Bugun...
ARAP BATAKLIĞINDA GÜL YETİŞMEZ


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-06-2017 00:00
     

             Azıcık beyni çalışan, biraz ileriyi gören herkes, onu ve yalakalarını, son 15 yıl uyardı. “Bizi Arap bataklığına çekme”. O köklerim dedi, ümmet dedi, Rabia dedi, Müslüman kardeşler, dedi. Dedi de dedi ve kendi sesinden başkasını duymak istemedi. Uyuşamadığı batı ile ipleri kopardı ve peşinde bir cahil güruhu, koştura koştura Arap başkentlerine gitti. Sarıldı, çocukların elini öptü, ülkenin Cumhuriyet yadigârı eserlerini cumhuriyet ve Atatürk düşmanı onlara peşkeş çekti ve hatta bir an geldi peşinden gelen yalakalar onu halife ilan etti. Birileri vücutlarını bile ikram ettiler.

        Biz hep bu bataklıkta çiçek ve umut değil, ancak ihanet ve ölüm yetiştiğini biliyorduk. Mustafa Kemal’in genç ve laik Türkiye’si yaklaşık yüzyıl o pislik yuvasından uzak durdu. O ise hep ağzına doladığı Osmanlı’yı bu bataklığın arkasından vurduğunu bile göremezden geldi. Osmanlı için kulaktan dolma yalan yanlış açıklamalar yaptı. Ama ne oldu? Bugün bakın en yakın dostum dediği ayağına gittiği, kırallar, şeyhler, emirler onu da sırtından vurdu. Suudiler bizim yıllar önce uyarıp, irtica geliyor diye bağırdığımız bir yobazın dizi dibindeki resmini bile yayınladılar.

        Suudi yanlısı Al-Arabiya'nın İngilizce yayınında Katar krizi sırasında bir makalede, Erdoğan ve Tunus'un İslamcı Lideri Gannuşi ve Sudan’ın El Bekri gibi İslamcı liderlerle olan yakın temasları gündeme getirildi. Yazı içinde Türkiye'de iyi bilinen bir fotoğraf paylaşıldı Erdoğan'ın eski Afgan savaş lordu, Gulbeddin Hikmetyar'ın dizinin dibinde oturan fotoğrafı, Müslüman Kardeşler ile savaş suçu işleyen uluslararası aşırılık yanlısı gruplarla olan bağı sorgulandı.  

        Ama o hala bu batağa sonuna kadar gitmeye kararlı. Katar operasyonun Türkiye’yi de kapsadığının farkına varmayacak kadar cahil. Oysa dünya basınında bu operasyonun Türkiye, Katar ve İran üçgeni için düzenlendiği yazılıp çiziliyor. Bu saldırının haklı olduğunu savunmuyorum. Ama işin acı tarafı elde adam gibi bir ordusu kalmayan ülkenin genç çocuklarını elin Arabını korumak ve kollamak uğruna ateşe atıyor. Arabulucuktan söz ediyor. İyi de beş kuruşluk itibarın aynı Batı da olduğu gibi Müslüman ülkeler arasında da yok. El etek öpmeye alışık lider küllenen külliyeden haykırıyor, daha fazla hezeyan gösteriyor. Şimdi batı tarafından yalnız bırakılan ülkeme Suudi Arabistan, Mısır, İran, Irak, Libya, Tunus ve Fas gibi ülkelerde cephe almış durumda.

        İçerde ise gamsız halkım, okulları kapanan çocuklarını da alarak borçlanarak yaz tatili yapmaya hazırlanıyor. Herkeste bir gösteriş, bir görgüsüzlük, inanın yüreğim yanıyor. Muhalefette adı milliyetçi bir lider, her zaman yaptığı gibi şimdilerde çark etmeye çalışıyor. Okullar artık imam hatip, üniversiteler medrese, öğretim üyelerinin yüzde 85’i yurt dışında iş ayarlamaya çalışıyor. Türk lirası büyük bir hızla yurt dışına akıyor. Ama kimsenin umurunda değil. Herkes bu mübarek ayda kendi yarattığı canavardan Allah’ın kendilerini kurtarması için dua ediyor. O, evet o ise, yenilgi ve yanılgıların verdiği kızgınlıkla her kese kızıp bağırıp çağırıyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Ne diyeyim.

        Peki, bunları o yalnız başına mı yaptı. Yok, bu kadar da haksızlık etmeyelim. İş adamları içinde, kolay ve haksız para kazanmak isteyip komisyon vererek paralarını yığmak isteyen müteahhit takımı ile gazeteci taifesi içindeki satılıklar bu adamın iktidarına destek oldu. Nasıl mı?

        Ben hayata ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak başladım. Bu nedenle birçok yaşıtımdan çok önce hayatı göğüslemek zorunda kaldım. Bunun yararları ve zararları olduğunu zamanla öğrendim. Bunlardan biri bu konuyla ilgili. Hani yeni yetmelerin elektrik alamadım diye kullandıkları bir lafları var ya. İşte benimde ilk tanıştığım zaman kanımın ısınmadığı ve uzak durmaya karar verdiğim insanlar oldu. (Büyük bir olasılıkla onlarında kanı bana kaynamadı ben kendimin ne mendebur olduğumu bilirim) Bu konuyu en çok da gazetecilikte yaşadım. İnanmayacaksınız o konuda hiç yanılmadım.

         Meslektaşlarım içinde hiç sevemediklerim, Hasan Celal, Cengiz Çandar, Oral Çalışlar, İsmet Berkan, Fatih Altaylı, Ergun Babahan ve isimlerini burada saymak istemediğim onlarcası. Bu sevme ve sevmeme konusunda nedense hiç yanılmadım. Bu sevmediklerim siyasi görüşleri için falan değil kişilikleri bakımından bende uzak durma baskısı yaratmıştı. Bugün bunların Türkiye’yi nasıl sattıklarını açıkça görebiliyoruz. Bunları ortak yanı solcu olarak ortaya çıkıp kendi ceplerini doldurmaları oldu. Cengiz’in yalısı, Hasan Cemal’in karısının Erdoğan kampanyasını yürütmesi, Yasemin Çongar’ın Fetö’nün milyon dolarlarını alıp Taraf gazetesinin başına geçmesi, Altan kardeşler falan filan. Hele Radikal gibi bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yapan İsmet Berkan’ın Gezi olayları sırasında Kabataş olayında olmamış olayın kahramanını haklı görmesi hiçbir ideolojiye sığmaz.  

         Bu ve daha saymak istemediğim çok sayıda isim sarı basın kartı taşır ve gazeteci ismi altındadır. Diyeceksiniz ki her kes seninle aynı fikir de mi olacak. Haklısınız, ama mesleğini paraya satmaz. Bu isimlerin tümü mesleklerini para ve çıkar karşılığı satmış kişilerdir. İşte bu nedenle ben ve benim gibi çok sayıda çulsuz meslektaşım açısından kabullenemeyecek bir şey. Aklınızdan, sana da teklif edilse sende yoldan çıkabilirdin gibi bir fikir geçebilir. Yok, o konuda da ümitsizim. Bana olduğu ve benden daha fazla tanıdığım çok sayıdaki meslektaşıma teklif edenlere ben tanıdığım. Yok, kardeşim bu maya meselesi. 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI