Bugun...
NEDEN BUGÜNLERE GELDİK?


Nazım PEKER Düşündükçe
nazimpeker@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-03-2017 21:08
     

                Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde hiç bu kadar ağır ve kabul edilemez bir dış siyasetle karşı karşıya kalmamıştı.

                Medeni (!) Avrupa’nın ve vahşi Batı’nın yaptıkları yenir ve yutulur gibi değildir.

                Oysa aynı Avrupa, 2002 lerden sonra Sayın Erdoğan’ı ve AKP’yi yere göğe sığdıramıyorlar, her gittikleri yerde kırmızı halılarla karşılıyorlardı!

                AB giriş müzakere tarihini aldığımız da güpegündüz Ankara’da attığımız havai fişekler, Sırf AB için kurduğumuz AB birliğinden sorumlu bakanlığımız, vizesiz Avrupa’ya gideceğiz öngörü ve düşlerimiz neden yer ile yeksan oldu?

                Ne oldu? Hangi köprülerin altından hangi sular geçti de aynı Batı, bize böyle tavır sergilemekte?

                Yapılanlar Bakan Bey ile Bakan Hanımın şahsında Türkiye Cumhuriyeti Devletine bir saygısızlıktır. Asla ve asla kabul edilemez. Nefretle kınıyorum ve lanetliyorum.

                Elbette bu terbiyesizliğin bir bedeli olmalıdır. Ama bu bedel, öyle kamuoyu önünde, “Faşizm kalıntısı, bedelini ağır ödeyeceksiniz, hadi uçaklarınız Ankara’ya insin!” kabilinden efelenme ve iç siyasete oynamayla olur mu? Devlet konuşmaz, yapar!

                Kaldı ki 2008 yılında Almanya’nın ricasıyla çıkarılan 298 sayılı yasanın amir hükmü gereği yurt dışında ve gümrük kapılarında siyasi propaganda yapılması da yasak iken!

                Biz değil miydik Rahmetli Rauf Denktaş’a,” Siyaset yapacaksan git Kıbrıs’ta yap “diyen. Biz değil miydik Bursa’da Azerbaycan bayraklarını stat da açılmasını yasaklayan. Es kaza Esad, bir gün ben Türkiye’de propaganda yapacağım derse tavrımız ne olur?

                Çete kurmak ve yönetmek suçundan yargıladığımız Genel Kurmay Başkanımız Sayın İlker Başbuğ,  bir ABD ziyaretinde, üstünü aramak isteyen gümrük görevlisine, “Ben Türkiye Cumhuriyetiyim.” diyerek aratmayan ve toplantıyı terk ederek yurda neden dönmüştü?

                İnönü başkanlığındaki Türk heyeti İtalya’ya gitmektedir. Heyeti Musolini karşılayacaktır. Türk heyeti İsviçre sınırında iken İtalya’dan bir telgraf alınır. Telgrafta, “Musolini’nin heyeti karşılayamayacağı ve yardımcısının karşılayacağı” belirtiler. İnönü durum derhal Ankara’ya Atatürk’e bildirir. Atatürk, “İtalya’ya telgraf çekin Musolini bizzat karşılamayacaksa geri dönün” direktifini verir.

                Durum İtalya’ya aynen bildirilir. İtalya’dan yıldırım telgraf gelir, “Özür dileriz. Heyetinizi bizzat Musolini karşılayacaktır.” Öyle de olur. Gar Türk bayraklarıyla donatılır ve İnönü başkanlığındaki Türk heyeti İstiklal Marşı’mız eşliğinde bizzat Musolini tarafından karşılanır.

                Avrupa sinsidir. Asla da medeni değildir. Akrep gibi aniden sokar. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Ben Almanya’da nazizim bitti sanıyordum, meğer devam ediyormuş” çıkışını Merkel ne yaptı: BUNDESTAG’da yumuşak bir üslup ile cevapladı. Ama bir kenara da not ettiğini asla unutmayın.

                Günü gelince bu sözü size misliyle ödettirecekler.

                Türkiye’nin en önemli sorunu, “Kriz çözme ve kriz yönetme” başarısızlığıdır. Sertleşerek, rest çekerek hangi sorun çözüldü Allah aşkına? Bütün savaşların sonunda da bir “Barış” yapılmıyor mu?

                Olan ülkeme ve Avrupa ülkelerinde çalışan kardeşlerimin huzuruna can ve mal güvenliğine olmaktadır. Hollanda’nın Türkiye’de 22 milyar dolarlık katma değer üreten yatırımı vardır.

                Nerde ortak aklı, nerede sağduyu?

                En zor soru; neden bugünlere geldik/getirildik?

Elbette bir Türk olarak, devletimin ve hükümetimin  yanlış da yapsa her zaman ve her şartta yanındayım ve destekçisiyim.  AKP İzmir MV.nin bu olaylar “EVET” oylarını iki puan artırdı, Hollanda’ya  aslında teşekkür etmeliyiz”, PYD’de Münbic’de ÖZERKLİK ilan edince; bir aydın olarak da düşünmek ve “neden” demek sorumluluğumu hissetim.

                Esen kalınız.                                                                                        

                NOT: YSK’nın:15.02.2017 tarihli ve resmi gazetenin aynı gün çıkan mükerrer sayısında yayımlanan 109 sayılı karardan da mı bizim siyasilerin ve bakanların haberleri yok? N.P



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI