Bugun...
HANGİ VE NEYİN DESTANI?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-07-2017 00:00
     

        Yakınlarda kaybettiğimiz bir komşumuzun duası vardı. İki hoca getirmişler eve Yasin ile okumaya başladılar. Tek kelimesini anlamadığım yaklaşık beş sayfalık bu Arapçayı insanlar nasıl ezberler, nasıl akıllarında tutar aklım almadı. Herkes te yasının içinde ne varmış anlarmış gibi kafalar önde. Aklımdan geçti hoca bu duanın anlamı ne diye sorayım. Sonra vaz geçtim dayak yerim diye. Bir dizi dua ve kurandan ayetler dinledik ancak anlamını hala bilen yok. Düşündüm. Bu yüzlerce sayfayı ezberleyecek zihin başka bir müspet ilime yönelmediği için mi İslam âlemi kargaşa içinde birbirini yiyor diye.
 

        Arkadaşlarla konuşuyoruz, yurt dışından gelen bir arkadaşlarını anlatıyorlar. Oralarda özgürlük yokmuş, hep kurallar, hep kurallar. Oysa burada insan hep istediğini yapabiliyormuş. Nasıl ama kafa? İşte bu kafa bugünkü iktidarı seçen. Trafik kurallarına uymayan, kadını dövüp çocuğu taciz eden, üniversitelerinde hocası kalmayan. Bu yüzden dünya artık biz Türkleri Arapların bile altında bir yere sınıflamaya başladı. Sen seni güden çobanı doğru seçmezsen, onlarda seni kendi sürülerine katmaz. Ne yani ben de ayrı yaşarım derseniz. Kendinizi kandırmayın. Kullandığınız klimadan, bindiğiniz arabaya, mutfaktaki randadan ve buzdolabından seyrettiğin televizyona, kullandığın telefona kadar onların malı. Senin bir bok ürettiğin yok. Bir iki montaj dışında ona da üretim denmez. Oto sanayiin bile hala montaj sanayii. Bu arada kalkmış uçak gemisi yapacakmış, kâğıttan her halde.
 

        Televizyonları dinlerken, oturdum düşündüm de, herkes her şeyin gerçeğini biliyor aslında. Ama her seferinde yeni öğreniyormuş gibi hayret ederek o günahlara ortaklıktan sıyrıldığını sanıyor. O suç işlenirken veya işlendiğinden kimsenin haberi yok görünüşte. Veya Aldandık, aldatıldık. Yerseniz. Ben artık yiyemiyorum şişkinlik ve rahatsızlık yapıyor. Hatta dinlemeye bile dayanamıyorum. Biliyorsunuz, darbe efsaneleri falan gündemde. Askere gitmemek için çulu çubuğu satan ahali askere düşmanlığını kusma bahanesi bulduğu için çok mutlu. Zekâ kırıntısı olmadığı için o askerin onun namusu ve topraklarını koruduğu gerçeğini hatırlamaması.
 

        Bu düzmece ihtilali eleştirenler başka bir ihtilali de aynen taklit etmeye çalışıyor, tersine. Neden düzmece derseniz, İngiliz ve Alman istihbarat örgütü şefleri açıkladı kontrollü darbe diye. Asrın liderinin uçağının o gece neden Yunan hava sahasında olduğu, ardından yürüyen yaverin neden kafasına sıkmadığı, uçağı uçuran FETÖ’cü pilotun neden uçağı Akıcılar üssüne indirmediği, Kuvvet komutanlarının aynı anda neden düğünlerinin geldiği, bu darbeye neden karacıların karışmadığı falan bilmece. Ayrıca FETÖ gurubunun ana dalı Nurculuğun Nakşibendi içinden yeşerdiği, iktidarı paylaşan bu iki gurubun aslında eşit derece de asker düşmanı olduğu ve gerçek mücadelenin liderlik üzerine gerçekleştiğini dünyada sağır sultan biliyor, nedense bir Türk halkı bilmiyor.
 

        Aslında iktidarın bu yapmacık darbenin gerçekleşmesine muhaliflerine karşı rahat edebilmek ve onları toplayabilmek için izin verdi diye biliyor herkes. Herkes böyle görüyor da neden biz farklı görüyoruz veya inanıyoruz. Bunları ben taşımadım iktidara. ABD zaten başından beri inanmıyordu. Aniden eline afiş tutuşturulan bir bizimkiler yedi. Ne içi ne de getirdikleri benziyor sözünü ettiğim darbeye. 27 Mayıs 1960’dan bahsediyorum.
 

        O zaman Milli Birlik komitesi her sene 27 Mayısı bayram olarak kutlamaya karar vermişti. Tıpkı şimdi iktidardaki cuntacılar gibi. Onlar demokrasi ve özgürlük getirmişlerdi. Bunlarda diktatörlük. Şimdikiler utanmadan bir de afiş bastırmışlar Türk askerini aşağılayan. Kimse o gece köprü üstünde gırtlağı kesilen 1994 doğumlu hava Harp Okulu öğrenci Murat’ın hesabını sormadı, sormuyor. Oysa o gecenin ve olayın video ve resimleri var. Ben de Harp Okulu öğrencisi oldum. Öğrenci aldığı emri uygular komutanına soru soramaz. Sorarsa orada komutanı vurur.  Ablası kardeşinin cesedini anlatınca insanın içi yanıyor.
 

         O gece halkı sokaklara dökenler neden 3 bin kişilik bir koruma ordusu ile gezme ürkekliğini gösterdiğini açıklamıyor. O korumaların ardına sığınarak meydan okumalar ise gırla. Meydanlarda kükremelerini duyan, sanki mahallenin külhanbeyi ortalığı kasıp-kavuruyor sanır. Aklıma geliyor, madem haklısın, madam halkını seviyorsun, madem halkında seni seviyor, kalk o zaman Kılıçtaroğlu gibi milyonların arasına elini kolunu sallayarak gir de halkın sana sarılsın. Mustafa Kemal’de halkının arasında korumasız gezmişti. Bülent Ecevit, Ahmet Necdet Sezer’de. Yemiyor mu? O zaman yiyenlere dil uzatmayacaksın. Ben ordunun anayasaya göre başkomutanıyım deyip de sonra o ordunun yalvaran afişlerini destan diye dağıtmayacaksın. Böyle bir ordunun komutanı da bir molla olacağı için içinden ne olduğu belli olmayan bir mollayı başında tutacaksın.
 

         Daha önce de yazdım. Kimse alınmasın. Bu ordu artık Mustafa Kemal’in destanlar yazan ordusu değil, herkesin oyuncağı olan bir molla gücüdür. (Hoş gücüde artık tartışılır ya). Yalnızca kendi kullarına gücü yeter. Dışarda vatan toprağını türbelerini bırakır kaçar. Kendi sınırları içinde bile gücü tartışılır. Mustafa Kemal Ne demişti; “Bir ordunun kıymeti subay ve komuta heyetinin kıymetiyle ölçülür”. 1922’de Afyon’da bir tepeyi söz verdiği sürede alamayan Albay Reşat Çiğiltepe’nin intihar etmesi Mustafa Kemal komutanlarının ne kadar onurlu olduğunu ortaya koyuyor. Oysa molla ordusunun komutanları o gece her biri bir eğlence de yakalanıp astları tarafından yere yatırılıp kelepçelendi. Ben o günden bu yana istifa eden bir molla komutan duymadım.

         Canınız kutlama veya destan istiyorsa Cumhuriyet destanını ve Cumhuriyeti kutlayın. Soyadı Osmanlı olmayan kişilerin sadece kul olduğu bir devleti geçmişim olarak kabul etmiyorum. Adı Türk, ulusu Türk, yöneteni Türk olan Cumhuriyetin vatandaşıyım. Her türlü molla ordusu ve devletine de karşıyım. En büyük kahramanım da kim ne derse desin Mustafa Kemal.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI