Bugun...
Kelebek Etkisi mi Kızıl Elma mı? (2)


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-04-2017 17:38
     

Türk tarihi, hayal edilen, ülkü edinilerek hedeflenen; inanç, kabiliyet ve gayret sonucunda hakikate yönelen; Türk’ün; varoluşu, dirilişi, devletleşmesi ve bekâsı ile sonuçlanan pek çok ‘Kızıl Elma’ ile doludur. Dolayısı ile yüce Türk milletinin ihtiyacı ve arzusu, Kelebek Etkisi değil, bir Kızıl Elma’mızın olması ve gereğinin yerine getirilmesidir.

Yıl 639… Göktürklerin 630 yılında Çinlilere yenik düşmesi sonrasında yüz bin Türk, Çin’in o zamanki başkenti Siganfu’da esaret altına girmişti. “Dokuz yıllık tutsaklık sona ermelidir. Adımız, sanımız yok olmasın diye, budun (millet) yeniden dirilsin diye işe koyulmanın zamanı geldi.” kararı ve ‘Gök girsin, kızıl çıksın!’ yemini ile Kür Şad ve kırk Türk çerisi, Çin sarayına baskın vererek başkaldırmış, tamamı da kahramanca vuruşarak can vermişti. 40 Türk’ün Çin sarayına saldırması ile tarihte bir ilk gerçekleşmiş, elli milyonluk Çin halkı arasında ciddi bir huzursuzluk yaratmıştı. Bu olayın tesiri ve çekincesi ile Türklerin toplu halde Çin’in kuzeyine sürgün edilmesi, kalabalık Çin nüfusu arasındaki Türklerin asimile olmamalarına yaramıştı.  Kür Şad ve 40 arkadaşının bu kahramanlığı tüm Türk illerine dalga dalga yayılmış, Türklerdeki bağımsızlık arzusunu kamçılamıştı. Başkaldırıdan tam 43 yıl sonra 682 yılında Kutluk Kağan, Çin’in kuzeyinde yerleşmiş Türk boylarını ‘İkinci Göktürk Kağanlığı’ adı ve ‘yeşil Bozkurt başlı, gök mavisi bayrak’ altında toplamıştı. Kür Şad ve arkadaşlarının kırk bir kişilik, ölümleri pahasına mücadelesi sonucunda Türk ırkının daim olması sağlanmış oldu. Bu, o kahramanların, Kızıl Elma’sı idi ve elde edilmişti.

Tarih, 26 Ağustos 1071… Büyük Selçukluların, batıya doğru genişleme kararı ve yapılan fetih planlaması çerçevesinde Anadolu'nun bir Türk yurdu haline getirilmesi amaçlanmıştı. Yaklaşan Selçuklu tehlikesinin farkına varan Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen, Mart 1071'de  toplayabildiği bütün kuvvetlerle sefere çıkmıştı. Modern tarihçilere göre Bizans ordusu 200.000 askerden oluşmakta iken, Selçukluların asker sayısı 50.000 dolaylarındaydı. Gerçekleşen savaşta Sultan Alp Arslan'ın stratejik ve taktiksel bazdaki uygulamaları Bizanslıları hiç alışık olmadıkları bozkır muharebe usulü karşısında çaresiz bırakmıştı. Sonuçta tam bir bozgun havasına girerek mağlup olan Bizans ordusunun başındaki İmparator Diyojen, yaralı olarak ele geçirilmiş ve yapılan anlaşma sonrasında da serbest bırakılmıştı. Anadolu'yu ele geçiren ve Hristiyan Avrupa ile Müslüman Ortadoğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans devletinin, çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Türkler, aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa'ya başlayacak yeni akınların habercisi oluyordu. Dünya tarihi için büyük bir dönüm noktası niteliğinde olan Malazgirt Savaşı ile Türklere Anadolu'nun kapılarını açan Sultan Alp Arslan, Kızıl Elma’sını elde edilmişti.

29 Mayıs 1453  İstanbul şehri, 1453 yılına kadar farklı zamanlarda AvarlarAraplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından 29 defa kuşatılmış, fakat gerek Bizans'ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı.  Fatih Sultan Mehmet, devrin mühendislerine "Şahi" adı verilen toplar, tekerlekli kuleler ve aşırtma gülleleri (havan topu) hazırlatmıştı. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa ettirmişti. Surları sağlamlaştıran Bizans İmparatoru KonstantinHaliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalışmıştı. Bugünkü Beşiktaş önlerindeki 72 gemilik Osmanlı donanması, 2-4 km’lik bir kara yolundan kaydırılarak Haliç’e indirilmiş  ve Haliç'i kapatan zincir işlevsiz kalmıştı.  53 gün süren ve sonuncusu 29 Mayıs’ta gerçekleştirilen dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453’te fethedilmişti. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemini sonlandırıp Yükseliş Dönemini başlatarak Türk tarihine, Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açarak dünya tarihine geçen Fatih Sultan Mehmet, Hz. Peygamber’in (s.a.s) Hadis-i Şerifindeki  “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan, ne güzel komutan; o ordu, ne güzel ordudur.” müjdesine mazhar olarak Kızıl Elma’sına kavuşmuştu.

94 sene önce, 29 Ekim 1923… Osmanlı Devleti'nin yıkılması ile sonuçlanan I. Dünya Savaşı'nın ardından Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlatılan ulusal mücadelenin daha ilk yıllarından itibaren, artık yönetimde, halk iradesinin egemen olacağı açıkça ilan edilmişti. Erzurum Kongresi'nin ardından 23 Temmuz 1919 tarihinde yayımlanan bildirinin 3. maddesindeki "Ulusal Kuvvetleri etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır." kararı bu anlayışın bir ifadesi olmuştu. ‘Büyük Millet Meclisiİstanbul'un işgal edilip Mebusan Meclisi'nin dağıtılması üzerine, 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanmıştı ve milli egemenlik esasına dayandırılmıştı. Meclisin 20 Ocak 1921'de kabul ettiği ve bir anayasa niteliğinde olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adlı yasa ile "Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir." denilmişti. Saltanat hükümetinin kendini halâ Türk ulusunun temsilcisi saymasına karşı bir tepki olarak meclis, 1 Kasım 1922'de aldığı kararla saltanatı kaldırmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştirerek "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir." hükmünü ekleyerek bir kanun tasarısı hazırlamıştı. TBMM'de değişiklik üzerinde yapılan konuşmalardan sonra Cumhuriyet, 29 Ekim 1923’te ilan edilmiş; Gazi Mustafa Kemal Paşa ise yeni Türk Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmişti. Kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa, yaptığı konuşmasını "Türkiye Cumhuriyeti mesut, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözü ile bitirmişti. Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son vermişti. Devlet başkanlığı konusu çözüme kavuşmuştu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlenmişti. Buna göre; cumhurbaşkanı başbakanı atayacak, başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu uygulamayla, parlamenter rejime geçilmiş oldu. Mustafa Kemal Atatürk, kurulmuş Türk devletleri arasında, adında ‘TÜRK’ lafzı geçen; ilk olan Göktürk Devleti’nden sonra ikincisi, yani  ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ilan ederek Kızıl Elma’sına sahip olmuştu.

12 Aralık 2015’te kaleme aldığım “Her hakikat, önce bir hayal ile başlar; TÖKAKTÜRK!” başlıklı makalemde: “…İsmail Gaspıralı; ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ parolasını söylerken Türk Birliği’nin hangi temel ilkelerde oluşması gerektiğini ortaya koymuştur. Mustafa Kemal Atatürk: ‘Bir gün tüm Türk devletleri ile Çin Seddi’nde buluşacağız.’ derken Türk birliğine olan inancını kuvvetli bir şekilde tarif ederek, Türk birliği rüyasının gerçekle kavuşacağı adresi işaret etmiştir. Alparslan Türkeş: ‘Her hakikat, önce bir hayal ile başlar… Türk birliği de sistemli çalışmak, fırsat kollamak …suretiyle bir gün elbet hakikat olacaktır…’ sözleri ile hakikatin, daima hatırda kalması halinde hayal olmaktan çıkacağını izah ederek, yol ve yöntem göstermiştir… Türk büyüklerimizin ortak bu sözlerinden anlaşılmalıdır ki; ‘hayal, hedef ve hakikat’ (3H) olarak buluştukları Türk birliği düşüncesinde hemfikirdirler. Onlara göre; soy, dil, tarih, kültür ve fikir örtüşmesinin Türk birliği çatısı altında nihayet bularak Türk dünyasının her alanda kader ortaklığı ve güç birliği yapması elzemdir ve şarttır… 3H; hayal, hedef ve hakikatteki Türk birliğinin adı, TÖKAKTÜRK; bayrağı da GÖKBAYRAK olmalıdır.ifademdeki hayal ve hedefim, gelecekte hakikat olmasını isteğim Kızıl Elma’mın irade beyanıdır.

Biliyoruz ki Türk birliği, tüm Ülkücülerin/Türk Milliyetçilerinin ortak Kızıl Elma’sıdır. O halde, bu Kızıl Elma’ya eriştirecek yol, yordam ve yöntem, bu ülküyü taşımakta olan erkler ve neferler tarafından istişare ile belirlenmeli, bu hedef doğrultusunda iri, diri ve bir şekilde topyekûn uğraş verilmelidir. Gelecek hafta “Kızıl Elma’mıza eriştirecek taktik ve strateji ne olmalı?” sorusuna cevap aramaya devam edeceğimiz; “Kelebek Etkisi mi,  Kızıl Elma mı?” yazımızın üçüncü bölümü ile huzurlarınızda olacağız. Kızıl Elma’da buluşmak, dileği ile ‘Allahaısmarladık’



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI