Reklam
Bugun...
Suriye, Türkiye için köprüden önceki son çıkış


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-04-2018 07:08
     

         Sevgili okurum, Allah’ın inayeti ve sınırlarımız içindeki dindar cemaatin dualarıyla mahşerin ve şeytanın üç atlısı ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye’deki zalimi cezalandırmak için harekete geçti ve bir dört saat içinde o topraklara 103 roket attı. (Bizim mümin geçinen bu takımın yaklaşık bir yıldır bu üçlüye küfrettiğini ve ardından bu üç atlıya Müslümanları bombaladığı için şükranlarını sunduğunu da aklınızda tutun.)

          Şimdi kinaye yapmayı bir kenara bırakıp bu saldırıların altındaki amacı bulmamız gerek. Benim bir süredir kafamı kurcalayan bir değil, birkaç birbirine bağlı soru ve kolay gelen yanıtları var.  Bakıyorum bölgeye yapılan saldırıların altından hep bu melanet üç atlı çıkıyor. Birinci dünya savaşından bu yana sular durulmuyor. Evet, petrol da büyük bir etken ama tek etken değil. Bakıyorum bizde petrol falan da yok, neden bunlarla yıldızımız barışmıyor. Ne istiyorlar bizden?

          Basit, İslam âleminden, tek Türkler, evet Arapların zorla Müslüman yaptığı Türkler, devrim yaparak cumhuriyet ve demokrasi yolunda önemli adımlar atıp, geri kalmış bu bölgede uygarlığa doğru sıçrayan ve de büyük bir mesafe kaydederek başarıyla bu uygar geçinen guruba katılmak için davet bile almışlardı. Bu durum İslam âleminde örnek olmuş, Libya’da Kaddafi, Irak’ta Saddam, Mısır’da Enver Sedat, Pakistan ve Afganistan da, askerler laik partiler kurarak din ile devlet işini birbirinden ayırıp modern topluluklar yetiştirmeye başladı.

          Bakmayın batının örnek ülkesi olduğunu savunan bazı ülkelerin bu ülkelerdeki insan hakları ve demokrasiyi eleştirmesine. Bu savunmalar, eleştiriler bu ülkelerin işlerine geldiği, çıkarlarına yararı olduğu kadarıyla ortaya kondu. Türkiye’de din özgürlüğünü ve kapanmayı savunup eleştirenler ardından ülkelerinde başörtüsü yasakları çıkardılar. İslam ülkelerinden gelen göçmenleri almadılar.

          Ama Türkleri Çanakkale’de zorlayan sonra pılısını pırtısını toparlayıp gitmek zorunda kalan bu takım (ABD’de işgal gücü arasında görünmez bir şekilde varlığını sürdürmüş, İzmir’in tahliyesinde limanda savaş gemileri demirlemişti) intikam için uzun vadeli bir plan yapmak zorunda kaldı. İlk hedef Mustafa Kemal’in askerleri olan Cumhuriyet’in bekçisi Türk subaylarını temizlemekti. Ben ne hikmetse yıllardır Lozan anlaşmasını Kongresi tarafından onaylamayan Washington’da Amerikalı yetkililerin Türkiye’de resmi dairelere asılan Atatürk resimlerinden okullar ve meydanlardaki Atatürk heykellerinden rahatsız olduklarını bilmeme rağmen sebebini anlamadım.

         Türk ordusunu dağıtmak için önce NATO içinde Türk subayları zehirlenme işlemi başlatıldı. Bu arada 1980 darbesi ile Kenan Evren sayesinde ülkede İmam Hatipler ’in sayısı artırıldı. 1990’lı yılların sonunda bir FETÖ belası Ordu, Adalet ve Polis içine kanser gibi yayılarak ülkede güvenlik, istikrar ve adaleti sağlayan tüm kurumları bozdular. Zehirlenme yıllarla hızlandırıldı. Ergenekon ve Balyoz operasyonları ile ordudan ABD ve NATO karşıtı subaylar temizlendi. Yerlerine imam komutanlar atandı.

         Bu arada siyaseten ülkedeki radikal dincilere parti kurdurulup iktidara getirildi. Bunda engelleri aşabilmek için AKP’li Bülent Arınç’ın amcaoğlu CHP lideri Deniz Baykal önderlik etti. Koreli Moon tarikatının toplantılarına gizli gizli katılan Baykal daha sonraki yıllarda Erdoğan’ın seçimi kaybettiğinde Devlet Bahçeli ile birlikte yeniden seçim kazandırttılar. Meclis Başkanı olmak istedi kandırıldı, şimdilerde hasta yatağında CHP içi başka oyunlar peşinde.

         Neyse lafı dolandırmayalım, şeytanın üç atlısı geri kalmış İslam ülkelerinde hak etmeyen irticacı bir lideri başa getirdiklerinde yolsuzluklara bulaşacağını ve kısa sürede diktatörlüğünü ilan edeceğini tecrübelerine dayanarak biliyorlardı. Türkiye’de bir zorlamayla daha önce sıkıyönetimleri eleştiren ama kendisi de sıkıyönetim ilan eden asrın lideri tek adam yönetimine geçişi de yasal hale getirme çabalarına hız verdi. Parlamenter sistemi kaldırarak Başkanlık tek adam sistemini getirdi.

         Şimdi bir soluk alın arkanıza yaslanın ve düşünün. Kardeş İslam ülkelerinde neler olmuştu ve oluyor? Demokrasi ve özgürlük yok diye buralara şeytanın veya mahşerin üç atlısı saldırmış, yerle yeksan edip küllerinden yeni yeni kendilerine sadık sistemler yaratmadı mı? Libya, Mısır, Irak, Suriye bunların en güzel örneği değil mi? Bu ülkeler kıçlarını hala toplamaktan acizler.

         Bizdeki radikal dinciler ne yaptı, bacası tüten bir fabrika mı kurdular? Yok, olanları da yok pahasına satıp kapattılar. Limanlar, arsalar, topraklar hep elden çıktı. Kemalistlerin biriktirdiği sermaye eritilip saraylarına bardak ve koltuk aldılar. Köprüler yollar yaptık dediler, başkalarına aynı Osmanlının son günlerinde yaptığı gibi kapitülasyonlar verdiler. Köprülerin, yolların, havaalanlarının yapım ve imar parası kullanım az denilerek halkın sırtına borç olarak yıkıldı. Ama asrın lideri 600 milyar dolarlık dış borca rağmen hala kalkıp IMF’e borcumuz yok diyebiliyor. 35 sene önce IMF’e 40 milyar borcu olan Türkiye bugün dünyaya 600 milyar borçlu.

         Sonuç olarak demem o ki, bugün Suriye’nin başına gelenlerin Türkiye’nin başına gelmesi ve patlaması an meselesi. Asrın lideri demokrasi ve özgürlükleri teker teker yok ederken, sevgili Anadolu kaplanları, yeni yetme zenginlerimiz birde başka türlü düşünün, o cukkaladığınız paraları yemeye zamanınız olabilecek mi acaba?



 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI