Bugun...
Türklerde Ramazan medeniyeti (1)


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-06-2016 00:00
     

Din, toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak her toplum, dini inancına kendi kültürel değerlerini de katarak uygular. Türk toplumu da dinini, Türk kültürüne ait değerlerle anlayarak ve kendine has kültürü ile ilintilendirerek yaşamaktadır. Türklerde kültür ile dinin en fazla iç içe olduğu ibadet, oruç ve onun yaşandığı ay olan ramazandır. Türk milleti, Ramazan ayında yapılan ibadetin adını Arapçadaki ‘savm’ yerine, Farsçadaki ‘rûze’ kelimesini alıp onu ‘oruç’ şeklinde Türkçeleştirmekle başlamıştır. Türk milleti, kendi dünya görüşünü de katarak ramazanı estetik bir görünüme kavuşturmuş ve ramazan ayında mahya, temizlik, ahlâk tasfiyesi, günah ve zararlı şeylerden çekinme, yerinde eğlenebilme, dinlenebilme, cömertlik ve herkesi düşünmek terbiyesini bir araya getirerek bir ‘Ramazan Medeniyeti’ oluşturmuştur.

RAMAZAN HAZIRLIKLARI

Ramazan ayı, gerek resmî olarak, gerekse halk tarafından gereken önem verilerek hazırlıkları yapılıp karşılanan bir aydır. Geçmiş asırlarda devlet tarafından ‘tenbihname’ler yayınlanarak halkın rahat bir ramazan yaşaması temin edilmeye çalışılırdı. Bu tenbihnamelerde evlerin, işyerlerinin ve kişisel kıyafetlerin temizliklerine dikkat edilmesi, davranışlarda saygı sınırlarının aşılmaması, rahatsız edici tavırlardan sakınılması, fiyatların arttırılmaması, güvenlik kuvvetleri dışında silah taşınmaması vs. istenmiştir. Günümüzde de devlet kurumları tarafından radyo ve TV’ler aracılığıyla halkın huzurlu bir ramazan geçirebilmesi için her türlü tedbirin alındığı vb. açıklamalar yapılmaktadır. Ramazan öncesinde evlerin temizlenip, ramazanın temiz evlerle karşılanmasına çok dikkat edilir. Buna ‘ramazan temizliği’ denir. Eski zamanlarda hazır gıdalar bulunmadığı için bir ay boyunca yenilecek olan her türlü gıda (ev makarnası, erişte, reçel, turşu, kuru meyve, sucuk vs.) önceden hazırlanırdı. Günümüzde bu hazırlıklar yine yapılmakla birlikte kimi gıdalar büyük çoğunlukla hazır bulunduğu için günlük ve taze olarak alınmaya çalışılmaktadır. Dar gelirliler ve geliri olmayanlar için ise Türk ahlak ve toplum yapısının temel karakteristiği olan yardımlaşma geleneği devreye girer. Gerek dinî gerekse millî duygularıyla hareket eden yardımsever insanlarımız, yapabilecekleri kadar yardımı ramazan boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak onların da rahat bir ramazan geçirmelerini sağlarlar.

RAMAZANIN İLK GÜNÜ

Ramazanın başladığı gün, genellikle hemen herkeste ilk orucun getirdiği bir acemilik olur. Kandaki şeker oranının düşmesinden dolayı oruç, kimisinde tedirginlik, kimisinde unutkanlık, kimisinde gerginlik, kimi çay ve sigara tiryakilerinde bir asabilik ortaya çıkarabilir. Daha ilk günden “dayanamıyorsan tutma” şakaları yapılır. Ramazanda orucun verdiği rehavetle dikkatler de biraz dağılır. İşte bu dikkatsizleşen veya çabuk sinirlenen kişiler, oruca dayanıklı ve şakalaşmayı seven insanların adeta boy hedefi olurlar. Bu türden şakalar, ramazan boyunca sürer gider.

Ramazanda çocukların oruç tutmasının ayrı bir önemi vardır. Önce ‘tekne orucu’ diye başlayan oruç tutmalar, tam gün tutulduğunda bir cümbüş yaratır. Çocuğa günü rahat geçirsin ve açlığını hatırlamasın diye çeşitli iftarlıklar alınır, camilere götürülür, caddelerde ve oyun alanlarında gezdirilir, sırtta taşınır, iftar sırasında ilk lokması elinden çalınır.

İFTAR VE SOFRALARDA RAMAZAN

Ramazanda gerek yardım amaçlı iftarlar olsun gerekse konuk ağırlama amaçlı olan ‘iftar davetleri’ olsun, geleneksel Türk misafirperverliğinin ve Türklerdeki şölen âdetinin bir devamı niteliğindedir. Bu yüzden bu iftar davetleri, ramazanı millileştiren adetlerdendir. En sade yaşayan ailelerden en şatafatlı yaşayan ailelere kadar iftar sofralarına ayrı bir özen gösterilir. Ekonomik düzeyi ne olursa olsun, ramazan aylarında her aile mutlaka iftar davetinde bulunur. Eskiden konaklarda verilen davetlerde, gitme vakti geldiğinde de davete katılan her fakire zengin ev sahibi tarafından “dişinizi yorduk, kirasını verelim” denilerek ‘diş kirası’ adıyla harçlıklar verilip gönülleri hoş tutulurdu.

Türk insanı, yardımlaşma ve dayanışmayı sever. Bu, milli bir özelliğimizdir. Buna bir de İslam dininin yardımlaşmayı teşvik eden tutumu eklenince ramazanda bu yardımlaşma ve dayanışma had safhaya çıkmaktadır. Fakirlerin neredeyse bir aylık yiyecekleri karşılanmakta, onlar için özel iftar davetleri düzenlenmekte, geçmişte olduğu gibi günümüzde de iftar yapabilmeleri için özel mekânlar –iftar çadırları gibi- hazırlanmaktadır. Böylece maddi durumu iyi olanlar, komşuları açken kendileri tok olmanın rahatsızlığından kurtulmakta, herkesin tok olduğu bir toplum yaratılmaya çalışılmaktadır. Her yörenin kendine göre bir mutfak kültürü bulunduğu gibi, yine her şehrin ramazan yemekleri de kendine göre değişiklik arz etmekte, ramazanda bu aya özgü yemekler ve güllaç gibi tatlılar yapılmaktadır.

İftar sonrasının ise ayrı bir havası vardır. Önce bir kaç bardak çay içilir, sonra teravih namazı kılınır. Bu bir davetse ve ev genişse evde kılınmaya çalışılır. Teravih sonrası asıl dinlenme ve eğlenme faslı başlar. Özellikle yaz ramazanlarında sahur vakti yatsıya daha yakın olduğu için genellikle misafirlerle birlikte oturulur ve çeşitli oyunlar ve eğlencelerle vakit geçirilir, sahurda da yine sahurluk yenilip evlere doğru yola çıkılır. Yaz aylarında çoğunlukla devlet memurları izinlerini ramazan ayında kullandıkları için bu pek de sorun olmaz. Kışları da geceler uzun olduğu için gece yarısına kadar oturulur. Ancak günümüzde hayat öyle pek de kolay değil. Çoğunlukla öğrenci çocuklarımız varsa onların geleceği için eğlenceleri yaşamak pek de mümkün olmaz. Çünkü okul, dershane ve evde yapılan ödevler, çocuklarımıza, dolayısıyla anne babalara fazla zaman bırakmaz.

Ramazanın ekmeği de kendine mahsus olan pidedir. Fırınlar, ramazana göre hazırlıklarını yapar ve pideyi şekillendiren tırnakçı ustaları tutarlar. Ramazanda insanlar, birbirleriyle iftarlık adı altında hediye alıp verirler. Ramazan ayındaki bu hediyeleşme geleneği de Türk kültürüne özgü bir durumdur. Birine iftarlık alan kişi, gücüne göre bir gıda maddesi, söz gelişi pide veya pastırma vs. veya başka bir iftarlık alabilir. Çocuklara daha ziyade şekerleme türünden bir hediye alınır.

Yine ramazanda çarşılar da farklı bir havaya bürünürler. Ramazana özgü gıdalar satılır ve herkes gücü oranında bu gıdalardan almaya çalışır. Halen uygulanan bir gelenek olarak nişanlı olan gençlerden erkek tarafının, kız tarafına gönderdiği iftarlıktan da söz edebiliriz. Bu iftarlıkta erkek tarafı, çeşitli gıda maddeleri –baklava, pastırma, çerez vs.- ve nişanlı genç kız için kıyafetler içeren iftarlık paketi gönderir. Karşılıklı iftar davetleri yapılır. Bunlar da yeni akraba olan iki aile arasındaki dostluğu güçlendiren bağlar kurmaya yardımcı olan adetlerdendir. Benzer bir uygulama da yine hem ramazan hem de kurban bayramında bayramlık kıyafetleri içeren hediye paketi gönderilmesidir.

Gelecek hafta bu bahsin ikinci bölümü ile huzurlarınızda olacağız. Şen ve sen kalınız.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI