Bugun...
Toprakta Oğlum!


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-02-2017 00:00
     

2000 yılı Ocak ayında geldiğim Sivrihisar’da, devlet hastanesinde hem hekimlik hem de baştabiplik yapmakta olduğum iki yılın üçüncüye devşirildiği günler… Büyük oğlum Alperen, Ağustos 2001’de doğmuş, daha dört-beş aylık, ana kucağında süt kuzusu… Kasım ve Aralık 2001 dönemi; meslek hayatımın, yaşam tecrübemin, aile müessesi reisliğimin ve taze babalığımın çömez ve çırak yılları… Buna mukabil, fikir dağarcığımın ise otuzuncu yılı ve aslında usda, olgunluk ve ustalık çağı… Önceki yıllar; aile yanında iken ana baba öğretisi ve alışkanlığı, eğitim döneminde ise her koşulda “eyvallah” dediğimiz, talim ve terbiye zamanları… Ya sonrası! İdrak, tecrübe ve nihai vaziyet; gerçek ile yüzleşme! “Yaşa da gör oğlum” dediği anamın babamın. Düşe kalka, yara bere içerisinde öğrenilen ve öğretilen ya da boğulmak üzere iken imdata yetişilecek yüzme öğrenciliği idi, bizimkisi.

Aradan koskocaman on yedi yıl geçmiş, evdeyim! Eskileri inceleyip işe yaramazlardan vazgeçtiğim, zihnimi ise “Bu haftaki yazımın konusu ne olacak?” sorusunun meşgul ettiği bir lahza… Sanki elime tutuşturuvermişti birisi; o, gün yüzü görmemiş müsvedde şiirimi… Yaşadıklarımın aynası kıvamındaki ve hissiyatımı dizelerle ifade ettiğim bu şiiri okuyunca; yenidoğan dönemindeki ilk evladım ile dertleştiğimi, fikri muhasebe yaparken ideoloji ile siyasetin birlikte girdiği çıkmazı ilk kez müşahede ettiğimi, oğula da bir sürü uhrevî ve dünyevî sorumluluklar yüklediğimi, aynı zamanda da kız evlat özlemi çektiğimi bir kez daha yaşayarak okumuş oldum. Ve, Cenab-ı Allah’a her zamanki gibi hamdettim. Bugün, Alperen ve Alptekin isimlerinde iki oğul, Aybike adında da bir kız çocuğu babası olmayı nasip ederek duâmı kabul ettiği için… Şükrettim, 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimlerinde şeref duyduğum ve yaşam felsefeme uygun siyaseti icra ettiğim bir adaylık süreci yaşattığı için… Zamanı bugüne getirirken, şunu gördüm ki; on yedi sene geçmiş üzerinden ve halen biz; her hal ve şartta tavrımızdan vazgeçmemişiz, ‘Elif’ gibi dimdik durmuşuz, zerre zikzak olmamış, hayatımızda… “Evet” dememişiz, herhangi bir ahlaksız terfiye ya da makama; ‘kabul’ dememişiz, maddi-manevi herhangi bir hazza karşılık… Hele ki o genç yıllara nazaran, toprağa daha yakın olduğumuz şimdiden sonra niçin olsun ki!.. Taviz vermediğimiz inancımızla ve fikriyatımızla toprağa girmeyi ve Yaratana kavuşmayı yeğlemişiz, çok şükür. Bu duygu ve düşüncelerimiz sayesinde Devlet’e, Cumhuriyet’e ve Türklüğün bekasına halel geldi mi; göğsümüz siperdir, şerbettir bize şehadet. Şen ve esen kalınız.

Toprakta Oğlum!

Ey! O, toprakta köklü; o, gökte haşmetli soyağacımın,

Dalı güçlü, özü yufka Alperen adlı meyvesi…

Bilesin ki sen, çiçek dahi açmamışken,

Özünde gözü olan, vızıltılı kanatlar olacaktır.

Bilesin ki senin ihtişamından rahatsız olan,

Senin insicamını bozmak isteyen barışçıl görünümlü vahşi kuşlar olacaktır.

Bilesin ki seni içinden işgal edip, çürütmek isteyen,

Tek vücut olmanı istemeyen küçücük kurtçuklar olacaktır.

Bilesin ki seni yükseldiğin yerden indirmek isteyen

Altı ok sahibi, şah damarını bilmeyen okçular olacaktır.

Bilesin ki senin gelişip büyümene tahammül edemeyen

Binek hayvanlarına yem yapmak isteyen seyisler olacaktır.

Bilesin ki senin kaliteni ve rekolteni ölçemeyen

İthal tohumluk buğdaylarına gübre yapmak isteyen rençberler olacaktır.

Bilesin ki senin enerjini, lambadaki gölgelerine ortak etmek isteyen

Beyaz ay-yıldızın al ile buluşamadığı bayrak sarıklı hocalar olacaktır.

Ama! Sen, en önemlisini aklından hiç çıkarma!..

Her koşulda bunlar; senin küçücük kıymetlerin olacaktır.

Senin tadın belli, senin vitaminin belli;

Karnı ve beyni aç olanlar için sen varsın!

Senin toprağın belli, senin suyun belli;

Toprağını ekmek, sulamak ve ürün almak için sen varsın!

Senin vatanın belli, senin bayrağın belli;

Milletini ve milliyetini yüceltmek ve yükseltmek için sen varsın!

Senin öznen belli, senin yüklemin belli;

Yapacağın hayırlı tümleçler için sen varsın!

Senin fikrin belli, senin zikrin belli;

Yerde ve gökte O’nu aramak ve bulmak için sen varsın!

Senin niyetin belli, senin amelin belli;

Toprağa tohumunu ekeni, toprakta beklemek için sen varsın!

Bir vakit! Yıldızlı ama mahremini saklarcasına kararmış Sema’da,

Hilal kaşlı ama dolunay bakışlı bir kız!

Toprağın üzerinde bir yiğit! Başı dimdik ama alnı secdede;

Yiğitin iyisi ama derlerse, deli bir ermiş,

Toprağın altında bir yetmiş uzanan ama kıbleye yönelmiş,

Yeryüzünü izleyen ama sizleri seyreden ben olacağım.

Sizden ve sizden olma fidanlardan okunacağım.

İşte! O zaman, huzur içinde yatacağım.

Bilesin ki bizim büyük kıyametimiz, elbet bir gün olacaktır.

O kıyamet günü üflenecek Sûr belli, onu iki kez üfleyecek melek belli;

O vakit, bir gün gelecek, ama toprağın üstünde ama altında oğlum!..



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI