Bugun...
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ


Reyhan İŞERİ
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-03-2014 07:33
     

Mahalli İdareler Seçimi'ne bir aydan daha kısa bir zaman kalmasına rağmen ülkede rüşvet ve yolsuzluk iddialarının yarattığı bir kaos ortamı hakimken ülkeyi başka bir kaos ortamına daha sürükleyecek adımların sözde bir "Demokratikleşme Paketi" adı altında hayata geçirilmesi ülkenin birlik ve beraberliğini hedef alabilecek adımlardır.

 

Nitekim etnik bölücü terör örgütü PKK ile siyasi uzantısı partiler tarafından 30 Mart sonrası için "özerklik" ilanının dile getirildiği bir dönemde TBMM'nin ara tatile girmeden sabahlara kadar çalıştırılıp alelacele "eş genel başkanlık sisteminin, farklı dil ve lehçelerde eğitim - öğretim imkanının, köylere eski isimlerin geri verilmesi ile farklı dil ve  lehçelerde her türlü propaganda imkanının" hayata geçirilmesi özerklik sisteminin temellerini geçtik, kolonlarının inşası demektir. Atılan bu adımlar Oslo'da başlatılıp Habur'da devam ettirilip "Ankara - İmralı - Kandil - Erbil" dörtgeninde sürdürülen "sözde çözüm özde çözülme süreci" görüşmelerinin bir ürünüdür!..

 

Irak, İran, Suriye ve Türkiye toprakları üzerinde bağımsız bir kürt devleti kurma hayali taşıyanların sözde bu bağımsız devletin Irak ve Suriye ayağını kurduklarını görmezden gelen siyasi iktidar sayesinde "Artık analar ağlamasın!.." sloganıyla başlattıkları süreçle terör örgütünü etkisiz hale getirme ve teröristleri dağdan ovaya indirme rüyaları kapsamında attıkları bir adımdır. Lakin rüşvet ve yolsuzluk soruşturması operasyonu ile milyon dolarların transferine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının yayınlanmasının akabinde yıllardır hizmetlerini öve öve yere göğe sığdıramadığı Fethullah Gülen ile cemaati "Paralel Devlet" kurmakla suçlayan Başbakan Erdoğan seçim startı verildiği günden beri etnik bölücü terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı partilerin Doğu vilayetlerimizde 30 Mart sonrasında "özerklik" ilan edecekleri beyanlarına göz yummakla kalmayıp etnik bölücülerin taleplerini hayata geçiren kanunları çıkarttırmaktadır. Yalan mı?

 

Anayasa'da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi dili TÜRKÇE olmasına rağmen devletin yayın organı olan TRT bünyesinde 24 saat kürtçe yayın yapan TRT 6'yı kurdurup 1 Ocak 2009'da yayına başlatmadılar mı? Ya da kürtçe konuşan farklı bölgelerde yaşayan vatandaşların birbirlerinin ne konuştuğunu bile anlamamalarına rağmen kürtçenin gramerinin oluşturulması için üniversitelerde bölüm ve enstitüler kurdurmadılar mı? Ya da devlet okullarına seçmeli kürtçe dersi koymadılar mı? Veya mahkeme salonlarında Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmalarına rağmen Türkçe konuşmak istemeyip Türkçe bilmediğini iddia edenlerin kürtçe ifade vermelerinin veya savunma yapmalarının önünü açmadılar mı?

 

Şimdi de bu kadarla da yetinmeyip özel okullarda kürtçe eğitimin, meydanlarda kürtçe propagandanın ve köylere kürtçe isimlerin verilmesinin önünü açtılar!.. Peki gelecek günlerde devlet okullarında kürtçe eğitimin önünü açmayacaklarının garantisi var mı? AKP iktidarına kadar etnik bölücü terör örgütü PKK ile siyasi sözcülerinin yıllardır gerçekleşmesini hayal bile edemedikleri kürtçe ile ilgili ne varsa AKP iktidarı sayesinde gerçekleştiriliyorken devlet okullarında kürtçe eğitimin önünü açacak bir düzenlemenin yapılmayacağının garantisini kimse veremez. Daha da önemlisi bu gidişle Anayasa'daki değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerden biri olan "Dili Türkçe'dir" maddesi bile bu saatten sonra tehdit altındadır. 

 

Maalesef AKP iktidarı Anayasa'da garanti altına alınmış olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde "iki dilli" ve hatta "çok dilli" bir Türkiye oluşturmaya çalışmaktadır. AKP iktidarının bu konuda attığı adımlar Türkiye'nin birlik ve beraberliğini hedef alan adımlar olmakla birlikte etnik bölücülerin yıllardır talep ettiği taleplerdendir. Atılan bu adımlar siyasi iktidarın "Başkanlık sistemi" sevdası uğruna atılmıştır. Ancak ülkedeki genel duruma bakıldığında Başbakan Erdoğan'ın "Başkanlık sistemi" sevdası ile "Yüksek Rakımlı Tepe"ye çıkma hesabının bir hayal olarak kalması muhtemeldir.

 

Sonuç olarak sözde "demokratikleşme paketleri" ile veya "sözde çözüm özde çözülme süreci" ile Türkiye'de ne terör örgütü etkisiz hale getirilebilir, ne de teröristler dağdan ovaya indirilebilir. Etnik bölücülerin "sözde çözüm özde çözülme süreci" kapsamında gerçekleştirilen bu düzenlemelerle buldukları yüz sayesinde 30 Mart sonrası için büyük hesaplar peşinde olduklarını görmeyenler, ülkede yaşanacak muhtemel kaosun baş sorumlusu olacaklardır.

4 Mart 2014

Reyhan İŞERİ

Terör Uzmanı  - Siyaset Bilimci



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI