Bugun...
İMRALI VE SOYKIRIM YALANI


Reyhan İŞERİ
 
 
facebook-paylas
Tarih: 01-02-2014 00:03
     

İmralı'daki teröristbaşının yazdığı her mektup gibi basına son yansıyan soykırım temalı mektubu da her Türk Evladının sinirini zıplatacak cinsten bir mektup. Mektubu yazana değil, otuz beş - kırk bin insanımızın katliamına vesile olan bir teröristbaşının devletin cezaevinde bir misafir gibi ağırlanmasına vesile olanlara ve mevcut kanunlara kızıyorum. "Artık Analar ağlamasın!.." sloganı ile başlatılan "sözde çözüm özde çözülme süreci"diyebileceğim bir proje ile muhatap alınıp terörün bitirilebileceğini iddia edenlere kızıyorum. Neden mi?


      Çünkü!.. Teröristbaşı caninin Beka vadisinde etnik bölücü terör örgütü PKK'yı yönetirken Ermeni terör örgütü ASALA ve Türk düşmanı Ermeni diasporası ile yaptığı görüşme, anlaşma ve beraberlikler teröristbaşının ve etnik bölücü terör örgütü PKK'nın Ermenilerin sözde soykırım yalanına destek vermelerini gerektirdiğinden bu tarzda bir mektup yazmasını normal değerlendirmek lazım. Ya da toplumun belli bir kesimi tarafından da bilindiği üzere etnik bölücü terör örgütü PKK'nın her ne kadar Kürtler üzerinden bir propaganda faaliyeti yapıyor olsa da kürtçü olarak görünen bazı zatların gerçeğinde Kürt olmadıkları ve hatta Ermeni kökenli olduklarını da göz ardı edemeyiz. O nedenle etnik bölücü terör örgütü PKK, 1973'te temellerinin atılıp kurulduğu günden beri hem Ermeni etnik terör örgütleri ile hem de Türk düşmanlığı yapmayı kendine amaç edinmiş Ermeni diasporası ile yakından bağlantılı olan bir etnik bölücü terör örgütüdür.


      Nitekim etnik bölücü terör örgütü PKK, 1979 ve 1980'de Lübnan'ın Sidon (Sayda) şehrinde ASALA ile ortak düzenlediği toplantılar neticesinde "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı ortak eylem kararı" almış bir terör örgütüdür. Hatta etnik bölücü terör örgütü PKK tarafından 21-28 Nisan tarihleri 1980'den beri "Kızıl Hafta" olarak ilan edilmiş ve 24 Nisan'da sözde "Ermenilerin katledilmesi günü" olarak kabul edilip yurtiçinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Dahası 9 Kasım 1980'de Türkiye'nin Strazburg Başkonsolosluğu'na ve 19 Kasım 1980'de Roma THY bürosuna yapılan terör saldırıları Ermeni terör örgütü ASALA ve etnik bölücü terör örgütü PKK'nın ortaklaşa yaptığı saldırılardır. Ayrıca Ermeni terör örgütü ASALA'nın faaliyetlerine son vermesi üzerine ASALA'ya mensup teröristlerin etnik bölücü terör örgütü PKK'ya katıldığı da bir gerçektir. Ve hatta Ermeni diasporalarının etnik bölücü terör örgütü PKK'ya maddi destek verdiği de bilinmektedir. Teröristbaşının Ermeni Yazarlar Birliği tarafından "Büyük Ermenistan" fikrine katkısından dolayı "onur üyesi" seçildiğini de göz ardı etmemek lazım.


      Bu gerçekler buzdağının sadece görünen bir yüzüdür. Etnik bölücü terör örgütü PKK'nın Ermeni terör örgütleriyle veya Ermeni diasporaları ile ilişkilerine ait daha yüzlerce örnekler verilebilir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda da aradaki ilişkiler ispat edildiğinden teröristbaşının Oslo'da başlatılan "sözde çözüm özde çözülme süreci" olarak gördüğüm bir sürecin neticesinde bulduğu yüz ve tavizler sayesinde İmralı'dan Türk Milleti'nin Ecdadını ve Türkiye'yi soykırımcı ilan eden bir mektubu yazması doğaldır!.. Lakin onu şımartıp yüz bulmasını sağlayanlar esas bu konuda kabahatlidir!.. Otuz beş - kırk bin insanını katletme emrini vermiş, devlete - millete kurşun sıktırmış, ülkeyi bölmeye kalkmış bir teröristbaşının ağzından çıkacak söze itibar eden yöneticilerdedir kabahat!.. Yalan mı?


      Anadolu'da "Arsıza yüz verirsen astarını da ister!.." derler. Bu arsızdan da beter de hala İmralı'dan gelecek açıklamaya itibar edip terörle mücadele yerine terörle müzakere yöntemini yürütüyorlar. İşte sorun burada!.. Ya koskoca devletiz!.. Teröristbaşı cani, otuz beş - kırk bin insanımızı katlettirdiği gibi Ecdadımızı "soykırımcı" ilan ediyor!.. Buna da"Eyvallah!.." diyorsunuz?


       Sizi bilmem ama bizlerin etnik bölücü terör örgütü PKK'nın katlettiği Şehitlerimizin yüzüne bakacak yüzümüz kalmadı kalmaya da bu gidişle Ecdadımızın yüzüne de bakacak yüzümüz kalmıyor!.. Neden mi? Bir düşünün!..


      Üç kıtada asırlar boyu hüküm sürüp, sayısız devletler kurmuşuz!.. Bırakın Ecdadımızın ayağını bastığı yeri Ecdadımızın atının nalının bastığı yere adalet, hak, hukuk, insanlık götürmüş bir Ecdada sahibiz!.. Ecdadımızın sırtı döşek yüzü görmemiş dünyaya nizam vermek için savaşmışız ama "AMAN!.." diyene el kaldırmamışız!.. Düşmanımızın bile kadınının - kızının  iffetini ve namusunu korumuşuz!.. Böyle bir Ecdada ve Şerefle yazılmış bir TÜRK Tarihine sahip bir milletken Ecdadımıza iftira atılmasına seyirci kalarak Ecdadımızın yüzüne bakacak yüzümüz olur mu? Bir düşünün!..


       Açığını söylemek gerekirse günü kurtarmaya çalışan projeler üretip politikalar uygulayarak devam edildiği sürece Ecdadımızı soykırımcı ilan eden sözleri daha çok duyarız. Gün geçtikçe daha da dillendirilir. Bizler Tarihimizi ve Ecdadımızı bilen insanlarız. Eğer Ecdadımız bir soykırım yapmış olsaydı bizler bugün çıkar soykırımı kabul edip özür dileme erdemini de gösterirdik. Lakin Ecdadımız tarafından şerefle yazılan tarihimizde hiçbir kara lekemiz yokken de çıkıp bizlerin soykırım yalanını kabul etmemizi kimse beklemesin!.. Ama tarihimizde böyle bir kara leke yok deyip de oturmakla da bu karalama kampanyası bitmez. O nedenle bizlerinde artık bu soykırım yalanı karşısında bir şeyler yapmamız gerekiyor.


       Nitekim 2015 yılının sözde soykırım yalanının 100. yılı bahanesiyle Ermeni diasporasının bu konuda karalama kampanyalarına büyük önem verdiği bilinmektedir. Ve gelecek yıl dünya çapında etkin karalama kampanyaları yapacakları da bilinen bir gerçektir. Bu nedenle sözde soykırım yalanına karşı etkin bir kampanya çalışması başlatılmalıdır.


      Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yönetim yetkisini elinde bulunduranlar, Siyasi partiler, Üniversiteler, STK'lar sözde soykırım yalanına karşı Türkiye'de ve uluslararası platformlarda bu soykırım yalanını çürütecek ve gerçeği anlatacak projeler üretip hayata geçirmelidirler. Bu mesele sadece hükümetin ya da muhalefetin meselesi değil Büyük TÜRK Milleti'nin meselesidir. Herkes üzerine düşeni yapmak zorundadır. Zamanı gelince yaparız anlayışı ile yapılacak proje ve kampanyalar etkili olmaz. O nedenle bugünden neler yapılabileceği düşünülüp çalışmalar başlatılmalıdır. Herkes üzerine düşeni yaparsa bu yalanı birlik ve beraberlik içerisinde çürütürüz!.. Aksi takdirde Ecdadımızın yüzüne bakacak yüzümüz olmayacaktır!..


        Ecdadının geçmişinden zerre kadar şüphesi olmayan bir TÜRK Evladı olarak bende bireysel olarak neler yapabileceğimi düşünüyor ve önümüzdeki günlerde hayata geçireceğim bir projeyi de şuan hazırlama çabasındayım!.. Çünkü Vatan için can vermiş, kan vermiş bir Ecdadın torunu olarak bu denli bir karalama kampanyası karşısında köşemde oturup seyredemem!.. Biraz daha yorulacağım ama Ecdadımın yüzüne bakacak yüzüm olacak!.. Buyurun sizlerde ne yapmak istediğinize karar verin!..

 

Siyaset Bilimci - Terör Uzmanı



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI