yı ekarte ederek) akıl yoksunu değildir sanırım! Şimdi Ruslardan dolaylı özür dileyen, ıstırap yaşadığını zikreden RTE travmatik bir ruh hali çizmektedir....

Suriye Türkmenleri elbette hassas önceliktedir. İfade etmek gerekli; duygusal bakışımız ve kan bağımız olaylara sağduyu yaklaşımımızı etkilemesin. Ne hamaset ne de Soner Yalçın gibi Rus ve Baas yandaşlığı milli haysiyete fayda vermez. Can Dündar’ı tutuklayanlar Mit ırları meselesinde cevaplanmayan soruların muhatabıdırlar. Heysem Topalca kimdir? El Nusra ile hareket ederek Suriye’de Alevi Türkmen Köylerinde gerçekleşen katliamlarda sorumluluğu var mı? Mit tırlarıyla ilişkisi ve Reyhanlı saldırısında şüpheli durumda olduğu konuşulurken olay hasıraltı edildi mi?

Ak Parti iktidarının RTE megalomanisiyle ESAD’ı devirmek uğruna vahim, karanlık ve yanlış işlerde parmağı olduğu iddiası(!) unutulacak gibi değil… Eğer Türkmen varlığını önemseyen bir iktidardan bahsediyor olsaydık; elbette iş kriz aşamasına gelene kadar pek çok önlemler alınabilirdi. Ruslar hava harekâtına başlamadan önce, Türkmenleri zarar görmeyecek siyasi ve tarafsız noktaya çekmek becerisini gösteremeyen AK PARTİ iktidarıdır. Türkiye’nin huzuru başta, ilgi sahamızda bulunan kandaşlarımızın çetrefilli Suriye ateşinden korunması adına Rusya ve diğer ülkelerle ciddi bir koordinasyon sağlayamayan İKTİDAR değil mi? Hesap soracak siyaset dillenmeli, sesini yükseltmeli... Türkmenlerin zarar görmesini istemeyen(!) Davutoğlu dış politikasının hataları sorgulayacak güçlü bir MHP muhalefeti umarım görülür. O tırları “Vallahi.. Billahi Türkmenlere gitmiyordu” diye vurgulayan dünün MHP’lisi, şimdiki devlet bakanı Tuğrul Türkeş açıkça başbakanına sorsun ve kamuoyunu bilgilendirsin; bakalım… Türkmenleri, USA-RUSYA-İRAN gibi güçlerin ve ESAD’ın hedef tahtası haline getirenlerin gerçek derdini anlayalım!

Bu kadar fütursuz bir kitlenin Türkiye iktidarını elinde tutması millet adına affedilemez hata! Üzüntüyle birlikte sürece baktığımız zaman; irrrasyonel, mezhepçi ve her işinde madrabazlığı hakkıyla beceren iktidarı açık düşürmede siyasi muhalefetin acizliğini görmekteyiz. Karşınıza muhalif siyasetin (MHP ve CHP) başarısızlığı kabak gibi çıkıyor! Ak Partinin 7 Haziran ve 1 Kasım öncesi birinci parti olarak göründüğü gerçekti.. ve bu gerçekliğin ülkeyi tehlike çemberine daha da yaklaştırdığı, Türklüğün bekası için iktidar gücünün bu partiden kısmen alınarak, devlet idaresinin stabil hale getirilmesi gerekliliğini anlatamamak kimin kabahati? 17-25 Aralık, Gemicik, Zerrab yok demedik.. ama Devlete Türk Milliyetçileri gerek dedik; bilge ve etrafı “Nuh dedi, peygamber demedi” vesselam!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI