Bugun...
Sosyal medya- Kısa dalga radyo


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-03-2017 07:46
     

Yeni nesil bilmez. Her halde bizde son kalıntılarıyız. Bizim zamanımızda, darbeler gibi baskı dönemlerinde en popüler haberleşme elimizden alınıp iş propagandaya dönünce başka yollara başvururduk. Bunun başında da kısa dalga radyoculuk gelirdi. Bugün radyolarda kısa dalga yok gibi. Siyasetçiler tarafından kullanılan radyoların haber değeri yok gibiydi. O yıllarda facebook veya internet ile sosyal medya olmadığı ve teknoloji bu kadar ilerlemediği için en popüler haber alma kaynağı kısa dalga radyolarımızdı.

Bu radyolar arasında, yabancı devletler tarafından yapılan ve yabancı dil bilenlere yönelik, İngilizce ve Fransızca yayınların yanısıra en popülerleri Türkçe yayınlardı. Bunlar arasında İngilizlerin BBC Türkçe, Amerikalıların VOA Amerika’nın sesi,  Fransızların "Radio France International", Almanların Deutsche Welle, İtalyanların RAI ve Lüksenburg radyosu vardı. Bunların yanı sıra doğu bloku adına yayın yapan Radio Moskov ve Doğu Berlin’den yayın yapan Komünist partisi radyosu bile vardı. Bunlara ek İranlıların, Arapların ve Hintlilerle Çinlilerin Türkçe yayınları da vardı.

Akşamları belirli saatlerde herkes güvendiği radyonun frekansını bulur ve alternatif haberleri onlardan dinlerdi. Bu yüzden ülkede en yaygın haberleşme fısıltı gazetesiydi. Bunlar içinde doğru haberler bazen balon gibi şişer, haberi yayan bile yayılan balon habere inanırdı. Bu nedenle haberleşmeye baskı yapmanın en büyük tehlikesi ortaya çıkar ve bu balon haberler baskıyı yapan siyasi iktidarları bile şaşırtır bazen de inandırırdı.  

Bu anlattıklarım bugün yaşanıyor. Açtığınız her televizyonda o konuşuyor. Muhalif olanları da baskı veya satın alarak çökerttiler. Ben o sesi duyar duymaz istasyonu değiştiriyorum Bilmem ama bana göre kötü de bir hatip. Mesela Süleyman Demirel veya Osman Bölükbaşı gibi eski politikacılarda halkın düzeyine inerek asrın lideri gibi konuşurlardı. Ama bu iki büyük ve tarihi liderin bir başka özelliği vardı asrın liderinden farklı olarak. Her ikisi de devletin birliği ve varlığı ile devamına inanırlar ne kadar eleştirilerse eleştirsinler o başında oldukları devleti eleştirmezlerdi. Belki de bunda en büyük etki eğitimleri ve dünyaya bakışlarıydı. Bide her ikisi de Türk olmaktan utanmaz gurur duyarlardı. Her ikisinin de uluslararası sorunları olmuştu ve hatta Rusya ile flört ediyor diye ABD Demirel’in ipini çekmekten çekinmemişti.  

Muhaliflerine saldırılardı. Hem de akla hayale gelmeyen laflar ve cümlelerle ama siyaset hiç bugünkü gibi seviyesiz ve kalitesiz olmamıştı. Mesela o yıllarda Ecevit, Demirel’in partisinden iktidarda kalabilmek için yaklaşık bir düzine milletvekili devşirmişti. Ama bugünkü devşirmeler inanın o günkülerden çok daha kötü ve tehlikeli.

Bugün mesela konuşan ve bakan olan siyasileri, dün birbirine küfredenler şimdi hepsi yağlı ballı. Hadi diyelim fikir değiştirdiler. Ama öyleleri var ki yetkililer arasında bir dönemlerin herkese şantaj yapan şaibeli emniyet müdürü ve içişleri bakanlarının kabine içindeki temsilcileri. Kendisine darbe yapanları bile kadrolarında tutanlar. İnanmadığını söylediği anayasanın verdiği görevi yapanlar, bağımsız olması gereken adaleti bağımlı hale getirenler, devletin parası ve hazinesini korumakla görevli olanların bunların har vurup harman savurması. Siyaset hiç bu kadar kalitesiz ve vurdumduymaz olmamıştı.

Yani demem o ki, meydanlarda sizi alkışlayanlar size inandıklarından veya sevdiklerinden falan değil, sizden korktuklarından ve gidecek başka eğlenceleri olmadığı için böyle davranıyorlar. Ama gizli gizli hakkınızda çıkan haberleri izliyorlar ve hatta takma isimlerle yorumlarda falan da bulunuyorlar. İşte yönetenler arasında sevilen ve korkulan ile nefret edilenler arasındaki fark. Korkulan lider arkasından her an vurulur. Bu yüzden etrafında hep binlerce kişiden oluşan korumaları vardır. Ama o korkulan lideri en kolayda onu koruyanlar vurur.

İşte Türk televizyonlarını seyrederken bunlar geçiyor aklımdan. Hep o günleri yaşıyorum. Eski kısa dalga radyo dinlediğimiz günleri yaşıyoruz. Bugünle o günleri mukayese ediyorum. Görüyorum ki durum askeri yönetimlerin yarattığı baskılı günlerden kötü. O günlerde de özgürlükler kısıtlıydı, bugünde. Hani Avrupa’ya demokrasi nasihat edenlerin halkı kendi topraklarında özgür ve demokrat değil. O günlerde de basına sansür vardı. Bugünde basına sansür var. O günlerde de adalet talimat alıyordu, bugünde.

Demek ki biz şu anda otoriter bir rejim altında yaşıyor ve etrafa demokrat görünmek için numaradan referandum falan yapıyoruz. Gündeme oturtmak istedikleri Osmanlının en paranoyak padişahı Abdülhamit’in jurnalcileri vardı ispiyoncu olarak. Bizimkinin de yalakaları ve şarlatanları var. Demek ki bu noktada paranoya ortak hastalık. Adam ülkeyi değiştirmek istediği şekilde yönetmiyor mu? Yeni anayasa falan diye kimi kandırıyoruz?



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI