Bugun...
Ümit, atadan kalma mirastır (2)


Op. Dr. Kayıhan Çağlar Sağlıklı Düşünce
kayihancaglar@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-04-2016 00:00
     

 

TÜRKİYE MOZAİK DEĞİL, ALAŞIMDIR!

Bildiğiniz gibi Sayın Özdağ, ufku gören siyasi bakışı ile 13 yıl 4 ay önce, Aralık 2002’de 57’inci Hükümet döneminde yapılan ideolojik ve siyasi hataları dile getirmeye başlamıştı. O günlerde Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin danışmanı, bugün ise AKP’den milletvekili olanlar; “Türkiye, çiçek bahçesidir.” diyerek mozaikçi bir tezi desteklediler. Özdağ ise, bu duruma karşı Türkeş’in “Ne mozaiği ulan!” teziyle ortaya çıkarak; çiçek bahçesinin bir taviz olduğunu, açıkladı. Fikri ve siyasi itirazlarının nihayetinde ise "MHP, 1977, 1978 ve 1979 yıllarında Bingöl'de birinci partiydi. Bingöl'ün yeniden MHP için önemli illerden biri olması gerekiyor. Hatta Van ve Adıyaman'ın da…” sözleri ile Genel Başkanlığa aday olacağını ilan etti. Bir söyleşisinde; Türkiye mozaiktir, ifadesinin eski Sovyet rejiminin psikolojik operasyon cümlesi olduğunu, Türk solu üzerinden gündeme girdiğini; Türkiye’nin mozaik değil, alaşım olduğunu ve siyasetini de bu minvalde yapacağını, söylüyor.

 

4 Kasım 2006… Genel Başkan adaylığını 1979 yılında Bingöl’de şehit edilen MHP'li Belediye Başkanı Hikmet Tekin'in köyü Aşağı Yenibaşlar’da kamuoyuna duyurdu. Açıklamasında; ''MHP Genel Başkanlığına adayım. Çünkü partimiz her geçen gün Başbuğ çizgisinden uzaklaşıyor. Bunu durdurmak için adayım. Çünkü Ülkücüler MHP'den tasfiye ediliyor. Partimiz merkez sağ ve merkez soldan politikacılarla, siyaset tilkileriyle doldurulmaya çalışılıyor. MHP siyaset tilkilerinin değil, Bozkurtların partisidir ve öyle kalacak. Türk halkı Atatürk'ün, Başbuğ’un çizgisinde Ülkücü görüş sergileyen, etkin muhalefet yapan MHP istiyor.'' beyanında bulunmuştu. Ardından partiden ihraç edilerek Genel Başkan adaylığı iptal edildi. 19 Kasım 2006 günü Ümit Özdağ, hukuki zemin oluşmadığı nedenle ve herhangi bir tahrike sebebiyet vermemek için de kongre salonuna gitmedi, Genel Başkanlığa ise Sayın Dr. Devlet Bahçeli tekrar seçildi.

2011 Genel Seçimlerinden önce Sayın Dr. Devlet Bahçeli, bu ideolojik kaymanın düşünürlerini tasfiye ederek kendisini partiye davet etti. İstanbul 2’inci bölgeden seçilme ihtimalinin güç olduğu dördüncü sıradan aday gösterildi. Çok gayret gösterdi. Televizyonlarda (altmış dört kez) o dönemdeki kaset iddialarına cevap vererek partisini savunurken bile, 2006’da kendisini tasfiye edenlerin de hukuki haklarını savundu. MHP’yi dizayn etmeye çalışan malum çevrelerin sosyal mühendislik ürünü, psikolojik operasyon tezgahı ve istihbarat komplosu olduğu müdafaası ile MHP’nin tertemiz yüzünü gösterdi. 2015 seçimlerinden önce Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli tarafından tekraren davet edildi. Haziran’da MHP’nin oylarını artırarak Gaziantep’ten milletvekili seçildi. Kasım seçimlerinde ise ülkenin her yerinde olduğu gibi orada da oy kaybedildiği halde tekrar seçilmeyi başardı. Devamında MHP Genel Başkan Yardımcılığına atandı.

BEN MAĞDURUM, DİYE DOLAŞMAM

Geçen 10 senede bazı dahili ve harici odaklar tarafından  normal bir nefsin, tahammül edemeyeceği ithamlara maruz kaldı. Kendisine bu durumlar hatırlatılarak sorulduğunda verilebilecek en nazik ve hoşgörü içeren bir tabir ile cevabı; “Bana çok, ayıp yapıldı. Ancak siyaseten mağdur da olursunuz, zafer de kazanırsınız. ‘Ben mağdurum’ diye dolaşmam.” olmuştur. Camia içerisinde birbirimize itirazımız olabilir, ancak bunu komplo ve yalan üzerinden yapmamak gerekir, diyor. Mesela; seçildiği takdirde divanda görmeyi arzu ettiğini söylediği genel başkan adaylarının her birine karşı olduğunu, çünkü kendisinin genel başkanlık görevini daha iyi yapacağını düşündüğünü, söylüyor. Ancak bu karşı olma hali, iftira ve hakaret üzerinden itiraz ile olmaz, diye ekliyor. Genel Başkan Sayın Dr. Devlet Bahçeli için ne düşündüğü, sorularına mukabil yaptığı; Sayın Bahçeli’nin Genel Başkanlıktan öte Ankara Koleji ikinci sınıfından beri bildiği Devlet Abi sıfatının olduğunu ve kendisi hakkında yıllar içerisinde oluşmuş fikirlerini kamuoyu önünde paylaşmayacağı, açıklaması ile takdir topladı. Benim yakam, MHP rozetinden başka rozet görmedi, sloganı ile taçlandırdığı fikri ve siyasi çizgisinde her şeye rağmen ve hiçbir zaman zikzak olmamış, MHP Genel Başkanlık  makamına karşı her daim edep, nezaket, suhulet ve sükunet içerisinde tutum ve davranış içerisinde olmuş, partisince verilen her türlü sorumluluk ve görevi de üstlenmiştir.

İMAMLARIN ÖCÜ’NE ÖN SÖZ

Bir televizyon söyleşisindeki ‘Cemaatçi misiniz?’ şeklindeki soruya karşılık olarak; Temmuz 2008’de başlayan Ergenekon Davası’nın birinci iddianamesindeki 34 sayfada ve ikinci iddianamenin ise 30 sayfasında başkalarının ifadelerinde şahsı ile ilgili  ‘Ergenekon örgütü tarafından MHP Genel Başkanı yapılmak istendiği’ bahsi geçen, cemaatin hedefindeki kişi olan kendisine ‘paralelci-cemaatçi’ denilebilmesinin mümkün olmadığını ve o zamanın isnadı ile çelişki olacağı, cevabını veriyor. Her an tutuklanma riski taşıdığı o dönemde, bir MHP üst düzey yöneticisinin kendisi hakkında ‘ergenekoncu’ olduğu için partiye alınmadığı, talihsiz açıklamasından da bahsediyor. Halbuki ‘Ergenekon’un bir komplo olduğunu’ başından beri ifade eden belki de tek kişinin kendisi olduğunu ve haklı çıktığını, söylüyor. Aday olana kadar hiçbir sorun olmadığı halde, herhangi bir adaylık söz konusu olunca; paralelci, ergenekoncu ya da ajan şeklindeki yakıştırmalardan ziyade; Ülkücü Hareket’te karşılığı olan ve haklı bulunabilecek daha somut itirazların olması gerekir, diyor. 2011 Genel Seçimleri’nde, hemen öncesinde gerçekleşen kaset komplosunun şu anda ‘paralel’ denilen yapı marifeti ile gerçekleştiğini defaten açıkladığını, vurguluyor. Müellifi olduğu ‘Ülkesinde Kuşatılan Ordu: Türk Silahlı Kuvvetleri’ (2014) adlı kitabın da; Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Atabeyler vs adlardaki hukuki süreçlerin politik-psikolojik savaş boyutunu değerlendirdiği ‘Ergenekon Davası ve Türk Ordusu’ başlıklı çalışmasına da yer verdi. Birkaç gün önceki TV oturumunda Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ, Özdağ’ın asla ‘cemaat’ medyası ve taraftarlarınca desteklenmediğini, kendisinin TSK içerisindeki ‘paralel’ yapılanmayı anlattığı "İmamların Öcü/Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Cemaat Yapılanması" (2015) isimli kitabında Ümit Özdağ’ın 50 sayfa ön söz yazdığını, söyledi. Sadece bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde bile; Sayın Özdağ, ne ‘ergenekoncu’ ne ‘paralelci’dir. Şüpheye mahal vermeksizin, sadece Ülkücü ve Türk milliyetçisidir. Türkiye ve Türk milleti sevdalısıdır.

Gelecek hafta, kaldığımız yerden “Ümit, atadan kalma mirastır” yazımızın üçüncü bölümü ile huzurlarınızda olacağız. Şen ve esen kalınız.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI