Bugun...
ÖZELLEŞTİRMELERİN EKONOMİ ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ


Prof.Dr. Cihan DURA
duracihan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-05-2018 00:00
     

Ünlü İngiliz yazar Somerset Maugham’ın [1874-1965] ünlü sözüdür, diyor ki: bir millet herhangi bir şeye özgürlüğünden daha fazla değer veriyorsa, özgürlüğünü kaybedecektir. Kaderin cilvesine bakın ki, değer verdiği şey, rahatlık ya da para ise onları da kaybedecektir.

Sanki AKP iktidarı için söylenmiş. Hayırsız bir evlat gibi, ata mirasını, satmaya, elden çıkarmaya doymadı. Doğru dürüst ekonomik hesap da yapmadı, doğacak birçok olumsuz etkiyi hiç düşünmedi. İktidarını, halkın malını hesapsızca satmak üzerine kurdu!

Hemen bütün ekonomik kalelerimiz elden çıktı. Oysa, Atatürk “her fabrika bir ekonomik kaledir” der. Buna karşılık üniversitelerden, Mütareke basınından, TÜSİAD’dan, muhalefetten, siyasal İslamcılardan tek ses çıkmadı.

* ** *

Türkiye’de özelleştirme uygulaması; ekonomimize çok büyük zararlar vermiş, en ağır suçların, en ağır maliyet ve zararların, yasa-dışı eylemlerin kaynağı olmuştur. Özelleştirmeler asla bizim kendi sorun ve ihtiyaçlarımızın bir gereği değildir. Özelleştirme bir Batı dayatmasıdır. Emperyalizm’in ve onun içimizdeki işbirlikçilerinin kâr tutkusu içindir; asla bizim, halkımızın ihtiyacı için değil… Faydaları yabancılara ve bunların işbirlikçilerine gitmiştir; zararları ise bize, ekonomimize, bizim yoksul halkımıza…

Gerçekten, özelleştirmelerle gerek ekonomiye gerek topluma çok büyük zararlar verilmiştir. Özelleştirmeler halk düşmanları tarafından büyük bir fırsat olarak görülmüş, havadan para ve rant sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Ekonomimiz, dolayısıyla halkımız birçok şekillerde soyulmuş, halk düşmanları zengin edilmiştir. Cumhuriyet’in 90 yıllık birikimi elden çıkarılmakla kalmamış, kayıp sadece milyarlar değerindeki sabit sermayenin el değiştirmesi olmamış, yapılan satışlarla gerek ekonomiye gerek topluma çok büyük maddî ve manevî zararlar verilmiştir. Ekonomi çökertilmiş, dış bağımlılık artmıştır. Hak ve hukuk ayaklar altına alınmış, devlet düzeni bozulmuştur. Bütün bu zarar ve kayıpların hesabı yapılmadan özelleştirmelere devam edilmesi ise, ayrı bir trajedidir. Özelleştirmeler Atatürk Türkiye’sini çökertmek için de, bir araç olarak kullanılmıştır. Özelleştirmelerin, toplum hayatında öyle muzır bazı sonuçları vardır ki, yıllar sonra kendini belli eder; ancak ne yazık ki, o zaman da iş işten geçmiş olur.

* ** *

Akademisyenler dahil pek az kimse özelleştirmeler üzerinde kapsamlı ve çok boyutlu olarak durmuş, yapılan özelleştirmeler ne getiriyor ne götürüyor” diye içtenlikle sorup, bütün boyutlarıyla bir değerlendirmeye tabi tutmamıştır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da mantığımız düz mantık, muhakememiz tek boyutludur: “Kapitalizmin iktisatçıları ne diyorsa, doğrudur” veya “para geliyor, hükümet rahatlıyor ya, gerisini boş ver” anlayışı geçerlidir. Oysa asıl sorun işin gerisinde…, madalyonun öbür yüzünde, özelleştirmelerin ülkemizden alıp götürdüklerinde…

Bu, neden böyledir? Kısaca yanıtlayayım: İnsan, esas itibariyle “mikro” boyutlu bir varlıktır. Çoğunlukla, kendi küçük dünyasında yaşar. O dünyada olanları görür, algılar, ona göre düşünüp davranır, tepki verir. “Makro” dünyada, yani toplum çapında olup biteni ise doğrudan doğruya göremez, hissedemez, dolayısıyla o dünyaya göre düşünüp hareket edemez; oysa öylesine çok ve çeşitli etki ve tepkiler ortaya çıkıyor ki orada!... Bilimler de bu karmaşıklık karşısında modeller kurup realiteyi zihnen basitleştirmek zorunda kalıyor; pek çok olguyu analiz dışında tutuyor. Sorun tabiî özelleştirme olgusu için de geçerli... Bu konuda kafa yoranlar birkaç etki ile yetiniyor, diğer pek çok önemli etkiyi, sakıncayı görmezden geliyorlar. Okumuşlar bile çoğu zaman tek boyutlu düşünür, karar verir. Durum bilim adamları için de böyle…, artık sade vatandaşın ne halde olduğunu, varın, siz tahmin edin.

* ** *

Özelleştirme bir üretim tesisinin sadece el değiştirmesinden, kuruluşun kamu mülkiyetinden -yerli veya yabancı- özel sektör mülkiyetine geçmesinden ibaret değildir. Bunun çok ötesinde etkileri olan, ekonomiyi çok sayıda olumsuz, ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakan bir uygulamadır.

Ben bu etkilerin, toplam 26 gözleme -özelleştirme vakasına- dayanarak bir dökümünü yaptım. Söz konusu zarar ve sakıncaları başlık olarak aşağıda sunuyorum.

-Arsa spekülasyonu. -Beşerî sermaye kaybı. -Borçların kamunun üzerine yıkılması. -Dış bağımlılığın artması. -Döviz kaybı. -Ekonomik yolsuzluk (hortumlama, soygun, rant yaratma, kayırma). -Gelir kaybı. -Görevi ihmal. -Görevi kötüye kullanma. -Haksız rekabete yol açma.-Halkı kandırma. -Halkın malının sermaye kesimine aktarılması. -Hukuk ihlali (usulsüzlük, usulsüz işlem, sözleşmeye uyulmaması). -İşsizliği ve iş kazalarını artırma. -Kamu kaynaklarına zarar verme (halkın malını gasp, devlet malını çarçur etme). -Kamunun borç yükünü artırma. -Kamu kaynaklarını peşkeş çekme. -Kartel oluşturma. -Pahalılığa yol açma. -Sermaye stoku kaybı. -Taahhütlere uymama. -Tarıma darbe (hayvancılığa darbe. Ulusal güvenliğin tehlikeye atılması). -Ekonominin yabancı şirketlerin işgaline uğraması: Ulusal kaynakların ya da piyasanın yabancıların eline geçmesine sebep olma. -Üretim kaybı (üretimi durdurma). -Vergi kaybı. -Zarara yol açma.

Ülkeye yabancı sermayenin girişine vasıta olması, yani “ekonominin yabancı şirketlerin işgaline uğraması” özelleştirmenin gözden kaçan, önemli bir etkisidir. Çünkü bu yoldan, yabancı sermayenin olumsuz etkilerinin de önü açılmış oluyor. Bunları da, başlık olarak sayarsak, şöyle sıralayabiliriz: bağımsızlığın zedelenmesi, düalist yapı, dış bağımlılık, haksız rekabet ve tekelleşme, dış dengesizlik, teknolojik bağımlılık, gelişmenin engellenmesi, zayıf istihdam ve gelir etkisi.

* ** *

Türkiye’de özelleştirme; aynen borçlanma gibi, yabancıya toprak satışı gibi, iç ve dış çıkar çevrelerinin baskısından başka, bütçe açıklarını kapatmak amacıyla da yapılıyor. Vaktiyle, AKP destekçisi bir gazetede bir köşe yazarının attığı şu başlığı hiç unutmadım: “İki bankayı satarsak, seneye zamlardan kurtuluruz.”  Bütçe açık veriyor, AKP iktidarının paçaları tutuşuyor. Kaynak bulmak zorunda. Zam yapamayınca, gelsin özelleştirmeler… Sat gitsin, en kolayı bu değil mi? Bir aile reisi düşünün, işsiz…, gelir yok… Ne yapıyor, evinde kap kacak, yorgan döşek, mobilya, buz dolabı, ne varsa bir bir satışa çıkarıyor. Kim olsa bu adamı ayıplamaz mı? Git kendine bir iş bul, çalış, doğru dürüst bir gelir kaynağın olsun, demez mi? Ancak bunu bir hükümet yaparsa iş değişir; kimseden ses çıkmaz, idrak edilmez, olup biten görmezden gelinir, hatta alkışlayanlar bile çıkar.

Kısacası AKP hükümetleri halkın malını satmaktan başka yol düşünemiyor ve bulamıyor. Ben şimdi “AKP’yi ayakta tutan bir destek de Cumhuriyet’in 90 yıllık birikimidir” desem, yanlış mı söylemiş olurum? Gelmiş geçmiş hangi iktidar Ata mülkünü bunların yaptığı kadar şuursuzca satıp savurdu?

Halkımızın 90 yıllık birikimi; özelleştirmeler yoluyla, iç ve dış bedhahlarca talan edilmiş, paylaşılmıştır, paylaşılmaya da devam ediliyor. Türk milletinin mallarını aç kurtlar gibi paylaşanları, paylaştıranları, yapılan bu gaddarca yağma karşısında kılı kıpırdamayan sözde aydınları, hele hele üniversiteleri, bu kurumların sözde öğretim elemanlarını gelecek kuşaklar lanetle anacaktır. Bu korkunç talan AKP’nin ve onun hükümetlerinin alnında kara bir leke olarak kalacaktır. Gelecek kuşaklar; özelleştirme yağmasının altında imzası olan, yapılan peşkeşler karşısında tepkisiz kalan herkesi utançla anacaktır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI