Bugun...
Aydın Doğan, Trump, Erdoğan


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-04-2017 07:17
     

         AKP iktidara geldiğinden bu yana Beyaz Saray ile ilgili yaptıkları açıklamalar yüzünden onların söylediklerinin tersini yazmak ve yayınlamaktan ben yoruldum ve utanç duydum, onlar yorulmadı, bıkmadı. Son konu Trump’ın Erdoğan’ı referandum sonrası telefonla arayarak tebrik etmesi. Bu konu ilk önce Ankara’dan yapıldı. Beyaz Saray bu görüşmeyi iki gün sonra doğruladı. Yapılan açıklamalardan anladığımız Ankara’ya Washington yeni talimatlarını verdi. 

          Bu konuşma Erdoğan’ın CNN’e verdiği röportajla ortaya çıktı. Sanki Beyaz Saray bu konuyu duyurmak istemiyordu. Ankara açıklaması ardından Amerikan basını Trump’ı yerden yere vurdu. Öncelikle resmi sonuçlar alınmadan sen nasıl kalkar tebrik edersin diye. O bitti bu yapılan halk oylaması Türkiye’nin laiklik ve demokrasiden uzaklaşması ve Erdoğan’ın diktatörlük yolunun açılması diye eleştirdiler. Washington Post, New York Times, Wall Street Journal gibi ülkenin yüksek tirajlı ve etkin gazeteleri Beyaz Saray’a saldırdı. Avrupa’da sağcı ve solcu yüzlerce gazete ve televizyonda aynı makamdan açıklamalar ve yorumlar yaptı.

          Bu saldırılar ardından Beyaz Saray sözcüsü geri adım atmak zorunda kaldı. Beyaz Saray basın odasında ABD TV ve gazetelerin muhabirleri bombardıman gibi aktı. “Sonucu kesinleşmemiş bir oylamayı nasıl kutlarsınız? Totaliter bir lideri kutlamak ABD’nin çıkarlarını gözetmek için miydi? Bu konuşmada ki konuları bir “readout” yani tutanak yayınlamanız gerekmez mi?”

           İşte daha buna benzer bir dizi soru. Sorular öylesine yoğunlaştı ki, zaten Yüce Divan’a hızla ilerleyen ABD’nin yeni Başkanının başına bir de Erdoğan belası sarıldı. Trump’ın sıkıntısı yalnızca gazeteciler veya basın değil, kendi partisinden Kongre üyeleri de bu konvoya takıldı. Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Royce bile bu görüşme sonrası, “Türkiye’nin sinsice ilerleyen diktatörlüğü devam ediyor” şeklinde konuşmaktan kaçınmadı. FBI Sarraf olayının perde arkasını soruşturmayı kesmedi. CIA ise bazı konularda soruşturma yapıyor ama açıklama yok.

          Beyaz Saray sözcüleri ve yeni atanan ulusal güvenlik danışmanının yeni sözcüleri kıvırtmaya başladı. Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı Beyaz Saray’dan farklı açıklamalar geldi. Bunların başında YSK’nın resmi sonuçları ve seçim konusunda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) raporunun beklendiği vurgulandı. Ancak bu konudaki saçmalamalar ve Erdoğan takımının Mayıs ayında ABD Başkanından özel bir randevu alıp görüşme çabaları devam ediyor.

          Bir başka alternatif ise Mayıs ayının 21 ila 23 arasında toplantı düzenleyen ATC yani Türk Amerikan Konseyi 36'ıncı yıllık toplantısında Washington'a gelmiş olacak olan Erdoğan'ın konuşmacı olması olasılığı.(Bilal ile Egemen ABD'ye bu gezide katılacak mı merak ediyorum) Amerikalı silah tüccarlarının derneği olan bu kuruluş bu toplantılarını da Trump'ın otelinde düzenliyor. Bakalım bu uzun atışlar tutacak mı? Şimdi CNN’e “beni dünya terk etmedi bak Trump beni aradı” mesajı vermeye çalışan Erdoğan’a bir iki sorum var. Önümüzdeki hafta Ermenilerin geleneksel soykırımı anma törenleri ve Beyaz Saray Başkanlık bildirisi 24 Nisan tarihinde yayınlanacak. Bu konuşmada kendisinden Suriye ve Irak konusunda taleplerde bulunan Trump’tan, Beyaz Saray Ermeni bildirisinde soykırımı sözünü kullanmamasını neden istemedi?

          Ankara görüşme daha doğrulanmadan, Trump’tan taleplerini hazırlamaya başladı. Dışişleri Bakanı Çavuşunoğlu, bu konuda mangalda kül bırakmıyor. Aklıma gelen Trump’ın Türkiye’deki ortağı, son anda Sarayın kılı olan bir medya patronu ve kızlarının bu telefon görüşmesini sağladığı yolunda. Bu konuda referanduma yüzde 80’den fazla “hayır” diyen Türkler çaba harcıyor. Bu arada AKP’nin molla elçisi ve AKP takımı Amerikalı Türklerin 23 Nisan kutlamalarına alternatif kutlamalar düzenleyip bu gurubu parçalamaya çalışıyor.

          Ermeniler bu yıl Türkiye’nin zayıflığı ve Dünya kamuoyu önünde değer ve dost kaybetmesinden yararlanarak hızla piyasaya girdiler. Mesela Ermeniler bizim liderler gibi kendi adlarına filmler yaptırmayıp Holywood’a 100 milyon dolar harcanarak çektirdikleri konulu soykırımı filmi Promise (vaat) gelecek hafta vizyona giriyor. Bu kadar para harcanmasına rağmen Ermeniler tarafından bile beğenilmeyen bu filmin IMBD reytingini yükseltmek için Türklerle Ermeniler arasından internette bir puanlama kampanyası devam ediyor. Bakalım sonuç ne olacak.

         Türkiye içerde saçma sapan bir halk oylaması ile gündemi yuttururken, gelecek hafta Ermeni soykırımı konusu her tarafı alacak. Tabii memleket bunun farkında bile değil. Geçen gün Yılmaz Özdil’in Halk Arenasında anlattıkları bu Ermeni soykırımı içinde geçerli. Özdil o toplantıda, dünyaya Satürn gezegeni dünyaya çarpsa Türkiye’nin yarısının bu olaydan haberi olamayacağını, kılların ve yandaş basının saraya koşup, bu haberi nasıl duyuracaklarının yolunu öğreneceklerini ve Satürn’ün FETÖ tarafından Türkiye’ye çarptırıldı tezini işleyeceklerini söylemişti. Durum aynen öyle.

        Sonuç, Türkiye’nin başına bela olanlar Washington’a da bela olmaya başladı.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI