Bugun...
ATATÜRKÇÜLER İÇİN BİR ÇALIŞMA PROGRAMI DENEMESİ


Prof.Dr. Cihan DURA
duracihan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 01-04-2017 00:00
     

Atatürk diyor ki, “çaresizseniz, bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun. Umutsuz durum yoktur, umutsuz insan vardır. Ben hayatımda hiçbir zaman umutsuz olmadım. Birlik ölümden başka her şeyi yener.” Atatürkçüler ancak ortak fikir, ortak duygu, ortak eylem sahibi olurlarsa birlik olabilir! Demek ki Atatürkçülerin yapacağı ilk iş, ortak bir düşünce sistemine sahip olmak, bir araya gelmek ve örgütlenmektir. 

Bazı aydınlarımız halkın kendiliğinden örgütlenmesi gerektiğini, örgütlenmenin sokaktan, mahalle ve semtlerden başlaması,  yani aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşmesi gerektiğini savunuyorlar. Doğrudur, en iyisi budur; ancak uygulamada böyle olmuyor. Mutlaka yukardan da özendirici, birleştirici ve yol gösterici bir hareket gerekiyor. Bu sebeple yurtsever aydınlarımızın da harekete geçmesi, birinci tür örgütlenmeyi yukardan aşağıya örgütlenmeyle tamamlamaları ve desteklemeleri başarı için vazgeçilmez görünüyor.

Bu sorunla Millî Mücadele’de Mustafa Kemal Paşa da karşılaştı. Ancak üzerine ısrarla gitti ve bir senteze vararak her iki örgütlenmenin bir arada gerçekleşmesini sağladı. Bu konuda şöyle diyor: Aşağıdan yukarıya, temelden çatıya doğru yükselen bir kuruluş elbette sağlam olur. Ne var ki, her işin başlangıcında aşağıdan yukarıya doğru olmaktan ziyade, yukarıdan aşağı olması zorunluluğu vardır. Birinci durumda amaca ulaşmak çok kolaylaşmış olurdu. Böyle olmanın pratik ve maddî imkânı henüz bulunamadığından bazı girişim sahipleri, millete verilmesi gereken yön hakkında yol göstericilik yapıyorlar. Bu takdirde oluşum yukarıdan aşağıya gerçekleşiyor.

* ** *

Bir Atatürkçü Millî Mücadele ve Cumhuriyet tarihimize, kültürümüze, dilimize yakın bir ilgi duymalıdır. Kendini günlük, gelip geçici siyasi çekişmelere, basit polemiklere değil, asıl bu temel konu ve sorunlara vermelidir. Asıl bunlar üzerinde kafa yormalı, bunlar üzerinde çalışmalı, bilgi sahibi olmalıdır. Kısır tartışma ve atışmaları bırakmalı, ciddi ve bir anlamı ve elle tutulur katkısı olan fikir ve işlerle uğraşmalıdır. Daldan dala konmakla, oradan buradan atıp tutmakla, gelişigüzel konular açmakla Atatürkçülük olmaz! Atatürkçülük ilkedir, hedeftir, disiplin ve programdır.

Sosyal hayatta ve siyasette “amaçsız, hedefsiz, plansız, programsız” kaldığımız sürece, bıraktığımız boşluk; ülkeyi bölmek ya da din devletine dönüştürmek isteyenler tarafından en akıl almaz hedeflerle, planlarla doldurulacaktır! Atatürkçüler bilinçli ve programlı olarak, aynı anlayışla belirli ve ortak faaliyetlerde bulunmazlarsa, birlik olamazlar. Birlik olamayanlar ise dağılır, ezilir, tek tek yok edilir. Birlik bir milletin toptan, tüfekten de etkili, başta gelen savunma aracıdır.

* ** *

Bir yurtsever, bir Atatürkçü ki, ülke sorunlarına duyarlı olur, iş yapar; vatanına, yurttaşlarına somut faydası dokunur, işte o tam bir yurtsever, tam bir Atatürkçüdür.

Salt konuşup yazmakla yetinmemek gerekir. Diyebilirim ki, söylenecek ne varsa söylenmiştir; zaman artık daha çok iş yapmaya ayrılmalıdır. “Aman sen de, bana mı kaldı” dediğiniz an, milletçe kaybettik demektir! Yaradan, beyin vermiş düşün diye, yürek vermiş hisset diye, ayak vermiş davran, el vermiş iş yap diye. Kim ki, elini taşın altına koyar, işte o gerçek insandır. O gerçek bir Atatürkçüdür.

Şimdi biri çıkıp sana şu soruları sorsa, ne cevap vereceksin: Bu kadar laf artık yetmiyor mu? Hep yakınma, hep eleştiri, karalama… Günlerin hep bu boş şeylerle mi geçecek? Sorunları hep Allah'a mı havale edeceksin? Bilmiyor musun ki, yurt sorunları ancak emekle, ter dökmekle, bir araya gelip iş yapmakla çözülür. Yalnızca laf üreterek hiçbir şeyi değiştiremezsin.

* ** *

Sevgili Atatürkçüler! Yurdumuz için, cumhuriyetimiz için şimdiye kadar yaptığınızdan farklı bir şey yapın! Vakıflar, komisyonlar, eğitim birimleri kurun. Programlar yapın, konferanslar verin, dersler açın. Yapabileceğinizden daha fazlasını deneyin, onu da başaracaksınız. İşte ancak o zaman "kurtarıcı kendiniz" olacaksınız. Ne diyor Einstein: Ahmaklığın en sağlam kanıtı, hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemektir.

Yetenek ve imkânlarınıza göre kendinize bir veya birkaç faaliyet alanı seçin ve bunda kararlı olun. Çalışmalarınızı tek başınıza, birkaç arkadaş bir araya gelerek veya bir kuruluş, bir dernek çerçevesinde de gerçekleştirebilirsiniz. Esas olan birlikte çalışmaktır.  Yakınlarınızı, arkadaşlarınızı, çevrenizi aynı türden faaliyetlerde bulunmaya teşvik edin. Ancak bu ve benzeri faaliyetlerin, Türkiye’yi harekete geçirecek derecede olması için binleri, on binleri bulması gerekiyor. Dolayısıyla, bunlara sizlerin de, yüzleri, binleri bularak katılmanız gerekiyor. Sonul hedefiniz bu çokluğu yaratmak, bu devasa birliğin gerçekleşmesini sağlamak olmalıdır.

Bir bakın çevrenize ve tüm ülkeye: O beğenmediğiniz, hâkir görüp küçümsediğiniz insanlar neler yapıyor ve başarıyor; ne büyük faaliyetlere imza atıyorlar! Örgütler kurmuşlar çeşit çeşit, bir değil, on değil, yüzlerce!... Arı gibi çalışıyor, karanlığı gıdım gıdım örüyorlar.

* ** *

Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış düşmanları vardır. Durup dinlenmeden bir beyin yıkama, zihinleri ele geçirme faaliyeti sürdürüyorlar. Bu bir projedir, kaynağı yabancı ülkelerdir; özellikle İngiltere, Almanya, Amerika’dır. Dış düşmanlar bu amaçla, kendileriyle işbirliği yapan iç düşmanları, dincileri, bölücüleri kullanıyorlar. Bir saniye boş durmuyor, arılar gibi çalışıyorlar. Özellikle Cumhuriyetimizin kurucusu, önderimiz Atatürk hakkında yalanlar uyduruyor, iftiralar yapıyorlar. Makaleler, kitaplar yazarak, konferanslar vererek bu yalan ve iftiralarını yayıyorlar. Her aracı kullanarak halkı, gençleri kendi saflarına çekiyorlar. Uydurdukları yalanlar, iftiralar, çarpıtmalarla halkımızı, özellikle gençlerimizi zehirliyor, yoldan çıkarıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, beyinler ele geçirilirse kalpler ele geçirilir; kalpler ele geçirilirse de eller!...

Atatürk’e ve Cumhuriyetimize karşı ileri sürülen iddiaların tamamı iftiradır, uydurmadır, maksatlıdır. Ne var ki, halkımız yeterince eğitimli olmadığından bu yalanlara kolayca inanıyor. O zaman burada herkesten önce Atatürkçüye iş düşüyor, görev düşüyor. Yapacağı iş, bu yalan ve iftiralara karşı donanımlı olmak, gereken yanıtı anında verip o yalanı çürütmektir.  Yalan ve iftira sahiplerinin, hakaret edenlerin, yaptıklarını yanlarına kâr bırakmamaktır. Faaliyetlerini sürekli takip etmek, gerekein yapmak, hatta haklarında dava açılmasını sağlamaktır. Atatürkçünün başta gelen bir görevi de halkı bu ve benzeri konularda usanmadan aydınlatmaktır. Sürekli gerçekleri söyleyecek, yazacak, her ortamda ortaya koyacaktır. Gerçekleri iyice öğrenip yakın ve uzak çevresine durmadan yayacaktır. Aldatılmış olanları, doğru bilgilerle uyandıracak, bilmeyenleri bilgilendirecektir.  Bu amaçla önde gelen Atatürkçü yazarlarımızın yapıtlarını kaynak olarak kullanılabilir.

Bir Atatürkçü mesleği ne olursa olsun, Atatürk'ü, Atatürkçü düşünceyi ve Cumhuriyetimizi koruyup savunmayı ikinci bir meslek olarak kabul etmelidir. Aksi halde Birinci Görevini, vatana ve millete olan birinci sorumluluğunu yerine getirmemiş olur. Her birimiz böyle yapmadıkça hiçbir etkili, dişe dokunur sonuç alamayız. Düşünün, binler, on binler, yüzbinler bir şeyler yapmaya başlarsa, neler başarılmaz ülkemizde!

* ** *

Atatürkçüler somut olarak ne yapmalı, hangi hizmet ve faaliyetlerde bulunmalıdır? Önerilerim aşağıdadır:

-Cumhuriyetimiz, Atatürk, Millî Mücadele kahramanlarımız, Cumhuriyetimize kanat gerenler hakkında eğitim hizmetlerinde bulunun:  Ders veya kurs açın, aile içi eğitim verin, burs verin, kitap ve makale tanıtımı yapın. Bilgi yayma, yöneticileri aydınlatma,  girişimleri destekleme ve tanıtma şekillerinde bilgileme faaliyetlerinde bulunun. Bu faaliyetlerinizi tek başına, birkaç arkadaş bir araya gelerek, bir dernek veya benzeri bir kuruluş bünyesinde yürütebilirsiniz.

-Atatürkçü, Cumhuriyetimize bağlı derneklere üye olun. Konferans, seminer, yürüyüş ve mitingler düzenleyin, yapılanlara katılın. Aranızdaki konuşma ve sohbetlerinizin bir bölümünü Atatürk ilkelerine, Cumhuriyetimize ayırın. Mesleğinizi, yeteneklerinizi vatanın, Türk milletinin iyiliği, Cumhuriyetimizin korunması, Atatürk ve eserlerinin tanıtılması için kullanın.  Cumhuriyetimizin, Atatürk’ün, Cumhuriyetimize kanat gerenlerin izleri olan tarihî mekânlara, bıraktıkları hatıralara sahip çıkın. Bulunduğunuz yerdeki Cumhuriyet tarihimize ait eserlerle, bina, heykel ve benzeri emanetlerle ilgilenin, takip edin, zaman zaman ziyaret edin.

-Millî bayramlarda bayramlaşın, toplu bayramlaşmalar yapın. Cumhuriyet tarihimizin önemli günlerini anın.

-Ülkemizde mevcut bulunan Atatürkçü ve yurtsever dernek, ocak, vakıf, yayın gibi kuruluş ve oluşumlardan faydalanmanın yollarını arayın. Ülkemizde katılımcı demokrasiyi yerleştirici ve geliştirici yönde faaliyette bulunun.

-Unutmayın: Toplumsal karanlıklar üç beş mumla değil, ancak binlerce mumla aydınlanır. Büyük başarıIar ancak küçük işIer titizIikIe ve sabırla yapılarak elde edilir. Bir düşünürün dediği gibi “günlerinizi biçtiğiniz ekinlerle değil, ektiğiniz tohumlarla değerlendirin.”

-Hedefi olmayan heyecan duymaz, heyecan duymayan çalışmaz, çalışmayan eser vermez. Eser ancak hedefle olur.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI