Bugun...
Akar'ı Kızdıran İfadenin “Tane Tane” Kaydı da Çıktı!..


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-05-2018 12:37
     

MİT, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden Kara Havacılık Komutanlığı'ndan O.K.'nın ihbarıyla haberdar oldu. MİT'ten gelen bilgilendirme üzerine de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, buraya dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile Kurmay Başkanı İhsan Uyar'ı gönderdi, ancak iki komutan herhangi bir “anormallik” tespit edemedi.

Ankara Sincan'da görülen Kara Havacılık davasında sona gelindi. İki gün önce Genelkurmay Başkanı Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Salih Zeki Çolak ve İhsan Uyar'ın davaya katılım taleplerini kabul etti. Bugün de Savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Önümüzde ilginç bir tablo var.

Bir tarafta “Darbecilikten ve FETÖ'cülükten” yargılanan sanıklar... Öte tarafta Abdullah kod adlı devletin en önemli gizli tanığının, bu duruşmada Genelkurmay Başkanı Akar'ı da “FETÖ'cü” olmakla suçlaması... Ve Akar'ın bu davaya mağdur/müşteki sıfatıyla kabulü...

Şuraya geleceğim;

Abdullah kod adlı tanığın, 25 Nisan'daki duruşmada Akar'ı “FETÖ'cülükle” suçladığını yazdık.

Aynı gün Avukatı kanalıyla mahkemeye başvuran Akar, bu yazımıza erişim yasağı koydurdu.

Başvuruda, şöyle deniliyordu:

“Müvekkil aleyhine tamamen gerçek dışı ve iftira mahiyetinde sözler kullanılmıştır. Haber, Müvekkili yıpratma amaçlıdır. Yazılar, kişilik haklarını ihlâl edici niteliktedir.”

Bunun üzerine biz de o gün duruşmada yaşananları ve Abdullah'ın söylediklerini tüm detaylarıyla “Tane tane” aktarıp, yazdıklarımızın “gerçek dışı” olmadığını ve Akar'a “iftira” atmadığımızı anlatmaya çalıştık.

SEGBİS (Sesli ve Görüntülü Sistem) çözümleri yapıldığında da herşeyin ortaya çıkacağını vurguladık.

-Aynı Gün Çözüm Yapıldı-

O yazımızdan sonra devletin tepesinin epey karıştığını, Abdullah'ın gerçekten bunları söyleyip, söylemediğinin araştırıldığını kaydedip, son duruma gelelim.

O duruşmanın SEGBİS çözümleri çıktı.

İlginçtir; Çözümler Abdullah'ın ifadesinden sadece 4 gün sonra ve ne tesadüf “Hulusi Akar'a Tane Tane Cevabımdır” başlıklı yazımızın yayınlandığı gün yapılmış!.. Dahası, bu çözümlere “erişim yasağı” gelmemiş!..

Keşke yerimiz olsa da tüm tutanakları yayınlasak, öyle “renkli” bir duruşma olmuş ki;

Tanığın neden “Abdullah” kod adını seçtiğini açıklamasından bazı sanıklar için, “Ooo Rafet Beyler de gelmişler” demesine,

Abdullah'ın, ifadelerinden birisini gerçek adıyla imzaladığının ortaya çıkmasından bir sanığın, anasının ekmeğini birlikte yediklerini hatırlatması üzerine Abdullah'ın, “Allah razı olsun, ne oldu onların parasını mı istiyorsun? Vereyim istersen, istersen faiziyle vereyim” şeklindeki cevabına,

FETÖ'nün, Abdullah'ı, “Bayan kılıklı arkadaşımız” diye fişlediği tartışmalarından Abdullah'ın sanıklara, “Mustafa Durmuş niye sormuyor ya?.. Özcan Karacan senden de soru bekliyorum” diye seslenmesine, yok yok!..

-Ne Yazdıysak O-

Ancak konumuz, kod adı Abdullah'ın, Akar ve Necdet Özel hakkındaki beyanları. Buyurun, bir de resmi tutanaklardan okuyalım.

İfadesinin başında geniş bir tablo çizip, “FETÖ”den ayrılmaya ne zaman karar verdiğini, sonrasında ne gibi çalışmalar yaptığını ve kimlerle görüştüğünü anlatan Abdullah, özetle şöyle devam ediyor:

“4 Nisan 2016 tarihinde İzmir'e gitmemdeki gerekçe de şudur. Yani bu işi tek yapabilen Okan Batu'nun cesaretliliği ve yürekliliğidir. Onu bulduğum için, kendisini bulduğum için Okan Batu'ya gittim. Okan Batu'ya giderken ben eşimden saklandım, gizledim. Amirlerimden gizledim. Hulusi Akar'dan gizledim. O zaman Genelkurmay Başkanıydı herkesten gizledim. Çünkü herkesin bütün sıralı amirlerimin ve generallerin maalesef bloku ile irtibatlı olduğuna inanıyordum. Bu bağlamda bir tane devlet büyüğümüz Sayın Cumhurbaşkanımız akıllıklık ve feraset göstererek, maalesef Genelkurmay'a, MİT'e, Emniyete, Emniyet İstihbarata güvenmediği için kendisi bir devlet büyüğümüzü, ismini açıklamak istemiyorum şu an, görevlendirdi ve devlet büyüğümüzle beni, benimle birlikte bir kaç kişiyi, özellikle bu TSK'daki yapılanma hakkında çalışma yapmaya başladık. Yani bu 2015'in başından itibaren başladı, kendisiyle 2015 YAŞ çalışmaları yaptığımızda ben özellikle Kara Kuvvetleri'nden şu an için 2015 yılında 26 tane Tuğgeneralin 25 tanesinin Fetö'cü olduğuna dair kendi görüşümü ve bilgimi söyledim ve bunların hiç birisinde de yanılmadık çok şükür. Aynı şekilde biz defalarca sayın Cumhurbaşkanımıza özellikle şunu söylemek istiyorum, tarihleri de vermek istiyorum. 27 Ekim 2015 tarihinde MİT'e, özellikle MİT'ten çok önemli bir kişiye ertesi gün de MİT müsteşarının haberi olduğunun onun bana bilgisi geldi, özellikle Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar dahil olmak üzere yapılanmanın çok ciddi boyutlara ulaştığını, yani Hulusi Akar'ın emir subayı dahi işte Ali Yazıcı benim devremin olduğunu, ondan sonra Kurmayların aşırı miktarda yapılanmaya çalışıldığını, üst devrenin, bu oyunun son üst devrenin uzaklaşmasının, bu oyunun son halkası olacağını ve tehlikenin büyüdüğünü, özellikle Muhafız Alay Komutanı Kutsi Barış'ın da devremin FETÖ'cü olduğunu bildiğimi, Ali Yazıcı'nın FETÖ'cü olduğunu bildiğimi 27 Ekim 2015 tarihinde bildirdim. Ardından Kasım ayında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Varank'a yine biri milletvekili aracılığıyla bu tehlikeyi bizzat arz ettim, yani fazlasıyla her türlü ayrıntılarıyla söyledim. Kendisinin de Cumhurbaşkanımıza ilettiğini biliyorum. Ardından bu 3 devre 86-87-88 devlerinin uzaklaştırılmasının FETÖ'nün çok büyük bir projesinin olduğunu, kalan 3-5 kişi güvenilir vatan evladının da uzaklaştırılmaya çalışılacağının bir projesi olduğunu, değişik ortamlarda gerek Adalet Bakanlığı'nda, gerek işte siyasi ortamda, gerek işte basın ortamında tanıdığım insanlara ilettim. Maalesef 3 devre sayın Hulusi Akar'ın Cumhurbaşkanımızı kandırması neticesinde 3 devrenin emekli edilmesine dair yasa 2017 Aralık YAŞ'ıyla çıkmıştır... Müteakibinde 2016 yaş çalışmaları kapsamında 21 Haziran 2016 tarihinde Cumhurbaşkanımıza 358 Generalin 240 tanesinin FETÖ'cü olma ihtimalinin yüzde yüz yakın derece olduğunu kendim bizzat zarf kapatarak gönderdim. Bu eline geçtiğini biliyorum... Şimdi özellikle yapılanmanın en düzeye geldiği hususunu şu şekilde arz etmek istiyorum. Daha 2012 yılında en son Genelkurmay seviyesinde bir abinin söylediği bizzat Fettullah Gülen'den duyduğu şudur; Necdet Özel özellikle, tam tarihini şu an hatırlamıyorum, Nejdet Özel, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra artık bundan sonrasının tamamen bizim elimize geçtiğine dair yani tabi FETÖ, cemaatin eline, Fetullah Gülen'in eline geçtiğine dair bir beyanın olduğunu söyledi... Bunun dışında yine bir başçavuş arkadaşımız vardı, daha öncesi çalışan yine ikaz eden Deniz Kuvvetleri'nin bir abisi aracılığıyla bizzat Deniz Kuvvetleri'nin bu abisinin Fetullah Gülen'den duyduğu bir sözü aynen nakletmek istiyorum. Demiştir ki; Fettullah Gülen söylüyor, 'Hulusi Akar bizim kardeşimizdir. Şu ana kadar çok kez hizmetler yaptı, bundan sonra da esas büyük bir hizmet yapacaktır. O hizmet hepiniz göreceksiniz, çok büyük bir hizmet olacak' demiştir. Aynı şekilde bu şeyi teyit eder şekilde Hulusi Akar'ın, Sayın Hulusi Akar'ın geçmişte yaptığı hizmetlerden YouTube'den aratırsanız göreceksiniz. 1995 yılında Samanyolu Koleji öğrencilerini kendisi İsmail Hakkı Karadayı'nın özel kalem müdürü olduğu zaman...”

-TSK'da Terörist General mi Var?-

Sanıklar ve avukatların soru sorma aşamasına geçildiğinde de konuyla ilgili çeşitli diyaloglar yaşanıyor.

Bölümler halinde aktaralım:

Sanık Ünsal Coşkun: 240 generalin cemaate mensup olduğunu ifade ediyorsunuz veya örgüte mensup olduğunu. Bu sadece kendi şahsi tespitiniz mi?

Abdullah: Şimdi efendim sayıları netleştirelim. Darbe öncesi 21 Haziran 2016'da 358 tane Generalin 240 tanesi bizim yaptığımız çalışmalarla FETÖ'cü olma ihtimalinin %99 seviyesinde %100'e yakın seviyede olduğunu Cumhurbaşkanımıza gönderdik. Bu 240'ı maalesef az çıktı. 240 değil, 300'e yakın çıktı darbe sonrasında.

Ünsal Coşkun: Ama darbe sonrası atılan bildiğim kadarıyla 150 civarında.

Abdullah: Yani emekli edilenler oldu, direk karışmayanlar oldu falan değişik şekillerde oldu.

Ünsal Coşkun: Yani şu an hâlâ içeride sizin dediğinize göre, terörist general var, doğru mu?

Abdullah: Yani biraz önce zaten çok giriş yaptığımda bazı şeyleri söyledim zaten. Yani daha nesini açıklayayım, daha ne anlatayım ben size?

-Allah Akar'dan Uzak Etsin-

Sanık Uğur Kapan: İfadesini verirken, Genelkurmay Başkanından bahsetti. Şu an hali hazırda görevinde olan Genelkurmay Başkanından bahsediyoruz, Hulusi Akar. Kendisi de şu an görevde. Bu verdiği biraz evvel söyledikleri her şeyi acaba Genelkurmay Başkanının bilgisi var mı söylediklerinizden?

Abdullah: Onu Genelkurmay Başkanına, kendisi sorsun. Siz sorun, ben ne bileyim? Ben Genelkurmay Başkanı'nın şeyi miyim, özel kalemi miyim?

Uğur Kapan: Bakın sadece Genelkurmay Başkanı değil, bundan önceki Genelkurmay Başkanıyla ilgili de ithamlarda bulundu Necdet Özel'le alâkâlı olarak. Bunların hiçbir tanesi şey değil artı, buraya gelip tanık olarak ifade veren müşteki olarak ifade veren Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı hakkında da aynı şekilde örgütle bağlantısı olduğuna dair şey kurdu. Peki Genelkurmay Başkanıyla ilgili olan hususları niye iddianamede yer almıyor?

Başkan Osman Pediz: Onu nereden bilsin. Onu Savcı bilir. İddianamede yer almıyor. İddianameyi bu yazmadı ki.

Uğur Kapan: Bakın Başkanım ben kendi savunmamda, bizzat siz de vardınız, hatırlıyorsunuz. Ben kendi savunmamda burada defaaten Genelkurmay Başkanıyla olan benim münasebetimden bahsettim. Bakın tuzağı kuranların başında o var zaten, Genelkurmay Başkanı var. Bu arkadaş onunla beraber zaten.

Abdullah : Ben mi onunla beraberim? Bir kere karşılaşmadım. Allah korusun, Allah uzak etsin.

Başkan Osman Pediz: Kabul etmiyor, karşılaşmadım diyor.

Uğur Kapan: Peki söyler misiniz, bakın bu adam nasıl Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapıyor? Bu arkadaş şu an görevde olan bir Genelkurmay Başkanı hakkında nasıl ithamlarda bulunuyor. Bakın ben bulunabilirim, ben artık asker değilim.

Başkan Osman Pediz: Tamam onlar geçiyor kayda. Onlar kayda geçti mi, kayda geçti. Sen beyanına geç.

Uğur Kapan: Şu andan itibaren bekliyorum, bence bu bir suç duyurusu. Düşünsenize, helâl olsun bir tane Albay rütbesindeki birisi çıkıyor, koskoca Genelkurmay Başkanı hakkında bu ithamlarda bulunabiliyor. Hali hazırda görevde olan insanlar hakkında ve hatırlarsanız burada Genelkurmay Başkanımıza hiçbir söz söyletmiyordunuz, söyletilmiyordu hiç kimse tarafından.

-Akar Niye Görevde Devlet Büyüklerine Sor-

Sanık Gökhan Lütfü Reyhan: 21 aydır buradayım, bu adam yüzünden buradayım. Sayın Milli Savunma Avukatımız da burada. Şunu soruyorum, Hulusi Akar şu anda sizce FETÖ'cü müdür?

Başkan Osman Pediz: Uygun değil, buna cevap verme. Kendinle alâkâlı değil ki ya!..

Gökhan Lütfü Reyhan: Peki şunu soracağım, devlet büyükleriyle görüştüğünü söylüyor. Bana FETÖ'cü diyor, ben içerideyim. Hulusi Akar'a da FETÖ'cü diyor, Hulusi Akar görevinin başında, Genelkurmay Başkanı olarak devam ediyor. Devlet büyükleri kendisine güvenmediği için mi Hulusi Akar hâlâ görevinin başındadır?

Abdullah: Devlet büyüklerine sor sen onu.

-Akar'dan Korkmuyorum-

Sanık Oğuz Yalçın: Şimdi Silahlı Kuvvetler Mensubu bir Albay, en tepedeki komutanına burada bir ithamda bulundu. Avukatı da buradadır. Bakalım, gizli tanık mı güçlü, Hulusi Akar mı güçlü?

Abdullah: Demek ki, korkmuyorum Oğuz Yalçın. Korkmuyorum demek ki.

Sanık Halil Gül: Şimdi bir gizli tanık var. Bu gizli tanık Genelkurmay Başkanı ile ilgili bir ifadesi var, bir de başkalarıyla ilgili bir ifadesi var. Şimdi bu adam değerli ve kabul edilebilir ifadelerde bulunursa hepsini kabul edelim. Yok, değerli ifadeleri yoksa hiçbirini kabul etmeyelim. Niye işimize geleni kabul ediyoruz, niye işimize geleni kabul etmiyoruz? Yani Genelkurmay Başkanına FETÖ'cü dersek, ona gücümüz yetmiyor, ona dokunamayız, diğerlerine dediği zaman dokunabiliriz anlayışını kabul etmiyorum.

Sanık İlkay Ateş: Ben Genelkurmay Başkanı'nın örgüt üyesi olduğunu düşünmüyordum. Siz şimdi dediniz ki, 300 tane general FETÖ'cü, Genelkurmay Başkanı da darbenin içerisinde.

Abdullah: Ben bildiğim hususları söyledim. Yani tekrar edebilirim Hulusi Akar hakkında. Abilerin bana söylediğini söyledim. Yani Necdet Özel Genelkurmay Başkanı...

Başkan Osman Pediz: Tamam, aynı şeyleri tekrar etmene gerek yok.

Av. Fethi Öztürk: Kendisine bir yerlerden bu ifadeler dikte mi edildi? Bilgiler mi verildi?

Abdullah: Maalesef dikte edilmekten daha ziyade ifadelerim önlenmeye çalışıldı. Bugün Hulusi Akar hakkındaki bildiklerimin söylenmesin diye söylemiyorum. Değişik yerlerden bana değişik şekillerde ikazlarda bulunuldu. Tam tersi, tam tersi. Dikte edilenden ziyade tam tersini söylüyorum.

Av. Fethi Öztürk: Genelkurmay Başkanı bu mahkemede müşteki ve müdahil durumda. Dolayısıyla Genelkurmay Başkanı ile ilgili olan bağlantıların ortaya çıkması bizim açımızdan önemlidir Sayın Başkan. Çok net olarak bir şey söylemek istiyorum. Şimdi Hulusi Akar'ın hizmetleri babında tanık şunu söyledi. İsmail Hakkı Karadayı'nın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde işte o malum kolej öğrencilerinin Karadayı'yı ziyaret ettiğini ifade etti. Ve bunu da Hulusi Akar'ın sağladığını beyan etti, doğru mu?

Abdullah: Doğru, şöyle düzeltiyorum. Öyle söylemiş olmam lâzım aynı zamanda. Hulusi Akar o esnada özel kalemiydi. Bunu YouTube'den inceleyip görebilirsiniz.

-Mustafa Önsel Hakkındaki İddia-

Son bir ayrıntı;

Abdullah'ın ifadesinin ardından bazı sosyal medya hesaplarından şöyle bir paylaşım yapıldı:

“Bu gizli tanık Abdullah o gün ifade verirken, '15 Temmuz 2016 saat: 21.15-22.00'de Mustafa Önsel tarafından arandım. Önsel Albay bana 'Darbe başladı, başarılar dilerim' dedi.”

Duruşma tutanaklarından bu kısmı da paylaşalım. Bir sanığın soruları üzerine darbeyi kaçta, kimlerden öğrendiğini ve neler yaptığını anlatan Abdullah'ın, Önsel'le (Tutanaklara Ersel diye geçirilmiş) ilgili sözleri şöyle:

“Allah'ıma çok şükür, ben bunu öngördüğüm için o gece hemen telefonumun şeyini, sim kartını çıkarttım. Çünkü bana o gece ben veya aynı zamanda Mustafa Ersel'i de aradım. 'Komutanım ne yapacağız' dedim. Mustafa Ersel de dedi, şu an dedi, olay başladı dedi. Silahımı alıyoruz dedi. Son damlasına kadar, son kurşuna kadar savaşacağız dedi. Geri dönmek yok dedi. Şimdi dedi ilk önce seni alacaklar dedi. Hemen yer değiştir dedi. Ben de yer değiştirdim. Kimliğimi şeyimi de sim kartımı da çıkarttığım için uygun bir yere saklandım o gece.”

Yaklaşık 60 sayfa olan Abdullah'ın ifadesinin özeti böyle.

Özetle, ne yazmışsak, o!..

Müyesser YILDIZ

23 Mayıs 2016

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI