Bugun...
Oy öncesi son çılgınlık


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-04-2017 00:00
     

        Bu yazıma bir ekleme yapmak zorunda kaldım. Çünkü dün AKP çaresizliğin son işaretini tüm dünyaya duyurdu. Düşünün kalktı bir başka ülkenin vatandaşları konusunda dava açtı. Aralarında biri Amerikalı senatör, öteki eski CIA direktörü ve biri de Federal savcı, öteki ABD Dışişleri Bakanlığı eski analizci ve gizli CIA'ci. Sanki Amerika’yı dava ediyor gibi. Ne oldu da bir yerin kılı olunan Washington’a bu tepki gösterildi? Hem de referandumdan bir gün önce. Olabilir. Ama dava açılanlar arasında Senatör Schummer, CIA eski direktörü, Brennan ile Cohen, eski ajan Fuller, ABD Dışişleri Bakanlığı eski analiz görevlisi ve gizli CIA'cı Henry Barkey, Rıza Zarraf’ın davasını hazırlayan ve tutuklattıran Amerikalı emekli federal savcı Baharara, bir süredir aleyhinde twitler atan Cumhuriyetçi Neocon analizci Rubin.

          Bunun dışında Amerika nezdinde Erdoğan’a kefil olan, onu Amerikalıların övmesini yaratan bir kısmı FETÖ’cü bir kısmı şimdilerde karşıt eskiden buyana dinci isimlerde var. Bakın bunlarda kim? Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, Türk Kültür Merkezi’nden  (TCC) Avukat Zafer Akın, Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi’nden (TCAE) Kemal Öksüz, Rumi Formundan Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu’ndan Mahmut Yeter, Türk Amerikan İş Grubu’ndan (TABN) Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu. Bunlarda BOP falan ve artist ilişkilerinde ABD’de arka çıkan ayarları yapan kişiler.

          Şimdi bu tutuklama talebi sanki ülkede birilerinin iyice kafayı yediğini ve kendini tutamayarak bir şeyler yapmaya çalıştığını gösteriyor. İyi de bundan sonra Türkiye’den batı dünyasına giden her AKP’li yetkilinin ve gazetecinin tutuklanmasını kim önleyecek. Bence AKP ayağına ateş etmeye başladı.

           Böylece bıçak sırtında yürüyen veya yürütülen ülkem, son şansını deneyecek. Bu noktadan sonra ülke, ya düşüşe devam edecek veya silkelenerek kendine gelecek. Yapılan kampanyaların rezilliği seçim meydanlarında. Oy pusulalarını hazırlayanlar, Evet Ak öteki renk B.k demeye getiriyor. İyide o bok rengini sen seçmedin mi? O bok rengi seçilirse sen bok gibi olmayacak mısın?

           Baştaki, değiştirmek istediği şekilde ülkeyi zaten yönetmiyor mu? Üniversite mezunu olmadan, üniversite diploması gereken bir makama geçmek, Anayasaya uyacağım diye yemin edip, anayasayı çiğnemek, tarafsız olacağım derken ben nasıl taraşız olurum diye açıklama yapmak,  Bakanlar kurulu ve hükümetin icraatına karışmayacağına yemin edip, bakanlar kurulu o sarayda toplamak, Adalet bağımsız olacak derken tüm yargıçları bağımlı ve Cumhuriyet savcılarını, kaçak saray savcısı haline getirmek. Milletvekillerini, Bakanları Başbakanı kendi seçip bağımsız Parlamento demedi mi? Bundan sonra da evette olsa hayırda olsa sistem bu.  

          Sembolik başkomutanı olduğu orduyu, darma dağın edip, perişan ordu ile her yere kafa tutmak, kalan askerin de Irak’tan ve Suriye’den çıkarılması sırasında emrindeki televizyonlara kahramanlık dizileri yaptırmak, ülkenin topraklarını korumaya yemin edip, Ege’de bize ait ada ve adacıklardan 17’sini Yunanlılara sessizce vermek, Irak’taki tek Türk toprağı Süleyman Şah türbesini Türk sınırına getirmek, Türkmen kenti Kerkük’e Kürt bayrağı çektirmek, Türkiye’nin gizli kalesine kozmik adaya adamlar sokup bu bilgilerin düşmanın eline geçmesini sağlamak. Her halde milliyetçi ülkücü Bahçeli’yi ikna eden önemli noktalardı. Türkiye umurunda hiç olmadı. Hiçbir zaman Türküm demedi ve demeyecek.

          Yani özetle, Evet te çıksa, hayırda çıksa o çubuğunu tüttürecek. İyi de, sizdeki bu durumu bilmiyor gibi merak neden? Merak, AKP bu oylamadan yenik çıkarsa, sanki ülkede yeniden seçime gidilip iktidar değişecek. Ben bunların, bu kadar günahı işleyip kaçıp gitmesine de karşıyım. Mesela ben, Millet Meclisi üyesi olsam, seçim kampanyalarına devletin imkânlarını veren yetkililerden bu imkânların masraf dökümünü yapıp, şahsi servetlerinden alırdım. Yani benim cebimden bana karşı kampanya yapabilmeyi Türkler dışında kimsenin aklı almış değil. Sorgulanacak olan yalnız iktidar değil, muhalif belediyelerde dâhil.

          Gelelim dünya meselelerine. Belki dikkatinizi bu kampanya sırasında çekmedi, Savunma Bakanı Işık Washington’da. Öyle çok parlak bir programı yok. Pentagon’da ABD Savunma Bakanı Mattis ile yaptığı ortak basın toplantısında manzara yürekler acısı. Toplantıda Amerikalı bakanın yanında Genel Kurmay Başkanı, bizimkinin yanında bir Tüm general ve 23 Nisan’ı değiştirmiş Washington’daki adamları büyükelçi Serdar. Sanki başlarına gelecekleri biliyorlar da toplantıya gereksiz adamlarla gelmişler gibi. Toplantıda bizimkiler isteklerini anlatmış ama Amerikan tarafı yanıt vermeden dinlemiş.

          Ancak bu toplantılar sırasında önemli bir gelişme olduğu ortaya çıktı. Mattis ile Işık’ın ortak basın toplantısında yavşaklık etmeyen Amerikalı gazeteciler kendi bakanlarına YPG ve Suriyeli Kürtler ile Suriye Irak politikaları üzerine sorular sordu. Bu sorulardan biri ABD’nin bu Kürt guruplara ve Barzani’ye desteğin devam edip etmediği şeklindeydi. Amerikalı yetkili Türklerin itirazını bilmesine rağmen bu politikalarında bir değişiklik olmadığını vurguladı. Bu arada Barzani ve Kerkük konusunun yansıra Türkiye’nin Irak ve Suriye içinde faal olmasını istemediklerini ima etti.

          Bakan yandaş düşünce kurumu İbrahim Kalın’ın SETA adlı düşünce üreten kurumda az seyircili çok yandaş basınlı bir toplantıda konuştu ve Ankara’nın desteksiz teorilerini anlattı. Washington uzun süre önce Ankara’daki iktidarı silmişti. Şimdi aklınıza bir soru gelebilir. İyi de neden hala dostluk ve müttefiklik şarkıları söylüyor diye. Arkadaş, bir yerlerinden yakaladığı ve bu kadar oynayabileceği bir başka lider ve iktidar bulamaz da ondan. Ankara’dan atılan “Ey” nutuklarına aldırmayın. Dışarda herkes bu “ey”lerin Türkiye’deki çıkar sürülerine yönelik olduğunu çok iyi biliyor.

          Bu yazının sonunda bugünlerde yeniden sesi çıkmaya başlayan Egemen Bağış’a da değinmek istiyorum. Geçenler de gene hadsizlik yapıp, bu ülkenin son cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e dil uzatmış. Adamın kalitesi ve kantitesi bu olunca başka şey beklemek hata. Herkes onun “hayırlı cimaları”, “makara-bakara” ve Aralık ayındaki Zarraf olayına bağlanan yolsuzluk dosyaları ile onu hatırlar. Ben kendisini Federasyon başkanlığından değil de, askerlere kurulan kumpas tezgâhının ilk Washington’da sahneye konmasından hatırlıyorum. Hudson’da Zeyno Baran’ın da bulaştığı askerlere ilk Ergenekon tezgâhı açılışında Hoca efendinin Taraf gazetesinde sonradan yerini alan Yasemin Çongar ile tezgâh açışlarını unutamıyorum. Kendisi hala bildiğim kadarıyla Amerika’ya giremiyor. Bilalcikte öyle galiba. Unutmadık. Evette çıksa Hayırda, bunlar kayda girdi arkadaş, en azından sus, kendini unuttur bari.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI