Reklam
Bugun...
Dövmeli Rap


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-03-2018 07:19
     

         Atatürk’ü silemeyen ama şimdilerde onu taklit eden yeni Türkiye’nin, yeni kültüründe birçok konu beni hasta ediyor. Bırakın hasta etmeyi duyduklarıma gördüklerime inanasım gelmiyor. Bu ülke benim 1980 yılında çıktığım Türkiye değil. Doğal olaraktan halk benim bıraktığım Türkler değil.

          Beni rahatsız eden şeyleri burada yazmak istiyorum kızmayın, Bakın bakalım haksız mıyım? Mesela, genç yaşlı Türk erkeklerinde gördüğüm kirli sakal modası, beni rahatsız ediyor. Bu stil bir batı ülkesinde moda olabilir. Ama bizde olamaz ve olmamalıdır da. Bizimkiler ne hikmetse entel gibi değil de tam bir balta gibi duruyor. Neden çünkü onların içi aydınlık, görünüşleri karanlık olsa da ortamı karartamaz. Bizde ise görüntü karanlık aynı kafa gibi. Bu yüzden Batı giriş kapılarında kirli sakallı Türk olmak hep şüphe çekti hepten çekecek.  

          Mesela kızlarımızda görünen ve ciltlerini boyalı basma misaline çeviren dövmeler. ABD’de en alt tabakalarda görünen bu döğme modası neden se bizde pek yaygın. İnsan derisinin temizliği kadar güzel olmayan bir şey. Bir kısım beyaz üst düzey yöneticinin şirketlerinde çalışmasını tercih ettiği tipler bunlar değil. Cildi boyalı basmaya dönmüş bir kadın ve erkeği iş başvurusunda şansını baştan vermiş gibi.

          Mesela metro girişlerinde merdiven başlarında patlayan asrın müziği Rap. Ne dansını ne de gürültüsünü sevebildim. Hoş ilk zamanlar çok para kazandıran bu gürültüyü sorduğumda Amerika’da tüm başarılı sanatçıları bulup çıkaran ünlü bir Türk bunun müzik olduğunu kabul etmemiş ve gürültü diye tanımlamıştı.

          Oysa bizim zamanımızın müzikleri bugün bile hala beğeni ile dinleniyor. Amerika’ya geldiğimiz yıllarda da onlarca yıl süren diziler vardı. Bu diziler seyirci kalmayınca yayından kalktı. Yerine bizimkilerin örnek aldıkları Latin Amerika dizileri aldı ama tutmadı. Amerikan halkı içinde azınlık olarak büyük bir oran olmasına rağmen bu gurup Amerika’da değişime uğrayıp Amerikalılaştılar.

          Ama ne hikmetse son 30 yıl içinde ne zaman Türkiye’ye gitsem bizdeki değişim beni endişelendirmeye başladı. Toplumumuzun kalitede sınıf kaybetmesiyle birlikte diziler, TV programları basın yayın organlarındaki kalitede yerleri süpürdü. Bizimkilerin en iyi bildiği benim bile yerlerini bilmediğim alış veriş merkezlerindeki bazı belledikleri markaların satıldığı yerler. Ben bile onlar sayesine o malın moda ve satıldığı yeri de öğrenmiş oldum.

          Ne hikmetse bizde, Amerika’daki Amerika’yı, Amerika yapan şeyler yerine, tam tersine her zaman olduğu gibi cilası merak edilir. Bu durum, araba seçimimize, dünyanın en uzun köprüsü en büyük havaalanı şeklinde asrın liderinin konuşmalarına bile yansır. İşte ben bu yeni Türkiye’yi yeni Türkçeyi hiç anlamıyor ve hoşlanmıyorum.  Her halde eski kafalıyım. Bir Amerikalı ünlü reklamcı arkadaşım, ülkelerin kalitesinin reklamlardan anlaşılacağını söylerdi. O ülke televizyonlarını 10 dakika seyret ülkede yapılan reklamlardan halkın algılama kalitesini anlarsınız demişti.

          Bırakın reklamları ben dizileri de izliyorum. Mesela Fazilet Hanım ve kızları, Meryem, Çukur, Jet Sosyete, Bahtiyar Ölmez, Şevkat Yerimdar, İstanbullu Gelin, Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, Gülizar, Arka sokaklar, Hıçkırık, Vatanım Sensin ve bir sürü kahramanlık hikâyesi. Bunları izlerseniz, Türkiye’de herkesin birer holdingi olduğunu, kadınların evde iğne topukla gezdiği, akrabaların birbirlerinin karıları, bacıları üzerinde gözü olduğu bir toplumu görürsünüz.

          Gelelim güncel siyasete. Mesela Ekonomik durumda, Bankaların kredi notu düşürüldü. Rumların artık sesi çıkmaya başladı. Resmen efeleniyorlar. Asrın lideri NATO’ya falan efelenirken, Washington’a yolladığı kalabalık bir kadro ile de ricacı oluyor. Şimdiye kadar bu kadrodan olumlu bir açıklama çıkmadı. Her gün ABD Dışişlerine gidip masal dinliyorlar. Bu arada Kudüs için İsrail’e söverlerken bir yandan da Avrupa’ya bizim üzerimizden geçecek Yahudi gaz boru hattının inşası hızla sürüyor.  Kıbrıs Rum kesiminin Akdeniz’de petrol ve gaz aramalarına Amerikan Altıncı filosu bekçilik yapıyor.

          Avrupa’da işler hakeza kesat. Hollanda bir kez daha bir AKP’liye kapılarını kapattı. Bulgarlar, Macarlar, Çekler ve Fransızlar habire aleyhimize konuşuyor. Olmayan hazinemizin son kuruşları Afrin macerası için harcanıyor. Korkum güçlü Napolyon yönetimindeki Fransız ordusunun Moskova’ya kadar çekilip rezil edilmesine benzer bir tuzağın bize hazırlanmış olabileceği. Bunu düşünmeme sebep 45 günde neden se bir türlü gidemediğimiz 50 kilometrelik mesafede ciddi savaşma görüntülerinin olmayışı. Ayrıca neden se dünya basını bizim bu güçlü yürüyüşümüzle ilgilenmiyor. Her halde kıskanıyorlar.

         Bunu bizdeki kaynaklar değil yabancı kaynaklarda söylüyor. Tek kurşun atılmadan ilerleyen Asrın liderinin Cihat ordusu. Resmi rakamlara bakarsanız bölgede esir alıp öldürmediğimiz YKP’li kalmadı. Ben bu rakamlarında ne kadar gerçek olduğuna inanamıyorum. Kendi şehitlerimizin nerede olduğunu belirleyemeyen bir kuvvet nasıl oluyor da tek tek ceset sayabiliyor. Ayrıca öldürülen düşman cesetlerinin toplu bir gösterimi falan da yok nedense.

         Suriye bu arada Şam yakınlarındaki radikal İslamcı militanları yok etmeye başladı. Sırtını güvenceye alan kuvvet eminim bize dönecektir. Allahtan temennim yavrularımızın az kayıp vermesi.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI