Bugun...
AĞUSTOS'TA ÇANKAYA'DA YENİ BİR ZAFER YAZMAK İSTEYENLERE!..


Reyhan İŞERİ
 
 
facebook-paylas
Tarih: 06-04-2014 10:11
     
 30 Mart Yerel Seçimi ile ilgili iddialar ile seçim sonucunda partilerin başarı ve başarısızlık durumları gündemde yerini korusa da gündemin esas konusu Cumhurbaşkanlığı seçimi. Nitekim partilerin kimleri aday edeceği veya aday belirleme sürecinde  hangi kriterler göz önünde bulundurulacağı veya AKP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan'ı göstermesi durumunda muhalefet partilerinin ortak bir aday üzerinde uzlaşıp uzlaşamayacağı konusu yerel seçimin akabinde hem siyasi partiler tarafından hem de yazılı ve görsel basın tarafından konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.

      Elbette bu konuların tartışılması gerekir ama Cumhurbaşkanlığı seçiminin Ağustos ayında yapılacak olmasından dolayı aday belirleme ve seçim propaganda süreci için dört ay gibi sınırlı ve kısa bir zaman olması nedeniyle bu zamanın her anının çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Siyasi partiler, üzerinde uzlaşacakları bir aday belirlemeyi düşünmüyorlarsa bir an önce Köşk adaylarının kimler olduğunu ortaya koyup her ne kadar yerel seçimden dolayı bir yorgunluk varsa da yine de seçim çalışmalarına başlamaları gerekir. Malumunuz bugüne kadar yapılmış bir çok seçimde seçime iki ay kala meydanlara inip oy isteyerek partilerin hedefledikleri başarıya ulaşamadıkları gerçeği görmezlikten gelinemez.  Ancak seçime iki ay kala meydanlara inip vatandaşın oyuna talip olunarak bırakın genel veya yerel seçimi Çankaya seçiminden zaferle çıkmak zor olur.

      Çünkü Türkiye, 81 vilayetten oluştuğundan seçime iki ay kala meydanlara inilse aday her vilayete birer gün bile ayıramayacağından ya iki vilayet bir güne sığdırılacak ya da bazı vilayetlerin seçimde es geçilmesi gerekecek. Geçmişteki seçimlerin hepsinde böyle olmadı mı? Seçime iki ay kala yola çıkılırsa Çankaya seçiminde de farklı bir tablo ortaya çıkmaz!.. İşte bu nedenle Çankaya seçiminde en başarılı parti olmak isteyen partiler bir an önce adaylarını belirleyip seçim çalışmalarına koyulmalıdırlar. Lakin Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bazı hususlara özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

        Bu hususlardan en önemlisi şahsi düşünceme göre Erdoğan veya AKP karşısında diğer partilerin özellikle CHP ve MHP'nin seçimin başında bir ittifak veya ortak bir aday üzerinde uzlaşmasını en başta Erdoğan ile AKP'nin seçim meydanlarında diline dolama ihtimali karşısında Anadolu'nun bu duruma karşı AKP ve Erdoğan'a yönelmesine ve daha birinci turda Erdoğan'ın veya AKP'nin adayının seçilmesini sağlayabilir. Ve böyle bir ittifak veya aday uzlaşması durumunda sadece belli büyükşehirlerde belli seçmen kitlesinin desteği alınır ama partilerin kendi tabanlarında bile rahatsızlık durumu yaratıp parti üyelerinin bile sandıkta tepki vermesine neden olabilir. Bunun yerine partilerin toplumun her kesimine hitap edip toplumu kucaklayıp farklı kesimlerinde oyunu alabilecek adaylar çıkartıp birinci tur neticesinde ikinci tura kalacak iki aday arasında vatandaşın kendiliğinden uzlaşma sağlayacağı bir durumla daha verimli bir sonuç alınabileceği kanaatindeyim.
 

      İkinci önemli bir husus ise Cumhurbaşkanlığı'nın bir icra makamından daha çok bir temsil makamı olmasından dolayı Cumhurbaşkanı adaylarının halkın karşısına çıktıklarında anlatacakları hususlar ve seçim kampanyasını oluşturacak propaganda faaliyetlerinde genel seçim veya yerel seçimlerdeki vaatlerde bulunamayacaklarından halkın desteğini çekecek etkin ve ayakları yere basan bir kampanya projesi üretmeleri gerekir. Sonuçta vatandaşa gidip "Köprü yapacağım, yol yapacağım veya rektör atamalarında bir oy alanı atayacağım/atamayacağım!.."tarzı bir vaatte bulunarak oy isteyecek halleri yok!.. Bu seçimde aday kendini ne kadar iyi tanıtıp  milleti ve devleti gerçekten temsil edebileceğine ve o makamı doldurabileceğine seçmeni ikna edebilmesi önemli olacaktır. Açıkçası adayların seçim startı verildiğinde hangi vaatlerle vatandaşın karşısına çıkacağını merak etmiyor değilim. O gün geldiğinde hep birlikte göreceğiz, İnşallah!..

       Diğer önemli husus ise; Cumhurbaşkanlığı seçiminin Ağustos ayında yapılacak olmasından dolayı vatandaşın büyük bir kısmı yaz tatili nedeniyle köylerde, yaylalarda veya tatilde olacağından oy kullanmak için vatandaş, tatilini yarıda kesip veya köydeki - yayladaki işini yarım bırakıp sandık başına gitmeyi tercih etmeyebilir. Nitekim 30 Mart seçiminde yaklaşık 5-6 milyon seçmenin yaz sezonunda olmamasına rağmen oy kullanmadığı düşünülürse Cumhurbaşkanlığı seçiminde daha fazla seçmenin yaz sezonu nedeniyle sandık başına gitmemesi muhtemeldir. Ayrıca Cumhurbaşkanının büyük ihtimalle ikinci turda seçilmesi ihtimalinden dolayı oy kullanacağı şehirde bulunmayan vatandaş için çift git - gel durumu söz konusu olacağından bugünün ekonomik şartları düşünüldüğünde  vatandaş sandık başına gidip gelmenin külfetini de göz önünde bulundurabilir. Bu nedenle yaz tatilini köy veya yaylalarda geçirecek vatandaşın seçimden bir - iki ay evvelinde yapılacak bir müracaatla oylarını sadece bu seçime has olarak bulundukları köylerde kullanmasına imkan verecek bir düzenleme yapılabilirse seçime katılım oranında bir düşüş yaşanmayabilir. Aksi takdirde geçtiğimiz referandumun yaz ayına denk gelmesinden dolayı katılım oranının %70'lerde olduğu düşünülürse bu seçime katılım oranın da o kadar olmasa da biraz düşme ihtimali yüksektir. Eğer ki böyle bir düzenleme mümkün değilse  partiler vatandaşın Cumhurbaşkanlığı seçimini önemsemesini ve sandık başına gitmesini sağlayacak bir çalışma gerçekleştirmesi gerekir. Nitekim meydanları taşıma usulü ile dolduran partiler, bu durumu göz önünde bulundurup her ne pahasına olursa olsun birinci turun sonunda Çankaya'ya çıkmak için seçmenleri oy verecekleri vilayetlere taşımaları muhtemel bir durumdur.

     Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçiminde yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları için yurtdışında da sandıklar konulacağından adayların yurtdışındaki Türklerin oyunu alacak çalışmalar yapmanın yanı sıra yurtdışı ziyaretlerinde bulunması da gerekmektedir. Çünkü yurtdışında yaklaşık 3 Milyon seçmen kitlesinin bulunması önemli bir oy potansiyelidir. Bu nedenle adayların ve partilerin yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik çalışmalar yapması gereklidir.

         Ayrıca her seçim döneminde üzerine basa basa defalarca yazdığım sandık güvenliği meselesine Cumhurbaşkanlığı seçimi içinde değinmem gerekir. Sandık görevlisi ve müşahitler disiplinli ve görevinin bilincinde güvenilir kişilerden oluşturulmalıdır. Seçime 2-3 hafta kala verilen sandık görevlisi eğitimi ile bu sorun çözülemez. Bu nedenle partiler sandık görevlisi ve müşahit seçimine ve eğitimine ağırlık vermelidirler.

       Parti genel merkezlerine de günün teknolojisi kullanılarak "SANDIK KOORDİNASYON MERKEZİ" kurulmalı ve sandık görevlileri ile müşahitlerin takip ettiği sandık verileri anında bu merkezde toplanmalıdır. Nitekim 30 Mart Seçimi'nde Dedemin 86 yaşında Anneannemin de 76 yaşında ve okuma - yazması olmadığından dolayı sandık başkanı gözetiminde oy kullanırlarken herhangi bir yönlendirme olmaması için yanlarında bulunmam karşısında hangi partiye oy verdiklerini gözümle görmeme rağmen seçimden bir gün sonra sandıklardan çıkan oy sonuçlarının YSK'dan alınarak bir partinin resmi sitesinde yayınlanması üzerine kontrol amaçlı baktığımda iki partinin o sandıktan "sıfır" oy aldığını ama farklı iki partinin de oylarının yüksek olduğunu görmem karşısında Dedem ile Anneannemin oylarının kullandıkları partiye değil başka partiye yazıldığını fark ederek partileri bu durumdan haberdar edip düzelttirmelerini sağladım. Yapılan olay aslında ıslak imzalı sandık tutanaklarında partilerin oylarının normal olmasına karşın YSK'nın bilgisayar sistemine aktarırken şu veya bu şekilde başka partilere kaydırılması olayıdır. Benzer durum bir çok yerde olmuş ve hatta tamamının tespit edildiği de söylenemez. Bu nedenle bu ve buna benzer sıkıntıların anında tespit edilip gerekli itirazın anında yapılabilmesi için parti genel merkezlerinde "SANDIK KOORDİNASYON MERKEZİ" kurularak bilgiler tek merkezde toplanmalıdır.

      Açıkçası bir seçimden zaferle çıkıp çıkmamak her ne kadar vatandaşın mührü ile belirlenecekse de siyasi partilerin ve adayının çalışması vatandaşın mührünü hangi partiye veya adaya basacağına karar vermesinde etkili olacaktır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı gibi kritik bir seçime dört ay gibi kısa bir zaman kalmasından dolayı partilerin adaylarını bir an önce belirleyip hem adayının hem de partinin teşkilatlarının gecesini gündüzüne katıp dişini sıkıp bu dört ay boyunca Anadolu'yu karış karış gezip her kapıyı çalıp herkese ulaşması gerekir. Benim her zaman kullandığım bir tabirle Cumhurbaşkanı adayı, Parti genel başkanı, milletvekilleri, il - ilçe teşkilatı çarıklarını giyip Anadolu'nun tozlu yollarına koyulup her kapıyı çalıp Cumhurbaşkanı adayını anlatarak Çankaya seçiminde başarı elde edilebilir. Seçime iki ay kala meydana inerek seçim kazanılmaz. Çünkü Çankaya seçiminde muhalefetin karşısında muhalefetten kat ve kat fazla imkanlara sahip bir iktidar partisi bulunmaktadır.  

        Sonuç olarak konuyu kısaca özetlemek gerekirse;

     1- Cumhurbaşkanlığı seçimi için partilerin ittifak yapmaları veya ortak bir aday üzerinde uzlaşmaları Anadolu'da tepki durumu oluşturup ters etki yapabilir.

      2- Seçimden başarı ile çıkmak isteyen partiler, seçime yaklaşık dört ay gibi kısa bir zaman kalmasından dolayı adaylarını bir an önce belirleyip seçim çalışmalarına başlamalılar. Çünkü zaman her ne kadar uzun gözükse de göz kapayıp açıncaya kadar geçecek kadar kısa bir zamandır.

      3- Partiler adaylarını belirlerken toplumun tüm kesimini kucaklayıp toplum tarafından benimsenecek ve Cumhurbaşkanlığı makamını gerçekten doldurabilecek bir aday ile seçime girerlerse adaylarını tanıtmak ve toplumun desteğini almak daha kolay olacaktır.

     4- Cumhurbaşkanlığı seçiminin Ağustos ayında olması nedeniyle seçmenin bir kısmının tatilde, köylerde veya yaylalarda olmasından dolayı seçime katılım oranı düşük olabilir. Seçmenin sandığa gitmesini sağlayabilecek çözümler üretilebiliyorsa üretilmelidir.  

     5- Yurtdışında yaklaşık 3 milyon vatandaşımızın sandık başına gideceğinden dolayı Cumhurbaşkanlığı adaylığında adayların yurtdışında belli ülkelerde çeşitli toplantılar düzenlemesi gerekebilir.

      6- Seçime girecek partiler teşkilat olarak adayının arkasında durup Anadolu'nun her köşesine ulaşıp adayını tanıtmalıdır.

      7- Partiler sandık güvenliği ve sandığa hakim olma konusunda azami özen göstermelilerdir.

      Cumhurbaşkanlığı seçimi, kritik bir seçim olmakla birlikte her şeye rağmen kadın - erkek, genç - yaşlı bir olup omuz omuza mücadele edilerek dört aylık süre içinde gece gündüz yapılacak bir çalışma neticesinde hiçbir parti için imkansız değildir. İmkansız demek baştan yenilgiyi kabul etmek demektir. Oysa Anadolu orada, Partiler Ankara'da!.. Ankara'da oturarak zafer yazılmaz!.. Ankara çarıklarını giyip Anadolu'ya çıkartma yaparsa TÜRK'ÜN ZAFERLER AYI AĞUSTOS'TA TÜRK MİLLETİ ÇANKAYA'DA YENİ BİR ZAFER YAZAR!..
 
6 Nisan 2014
Reyhan İŞERİ
Terör Uzmanı - Siyaset Bilimci


Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI