Reklam
Bugun...
ATATÜRKÇÜNÜN BİR HEDEFİ DE KURUMLAŞMADIR


Prof.Dr. Cihan DURA
duracihan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-12-2017 00:00
     

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çok zayıf bir noktası var: Kurumlaşma olmaması… Türkiye’de kurumlaşma Atatürk’ün sayesinde bir süre bir ölçüde sağlandıysa da, o da Çirkin Batı ile aramızdaki adamlarının sinsi ve sürekli darbeleriyle yok edildi. 

Oysa sağlam, gelecek vaat eden bir millet; kolay değiştirilemeyen bir devlet yapısı, kurumlaşma ister. Hükümetler gelip gittikçe iktidara gelen siyasetçiler devlet teşkilatını kendi çıkarlarına ve ilişkilerine göre değiştirememelidir. Ne yazık ki, bizde bu oluyor. Bize hep ABD, Avrupa’nın süper devletleri örnek gösteriliyor, peki onlarda böyle bir şey var mıdır? İktidar değişti diye Amerikan kurumlarının, kadrolar dışında, program ve uygulamalarında esaslı değişiklik oluyor mu? Hayır!... Bir ABD Başkanı, her aklına geleni yapamaz; ABD’nin küresel hedeflerinin kılına bile dokunamaz. Şu söz Obama’ya aittir: “Asıl olan ABD devletidir. Ben mizaç olarak Bush’dan farklı olabilirim, ancak ABD’nin hedefleri değişmez.”  Değişiklikler basit üslup değişiklikleri ya da duygusal popülizm gösterilerinden ibarettir. Avrupa’nın büyük devletlerinde de öyle: İktidara gelen bir parti zamanı gelince çeker gider, arkasında enkaz bırakmaz. Devlet kurumları olduğu gibi, kale gibi yerinde durur; belki daha da pekiştirilir.

Kurumlaşma nedir? Benim anladığım, kurumlaşma; bir kurumun, bir kuruluşun, faaliyetlerini kişilerin şahsi hesap ve amaçlarına bağlı olmadan sürdürecek bir yapıya kavuşmuş olmasıdır. Kurumsallaşmış bir birimde herkesin benimseyip uyduğu temel ilkeler vardır. Yetki ve sorumluluklar belirli, iş ve görev tanımları açıktır. Kararlar danışma ile alınır. Kişisel çıkar amaçlı fikir, yorum ve hareket kapısı olabildiğince kapalıdır.

Türkiye’de ne yazık ki devlette ve devletin hemen hiçbir biriminde sağlam bir kurumlaşma yoktur, kalmamıştır. Bozulma 12 Eylül darbesi ile artmış, AKP iktidarı ile şiddetlenerek devletimizi çökertecek bir noktaya gelmiştir.

Kurumlaşmamış bir birim, ister devlet olsun, ister daha alt bir birim olsun, iç ve dış düşmanlar tarafından kolayca elde edilir. Yapılacak olan basittir: O kurumun başındaki kişiyi veya kişileri elde etmek... Kurumlaşmamış birimde başkan değişince, zihniyet, hedef ve uygulama da toptan değişikliğe uğrar. Oysa o kurumdaki birikim,  geçmişteki yüzlerce beynin ortak eseridir. Bir devleti ancak kuşaklar devlet yapar.

* ** *

 Demek ki bir teşkilat, yeni gelen yönetici kadroya göre politika değiştiriyorsa, o teşkilat kurumlaşmamıştır. Türkiye'de devlet bu haldedir. Hele AKP döneminde: Bütün devlet, bütün kurumlar alt üst olmuştur, darmadağındır; milletin değil,  belirli kişilerin hizmetindedir. Örnekleri pek çok, birkaçını kısa kısa hatırlatmam yeterli olacak: -Siyasi partiler kişilerin elindedir. -Silahlı Kuvvetler’e bakın, genelkurmay başkanı değişti, o da tanınmaz hale geldi. -Cumhurbaşkanlığı kurumu da öyle… -Ya üniversiteler, ya YÖK, ya sendikalar? Hemen hepsi sus pus, beş on yıl önce böyle miydiler? -Medya da öyle: Gazeteler, TV kanalları… Üç beş paralı adamın elinde, bunları elde et, istediğin yayını yaptır. Geri kalanı piyon... İstisnalar pek az.

ABD; tek adamlı AKP iktidarı ile birlikte, Türkiye’deki operasyonlarına hız verdi. İlginç bir husus şu ki artık demokrasiden de vazgeçilmiştir. İsteniyor ki Türkiye başkanlık sistemine geçsin.

* ** *

Toparlarsak, Türkiye bugün dış ve iç bedhahların planlarına kolayca alet olan bir devlet haline gelmiştir. Bunun önde gelen bir sebebi devlette sağlam bir kurumlaşmanın gerçekleşmemiş, devletin kişilerin oyuncağı olmaktan kurtarılamamış olmasıdır.

Oysa kurumlaşma sağlansaydı, devletten diğer alt birimlere kadar hiçbir kurum, başına getirilen şahsın veya şahısların oyuncağı olmaz, kişi kendi dar yeteneklerine göre her şeyi alt üst edemezdi; kurumu birtakım iç ve dış güçlerin hizmetine sunamazdı. Bizim yumuşak karnımız budur, kurumlaşma yokluğudur!…

* ** *

Ataname’nin birçok yerinde, kurumlaşma üzerinde durulur. Örneğin, “Tek Adam” başlıklı derge (s.126)…Sayfa 158’de de “Kurumlaşma” alt başlığı var. Bu sonuncunun yöneltilerinden birkaç çarpıcı cümle alıyorum: Bir milleti yönetmede prensip, milletin ortak ve genel fikir ve eğilimlerine tabi olmaktır. Esin kaynağı, kuvvet kaynağı herhangi bir kişi değildir. Bir devlet adamı kerameti kendinde görmeye başladığı an, devlet adamı niteliğini yitirmiş demektir. Hiç kimse hiç kimseden daha akıllı değildir, birlikte herkesten daha akıllıyız. Millet ve devlet işlerinde, herkes herkese yardım edecektir.

Öyleyse, ey Atatürkçü! İşte sana somut bir hedef daha: Türkiye’de kurumlaşmanın sağlanması için bir hareket başlat! Fikir üret, ilgi yarat, iş yap!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI