Reklam
Bugun...
Dünyanın kanalizasyonu İstanbul'a akıyor


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-07-2018 12:46
     

          Sevgili okurum, hani asrın lideri meydanları inletiyor ya “biz geldik değiştirdik sizlere çağ atlattık, buzdolabı çamaşır makinesini biz getirdik falan filan” diye. İşte bu ilerleme ve çağ atlamayı bire bir görme ve ölçme şansım doğdu hafta sonunda. Olay bizim torunların ABD’den yaz tatili için dede ve nenelerine gelmesiyle başladı. Biliyorum aklınız karıştı baştan anlatayım.

          Hafta sonunda torunları uçağa koymuşlar bizimkilerde hayatlarında ilk kez kendi başlarına seyahat edecekler. Ancak şanslarına Washington Dulles havaalanında aynı uçakta tanıdıklarda çıkmış. Neyse bizimkilerin içi rahat onları bindirmişler. Bende onları karşılamak için İstanbul’a Cuma sabahı uçtum. Ama İstanbul’a gideceğim içinde şu babamın vergi belgesini alma hazırlığı yaptım. Belki bazı okurlarımız bilmez babamdan kalan 1984 model serçeye yeni mavi plaka çıkması ve babam öldüğü içinde arabanın ruhsatının üzerime geçmesi şartmış.

          Bu muameleye Noterden başlamak istemiştim ama Noter bu muamelenin bölge trafikte yapıldığını söyleyerek trafiğe yollamış, trafik ise işi Emniyet müdürlüğü diyerek oraya sevk etmiş onlarda Şoförler cemiyetine gitmemi sağlık vermiş Şoförler cemiyeti ise vergi belgeleri istemiş, arabanın vergi borcu yoktur belgesi veren vergi dairesi babamın veraset borcu olup olmadığını belirtmek için beni Üsküdar Vergi dairesine yollamıştı.

          İşte bu yüzden Sabiha Gökçen’e sabah iner inmez Ümraniye’ye taşınan Üsküdar vergi dairesine gittim.  Onlar ise veraset işlerine bakmadıklarını Bostancı’daki veraset vergi dairesine gitmemi önerdiler. Neyse orada elimdeki kâğıtları inceleyerek şimdilik bana istendiği bildirilen vergi temiz belgesini verdiler. Böylece bitti denen evrakçılık ve bürokrasi konusunda kanaatlerimi sona bıraktım özet gibi. Bu arada her İstanbul’a ayak basışımda yaptığım Rahmetli annem ve babamın mezarına bile uğrayamamıştım. Vergi dairesinden Karacaahmet’e gidip mezara bakmamış ama mezara bakmak için benden yıllık para alan adamla tepişip Üsküdar’daki evi vardım ve evi açıp havalandırdım. Sonra da torunları karşılamak için ver elini Atatürk havalimanı.

          Dış hatlar gelen yolcularının karşılandığı alana gidip uçaklardan inen yolcuları izlemeye başladım. İnanın burada da moralim sıfıra döndü. Bilenler bilir gümrük çıkışı tüm uçaklardan inenler bir kapıdan İstanbul’a boşalır çıkar. Burada inenleri seyrederken çok özür dilerim belki bana kızacaksınız ama sanki dünya kanalizasyonunu İstanbul’a boşaltıyormuş gibi bir hisse kapıldım. Bu duygularımda inanın ne ırkçılık ne de insanları beğenmeme gibi bir duygu var. Ama kapıdan çıkan insanların kalitesi benim bu güne kadar görmediğim düzeydeydi.

          Çoğu Arap kapalı yalnız gözleri görünen kadınlar, arsızlığın zirvesinde düzinelerle çoluk çocuk çıkanların yanı sıra iş ve avanta kapmaya gelen bıçkınlar. Bunlar Türkiye’ye bir şey getirip vermek için gelen bir topluluk değil bizim elimizde avucumuzda kalanları yağmalamak için gelen bir zümre intibaı verdi bana. Dünyanın aktığı ve kapısı sayılan ne New York’taki Kennedy havaalanı ne de öteki Amerikan, Alman, Fransız, İngiliz havaalanlarında bu manzaraya tanık olmamıştım. O kadar eminiler ki, Avrupa ülkelerine falan giderken yaptıkları gibi derlenip toplanma batılı gibi görünme yerine babasının evine askerden gelen ağa rolündeydiler. Sanki davul zurnayla bir de karşılanmayı bekliyorlardı.

          Ben bir yabancı ülkeye gitsem kuralını kültürünü bilmediğim o ülke için daha saygılı falan olurum ama bunlar kendilerine saygı bekliyorlardı. Duyduğum kadarıyla da polis falanda reisten korkusundan gereken saygıyı gösteriyormuş. Açık söyleyeyim beni acıttı. Bunlar turist falan değil belli bir avantacı zümresiydi. Reisin din kardeşleriydi. İnen yolcular arasında parmakla sayılacak kadar (yüzde bir falan gibi) batılı yolcu geldi. Yani görünen o ki külliyenin küllerinden ülkeye turist akıyor falan dense de halen turistik yerlerin boş oluşundan falan turist akımının yolunu şaşırdığı sonucu çıkıyor.

         Bu izlenimlerim Üsküdar sahillerindeki mangal ve pijama partilerinde de görüldü. Üsküdar tamamen Pakistan’ın en ilkel kasabalarından biri rolünde. Oysa binalar yüksek ve pahalı, arabalar son model ve lüks, eldeki telefonlar en son model ama kafa yirminci yüzyıldan dört veya beşinci yüzyıla inmiş. Taş devri bile galiba daha iyi.  Ertesi gün Sabiha Gökçen’den yazlığa giderken de havaalanındaki ortamı görünce bir kez daha doğrulamış oldum. Türkiye artık tamamen Araplaşmış, Cumhuriyetle birlikte yürüdüğü medeniyet yolunu bırakarak dünyada tüm ulusların ulaşmak istediği noktaya değil başka bir hedefe geriye doğru koşmaya başlamıştı.

          Sonuç olarak İstanbul tamamen bir Arap şehrine dönüştürülmüş ve benim tahminim Türkiye’deki kaçak veya kaçak olmayan mülteci sayısı öyle 3 buçuk falan değil sanırım bir 10 milyon civarında. Sokaklarda herkes Arapça konuşuyor, halkın tamamı Arap gibi davranıyor. Bize demokrasi getirmelerine de anladığım kadarıyla az kaldı ayak seslerini bile duyuyorum. Bürokrasi eskisinden beter. Her şey ve her işlem için belge isteniyor. İnternet veya bilgisayar sistemi işi kolaylaştırmamış daha da karmaşık hale sokmuş. Eğitimin ne eğitimi kimin eğitimi olduğu bile belli değil. Asker dediğin ülkenin değil sarayın askeri.

          Bu arada her bindiğim araçtaki taksi şoförleri iktidardan şikâyetçi ama nasıl olmuşsa eskisinden kuvvetli reis çıkmış sandıklardan. İstanbul’da her alan ve meydanda kaybetmesi beklenen reisin İstanbul halkına teşekkürü. Ekonomi için artık yandaş medyada bile felaket haberleri. Kimin umurunda, son model Mercedes’ler, BMW’lar Audi’ler Land Rover’lar. Ceplerde IPhone telefonların son modelleri. Eller telefonda ya facebook veya Whatsup halk kaybettikleri için mutlu, habire kendi resmini çekip bakıyor ne kadar çirkinleştim diye. Televizyonlarda sağlıklı yaşam için organik yiyecek ama soluduğu hava organik değil. Tüm bunların üzerine bana bir şey yemek düşer ve bu saatten sonra ne diyebilirim. Allah sonumuzu hayretsin demekten gayri.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI