Bugun...
Her hâlükârda H.D.P midir?


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 06-02-2017 05:35
     

Bilginin doğruluğunun duyum ve deneyimde değil, düşüncede ve zihinde temellendirilebileceğini öne süren akılcılığı, ‘kişinin şüphe duymayacağı tek şeyin düşünüyor olması’ ile izah eden bir filozof: “Düşünüyorum, öyle ise varım” vurgusu ile anlatmıştır. Cenab-ı Allah’ın diğer yarattıklarından, düşünebilme yetisi yani akıl vererek ayırt ettiğidir, insanoğlu… Bu akıl da insanı bilgiye eriştirir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran diğer bir özelliği de sahip olduğu duygularıdır. Bu duyguları kendi hayatında geliştirdiği ve yansıttığı oranda diğer varlıklar arasındaki farklılıkları artar.

Türk Milliyetçilerinin her biri muhakkak ki tefekkür sahibi yani mütefekkirdir. Kendi inanç, akıl, bilgi, duygu, düşünce ve tecrübesi ile ‘hayır’ oyu vermeyi kafasına koymuş Türk Milliyetçilerine dönük tatbikata konulan dezenformasyon ve algı çalışması tüm hızı ile devam etmektedir. Türk Milliyetçisi seçmenin ‘hayır’ tercihi ile ilgili değerlendirme yapılırken; ‘dört muhalif kişinin hitap ettiği kitle’ ile sınırlandırmak, herhangi bir terör örgütü ile ilişkilendirmek ya da HDP ile bir arada olunacağı suizanında bulunmak, her biri ayrı ayrı düşünür olan Türk Milliyetçilerini tanımamış olmak, demektir. Bütün bunlara rağmen dikkat çeken en önemli husus ise hem Devlet’ine sadık, milletine bağlı, millet iradesine sahip çıkan hem de bilinen muhalif cepheden bitaraf olan, ortak aklın geliştirdiği önemli bir oranda 'hayır' bloğunun kendiliğinden ve bireysel olarak gelişip kitleselleşmiş olmasıdır.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Mv. Altan Tan, TBMM'de yaptığı basın toplantısında, HDP ve PKK'nin Başkanlık sistemine karşı olmadığını şu beyan ile aktarmıştır: "Biz Başkanlığı da tartışırız, parlamenter sistemi de tartışırız. Sistem belli olduktan sonra Sayın Recep Tayyip Erdoğan da aday olur, biz de aday oluruz, başka birisi de aday olur. Halk o sisteme göre birini seçer. PKK açısından söylüyorum şimdi ikincisini yine bütün İmralı tutanaklarının hiçbirisinde kesinlikle 'Başkanlık olmaz' diye bir cümle yok. Öcalan'ın 'kesinlikle ben başkanlığa karşıyım, asla başkanlık olmaz' diye bir cümlesi yoktur." HDP Grup Bşk. Vekili Mv. Ahmet Yıldırım ise 'hayır' diyenleri de eleştirdiği beyanında: "CHP’nin ‘Hayır’ kavramını ciddi bir şekilde eleştiriyoruz. CHP, 100 yıllık statükoyu korumak için ‘Hayır’ diyor." sözlerini sarf ederek aslında ‘çekimser’ kaldıklarının itirafında bulunmuştur. Bu tespitlerden hareket ile TBMM'deki Anayasa değişikliği teklifi oylamasında 'hayır' oyu vermeyen HDP'nin 'hayır'cı olduğu tazyiki, tezvirattır. Gerçekte ‘Evet'çi olduğu emareleri gösteren HDP, zannımca referandumda, taktik ve strateji gereği TBMM’deki gibi ‘çekimser’ kalacaktır. Bu suretle de “istemem, yan cebime koy” politikası izlemektedir. Kaldı ki HDP’nin ‘evet’ kampanyası yapması halinde neticenin topyekun 'hayır' çıkacağı da malûmdur ve kesindir. Bu nedenle HDP, 'hayır'cı imiş gibi pompalanmaktadır ki 'evet' kampanyası dolaylı yoldan desteklenmiş olsun.

Kısa adı Hüda Par olan (baş harflerini kılavuz alırsanız H.D.P) ‘Hür Dava Partisi’  Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: "Memleketin faydasına olduğunu gördüğümüzde biz buna ‘evet’ deriz.” sözleri ile tercihlerini açıklamıştı. Tüzüklerinde amaçları arasında “Kürt meselesinin adalet temelinde çözümünü sağlamak” beyanı olan Hür Dava Partisi’nin Genel İdare Kurulu Üyesi ve Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu ise, KRT TV’de Çağlar Cilara'nın sunduğu programa bağlanarak malûmun ilamı ifadelerde bulundu. Anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesinin sorunların kaynağı olduğunu söyleyen Tanrıkulu: “Ülkemizde var olan sorunların temelinde Anayasa’nın değiştirilemez maddeler vardır. Dolayısıyla bunların değiştirilmesi veya ekleme yapılması sorunları çözecektir. Şu anda Anayasa’da Türkçe’den başka herhangi bir dilde eğitim yapılamayacağı öngörülmektedir. Türkçe’nin yanında Kürtçe de Arapça da olsun, bunların eklenmesini istiyoruz. Türkiye’de var olan bir sosyolojik gerçeği görmemiz lazım. Var olan Anayasa hükümleri değişmeden de eklemelerle yapılabilir. Türkçe’nin yanına Kürtçe, Arapça da rahatlıkla verilebilir.” açıklamasını yaptı. Yapbozun parçalarını bir araya getirdiğinizde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) açıkça ve rahatça 'evet' tercihi ve telkininde bulunup da söyleyemediği; T.C. Anayasası’nın ilk 3 maddesi rahatsızlıklarının ve resmi dil ‘Kürtçe’ taleplerinin diğer bir savunucusu durumundaki ‘Hür Dava Partisi’ yani başka bir H.D.P dillendirivermiştir.

MHP’ye oy vermekte olan bir seçmen, ‘evet’ tercihinde bulunurken nasıl ki AKP’ye ya da Hüda Par’a rey vermiş sayılamayacak ise ‘hayır’a yönelişi olana da ne CHP ne HDP ne de herhangi bir terör örgütü ile ilinti kurulabilecektir. ‘Evet' yönünde tercih belirtildiğinde Hüda-Par ile aynı safta olunmayacak ise ‘hayır’ oyu verecekler için de HDP ile aynı safta ve kol kola olunacağı iddiası, doğru olmayacaktır. Dolayısı ile bu varsayım, paralojik (mantığa uymayan, yanıltıcı) ve patolojik (bozulmuş, işlemeyen) bir mantığın ürünü olacaktır.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 12 Eylül 2010’da referanduma götürdüğü 26 maddelik Anayasa değişikliği paketinin halk oylamasında; AKP, BBP, SP başta olmak üzere Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nin de dahil olduğu 10 siyasi parti ‘evet’i desteklerken; MHP, CHP, DSP ve DP’nin öncülüğünü yaptığı 17 siyasi partinin bulunduğu ‘hayır’ bloğunda ise İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi gibi Milliyetçi-Muhafazakar cephenin asla ve kat’a tasvip edemeyeceği siyasi partiler de bulunmakta değil miydi? Bugünün HDP’si dünün Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ise o dönemde yine çekimser kalmıştı. Gelelim, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Cumhurbaşkanının doğrudan halk oyuyla seçildiği ilk seçim olan 10 Ağustos 2014 tarihine… AKP’nin adayı Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş iken, MHP ve CHP’nin üzerinde ittifak ile uzlaştığı ve aralarında Devrimci Halk Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin de bulunduğu 13 partinin desteklediği çatı adayı Ekmelettin İhsanoğlu aday olmuş, yüzde 30,41 oy almıştı. Eylül 2010 ve Ağustos 2014’te aynı çatı altında olunanlar mahzurlu değildi de Nisan 2017’de mi sakıncalı olacaklar? Hasıl-ı kelam; referandumlar, sadece ‘kabul’ ya da ‘red’ tercihinde bulunduğumuz, verdiğimiz rey ile de katiyen parti seçimi yapmış olmadığımız halk oylamalarıdır.

İdeolojik değil siyasi olan iki seçenekten birinin diğerine yüzde 50 alternatif oluşturduğu bir oylamanın taraflarını, o veya bu parti ile veyahut bu veya şu terör örgütü ile listeleme sıra dışılığı, örtüştürme gayreti, dışlama söylemleri ve ötekileştirme çabası; vatandaşın tercihine saygı duymamak, halka güvenmemek ve kaş yapayım derken göz çıkarmak, anlamına gelecektir. Kin, nefret, ihtiras ve intikam tohumu eken bu türden bencilce yaklaşımlar, toplumda ayrışma oluşturmaktan ve kutuplaşmayı daha da keskin hale getirmekten öteye gitmeyecek, 'benden misin, ondan mısın?' yaklaşımı sergilenen ‘çocuksu ancak tehlikeli’ bir tavır olacaktır.

Son söz: Türk milletinin her bir ferdinin şahsına münhasır reyini belirleme hakkı, sadece ve sadece kendi aklına ve duygusuna aittir. Türk milleti, aklını hiç kimseye kiraya vermediği ve duygusunu hiçbir kişiye satmadığı için, kaderini de kendisince oylayacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün 20’nci yy.ın başlarında Cumhuriyet’i emanet ettiği 21. yüzyıl nesli olan Türk milleti; fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür bir şekilde reyini kullanacaktır. “Birliğe ‘Evet’ Tefrikaya ‘Hayır” dileği ve duası ile şen ve esen kalınız.

 

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI