Bugun...
KATAR, KATAR NE YAZAR?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-06-2017 00:00
     

        Dün oturuyoruz. ABD’de yaşayan ve bizim gibi memleket özlemi ile gelen bir Türk arkadaşımız, İstanbul’da birkaç gün kalmış ve izlenimlerini aktarıyor. Kendisi Türkiye’nin dışardan kapkara görünmesine rağmen, İstanbul’da lokantaların ve gazinoların dolu olmasını kentin sokaklarındaki lüks otomobil bolluğunu milletinse gerçek durumla ilgilenmemesine şaşırdıklarını anlattı. Biliyorum, şimdi kafanızdan “ne alaka” diye geçiyor. Ama öncelikle bir başka konunun da altını çizeceğim, o zaman anlayacaksınız alakayı.

        Amerikalıların, İngilizce ’de “Bullying” diye geçen ve zorbalık anlamına gelen bir davranış şekli, bu günlerde ABD Başkanı Trump için sık sık kullanılıyor. Sanırım, bu kelime aslında çok sayıdaki Türk siyasetçi içinde biçilmiş kaftan. Bu kelime sözlüklerde, sosyal, fiziksel, psikolojik ve sözlü taciz olarak tanımlanıyor. Biliyorum bu anlattığım kelime ve tanımlama size yabancı gelmeyecek. Ancak her yer Türkiye değil. Demokratik ülkelerde kimse, kendilerine başkalarının efelik yapmasına izin vermiyor.

         Gelelim siyasetteki en belirgin Bully Trump’a. Ben yazıyı yazarken Trump’ın tutumu konusunda FBI eski başkanı Comey, senato istihbarat komisyonunda soruları yanıtlayacaktı. Ancak Comey senatoya gitmeden önce yaptığı bazı açıklamalarda yeni ABD Başkanı Trump’ın kendisinden sadakat ve eski ulusal güvenlik danışmanı Flynn ile ilgili soruşturmanın durdurulmasını istediğini de belirtti. Rusya konusunun ele alınması da beklenen bu oturumda Cumhuriyetçi senatörlerin tutumu Trump’ın geleceği konusuna ışık tutacak.

         Trump’ın başının belası yalnızca bu konu değil. Temmuz ayında tatile girecek olan Amerikan Kongresinden bir yasa daha geçirip tavanı yükseltmek zorunda. Belki bilmiyorsunuz, Amerika’da hükümetler en fazla 19,8 trilyon dolara kadar borçlanabiliyor. Ancak Trump yönetimi bu sınırı Mart ayında aşmış. Şu anda ABD Kongresi’nde 2018 mali yılı bütçesi görüşülürken, yeni Hazine Bakanı Steven Mnuchin, federal hükümetin temerrüde düşmemesi için borç tavanının artırılması için bastırıyor.

         Ha diyeceksiniz Ne yani biz istediğimiz gibi bütçe yapıyor, enflasyon oranlarını da kafamıza göre ayarlıyoruz da ABD gibi bir ülke bu kurala uymazsa ne olur. Şu olur,  geçmişte 2011’de bu borç limiti geçilince Standard & Poor's ABD'nin notunu tarihte ilk kez en yüksek seviye olan "AAA"dan "AA+"ya düşürmüş, Fitch Ratings ise ülkenin notunu negatif izlemeye almıştı. Ardından ABD Kongresi Ağustos ayında bu limiti yükselterek bu krizden çıkmayı seçmişti. Şimdi biliyorum kafamızdan, bize neden anlatıyor bu masalı diye geçiyor. Efendim bu durumun dengeli, düzenli ve istikrarlı Türk ekonomik durumuna etkisini, en güzel yakın dostum Mahfi Eğilmez anlatmış;

         Bu durum borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen ABD hazinesi yüzünden Amerikan hazine bonolarının değerini düşmesine yol açıp elinde bu bonolardan bulunanların büyük çapta zarar etmesini sağlıyormuş. Bu konuda başı elinde en fazla Amerikan hazine bonosu olan Çin ve Japonya çekerken bizimde elimizde 55 milyar dolarlık Amerikan hazine bonosu varmış. Eğilmez yazısında ayrıca Türkiye’nin döviz rezervinin yarısının, Amerikan kâğıtlarına (Hazine bonoları) bağlı olduğuna işaret ediyor. Şimdi Suudi Arabistan’ın kapılarını kapattığı Türkiye’nin kaynaklarından biri olan Katar’ın da ekonomisi son gelişmeler nedeniyle baş aşağı giderken durum kimi etkileyebilir? Bilmem anlayabildiniz mi?

         Katar krizi başladığından bu yana bir süredir, sanki bu kriz yalnız Katar’a değil de bizi de hedef alıyor gibi bir his vardı içimde. Sanki bir taşla birkaç kuş vuruluyordu. Katar, İran, Türkiye. Bu üçünün ortak noktası din değil. Çünkü İran Şii, Türkiye Katar Müslüman kardeşler örgütü destekçisi. Demek ki ortak nokta başka şey. Para. Hem de Rıza Sarraf’ın ve Halk Bankası genel müdür yardımcısının New York’ta yargılandığı para konusu.

         Peki diyelim bu konuda bize nasıl bir etki gelebilir. Öncelikle Katar ekonomisinden kaynaklanan etkiler. Türkiye’de Katar’ın, Bankalardan çok sayıda şirketlere ve mülklere kadar sayamayacağım birçok yerde parası var. Şu anda bu kriz başlar başlamaz, Katar ekonomisi puan kaybetmeye başladı. Bu durum doğrudan Katar sermayesi olan kurum ve kuruluşları etkileyecektir. Yani yalnızca şirketler bazında toplam 20 milyar dolara yakın olan ÇAYKUR, ONB Finansbank, Abank, Digitürk, BMC ile Boyner bunların en büyükleri. Dünyada 335 milyar dolarlık yatırımı olan Katar’ın bu miktarı iki katına çıkarmaya zorluyor AKP iktidarı. İşte bu amaçla kriz gecesi TBMM aniden anlaşmaları onaylatma gereği duydu. Ancak dünya Katar’ın özellikle bizdeki yatırımlarını kara para aklama olarak görüyor.  

         Yani demem o ki yumurta kapıya gelene kadar önlem almayı sevmeyen ve ağustos böceği gibi gününü gün eden memleketim, kapıda büyük bir fırtına var. Aslında sizler ekonomiyi Amerikan Merkez Bankasına bağlamıştınız ama galiba Katar daha etkin oldu. Asrın lideri ve yardımcısı yağlı saçlı, engin ekonomi bilgileri ile bu fırtınadan ülkeyi de sağ salim çıkaracaklar diye diye bekliyorsunuz. E ne diyeyim bekleyin bakalım. Bakalım daha ne kadar batacağız?



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI