Bugun...
Beyaz Renk Teslimiyettir ve Dokunulmazlıktır


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-07-2018 08:21
     

Hekim olmak, Latince bir deyişle 'sine qua non' yani olmazsa olmaz meziyetlere sahip olmayı gerektirir. Kemiyet değil keyfiyettir, hekimlik! Hekim olmak zordur; zordur da bunu, hekimin ebeveyni, eşi ve çocukları dışında kimsecikler anlamaz. Anlaşılmayı da artık beklememektedir, hekim. Sadece, sanatını ve zanaatını icra ederken gölge istememektedir, hekim. Hekimlik, kutsaldır ve dualıdır inancı ile asırlardır devam edegelmektedir. Hekimlik, bir meslek midir, katiyetle hayır; hayat biçimidir, yaşam felsefesidir ve uğraşlar sistemidir, hekimlik. Örnek mi, pek çok! İşte, hepimizin biyografimize sığdırdığımız, ancak yazımıza sıkıştırabileceğimizden yalnızca bazı anlarımız ve anılarımızın bir kısmı…

Lisedeki gençlik sorunlarını gece gündüz ders çalışarak, test çözerek, sınavlara hazırlanarak geçirmeye çalışmaktır. Tıp fakültesine başlayıp temporal kemiğin üzerinde ezberlenmesi gereken kırk küsur Latince terimi görünce korkmak, ama yılmadan çalışmaya alışmaktır. Dünyada hiç kimsenin kullanmadığı bir dilin gramer kurallarını öğrenmek zorunda olmaktır. İlk kadavra dersinde ölümün soğuk yüzüyle karşılaşıp bir anda olgunlaşmaktır. Mecburi hizmet zorunluluğundan dolayı mezun olacağına sevinememektir, gitmezsen diplomanı alamayacağını, bilmektir. Tıp fakültesi boyunca yüzlerce sınava girdikten sonra, daha girilecek bir sürü sınavın olduğunun bilincinde yaşamaktır. Evlenme planlarını gireceğin sınavlara göre yapmaktır. 30 yaşından sonra evlenebilmeyi ummak, ne zaman çocuk sahibi olacağını ise bilememektir. Eşin ve çocuklarının seni özleyip hastaneye ziyarete gelmesidir. Çocuklarının ne kadar da hızlı büyüdüğüne şaşırmaktır. 40 yaşına gelmiş liseden sınıf arkadaşın, koca bir şirket yönetirken jürilerin önünde ter döküp hala sınav korkusu yaşamaktır. Başkasının hayatını kurtarmaya çalışırken kendi sevdiklerinin cenazesine yetişememek ve bu yüzden ölene kadar üzülmektir.

En zoru ise hasta yakınlarının tacizine katlanmak zorunda kalmak, belki de darbedilmek, bazen de öldürülmektir. Zordur hekim olmak, ama o zorluğa karşılık en büyük meslekî tatmindir. İnsanların hayatlarını emanet ettiği mutemet olmaktır. Duasını almaktır, acısını dindirdiğin insanlardan. Yaptığın işin çektiğin yorgunluğa değmesinin huzurunu yaşamaktır. Çaresizlerin umudu olmaktır. İnsanların hiç unutamadığı anılarının unutulmaz bir parçası olmaktır. Hekim olmak “Yaratan’ın gizli sırlarının bilgesi” olmaktır. Hekim olmak, ölürken “zordu, ama yaşadığıma değdi” diyebilmektir.

Buna mukabil ardı arkası kesilmeyen bir şekilde gün geçmiyor ki haberini almayalım; Harran Üniversite, Ümraniye Eğitim Araştırma, Bezmiâlem Üniversite hastanelerinde ve umarım sonuncusu Ankara – Öveçler 112 biriminde yaşanan, hekimleri hedef alan sözlü ve fillî kimi taciz, kimi saldırılar! 

Ey! Yaratan, yaratmaya değer kıldı ise kıymetlidir, felsefesinden hareketle Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoş gördük, Yaratan’dan ötürü” tavsiyesinden, terbiyesinden ve terkibinden nasibini alamamışlar! Size sesleniyorum! Aslında kendinize hiç vermediğiniz değerin katbekat fazlasını, şifa için size  dokunarak belki de hiç hak etmediğiniz halde size veren hekiminize hakaret edecek, onu darp edecek ve hatta hayatına kastedecek kadar ‘yaratılmışlık’ kutsiyetinden mahrum olanlar, size sarf edilecek “yaratık” sözü bile sizi tarif ve tasvir edemiyor.

Uluslararası hukuk, acımasızlığın ve öldürme eylemlerinin kitleselleştiği savaş ortamlarında bile sağlık çalışanlarına yapılan saldırıları suç kabul ediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesinin görev alanına giren Lahey yönetmeliklerinde ve Cenevre Sözleşmeleri'nin I. Protokolünde "Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırıları" ihlal olarak değerlendiriliyor. 

Genel Cerrahi Profesörü Dr. Osman Nuri Dilek, ellerini buruşmuş haldeyken sosyal medyada paylaştığı fotoğrafına şu mesajları yazdı: "Bugün; 6 saatlik bir Whipple ameliyatı (Pankreas tümörü ameliyatı) sonrası ellerimin hali ve terler. Diğer yerleri siz tahmin edin. Dillerde kafaya inen kaldırım taşı. Gönüller kırık."

Beyaz renk, evrensel hukukta teslimiyettir ve dokunulmazlıktır. Ey! Siz, renk körü caniler! Sizi, hukuk affetse de, cezanızı kısmen de çekseniz; biz hekimlerin vicdanında ebediyete kadar mahkum kalacaksınız, bunu böyle biliniz!

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI