Bugun...
Jeton yeni düştü


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-07-2017 07:05
     

        Geçtiğimiz günler ve haftalar, yürüyüşler ve kutlamalarla karambole gitti. Biz içerde her zaman kayıkçı kavgasını izlerken ülkenin birkaç çivisi daha çıktı. Sürekli dış basını izlediğim için, bizi etkileyen olaylar, inanın tahammül sınırlarını aşmış durumda. Kusura bakmayın Cumhuriyet ve devrimlerine karşı yeşertilen kutlamalar hedef şaşırtmalar, bir şekilde mirasını yiyip izlerini silmek istedikleri Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Cumhuriyet devrim ve mücadelesinin yanında solda sıfır kaldı ve kalacaktır da. Ve hatta Kemal Kılıçtaroğlu’nun kimse takip etmese bile Ankara-İstanbul “Adalet” yürüyüşü bile dünya gözünde daha büyük bir olay. Tabii anlayana.

         Bugün dış konulara girmeden önce, yıllar önce başımdan geçen ve daha geçen hafta sırrını çözebildiğimi sandığım bir olayı aktaracağım. Sabah Gazetesine TMFS’nin el koyduğu 2001 yılında, bizleri de dış bürolardan İstanbul’a çağırmışlardı. Gazeteden başta Güngör Mengi, Okay Gönensin ve Can Ataklı gibi yazarlarla 200 kadar arkadaşımız biz İstanbul’a gelmeden önce ayrılmış, Vatan gazetesini kurarak çalışmaya başlamışlardı. Bir süre eski gazetemde çalışırken, Washington’da gelmeden önce arkadaşım bir Amerikalı diplomatın söylediği konuyu haber yapmıştım.
 

         Konu Fethullah Gülen’in Amerika’daki kalım izninin Federal hükümet tarafından uzatılmayacağı üzerineydi. (Sonradan haberin doğru olduğu Gülen’in bir sürü kişinin tavsiyelerini alarak yeşil kart başvurusu yapmasına yol açmıştı) Ben haberi kaynağını belirtmeden yazmış, gazete de o haberi birinci sayfadan yayınlamıştı. ( O tarihte Zafer Mutlu yeni kurulan Vatan’ın başına geçtiği için gazetenin başında Ergun Babahan ve patron locasında Turgay Ciner vardı)
 

         Haber yayınlandıktan sonra Gülen’in Türkiye’deki avukatı gazeteyi arayarak haberin doğru olmadığını ileri sürmüş, tekzip yollayın yayınlayalım önerimize karşı tekzip yollamamıştı. Benim bu durumdan haberim oldu. Ancak geri adım atmadım kaynağıma güveniyordum. O arada TMSF yönetiminin gazetenin dış bürolarını kapattığı söylenerek bizlerin İstanbul’da çalışmasında ısrar edildi. Ben çoluk çocuk ABD’ye yerleştiğimizden gelemeyeceğimi söyleyerek emekliliğimi istedim. O olayı duyan Vatan Gazetesinden Zafer Mutlu Mecidiyeköy’deki yeni gazeteye gelmemi istedi. Emekli dilekçemi verip oraya gittim. Zafer kendileri için Washington’dan çalışıp çalışmayacağımı sordu bende kabul ettim ve çalışmaya başladım. Benim gibi, Sabah’ın eski Londra muhabiri Jan Devletoğlu ve Paris muhabiri Nurdan Bernard’da emekli olup Vatan’a geçti.
 

         Zafer Mutlu’yla yeni gazetede konuşurken bana “Sabah’tan ayrılma nedenimin Fethullah Gülen ile yayınlanan haber olup olmadığını” sordu. Ben de o tarihte bildiğim kadarıyla haberin değil İstanbul’da çalışma ısrarının emeklilik nedeni olduğunu anlatmıştım. Ancak aradan yıllar geçince ve Ergun Babahan’ın FETÖ’cü olduğu anlaşılınca ve Gazete ortaklarından Turgay Ciner’in bu iktidarla işbirliği olayı, geçenlerde kafamda bir şimşek çakmasına neden oldu. Daha önce de Gülen’in Devlet Güvenlik mahkemesinde yargılanmasına neden olan Videoyu Washington’da ben satın alıp İstanbul’a yollamıştım, video ATV’de yayınlanmış ve gazete yöneticileri arasında da bu olay biliniyordu. FETÖ’ya karşı açılan bu davayı da Tayyip Erdoğan iktidarı kaldırmış ve FETÖ’yü Türkiye’ye davet etmişti.)
 

         Şimdi, şimdi düşünüyorum, gerçekten de bizleri istifaya TMSF’mi zorlamıştı, yoksa Sabah’ın iş başında kalan yeni yönetimi mi? Buyurun siz karar verin. Bence tam olmasa bile, bu işte birazcık FETÖ parmağı olduğuna artık inanmaya başladım. Ergun Babahan’ın ve Ciner’in isimleri beni bu konu da çok kuşkulandırıyor. Biliyorsunuz Babahan şu anda ABD’ye kaçmış durumda. İşin daha korkunç yanı ise yıllar önce Türkiye’ye ağlarını yayan bu zehirli örümcek konusunda bizlerinde o tarihlerde kış uykusunda oluşumuz. Aynı bugün hala uyumayı sürdüren yüzde 51 gibi. Aynı bugün aldatılan iktidar gibi.
 

         Gelelim dış konulara, Maalesef ülkemiz Sırat köprüsünden geçiyor. Türkiye batı dünyası ile ipleri koparmış durumda. Almanya krizi hızla ekonomik ambargoya doğru ilerliyor. Türkiye’nin ihracat yapabildiği tek Avrupa ülkesi Almanya’da kapıları kapatırsa, Türk ekonomisinin durumunu varın siz tahmin edin. İsveç resmen Erdoğan ve Çavuşoğlu ile Erdoğan ve Yıldırım’ın uluslararası Ceza mahkemesinde yargılanması için suç duyurusunda bulundu. Hollanda ve Avusturya ile Fransa’nın tutumu ortada. Kıbrıs konusunda AB üyesi olan Rum tarafı ayak diriyor ve biz elimizde kalan üç beş ada ve kayacığı da Rumlara kaptırmış bulunuyoruz. Bu arada Türkiye’deki tutuklular konusu dünyanın gündeminde. İnsan hakları savunucularının tutuklanmasına herkes itiraz ediyor. Gazeteciler, yabancı uyruklular bunların üstüne caba.
 

         Ekonomik durum için kimse pembe tablo çizmiyor. Turistik yerler boş. İnşaat sektörü yalvara yakara ev satıyor. Bunlara bugünlerde birde özel Üniversitelerin öğrenci kapma yarışı katıldı. Türkiye sanki eskiden Sirkeci’de olan otobüs terminallerinin tellalları gibi çığırtkanlarla dolmuş durumda.
 

         İlişkilerde Katar konusu İslam dünyası ile aramızın açılmasına neden. Bu arada Afganistan, bir süredir Türkiye’de tedavi olan General Dostum ’un uçağının Afganistan’a inmesine izin vermedi. Irak ve Suriye yeniden İmar konusunda Türkiye’nin rolü olmayacağını açıkladı. Latin Amerika’nın, Afrika’nın, Hindistan, Pakistan ve İslam âleminin kapıları bizim mallara kapalı. Ruslar hala ambargoyu kaldırmadı. Uluslararası borç 400 milyar doların üzerinde
 

         ABD’yi yönetme konusunda saçmalıklar yapan Trump, Obamacare adlı genel sağlık sistemini ortadan kaldırmak için hazırladığı tasarı kendi partisi Cumhuriyetçilerin engeline takıldı. ABD’den Rıza Sarraf’ın eski savcısı Baharara, Türkiye’de el konulan banka ve şirketlerden kaldırılan kara paraların nasıl aklandığını açıkladı. Yani gördüğünüz gibi bir akıllı siz değilsiniz.
 

         Sonuç manzara geçen haftadan, geçen aydan, geçen yıldan ve hatta geçen son 20 yıldan daha iyi değil. Ama olsun malum yerlere kıllık öyle bir vasıf ki sonuçta hala aynı türküyü söyleyeceksiniz.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI