Bugun...
30 MART MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ'NE DOĞRU GİDERKEN!..


Reyhan İŞERİ
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-02-2014 00:03
     

 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi arefesinde anket ve araştırma şirketleri her seçim döneminde olduğu gibi bu seçim döneminde de yaptıkları anket çalışmalarını peşpeşe açıklamaktadırlar. Şirketlerin açıkladıkları anketler üç aşağı beş yukarı birbirine benzer sonuçlar içermektedir. Ancak açıklanan anket sonuçlarının toplumun gerçek nabzını yansıtan sonuçlar içermediği ve hatta seçmenin oyunu belli bir siyasi partiye kanalize etme amaçlı yapılan çalışmalar olduğu kanaatindeyim.

 

      Çünkü!.. Kamuoyuna açıklanan anket sonuçlarının büyük bir kısmı Mahalli İdareler Seçimi sonucundan daha çok geçtiğimiz yıllardaki genel seçim sonuçlarının oy oranlarına  yakın sonuçlar içerdiği bariz bir şekilde ortadadır. Hatta 17 Aralık sonrası  başlayan “rüşvet ve yolsuzluk operasyonu” akabinde yaşanılan emniyetteki görevden almalar, yargıdaki durum ve en önemlisi iktidar partisi AKP ile Cemaat arasında cereyan eden kavga ve restleşmeyi düşündüğümüzde söz konusu anketlerde açıklanan sonuçların bugün bir genel seçim olsa dahi alınamayacağı kanaatindeyim.


      Nitekim teknolojinin ileri seviyede kullanıldığı ve insanların internet sayesinde her türlü bilgiye ulaşıp sosyal iletişim siteleri aracılığıyla birbirini haberdar ettiği bir dönemde seçime iki aydan az bir süre kala  rüşvet ve yolsuzluk sarmalına ait görüşmelerin ses ve görüntü kayıtı videoların yayınlandığı bir süreçte seçmenin oyunu etkilemeyeceğini düşünmek herhalde aklı olan işi olmasa gerek!.. Hele hele zorlu ekonomik koşullar altında ezilip geçim mücadelesi veren bir toplumsa hiç akıllı işi olmaz!.. Bu nedenle bazı anket sonuçlarının bir araştırma sonucundan daha çok ülke gündemindeki meselelerden dolayı oy kaybı yaşayan iktidar partisi AKP’nin oy kaybı yaşamadığını ve daha da ilginci oylarını artırdığı düşüncesi oluşturup seçmenin oyunu etkileme amaçlı düşüncesinden hareketle yapıldığı kanaatindeyim ve bu tip araştırma ve anketlere bir Siyaset Bilimci olarak pek itibar etmemekle birlikte gerçekçi bulmadığımı da belirtmek istiyorum.


     Evet gerçekçi bulmuyorum!.. Çünkü!.. Bugün bir genel seçim olsa bugünün gündem meseleleri sayesinde bu sonuçların alınamayabilmesinin bir nedeni de Cemaat meselesidir!.. Bazıları Fethullah Gülen Hocaefendi ile cemaati her ne kadar hafife almaya kalksalarda Fehtullah Gülen Hocaefendi ile cemaatinin Türkiye’de belli bir tabana sahip olduğu gerçeği görmezden gelinemez. Düne kadar AKP iktidarının arkasında duran Fethullah Gülen Hocaefendinin iktidar tarafından 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun akabinde “düşman” gibi gösterilmeye çalışılması ve hatta kavgada bile söylenmeyecek lafların milyonların gözü önünde söylenmesi cemaatin büyük bir kesiminin tepkisine yol açmıştır. Ve bu tepkinin bu saatten sonra sandığa yansımayacağını düşünmek akıllı işi olmaz. Bu konudaki şahsi düşüncem cemaatin Türkiye’deki faaliyet alanını düşündüğümde Fethullah Gülen Hocaefendi’nin cemaatinin Türkiye’de % 10’un üzerinde bir seçmen kitlesine sahip olduğu yönündedir. Ancak bu demek değildir son olaylar karşısında bu kesimin tamamının iktidarın karşısında yer alıp sandığa gittiğinde iktidar partisi dışında bir partiye destek verecek!.. Nasıl iktidar partisi içerisinde cemaat ile ilgili iddia ve söylemlerden rahatsız olanlar varsa aynı şekilde cemaat içerisinde de cemaatin söylem ve tutumlarından rahatsız bir kesim var. Bundan dolayı söz konusu cemaatin büyük bir kesiminin iktidar partisine verdiği oy desteğini geri çekmesi beklenen bir durumdur. Lakin bu oyların hangi siyasi partiye kayacağı konusunda şuan için sadece yorum yapılabilir.


      Nitekim Fethullah Gülen Hocaefendinin bugüne kadar yapmış olduğu açıklamalara bakıldığında da şuan için herhangi bir siyasi partiyi işareti söz konusu değildir. 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nde Türkiye geneli bir siyasi partiyi mi yoksa her ilde iktidar partisinin adayı karşısında güçlü olan adayı mı destekleyecekleri ya da cemaat tabanı parti tercihi konusunda serbest mi bırakılacağı konusunda şuan için belirsizlik hâkim olan bir konudur. Bu konuda yorum yapmak yerine biraz egoistçe davranarak yorumları kendime saklamayı tercih ediyorum. Sadece önümüzdeki yerel seçimlerin Türkiye için yeni arayışların bir başlangıç noktası oluşturacağını düşündüğümü belirtmek isterim.


      Evet bir başlangıç diyorum. Çünkü!.. İktidar partisinin tabiri ile “çıraklık – kalfalık –ustalık” döneminin sonuna sadece bir yıl gibi bir kısa süre kalmasına karşılık bu süre zarfında bir mahalli idareler seçimi, ardından bizzat halkın oy kullanarak seçeceği bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve ardından da genel seçimler var!.. Üç seçim arka arkaya ve yerel seçimlerde yaşanacak en ufak bir değişim diğer seçimleri de etkileyecektir. Nasıl mı? 2009 Mahalli İdareler Seçimi’nde Türkiye genelinde %38.8 oy alarak birinci olan iktidar partisinin bu oy oranının altına düşmesi ve bazı belediyeleri kaybetmesi Başbakanın önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık durumunu bir kez daha hem kendinin hem de partinin gözden geçirmesi demektir. Seçmenin AKP’nin geçmişte Anavatan Partisi örneğinde olduğu gibi hızlı yükselişin ani bir ivme ile geri inişi olarak algılamasına neden olacaktır.


      Ayrıca parti içerisindeki cemaate yakın isimlerin şu veya bu sebeple partiden ayrılışları da toplumu partinin bir dağılma sürecine girdiği yönünde bir düşünceye sevk edecektir. Bunların hepsi AKP için bir avantaj değil bir dezavantaj durumudur. Her ne kadar AKP, “paralel devlet” veya “paralel yapı” diyerek 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu üzerinden bir mağdur edebiyatı kampanyası ile yerel seçimlerden başarı ile çıkmayı hedeflese de bu tür bir seçim kampanyası kutuplaşmayı daha da tetikleyecektir. Oysa Türkiye’de geçmişte yaşanmış kutuplaşma siyasetlerine bakıldığında bu kutuplaşmalardan başarı değil başarısızlıklar elde edilmiştir. Ve Türkiye’nin geçmişteki kutuplaşmalar yüzünden ağır bedeller ödediğini unutmamak gerekir!..


       Öte yandan geçtiğimiz yerel seçimlerde Türkiye geneli seçmenin yaklaşık %15’lik bir kısmı şu veya bu nedenle sandığa gitmeyip oy kullanmamıştır. Ve sandığa gitmeyip oy kullanmayan seçmen iktidar partisinin tabanına ait bir seçmen olmayıp ya muhalefet partilerinin fikirlerine mensup olup partisine tepki vermek isteyen seçmen ya da Türkiye’deki seçim sistemi ile hiçbir şeyin değiştirilemeyeceğini düşünüp tüm partilere kırgınlık duyup hepsinin aynı olduğu düşüncesine sahip bir seçmen kitlesidir. Elbette aralarında çeşitli mazeretlerle oy kullanamayan belli bir kesimde vardır. Ama büyük bir çoğunluğu tepki veya boykot amaçlı sandığa gitmeyen seçmendir. Çünkü geçtiğimiz yıllarda Anadolu’nun bir çok yerinde “Ahmet gitti, Mehmet geldi. Mehmet gitti,  Hasan geldi. Hiçbirinin hiçbirinden farkı olmadı. Vatandaşı düşünmediler. Vekillik bahane imkanlar şahane! Şimdi ben ne için ve kime oy vereceğim?”tarzı ifadeleri bizzat defalarca bir çok yerde duymuş biri olduğum için ve her ortamda toplumun her kesimini gözlemleyen biri olarak sandığa gidip oy kullanmayan seçmenin büyük bir kısmının tepki ve boykot amaçlı gitmediğini düşünüyorum. Bu nedenle de boykot veya tepki amaçlı sandığa gitmeyen seçmenin bu seçimde sandığa gitmesi durumunda muhalefet partilerinin oy oranında bir yükseliş yaşanacağı düşüncesindeyim. Zaten geçtiğimiz seçimlerde AKP’nin seçmeninin sandığa gitmeme gibi bir lüksü olmadığından ve bu boykot veya tepki veren seçmen AKP’den memnun olmuş olsa zaten sandığa gidip AKP’ye oyunu verirdi.


      Aslında muhalefet partileri geçtiğimiz seçimlerde sandığa gitmemiş seçmene ulaşıp ikna edebilirse partileri için bu durumu bir avantaja dönüştürebilirler. Sonuçta geçtiğimiz seçimlerde bırakın sadece “BİR OY” ile belediye kaybetmeyi oylar defalarca sayılmasına rağmen iki aday arasında eşit çıktığı için kura neticesinde belediye kazanılıp kaybedildiği düşünülürse “BİR OY” herşeyi değiştirebilir. Siyasi partiler “BİR OY”un bile hesabını yapmalıdırlar!..


       Kısacası 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi’ne elli dört gün gibi bir zaman kalmasına rağmen siyasi partiler bu süreyi kendileri açısından verimli bir şekilde çalışarak seçimlerden başarı ile çıkabilirler. Bu da parti teşkilatlarının ve adayların çalışması ile seçmende bırakacağı intibaya bağlıdır. Unutmayınız ki inanmak başarmanın yarısıdır!.. Geri kalan yarısı çalışmaktan geçer!..


       Ülkemizin birlik ve beraberliğinin korunacağı bir ortamda huzur içinde bir seçim yaşanması ve yaşatılması temennisiyle!.. İnşallah partiye ve yandaşa değil Millete hizmet edecek adaylar bu seçimde muvaffak olur!..



Siyaset Bilimci – Terör Uzmanı



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI