Reklam
Bugun...
Erdoğan'ın İngiltere Ziyareti İle Başbakanın “Dersim” Çıkışı Arasında Bir Bağlantı Yok mu?


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-06-2018 11:33
     

Malûm MHP'nin Başkan adayı Erdoğan. Parlamento seçiminde de ittifak yapıyorlar.

Erdoğan ve Başkanlık sistemini, MHP ve BBP dışında destekleyen bir parti daha var; Hüda-Par.

İttfiak görüşmeleri sırasında Partinin Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “AKP'nin söylemlerinin milliyetçileşmesi ve MHP söylemine yaklaşmasının Kürtleri rahatsız ettiğini” öne sürdü. Ardından Erdoğan, Yapıcıoğlu ile görüştü. Anlaşma sağlanamadı ki, Yapıcıoğlu Diyarbakır'dan bağımsız aday olurken, Hüda-Par da milletvekili aday listelerini YSK'ya sundu.

Ancak başta belirttiğimiz gibi, Hüda-Par, Erdoğan'ı ve başkanlık sistemini destekliyor.

Erdoğan'ın bir tarafında MHP, diğer tarafında Hüda-Par var.

MHP neyi savunuyor? Türk Milleti anlayışını, “Eşit vatandaşlık” değil Anayasa'da belirtilen “vatandaşlık bağını”, eğitim ve öğretimin devletin gözetim ve denetimi altında olmasını, Türkçe'den başka bir dilde eğitim yapılmamasını, hiçbir etnik veya dini gruba ayrıcalık, imtiyaz verilmemesini. Seçim beyannamesinde de, “Bazı mahfillerce 'Türk'süz bir anayasanın dillendirildiği ortamda Cumhuriyetin temel nitelikleri ile devletin kuruluş esaslarının düzenlendiği Anayasa’nın ilk dört maddesi, MHP’nin teminatı altında olmuştur. MHP’nin varlık sebebi ve şaşmaz gayesi Türklüğün ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasını temin etmek, Türk Milleti’ni lâyık olduğu noktaya taşımaktır” denildi. Cumhur İttifakı ise şöyle anlatıldı:

“Cumhur ittifakı, dünyaya vurulacak Türk mührünün müjdecisi, millî istiklâlin namusu, millî istikbâlin müdafaa ruhu ve nihayet 'Millet Aklı'dır.”

Peki Hüda-Par'ın “Davası” ne? Özetle şunlar:

“Kürtlerin varlığının anayasal olarak tanınıp, Türkler ve Kürtlerin ülkesin asli kurucu halkları olarak kabul edilmesi... Kürtçenin ikinci resmi dil ve eğitim dili olması... Vesayetten, ideolojiden ve etnik vurgudan (Atatürkçülük ve Türk'ün olmaması) arınmış sivil bir anayasa yapılması... Anayasanın değiştirilemez nitelikte hiçbir maddesinin olmaması... Zorunlu askerliğin kaldırılması... Vicdani reddin tanınması... Bugüne kadar yapılan zulümlerden dolayı Kürtlerden devlet adına özür dilenip, mağdurlara tazminat ödenmesi... Ne Mutlu Türküm Diyene gibi yazıların silinmesi, 'Bir Türk dünyaya bedeldir' şeklindeki ırkçı söylemlere son verilmesi... Yerel yönetimlere özerklik... Suni sınırlarla dört parçaya ayrılan Müslüman Kürtler arasındaki her türlü sınır ve bölünmenin kaldırılması...”

İki taraf arasındaki uçurum ortada. Tek ortak noktaları, Erdoğan. İşte böylesine garip bir ittifak, ama birkaç yazar dışında sorgulayan olmadı.

Hüda-Par'ın bir başka özelliği; “Hem laiklik hem de Türklük dayatmalarına tepki olarak vuku bulan Şeyh Said Kıyamı, Dersim ve Ağrı ayaklanmaları büyük bir şiddetle ve katliamlarla bastırılmış, bunlar ve Zilan’daki katliamlarla beraber yüz binlercesi öldürülmüş, yaralanmış ve çok daha fazlası da aç ve çıplak bir halde batıya sürgün edilmişlerdir. Bu dönemde yapılan zulüm ve vahşet akıl almaz boyutlara ulaşmıştır” iddiasında bulunması.

-Başbakanın “Dersim” Açılımı-

Bunu vurgulamamızın sebebi;

Başbakan Binali Yıldırım'ın 5 gün önce Tunceli'de Seyit Rıza Meydanı'nda düzenlediği mitingte, “Bu topraklarda bir daha katiyen Dersim yaşanmasına izin vermeyeceğiz”,

3 gün önce İstanbul'da “Başbakanımız Canlarla Buluşuyor, Bayramlaşıyor” programında, “1938 Dersim büyük bir acıdır. Bu ülke Dersim'le yüzleşmelidir. O dönem Dersim'i yapanlar, bugün bunun bir şekilde özeleştirisini yapmalı, hesabını vermelidir”,

2 gün önce de “Doğu ve Güneydoğu kanaat önderleri ile STK temsilcileriyle” buluşmasında, “CHP, Edirne’de gidip terör müzahiri bir adayı ziyaret edeceğine, önce Dersim’in hesabını versin. Türkiye Dersim’le yüzleşmelidir” demesi.

- “Dersim” Tartışmalarının Geçmişi-

Görüldüğü üzere AKP ve Hüda-Par, “Dersim” konusunda benzer görüşte.

Ya MHP? Bugün, derin bir sessizlikte!.. Oysa dün böyle değildi. “Dün” dediğimiz, 2011.

Dönemin Başbakanı Erdoğan, CHP'yle “Dersim” polemiğini başlatıp, birtakım “belgeler” açıkladı, “Dersim'de yaşananlar” için “Katliam” ifadesini kullandı ve özür diledi .

İşte o vakit bu konuda partisinin fikirlerini açıklayan Bahçeli, özetle şunları söyledi:

“Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı belgeler kardeşliğe değil, ayırımcılığa prim verecektir. Dersim isyanı, ayaklanmasının savunulması adına AKP ile CHP tepişircesine birbirine sataşmakta ve sanal gündemle ülkenin gerçek meselelerini kapatmaya uğraşmaktadır. Düşünebiliyor musunuz; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kendi tarihimizdeki bir isyana, 'katliam' diyebilmektedir. Başbakan eğer biraz onurun, merhametin ve şerefin varsa bu iftirandan dolayı özür dilersin ve sözünü geri alırsın. Başbakan ve kol kola girdiği teslimiyet korosu ne söylerse söylesin; Dersim vakası bir isyan girişimidir ve Türk Devleti'nin egemenlik haklarına küstahça meydan okumadır. Buradan hareketle havaalanı isimlerinin değiştirilme tekliflerini ve Mustafa Kemal Atatürk'e kadar dayanan ithamları şiddetle ret ve telin ediyoruz. Dersim isyanına karışanların, Mehmetçiğin kanına girenlerin bugünkü PKK'dan, bölücü KCK'dan hiçbir farkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti kendi varlığına, devlet olmaktan kaynaklanan haklarına ve yetkilerine el ve dil uzatan kanlı niyetlere tabiidir ki haddini bildirmiş ve gerekirse yine bildirecektir. Başbakan Erdoğan çıkmış, 'Özür dilerim ve diliyorum' diyebilmiştir. Başbakan; bizzat sana hatırlatırım ki, Türk Devlet geleneğinde böyle bir literatür yoktur. Böyle bir melanet ve rezalet hiçbir dönemde vuku bulmamıştır. Bu şekildeki bir pespayelik ve kifayetsizlik ancak seninle görünür olmuştur. Bundan sonra kimden özür dilenecektir? Sözde Ermeni soykırımından dolayı özür dileyecek midir? Arkasında da PKK'dan, İmralı canisinden, Türk Milleti'nin tökezlemesini ve sonra da dağılmasını bekleyen yüreksiz ve insanlık müsveddelerinden özür dileyecek midir? Başbakan Erdoğan ille de özür dileyecekse, yaptıklarından, verdiği zararlardan, milletimize yaşattığı hayal kırıklarından dolayı bunu yapmalıdır. Madem yüzleşmeye bu kadar istekli, öyleyse kendi karanlık mazisine, içine girdiği hıyanet politikasına odaklanması yerinde olacaktır.”

Bahçeli bu açıklamalarla yetinmedi, 1 ay sonra partisinin teşkilâtlarına yayınladığı bir genelge ile “Komplo ve tuzak” uyarısında bulunurken, “Dersim” tartışmalarını yapanları, “Seviyesizlik, şuursuzluk, gafillik, ahlâksızlık ve edepsizlikle” suçladı.

Yıl 2014; Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun, “Dersim Kerbela'ydı” sözleri üzerine tartışma yeniden alevlendi. Bahçeli, bu defa şöyle konuştu:

“Başbakan'ın Dersim isyanıyla, Kerbela hadisesini özdeşleştirmesi, hainlerden özürler dilenmesi ne hale geldiğimizin en açık kanıtıdır. Atatürk'e Yezid denilmesine, Türk Milleti'nin Yezid'le bir görülmesine bir tek MHP karşı çıkmıştır. Bugünün PKK'sı neyse, 1937-1938'de Dersim'de isyan edenler aynısıdır. Bugünün teröristbaşı Öcalan'ı neyse, Dersim ihanetinin baş aktörü terörist Rıza da kopyasıdır. Terörist Rıza emperyalizme piyonluk yaparak Türkiye'yi bölmek istemiş, ne var ki, amacına ulaşamadan hak ettiği cezasını bulmuştur. Bize göre, bu sayfa bir daha açılmamak kaydıyla ilelebet kapanmıştır. Bundan sonra Davutoğlu, ilk fırsatta Tunceli'nin ismini Dersim olarak değiştirecek, kendi ismini de Ahmet Rıza olarak değiştirebilecektir.”

Kendi ifadesiyle, “Dersim isyanına göstermiş olduğu kararlı tepkiden dolayı” bazı kişiler, Bahçeli hakkında 4.9 kuruşluk sembolik tazminat davası açtı. Bahçeli bununla ilgili olarak da, “Dava başına 4,9 kuruşluk bütçemi çoktan ayırdım. Dileyen ve isteyen varsa peşin peşin ödemeye hazırım. Biz bu kutlu vatanı, bu aziz milleti tazminatla almadık, hibe yoluyla kazanmadık, masalarda bulmadık. Bu yollarla da vermeyeceğiz, devretmeyeceğiz, kesinlikle vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Davutoğlu'nun Bahçeli'ye tepkisi, “Cesaretin varsa, git bunları Tunceli'de söyle. Bakalım, oraya girebilecek misin?” oldu. Bu restleşmenin ardından Bahçeli, protestolara rağmen Tunceli'ye gidip, “Dersim”le ilgili görüşlerini tekrarladı.

O günlerde Bahçeli hakkında açılan 4 lira 99 kuruşluk tazminat davası sonuçlandı. Mahkeme, Bahçeli'nin “Kınanmasına” karar verdi.

24 Haziran seçimleri üzeri “Dersim” yeniden gündemde, ama MHP bu defa sessiz. Görüşü değişmiş olamayacağına göre, sebep; Mahkemenin “Kınama” kararı mıdır, “İttifaka hâlel gelmemesi” midir?

-Üç Eski Bakan ve Erdoğan İngiltere'de Ne Yaptı?-

Bahçeli'nin 2011'deki “Dersim” konuşmasına dönelim.

O sıralarda dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İngiltere'yi ziyaret etmişti. Bahçeli “Dersim” ve bu ziyaret hakkında şu değerlendirmeleri yaptı:

“Özellikle 'Dersim' ile ilgili olayların tartışıldığı ve Suriye'de suların iyice ısındığı bir dönemde Birleşik Krallığa yapılan ziyaret her açıdan dikkat çekicidir. Saraylardaki iltifatlar, takılan şövalye nişanları, gerçekleştirilen kadetral ziyaretleri en çok akıllarda kalan hususlar olmuştur. Ayrıca Sayın Gül'ün, Birleşik Krallık Başbakanı'nın ayağına kadar gitmesi doğru ve sineye çekeceğimiz bir gelişme değildir. Türk Devletini temsil eden Sayın Gül'ün bu tercihi, milletimizin saygınlığı ve devletimizin itibarı açısından yaralayıcıdır. Sayın Gül'ün, 'Birleşik Krallık'la ülkemizin ezelden ebede bir dostluk ilişkisi içinde bulunduğunu'söylemesi ise doğruları ve tarihi hadiseleri karartmaktan başka bir anlama gelmemiştir. 'Türkiye artık yoktur' sözlerinin, bu ülkenin en etkili ağızları tarafından kendi parlamentolarında ilân edilmesinin üzerinden çok geçmemiştir. 'Şark Meselesi'nin hamisi olarak, 250 yıldır peşimizde olan bu ülkenin neler yaptığını, hangi kumpaslarla altımızı oymaya çalıştığını idraki mefluç olmamış her vatandaşımız bilebilecektir. Anlaşıldığı kadarıyla, Birleşik Krallığa yılda iki devletin ziyareti kabul edilmektedir. İçinde bulunduğumuz yıl için ABD ve Türkiye şanslı ve talihli ülkeler olmuşlardır. Yakın coğrafyalarımızdaki halk hareketlerini ve yönetimlerin birer birer devrilmesini hesaba kattığımızda, yapılan ziyaretlerden çıkacak anlamlar meselenin iç yüzünü deşifre edebilecektir. Başbakan Erdoğan ya bu süreçte Türkiye'yi tasfiye edecektir ya da Türk Milleti buna fırsat vermeden kaderine sahip çıkarak, bu siyaset kara borsacısına dersini verecektir. Ya Başbakan küresel hedefler çerçevesinde Türk Milleti'ni Ortadoğu'da dağıtacak ve büyüterek bölecektir ya da Türk Millet'inin asırları aşan kudreti bu zihniyeti geldiği gibi gönderecektir. Ya Cumhuriyet ile birlikte üniter yapıyı tasfiye edip, Türk Milleti'ni etnik ve mezhep gurupları arasında taksim edecektir ya da Türk Milleti kutlu varlığına musallat olan belalardan, Türkiye sevdalıları aracılığıyla dün olduğu gibi yine sıyrılıp kurtulacaktır. Bu itibarla Dersim isyanı bağlamında yürütülen kampanyanın ve kutuplaşmanın, geçmişimizin masaya yatırılarak tarumar ve taciz edilmesinin, dış ziyaretlerin belli bir takvim ve plan dahilinde yürütülmesinin arkasında ve önünde gizli hesaplar olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.”

MHP, Hüda-Par'ın Erdoğan'a desteğini sorgulamadı... Başbakan Binali Yıldırım'ın, üçüncü “Dersim açılımı”na sessiz kaldı...

Peki Erdoğan'ın İngiltere ziyareti ve “Kürdistan” projesinin merkezi Chatham House'da konuşması?.. Ve bunun öncesinde AKP'li üç eski bakan Efkan Ala, Mehdi Eker ve Taner Yıldız'ın Londra'daki “PKK Temsilciliğine” gitmesi?..

MHP, acaba bu gelişmeleri nasıl yorumluyor?

Müyesser Yıldız

20 Haziran 2018

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI