Bugun...
Papaza karşılık Sarraf


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-07-2017 00:00
     

         Kılıçtaroğlu’nun Adalet yürüyüşü kazasız belasız bitti. Kılıçtaroğlu yürüyüşü diyorum, çünkü kahraman Türk milleti denize girmeyi ve güneşlenmeyi daha önemli gördü. Başından beri bu hareketi sabote eden iktidara yalaka ve sarayın ayak elemanları bu kez de bu harekete katılanların sayısıyla oynadı. Hoş Anadolu ajansının sabahtan miting alanı hazırlanırken çektiği resmi servis ederek “bak görüyor musunuz kimse katılmadı” demesinden, valilik açıklamalarının nerede sona ereceğini tahmin etmiştik. Yanılmadık. Kalkıp ta 2 milyon kişi katıldı falan diyecek halleri yoktu ya. (Oysa bize düşmanının gerçek sayısını doğru tahmin edemeyen ve bilmeyen komutan savaşı kaybeder diye öğretmişlerdi, bunlar farklı molla komutan)

         Aslında diktatörlük altında inleyen bir ülke halkından yalnızca 2 milyonun bile bu tür bir harekete katılması az. Üzerine ölü toprağı serpilen milletin bu ülkenin çöküşündeki rolünü de kabul etmek lazım. (Ama facebookta yürüyüşe katılanları ve canlı yayınları beğen işareti yolladılar ya bu bile yeteri kadar katılım yani) Ayrıca adı haber kanalı olan yalaka yandaş TV ve gazeteler aldıkları talimat üzerine haberlere ancak kıyısından köşesinden girdi. ABD’de böyle bir hareketi, iktidar-muhalefet destekleyen tüm basın kuruluşları sabahtan canlı yayınlar. Hani arada bir diyorum ya şekil tamam ama kafa hala şarklı diye. Şarklı bile değil, Mağara, mağara.

         Mağara demişken aklıma geldi, geçenlerde bir TV programında seyrettiğim olayı ve raporu aktarayım. İstiklal savaşı öncesi hani han dedikleri danışman Maraş dondurmacısı kılıklı adamın yere göğe koyamadığı, Abdülhamit döneminde Almanya birkaç görevli yollayarak Anadolu’nun durumunu araştırıp bir rapor hazırlamasını istemiş. Raporda ise Alman görevliler, “Anadolu’nun mağara devri yaşadığını, taş devri simgesi kağnıları kullanıldığını, evlerin son derece iptidai olduğunu, ısınma, okuma-yazma ve sağlık hizmetleri ile ulaşımın bulunmadığını” yazmış. Bakın şu ahlaksız Almana oysa o tarihte Osmanlı’da uzay araçları falan vardı. Hatırlatırım, bu sahneler de daha Mustafa Kemal falan yok.

         Etrafa ey diye seslenen ve paralardan, spor sahalarından ve köprülerle havaalanlarından Mustafa Kemal’in adını silip Osmanlı hanlarını ev Abdülhamit’in ismini yerleştiren kafa, Cumhuriyetin ülkeyi 100 sene de getirdiği düzeydeki mal varlıklarını mirasyedi gibi satarak yaşadı ve yaşıyor.

         Bu sabah haberlere bakarken, üzülerek daha önce uyardığım bir konunun tekrarlanarak gerçekleştiğini gördüm. Hatırlarsanız AKP’li bakanları artık Avrupa istemiyor ve açıkça “gelme” diyorlar. Bugünde Avusturya, Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin ülkeye girişini yasakladı. Hatırlayın geçen hafta da AKP’li bakan merhum Türkeş’in yüzkarası oğlu yanar-döner Tuğrul Türkeş’in Hollanda’ya girişi yasaklanmış. Daha önce de kadın işlerinden sorumlu bakanın Almanya ve Hollanda’ya girişine izin verilmedi.  Ülkemiz için ne kadar yüz kızartıcı bir durum. Beni temsil eden bir yönetici sınırlardan sokulmuyor. Sıra yakında halkada gelecek

         Konu yalnızca bunlarla sınırlı değil. Düşmanımız PKK’ya veya adı değişik yan kolu YPG’ye en gelişmiş silahları hibe olarak veren ABD, Türkiye’ye silah satışını sınırladı. Belki bilmiyorsunuz, bir ülkeye silah satışı üzerine ABD Savunma Bakanlığı Pentagon teklifi yapar ve onay için Kongre’ye gönderir. Kongre’de bir tane bile milletvekili veya senatörün itirazı bu satışın gerçekleşmesini önler. Geçmişte bunun çok örneklerini gördük. Şu anda Kongre’deki son hareket Türkiye’nin parasını ödemesine rağmen teslimat beklediği F-35 savaş uçaklarının teslimatının durdurulması eylemi. Bu olayı tetikleyen, Erdoğan ve koruma ordusunun kendilerini Türkiye’de sanıp karşı kaldırımdaki göstericileri dövmesi.

         Biliyorsunuz bu kişiler için uluslararası ve Amerika’ya girerlerse tutuklama kararı var. Taşımalı Cami cemaatinden bir gurup tutuklandı. Erdoğan’dan Trump’tan bunlardan birinin salıverilmesini istemiş. Bu kadar yıldır öğrenemedi, Amerika başkanlarının kendisi gibi padişah yetkileri yok ve adalete müdahale edemeyeceklerini. Bu arada ABD’nin Ankara’daki eski büyükelçilerinden Eric Edelman bir başka iddia ortaya attı.

         Eski Büyükelçi Washington Post gazetesinde yayınlanan bir uyarı yazısında, Erdoğan’ın Amerikan adli sistemine müdahalesinin önlenmesi çağrısında bulundu. Yazıya göre, İzmir’de FETÖ’cülük iddiası ile tutuklu bulunan Amerikan vatandaşı Papaz Andrew Brunson’a karşılık, Rıza Sarraf’ın salıverilmesi istenmiş. FETÖ terör örgütü üyesi olmakla suçlanan Brunson tutuklanana kadar 21 yıldır İzmir’de sakin bir hayatı varmış. Onbir aydır tutuklu bu papazın avukatı ise savcılığın elindeki iddia ve delillerin komik olduğunu savunuyormuş. Edelman’da yazıda aman ha Türk adalet sisteminin içine ettiler izin vermeyin bizim sistemimize de rezil etmesinler diyor. Şimdi bana sorsanız papaza karşı ABD Rıza Sarraf’ı bırakır mı diye? İnanın gülerek hayır derim.

         Ben bu yazıyı yazarken asrın lideri, damatla birlikte yürüttükleri Petrol konferansında dünya sorunları için ulvi görüşlerini ileri sürüyordu. Hamburg’taki resimlerden de anlaşılacağı gibi G-20’nin yalnız adamı aile resim çekinmesinde karısı ile o karede yer almak istemedi. Neden ki acep? Bu gelişmeler artık Türkiye’nin kendi bölgesi ve sınırları da dâhil hiçbir sorunda yellenme kadar bile esamisi okunmuyor. Sen bağır çağır, kimse dinlemiyor ki seni, içerdeki yalakaların ve kılların dışında.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI