Bugun...
ÇOCUKLARIMIZI, YÜKSEK DEĞERLERİ ÖĞRENECEKLERİ MASALLARLA YETİŞTİRELİM


Prof.Dr. Cihan DURA
duracihan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-06-2017 10:00
     

Çocuklarımıza, torunlarımıza evrensel yüce değerleri aşılayan masallar anlatalım, onlara bu nitelikte kitaplar alalım. Atatürkçü öğretinin de temel değerleri arasında yer alan bu kavramlara şu örnekleri verebilirim: Birlik, demokrasi, özgürlük, barış, dayanışma, değişim, hoşgörü, bilim, ahlak, doğa sevgisi,…

Yazdığı masallarda, yukarda saydığım değerleri işleyen bir yazarımız da Sayın Aytül Akal’dır. Masalları son derecede özgün ve faydalı... Araştırdıkça demokrasi,  birlik, özgürlük, dayanışma, bilim, sosyal ahlak gibi değerleri de işlemiş olduğunu gördüm. Çevre sevgisi hakkında da masalı var. Zamanımız bu tür masallara ileri derecede ihtiyaç duyuyor. Anneler, babalar çocuklarına ilk bilgileri aktarırken, Sayın Aytül Akal’ın masal kitaplarını mutlaka kullanmalıdır.

Aytül Akal’ın bu nitelikte olan bazı masal kitapları, hangi değerleri işlediği, Sayın Türkân Kuzu’nun, özetleyerek alıntıladığım “demokrasi”ye ağırlık veren aşağıdaki yazısında kısa kısa tanıtılmıştır.

Atatürkçü öğreti de insanlığın bu ve diğer yüksek değerlerine dayanan, onları savunan, Türk toplum hayatına taşıyan bir öğretidir. Dolayısıyla söz konusu masalları Atatürkçü öğreti açısından da işlevsel ve faydalı buluyorum. Bu sebeple sözü edilen değerlerin hangi Atatürk ilkelerinde yer aldığını ayrıca, köşeli parantez içinde gösterdim.  

*

İşte Türkân Kuzu’nun, yazısından yaptığım özet:

 Aytül Akal, masalın, çocuğun değerler sistemini öğrenme konusundaki etkisinin bilincinde olarak yazdığı eserlerinde güncel konulara yer vererek, çocuğu hem içinde bulunduğu çağa, hem de demokratik yaşamın gerektirdiği ilkelere hazırlamaktadır. Bu ilkeleri öğrenen çocuk demokratik bir kişiliğe sahip olacak, sosyalleşecek ve çocuğun ilerdeki yaşamında bunları uygulaması ve yaşatması daha kolay olacaktır [Millî Egemenlik İlkesi, Halkçılık İlkesi: Demokrasi].

Demokratik bir kişiliğin belirtilerinden biri, bireyin içinde bulunduğu toplumu düzenleyen kurallara uymasıdır. Soyut olan bu kuralların çocuğa öğrenilmesi kolay değildir. Ancak ona uygun yollarla anlatılabilirse, zamanla öğrenebilir.

Kuralların ilki başkalarının hakkına saygı duymaktır. İnsan bir topluluk içinde yaşadığına ve toplumdaki herkesin yaşama hakkı olduğuna göre, birlikte yaşanılan kişilerin hakkına saygı göstermek gerekir. Aksi durumda, yani herkes istediği gibi davranırsa ortaya hiç de hoş olmayan durumlar çıkabilir, tıpkı “Geceyi Unutan Fil” masalındaki filin başına gelenler gibi:

“GECEYİ UNUTAN FİL” masalında canı sıkılan yavru fil, hortumuyla kocaman kocaman sesler çıkarır, kendi sesini öyle beğenir ki, bir türlü susmak bilmez. Gece olur ama yavru fil sesler çıkarmaya devam eder. Filin sesinden kimse uyuyamaz. Sonunda maymun dayanamaz, uyumak istedikleri ve gürültüyü kesmesi konusunda yavru fili uyarır. Ama yavru filin uykusu kaçtığı için bu sefer de top oynamaya başlar, topa tekmeler atar, eğlenir, gürültüsünden kimsenin uyuyamadığını düşünmez.

Sabaha karşı iyice yorulur ve uyumaya başlar. Tam uyuyacakken, dışardan müthiş bir gürültü duyar. Ayılar, maymunlar, kurbağalar, geyikler, aslanlar uyanmış, oyun oynuyor, değişik sesler çıkarıyormuş. Arkadaşlarına uyumak istediğini söyler ama, onlar da uyku saatinin çoktan bittiğini, sabah olduğunu söyler. Yavru fil yatağına döner, ama bir türlü uyuyamaz.

Birilerinin gürültü yaparken uyumaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu ve önceki gece kendisinin oyun oynayıp, bağırıp gürültü yaparken, arkadaşlarının neler hissettiğini daha iyi anlar. O günden sonra kurallara uyarak uyumak isteyenleri hiç rahatsız etmez.

Çocuk bu masalla, kendisinin bazı hakları olduğunu ve birlikte yaşadığı arkadaşlarının da aynı haklara sahip olabileceğini, haklarını, özgürlüklerini sınırsız kullanamayacağını, başkalarının haklarına saygılı olunması gerektiğini anlar. Gerçek yaşamında bunu asla unutmaz. [ Millî Egemenlik: Özgürlükler ]

*

Kendim eğleneyim derken, bütün insanların günlük yaşamlarının alt üst olmasına neden olan YARAMAZ TRAFİK LAMBASI masalında da, canı sıkılan ve ne olacağını merak eden trafik lambası, kırmızı ışığını yakmış ve hiç söndürmemiş. İnsanlar, arabalar durup beklemiş, öğrenciler derslerine, işlerine gidenler iş yerlerine, ekmek taşıyan kamyonlar bakkallara ulaşamamış. Trafik lambası çok eğlenmiş ama ortalık da karmakarışık olmuş. Bir süre sonra yine canı sıkılmaya başlayan trafik lambası bu sefer de yeşil ışığını sürekli yakmış. Otomobiller birbirine çarpmış, insanlar taşıtların arasından dolaşarak tehlikeli bir şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalışmış, yine öğrenciler okullarına, insanlar işyerlerine ulaşamamış, arabalar arka arkaya sıralanmış, trafik alt üst olmuş.

Çok geçmeden trafik ekipleri gelerek lambayı, sık sık arıza yapıyor diye depoya kaldırmak ya da yedek parça olarak kullanmak istemişler. Trafik lambasının yüreği ağzına gelmiş, ekip arızayı düzeltip bir müddet daha çalışmasını denemek istemiş. Yaramaz trafik lambası yedek parça olmaktan kurtulmuş, ama eğlenmek isterken kendinin ve insanların başına nasıl bir iş açtığını anlamış ve bir daha lambalarını yanlış yakmayı hiç denememiş. Çünkü kendi hak ve özgürlüklerinin olduğu gibi başkalarının da olabileceğini ve bunların sınırsız kullanılamayacağını anlamış.

Demokratik ve huzurlu bir toplum için insana saygı anlayışının küçük yaşlardan başlayarak verilmesi ve bunun ayrıca davranışlara da yansıtılması gerekmektedir. Yoksa yukarıdaki örneklerde olduğu gibi karşımızdakinin hak ve özgürlüğüne saygı göstermezsek, onlar da bize saygı duymaz ve toplumda huzur ve düzen kalmaz. [ Millî Egemenlik İlkesi: Yasama ]

*

Demokratik yaşamın ilkelerinden birisi de yardımlaşma ve paylaşmadır. Toplum halinde yaşama, kişilerin birbirleriyle yardımlaşarak, birbirlerini destekleyerek bütünlük içinde iş görmelerini gerektirir. Yardımlaşma, kendi gücümüzü ve olanaklarımızı başkalarının iyiliği için kullanmaktır. Hiçbir insan tek başına yaşayamadığı gibi, gereksinimlerini de tek başına karşılayamaz. Bu durumda yardımlaşma ve paylaşma devreye girer. Tıpkı aşağıdaki masal örneklerinde olduğu gibi… [ Halkçılık İlkesi: Dayanışma ]

İKİ KAVGACI AĞAÇ masalında iki kavgacı çocuğun diktiği elma ağaçları birbirleriyle sürekli kavga edip kendi gelişmelerini engeller. Günlerini kavga ederek geçirdiklerinden hiçbir kuş dallarına yuva yapmaz, kelebekler, arılar tırtıllar onlarla arkadaşlık yapmak istemez, meyve vermedikleri için çocuklardan da sevgi göremezler. Sonunda yaprakları sararmaya, dalları kurumaya başlar. Doktorlar dertlerine çare olarak kavgayı bırakıp, öteki ağaçlar gibi birbirlerine yardım ederek gelişmeyi, büyümeyi ve çiçeklenmeyi önerirler. İki kavgacı ağaç yaptıklarından utanır ve yapraklarını birbirinin üzerinden çekmeyi dener ama boşuna, yapraklar öyle iç içe girmiş ki ayıramazlar. Bir kuş bunların yardımına koşar, tüm kuş arkadaşlarını çağırarak yaprakların birbirinden ayrılmasını sağlar. Ama sorun sadece yapraklar değildir. Kökleri de birbirine dolanmıştır. O sorunu da solucanlar çözümlerler ve iki kavgacı ağaç o günden sonra bir daha kavga etmezler, kuşlar, kelebekler, çocuklarla dost olurlar.  [Devletçilik İlkesi: Barış]

*

 “IŞIĞINI YİTİREN YILDIZ” masalında yaramaz çocukların taş atarak kırdıkları sokak lambası artık sokağı aydınlatamaz, buna çok üzülen bir çocuk ona yardım etmek ister. Belediyeye haber verir ve tamir edilmesini sağlar. Sokak lambası bu yardımlaşmadan çok mutludur

*

“RENGİNİ ARAYAN TOP” masalında ise, renk dağıtılırken geç kalan renksiz top çok üzülür, Diğer renkli toplar bir kez renksiz topa dokunarak onun rengârenk olmasına, dahası dünyanın rengârenk olmasına yardım ederler.

Örnekler, çocuklara paylaşmanın, yardımlaşmanın ne kadar güzel ve insanı mutlu eden bir şey olduğunu, böylelikle içinde bulunulan dünyanın daha yaşanılası olduğunu kanıtlamaktadır. Dayanışma ve yardımlaşma olmasaydı, iki kavgacı ağaç kuruyup gidecekti, sokak lambası bozuk kalacak ve top ise renksiz olacaktı. Masallardan anlaşıldığı üzere hem yardım edenler, hem de kendilerine yardım edilenler çok mutlu oluyor ve yardımlaşmanın, paylaşmanın, birlikteliğin tadına varıyor, güçlüklerin kolayca çözüleceğini görüyorlar. Demokratik yaşamda da bu olay böyle değil midir? Birlikte, paylaşarak, yardımlaşarak yapılan işler insanları hem mutlu eder, hem de işler daha hızlı ve güzel gerçekleşir. [Milliyetçilik İlkesi: Millî Birlik]

Demokrasinin temel ilkelerinden bir başkası, çok seslilik, insanların kendilerini yöneteceği kişiyi yine kendilerinin seçebilme hak ve özgürlüğüdür. Fikirlerin çokluğu, doğru olanın seçilmesinde kolaylık sağlar. Kendi hak ve özgürlüklerini koruyacak ve sürekliliğini sağlayacak idarecileri toplu halde seçmek, insanların en doğal haklarından biridir. Vatandaşlar eğer yaptıklarını beğenmiyorsa, yöneticileri değiştirme hakkına da sahiptir. Tek seslilik yerine çok sesli, çok bakış açılı olmanın zenginliği Akal’ın “Şımarık Fil” ve “Rengini Arayan Top” masalında çarpıcı bir şekilde vurgulanmıştır.

*

ŞIMARIK FİL: Kocaman bir ormanda tüm hayvanlar mutlu ve huzurlu yaşarken birgün fil iri cüssesine, aklına ve gücüne güvenerek ormandaki gölü sahiplenmiş ve kimseye gölden su içirmemiş. Hayvanlar kendilerine başka bir göl bulmuşlar. Sonra fil, gölün çevresindeki ağaçları sahiplenerek kimseyi ağaçlara yaklaştırmamış. Hayvanlar çaresiz başka ağaçlara taşınmışlar. Fil iyice şımarmış ve bu orman benim diyerek hepsini ormandan kovalamış. Herkes kendine bir ev bulmuş ama, hiç kimse yeni evinden memnun değilmiş. Sonunda çare olarak bir yönetici, temsilci seçmeyi düşünmüşler. Zürafa, aslan ve gergedanın temsilci olmasına karar verirken, bir çocuk onlara yol göstermiş ve uzlaşarak, hep birlikte ormanlarına geri dönmüşler. Fil de şımarıklıktan vazgeçmiş ve mutlu yaşamışlar.

Topluca alınan kararların doğruluğunu, yöneticisini seçebilme özgürlüğünü, uzlaşmanın yararını, çoğulculuğu, çocuk yaşayarak öğreniyor. Daha önce değinilen “Rengini Arayan Top” masalında da çok sesliliğin, uzlaşmanın, dayanışmanın önemi sunulmuştu.

Kişinin kendisi hakkında karar verebilmesi, kendine güvenmesi, zorluklarla baş edebilmesi, demokratik yaşamın ilkelerinden sayılmaktadır. Kendine güvenmeyen, kendi hakkındaki kararları alamayan, zorluklar karşısında pes eden, güçlüklerle savaşamayan bireyler, toplum içinde yok olmaya mahkûmdur. Demokrasi, topluma uyum sağlayan, güçlü, kararlı bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bir rejimdir. Bu şekilde yetişen bireyler, hem kendi, hem de toplumun hakkını savunabilir, haksızlıklar, güçlükler karşısında dimdik durabilir. [ Tam Bağımsızlık İlkesi: Kavram ]

*

“İP BACAKLI UZAYLI ÇOCUK” masalında yemek yemek yerine sürekli olarak çikolata ve şekerleme isteyen çocuğun bir gün dileği yerine gelir ve ip bacaklı uzaylı bir çocuğun uçan dairesi ile onların gezegenine gider. Çocuk mutludur, çünkü bu gezegende her şey şeker ve çikolatan yapılmıştır, istediği kadar yer, ama çok tatlı yediği için midesi bulanır. Su içer, aslında portakal suyu içmek ister ama bu gezegende ne bir ağaç, ne bir yaprak, ne bir hayvan, hiçbir şey yokmuş. Her yer kurak ve çikolata gibi kahverengiymiş. Çocuk süt içmek istemiş, süt yokmuş. Gezegenin nasıl bir yer olduğunu anlamaya çalışmış, çocukların et, meyve ve sebze yemeden, süt içmeden nasıl büyüyebileceğini düşünmüş. İp Bacaklı Uzaylı Çocuk da kendisini örnek göstererek gayet güzel büyüdüklerini söylemiş. Çocuk, dengeli beslenmeyip hep şeker ve çikolata yerse, tıpkı ip bacaklı uzaylı çocuk gibi olacağını anlamış, kendisi için en iyisinin annesinin güzel yemekleri olduğuna karar vermiş ve ülkesine geri dönmüş.

Çocuk burada masal sayesinde kendisi için neyin iyi, neyin kötü olacağına yine kendisi karar veriyor. Başkaları kendisi hakkında karar verse belki bu karara uymayacaktı, ama burada çocuk olayı içselleştirerek kendi hakkında kararı veriyor. [Tam Bağımsızlık İlkesi, Millî Egemenlik İlkesi: Millî irade ]

*

“SUDA OYNAMAYI KİM SEVMEZ?” masalındaki yavru su aygırı annesinin sözünü dinleyerek hasta olmaktan kurtulur, ama arkadaşları söz dinlememenin cezasını evde bir hafta hasta yatarak çekerler, çünkü anneleri onlara havaların artık soğuduğunu ve bu havalarda suya girmemeleri gerektiğini, yoksa üşütüp hasta olacaklarını söyler. Ancak onlar bunu dinlemez ve sonunda hasta olurlar. Ama yavru su aygırı annesinin söylediklerinin kendi yararına olacağını anlar, arkadaşlarını uyarır, ancak sözünü dinlemezler, o olaydan sonra yavru su aygırı kendine başka arkadaşlar bulur. Çünkü söz dinlemeyenlerle arkadaşlığını devam ettirse, belki kendisi de hasta olacaktı, belki daha sonraki günlerde başına daha tatsız olaylar gelecekti. Bunun bilincinde olarak arkadaşlığını kesip, yeni arkadaşlar bulur yavru su aygırı. Demokratik yaşamın bir yansıması olan masaldaki konu, çocuğu söz dinleme anlamında bilgilendirip ona yol göstermesi açısından yararlı bir örnektir.

Yukarda sözünü ettiğimiz ilkelerin dışında bazı ilkeler var ki, -bunlar sevgi, arkadaşlık, dostluk, iyilik, güzellik ve doğruluk vs. gibi- hem demokratik yaşam ilkeleri hem de evrensel ilkeler kapsamında değerlendiriliyor. Bu değerlerin çocuklara öğretilmesi, onların uygar, hoşgörülü, barışsever, dürüst, dostluğa, arkadaşlığa önem veren, insana ve doğaya sevgiyle yaklaşan bireyler olması açısından oldukça önemlidir. Demokratik toplum yaşamında bu ilkelerin de “olmazsa olmaz” gibi bir önceliği vardır. [ Halkçılık İlkesi: Kaynaşma ]

*

Çocuklara evrensel değerleri öğretmek, demokrasi bilinci kazandırmada, demokratik yaşamda büyük önem arz etmektedir. Toplumun huzuru, mutluluğu, birlikteliği, o toplumun gelişimini de etkilemektedir. Akal’ın masallarında işte bu ilkeler oldukça yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Aslında Akal’ın tüm masallarında demokratik yaşamın ilkeleri iç içe geçerek öyle güzel kurgulanmış ki, bir masalı tek bir ilke ile sınırlandırmak da yanlış olur. Her bir masalda, çocuğu demokratik yaşama hazırlamak, çocukta demokrasi bilincini geliştirmek, çocuğu sosyalleştirmek için gerekli koşullar, ilkeler “çocuğa görelik” ve “çocuk gerçekliği” kapsamında kurgulanmış ve çocukların hizmetine sunulmuştur.

Çocuklarımızda, demokrasi kültürünün ve bilincinin kazandırılması, kendi sorunlarını kendi bakış açılarıyla ele aldıkları, katılım ve hoşgörü anlayışının aşılandığı, çoğulculuk, farklı görüşlere, evrensel değerlere saygı ile birey ve bireyin önemini de içeren ilkelerin yerleştiği bir demokrasi bilincinin ve kültürünün oluşması büyük önem taşımaktadır. Demokrasi devam eden bir süreç olduğundan, her bireye ve kuşağa bu konuda görev düşmektedir.

Demokrasi eğitiminin etkin bir şekilde amacına ulaşması, demokrasi ile özdeşleştirilen ilke ve değerlerin bireyler tarafından ne kadar iyi öğrenildiğine ve benimsendiğine bağlıdır. Bu bağlamda çocuklarımıza demokrasi bilincini ne kadar erken kazandırırsak, onların demokratik yaşama uyumu ve demokrasiyi sahiplenmeleri de o kadar erken olur. Akal’ın masalları bu bağlamda okul öncesi ve ilköğretimdeki öğrencilere mükemmel örnek oluşturabilecek, onların yaş ve hayâl dünyalarına hitap edebilecek şekilde kurgulanmış masallar olarak değerlendirilebilir.

Kaynak: http://www.aytulakal.com/index.php/icerik/masallar/137-aytul-akalin-masallariyla-cocuklarda-demokrasi-egitimi?showall=1==

Not: Aytül Akal’ın 1988’den bu yana kaleme aldığı bütün masalları “Masal Masal Aytül Akal” adıyla tek bir kitapta toplanarak 3-8 yaş grubu çocuklar için Uçanbalık etiketiyle yayımlanmıştır. Kitapta 58 masala yer verilmiştir.

==

ATATÜRKÇÜLER NE YAPMALI: II) EĞİTİM HİZMETLERİ  2- AİLE İÇİ EĞİTİM verin. Aile içinde aile üyelerini, çocuklarınızı, yakınlarınızı Atatürk, Atatürkçü öğreti ve Cumhuriyetimiz hakkında bilgilendirin, eğitin. Devlet artık Atatürkçü kuşaklar yetiştirme hedefini terk etmiş bulunuyor. Anneler, babalar, görev artık size düşüyor. Aile içinde küçük bir OKUL açın. Çocuklarınızı Atatürkçü yurtseverler olarak artık siz yetiştirin. 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI