Reklam
Bugun...
Yunanistan TSK'daki “Reformlara” Seviniyorsa?!.


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-06-2018 14:19
     

Geçen hafta Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Kocyas, Erdoğan övdü, muhalefeti eleştirdi.

Kocyas'ın, Erdoğan'la ilgili açıklamaları özetle şöyleydi:

“Türkiye ile büyük sorunumuz yok. Bizi rahatsız eden konu Erdoğan yönetiminden daha iyi olmayan bir muhalefetin bulunmasıdır. Erdoğan, onlardan daha tutarlı ve karizmatik bir şahsiyet. Yunanistan ve tüm dünya Türkiye'de seçimleri ve sonrasını merakla bekliyor. Türkiye'de demokrasinin işlemesini, demokratik seçimler yapılmasını, Türk halkının istediği, sevdiği ve tercih ettiği Cumhurbaşkanını seçmesini diliyorum.”

Kocyas'ın, muhalefete yönelik eleştirilerine gelince;

Yunanistan'ın Ege'de 18 adamızı işgâl etmesi konusunda, “Adalar ile ilgili mevzuyu başlatan muhalefettir. Sanırım bu bir sorun” dedi.

Yabancı bir devlet adamı veya gazete-dergi, muhalif isimlerden birisini haberleştirdiği zaman esen/estirilen hava malûm; “Gördünüz mü, bunların ipi dışarıda... İşte, Batı projesi olduklarının ispatı” vs. gibi

Yunan Dışişleri Bakanı'nın, Erdoğan, muhalefet ve işgâl edilmiş adalarımızla ilgili seçimlere ramak kala söylediği bu sözler ise hem iktidar cenahı, hem medyasında sessizlik ve muhtemelen memnuniyetle karşılandı.

Muhaliflerden de kimse çıkıp, “Gördünüz mü, en büyük düşmanımız Yunanistan Erdoğan'ın kazanmasını istiyor. Ege adaları konusunda muhalefeti suçlamasına ses çıkarmıyor” demedi.

Konumuz bu değil, ama Kocyas'ın, Erdoğan'ın geçen Aralık'taki Yunanistan ziyareti sonrasında yaptığı şu değerlendirmeleri de hatırlatalım:

“Türkiye ile aramızdaki pratik meseleleri Erdoğan’dan başkası çözemez. Kıbrıs sorunu çözülebilir mi? Hadi ben Türk Dışişleri İçişleri, AB ve Savunma Bakanlarına üç çalım atayım. Ne değişecek? Türkiye’de iktidarın merkezi Erdoğan’dır.”

“Ege Adaları konusunda Kemalist muhalefet maalesef aşırı milliyetçi bir noktaya geldi. Başbakan Yıldırım ise çok dikkatli cevaplar verdi.”

“Erdoğan’ın ziyareti Yunanistan için başarılı geçti. Daha önce Türkiye’den hiç Batı Trakya’da Türk kökenli olmayan Pomak ve Roman’ların da bulunduğunu kabullenen biri çıktı mı?.. İstanbullu Rumlar’a 1950’lerde yapılanlar için özür diledi... Daha önce Lozan’ın yeniden yapılandırılmasından bahsediyordu. Sonunda, 'Lozan bir şekilde güncellenebilir' dedi. Bu bizim için kazanç değil mi? Erdoğan, Yunanistan’ın toprak bütünlüğü ile ilgili bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Buna gerçekten inanıyor mu, inanmıyor mu? Zaman gösterecek. Ama ilk kez Türkiye’nin bir Cumhurbaşkanı böyle bir şey söylüyor.”

“Amacımız Türkiye ile yeni bir barış süreci başlatmak. Erdoğan da Türkiye’de konuşulabilecek tek güvenilir lider. Müzakerelerde kiminle görüşürseniz görüşün Erdoğan'dan başka sözünden dönmeyecek, üstlendiği yükümlülüklerden kaçınmayacak başka biri yoktur. İki devlet arasında yeni bir barış süreci başlatmak, Türk/Yunan ilişkilerini görüşmek istiyorsanız Erdoğan ile görüşerek, anlaşacaksınız. Kıbrıs sorunu da Erdoğan'sız çözülemez.”

-ABD de “Erdoğan'sız Çözülmez” Diyor-

Obama döneminin Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın, “Kıbrıs sorununu da Erdoğan'la çözeceğiz” dediğini kaydedip, son gelişmeleri aktaralım:

Geçen hafta düşünce kuruluşu The Heritage Foundation'da konuşan ABD Dışişleri Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda şunları söyledi:

“Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesindeki sondaj gemilerinin taciz edilmesinin gözden kaçmasına müsaade etmeyeceğimizi Türk yetkililere mesajımızda açıkça vurguladık, bu konuda konuşmayacağız. Doğu Akdeniz'in kalıcı olarak Batı'nın yanında tutulması gerekiyor. Bu çerçevede, bölgede Türkiye'yi de ilgilendiren ve uzun bir süre devam eden sorunların çözümü için Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi ile yakın bir çalışma içinde olunması önemli. Zannederim özellikle Kıbrıs için yapmamız gereken, iki bölgeli, iki toplumlu federasyona yönelik prosedüre katılmayı sürdürmektir. Bu, öncelik olmaya devam ediyor. Çok aktif katılımımız var ve sonbaharda geri döneceğiz.”

Mitchell'in bu açıklamalarını değerlendiren Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis de ABD’nin, Doğu Akdeniz'de herhangi bir meydan okumaya müsamaha göstermeyeceği açıklamasının çok net olduğunu belirterek, “Biz daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz. Kıbrıs'ta müzakerelerin Türkiye'deki seçimlerden sonra başlayacağını ve bazı ilerlemeler olacağını umuyoruz” dedi.

Besbelli seçimlerden sonra önümüze konacak ilk konulardan biri Kıbrıs olacak.

-Yunan Bakandan Çok İlginç TSK Yorumu-

Bilindiği gibi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra TSK'da pek çok “Reform” yapıldı.

Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı'na, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının İçişleri Bakanlığı'na, GATA'nın Sağlık Bakanlığı'na bağlanması, askeri okulların kapatılması, YAŞ'ta sivillerin hakim olması, Milli Savunma Bakanlığı'nda asker-sivil dengesinin sağlanması gibi...

Ki, 1980'ler, hatta Sevr'den beri bu “Reformların” yapılmasını isteyen; Emperyalizmdi, ABD'ydi, AB'ydi, “FETÖ”ydü!..

24 Haziran'dan sonra “Başkanlık sistemine” geçildiği takdirde Erdoğan ve AKP'nin ajandasında, TSK ile ilgili daha başka ne gibi “Reformlar” olduğunu ise henüz bilmiyoruz!..

Şimdilerde 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel'in, Erdoğan'ın siyasi konuşmasını alkışlaması tartışılıyor ya; ABD'nin “Our Boys” dediği 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren'in bile sözkonusu “Reform” taleplerine ilişkin olarak 2003'te, “Genelkurmay Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını katiyen kabul etmem, hiçbir asker de etmez. Adnan Menderes zamanında bu denendi, ordu politikaya alet edildi. Ben o zaman binbaşıydım, tayinlerin, terfilerin çoğu politik makamların isteklerine göre yapıldı. Ben Genelkurmay Başkanıyken Brüksel'e askeri komite toplantılarına her gittiğimde, öteki ülkelerin genelkurmay başkanları bizi kıskanır, 'Keşke biz de sizin gibi olsak' derlerdi. Gaye Silahlı Kuvvetleri onore etmek mi, yoksa küçültmek, aşağılamak mı?” dediğini belirtip, TSK'daki bu “Reformların” Yunanistan ile bağlantısına gelelim.

Dışişleri Bakanı Nikos Kocyas Mayıs başında bir Yunan televizyonuna uzun bir röportaj verdi.

Erdoğan'ın uzun yıllardır Türk-Yunan ajandasını bir kenara koyduğunu, asla “Sıcak bir olaya” meydan vermediğini, her şeyden önce bölgenin enerji kaynaklarıyla ilgilendiğini öne sürdükten sonra Ocak ayında Kardak yakınlarında Yunan Donanmasına ait bir hücumbotun, bölgede olağan devriyesini yapan Türk Sahil Güvenliği'ne ait botu sıkıştırması olayını değerlendirirken, şu yorumu yaptı:

“Normalde iki devlet arasındaki ilişkilerde, iki taraf arasındaki deniz alanında devriye görevini Sahil Güvenlik yapıyor. Ülkeler daima Donanma'nın katılımından kaçınmaya bakarlar, çünkü bu bir çatışmaya yol açabilir. Türkiye şimdi iki ilginç değişiklik yaptı. Bunlardan birincisi, Sahil Güvenlik'in ait olduğu Savunma Bakanlığı'ndan alınması ve diğer kurumlardan biraz daha agresif olan İçişleri Bakanlığına bağlanmasıdır.”

Araya giren sunucu, “Ve Erdoğan'a yakın?” diye sordu.

Kocyas, “Çok yakın” karşılığını verdikten sonra şöyle devam etti:

“Ve Meriç sınırında jandarma var. Yani aynı bakanlığı bağlı olduğu için işleyişte benzerlik görülebilir. Bu ilk şey. İkincisi, Türkler ikinci bir seçim yaptı, Sahil Güvenlik Komutanlığı'na nispeten küçük Donanma gemileri eklediler, ancak yine de bu gemiler Sahil Güvenlik için çok büyük. Bu yüzden, planlanmamış, ama bu değişikliklerin ve bu değişikliklerin arkasındaki zihniyetin sonucunda gerçekleşmiş bir olay yaşadık.”

Yunanistan'ın, Sahil Güvenlik ve Jandarma’nın TSK’dan ayrılıp, İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasına sevinmesi çok garip değil mi?

Devam edelim.

İktidarın, bugüne kadar Yunanistan ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin düşük tonda karşılık verdiği, “Dostluğa devam” dediği, seçim sürecinde ise darbeci askerlerin iade edilmemesi başta olmak üzere Kıbrıs ve Ege konularında sesini bir miktar yükselttiği malûm.

Peki Yunan Dışişleri Bakanı, aynı röportajında bu çıkışlara ilişkin ne söyledi? Şunları:

“Seçim kampanyasında büyük sorunlarla karşılaşan Erdoğan'ın, İzmir ve Ege'yi yeniden kazanmak için böyle konuştuğunu, seçimlerden sonra bunların çözüleceğine inandığını”!..

Bilindiği gibi, AKP'nin seçim sloganı, “Yaparsa yine AKP yapar”!..

Bakanın tüm bu açıklamalarından, Yunanistan'ın da tam böyle düşündüğü anlaşılıyor.

Ülkemiz ve çıkarlarımız adına ne kadar acı bir durum!..

İyi bayramlara... Nice bayramlara...

Müyesser YILDIZ

16 Haziran 2018

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI