Bugun...
Halep oradaysa arşın bu yazıda!


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-12-2016 00:00
     

Adamın biri çok palavracıymış. Kendini övmek için uydururmuş da uydururmuş. Millet de ona inandığından değil ya işte, eğlenmek için dinlerlermiş sözlerini. Bir gün yine toplamış etrafına üç beş kişi atıp tutmaya başlamış: “Ben Halep’teyken” demiş, “Bir atladım, tam sekiz arşın!” Sekiz arşın dediği, nereden baksanız dört beş metrelik mesafe. Etrafındakiler: “Olur mu öyle şey!” diye gülüşmüşler. Milletin gülüşmesi adamın gururuna dokunmuş. “Atladım diyorum ya, ne gülüyorsunuz?” diye çıkışmış. Dinleyenlerden biri daha fazla dayanamamış; “Hadi öyleyse yine atla da görelim” demiş. Tabii adam, nasıl atlasın? Hık mık etmiş. “Ama!” demiş; “Ben Halep’teyken atlamıştım. Burada olmaz ki.” Niye olmasın canım, demiş öteki adam: “Halep oradaysa arşın burada!” Bu deyimi ve hikayesini sizlerle paylaşırken ki muradımız, Nasrettin Hoca misali “Yok, devenin başı!” deyip herhangi bir kişiyi söylediklerini ispata davet etmek değildir.

“Dünya, 5’ten büyüktür” dedikleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) beş daimi üyesinin (Çin, Fransa, Rusya, İngiltere, ABD) senaryosunu kaleme aldığı ve Türk-İslam düşmanı taşeronlarının da aktörlüğünü yaptığı oyun, Müslüman-Türk diyarları; Nahçıvan, Saraybosna, Kırım, Urumçi, Musul, Kerkük, Bayır-Bucak ve şimdi de Halep’te tekraren, defaten ve yeniden gösterimde... Maksadımız; Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli kentleri arasında yer almış ve 1986 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiş Halep şehrinde cereyan eden insanlık dramına dikkatinizi çekmektir. "Halep oradaysa arşın burada" deyimi, Aşık Ömer'in "İşte geldim gidiyorum, şen olasın Halep şehri" beyiti, Aşık Emrah'ın sevdiğini Halep'te araması, Kerem'in Aslı'nın ateşine Halep'te yanıp kül olması örneklerinde olduğu gibi Halep, sadece Türkçe deyimlerimizde ve Türk edebiyatımızda yer almaz, aynı zamanda yüreğimizin de bir parçasını ihtiva eder.

Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile yapılan Mercidabık Muharebesi (1516) ile Osmanlı’ya katılan ve I. Dünya Savaşı’nda yaşanan Megiddo Muharebesi’nde (1918) Osmanlı ordusunun İtilaf kuvvetlerine karşı yenilgisi ile kaybedilen Halep, 402 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kalmıştır. Bu dört asırlık hakimiyetin neticesidir ki her türlü asimilasyona rağmen Halep nüfusunun halen yüzde 40’ını Türkmen kardeşlerimiz oluşturmaktadır.

15 Kasım’dan beridir; aslında sekiz arşın atlanamamış Halep’te, metrelerce enkazın altında kefensiz yatılmakta; bir daha şen olamayacak Halep şehri şehitlerine ağıtlar yakmakta; Aşık Emrah, kavuşacağı değil ölmüş sevdiğini Halep’te aramakta; artık, Kerem, Aslı’nın aşk ateşinde yanmıyor kin, nefret ve intikam ateşinde ölmekte… Paylaşmak deyip bencilliğin, yardımlaşmak deyip muhterisliğin, demokrasi deyip diktatörlüğün içgüdüsünde velhasılıkelam hâkimiyet, iktidar ve kudret kavgasının ortasındaki Halep; karış, arşın, kilometre yok olmakta, tarih; satır, sayfa, kitap silinmekte, nüfus; çocuk, kadın, adam azalmakta, insanlık; Arap, Türkmen, Çerkes… ölmekte…

Kuşatma altındaki Doğu Halep'te yaşanan katliamı İngilizce öğretmeni annesi ile birlikte Twitter'dan dünyaya duyuran 7 yaşındaki 'Bana' en son; "Saldırı altındayız. Gidecek hiçbir yer yok. Her dakika ölüm gibi. Bize dua edin. Hoşçakalın" mesajını paylaştı. Anne-kızın sosyal medya hesabının yaklaşık iki yüz on bin takipçisi bulunmakta...

Telefon şebekelerinin çalışmadığı ve internetin oldukça zayıf olduğu kuşatma bölgesinden Anadolu Ajansı muhabirine ses kaydı gönderen Halepli siviller, yardım ve dua çağrısında bulunuyor. Hatice isimli Türkmen bir kadın: "Rejim evlerimizi bombaladı. Bir şeyimiz kalmadı. Oğlum hasta ve bakmaya gücüm yok. Dünya beni duysun. Dua edin, yardımcı olun." ifadelerini kullanıyor. Doğu Halepli Hasan Bozan: "Halep'in içinden bir Türkmen olarak sesleniyorum. Burada 200 bin kişinin etrafı dört yandan çevrili. Rejim ve Ruslar tarafından. Kafir devlet, bütün Halep'i boğazlayacak. Halep düşerse, ümmetin beli kırılacak. Allah'tan, sizlerin içten duanızdan ümit kesilmez. Bu gece Allah için ve Halep için iki rekat namaz kılın, dua edin." diyerek feryat ediyor.

Halep'te Esed rejimine bağlı güçler ile Rusya'nın şiddetlenen hava saldırılarında bine yakın sivilin hayatını kaybetmesi ve Birleşmiş Milletler'in Halep'i ‘yiyeceksiz kent’ ilan etmesi üzerine bazı üye ülkeler, BMGK’ye bir karar tasarı sunmuştu. ‘Halep'e insani yardım ulaştırılması için çatışmalara 7 gün ara verilmesi’ isteniyordu.  Bu gayet insani olan talep, üye olmayı çok arzu ettiğimiz halde kapısında 50 yıl bekletilip bir türlü de dahil olamadığımız Avrupa Birliği’nden (AB) sonra şimdilerin revaçta örgütü Şangay İş Birliği (ŞİÖ) üyesi Rusya ve Çin tarafından 5 Aralık’ta veto edildi. Bu yüzden AB’yi de ŞİÖ’yü de reddediyor, daha önceki yazılarımda da ifade ettiğimi gibi; “Hayal, hedef ve hakikatteki Türk birliğinin adı, TÖKAKTÜRK; bayrağı da GÖKBAYRAK olmalıdır.” diyorum.

Ne AB Ne ŞİÖ; Türk Birliği, TÖKAKTÜRK

12.12.2015’te “Her hakikat, önce bir hayal ile başlar; TÖKAKTÜRK! (1)” başlıklı yazımda; “Bozkurtların zaten vasiyet telakki ettiği ve Türklerin de arzulayarak bu uğurda gayret göstermesi gerektiği oluşumun adını koyalım; TÖKAKTÜRK! Bağımsız Türk devletlerinin nüfus yoğunluğuna göre sıraladığımız; Türkiye’nin ‘T’, Özbekistan’ın ‘Ö’, Kazakistan’ın ‘K’, Azerbaycan’ın ‘A’ ve Kırgızistan’ın ‘K’ baş harfleri ile karşılık bulduğu, Türkmenistan’ın ilk 4 harfinden oluşan “TÜRK” varlığı ile, içeriğindeki son ‘K’ harfinin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sembolize ettiği, hayalimizdeki Türk birliğinin adıdır, TÖKAKTÜRK… En sondaki TÜRK ifadesi, bugün için özerk veya esaret altında olan yarın için ise tam bağımsız olması uğruna mücadele edeceğimiz, gelecekteki Türk devletlerinin tamamını içine alacak ucu açık, geniş kapsamlı bir ibaredir. TÖKAKTÜRK, Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır.” sözünden cesaret ve Alparslan Türkeş’in; “Her hakikat önce bir hayal ile başlar.” sözünden ilham alan her bir Türk’ün; kader birliği ve güç ortaklığı yaptığı oluşumun hayaldeki tabiri ve hakikatteki tasviridir.” demiştik.

16.12.2015’teki “Kızılelmam, TÖKAKTÜRK (2)” başlıklı yazımda da: “En kalabalık nüfusuna sahip soylar arasında üçüncü sıradaki dünya Türklüğünün TÖKAKTÜRK bünyesinde buluşarak geliştirecekleri ekonomik, ticaret, kültürel, siyasi ve askeri iş birliğinin ortaya koyacağı bu büyük ve egemen güç; dosta güven, düşmana korku verecektir. Bu suretle dünya barışına, insanlık onuruna ve toplumlar arası sükunete katkıda bulunacaktır.” demiştik.

Çözüm yolu: “Hala, bir Kızılelma’mız yok… Benimkisi TÖKAKTÜRK; paylaşmanız dileği ile…



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI